İNTİHAR HABERLERİ DAHA ÇOK FREN GEREKTİRİYOR

...

“Kurtarılma ihtimali bırakmamış” biçimindeydi haberin başlığı. Spotunda da 20 yaşındaki hemşire Nazlı Aksu’nun intiharıyla ilgili ayrıntılı bilgi veriliyordu: “Aşırı dozda ilaç; Aksu’nun hemşire arkadaşı İlknur Akbaş, ‘… enjekte ederek ölmek istemiş. Hiç kurtulma ihtimali bırakmamış.” Haberde Akbaş’ın, “Acı çektirmeyen, çok hızlı ve kesin bir ölüm yolu” cümlesi de aktarılıyordu.

Adının verilmesini istemeyen bir okur, intihar biçimiyle ilgili bu habere tepki gösterdi. Bir uzman olduğu anlaşılan okurumuz, intihar haberleriyle ilgili genel bir değerlendirme yapıyordu aynı zamanda:

“İntihar olayının haber değeri olabilir. Fakat intiharı özendirici olarak vermek çok zararlıdır. Bir bomba haberini verirken, bombanın yapım şeklini de vermek gibi bir şey. Bu haberi yazan ve yayınlayanlar, intiharın bir tür hastalık, bir depresyon sonucunda, dönüşü olmayan bir karar olduğunu bilmem biliyorlar mı? Bazen de kaderin cilvesi olarak, bunu hazırlayanların ailelerinden biri de deneyebilir. Hürriyet gibi bir gazetede bu tür, zararlı-amacını aşan haberleri önleyici birinin olmaması çok acı. Sadece teknoloji yetmiyor. İşi öğrenmek için kafaların değişmesi gerekiyor.”

Açık söylemek gerekirse, o haberi gazetede gördüğümde ben de gözlerime inanamadım. Hele “acı çektirmeyen, çok hızlı ve kesin bir ölüm yolu” ifadesinin haberde yer alabilmesine şaşırdım. İntihara eğilimli bir kişi için böyle bir haberi okumak nasıl bir etki yapar, yol gösterici olmaz mı, diye geçirdim içimden.

Geçen yıl gazetelerde çıkan bir haberi anımsadım. Unutulmaz bir yol göstericilik vakasıydı o haber. Boğaziçi Köprüsünden denize atlayan bir gencin üzerindeki mont, rüzgârla şişerek paraşüt görevi görmüş, 60 metreden denize düşmesine rağmen ölümden kurtulmuştu. Serdar Abdurrahman Taşkın adlı bu gencin montu sayesinde intihardan kurtuluş öyküsü, 28 Ocak 2009’da haber olmuştu.

Bu olaydan sonra Yaşar Ölmez adlı bir kişi, yine Boğaziçi Köprüsü’nde intihar girişiminde bulunmuş, ancak atlamadan önce üzerindeki montu çıkarmıştı! Tabii kurtulma umudu kalmamış, Sahil Güvenlik ekipleri cesedini bulabilmişti. 18 Ekim 2009’da intihar eden Yaşar Ölmez, montunu neden çıkarmış olabilir? “Montu paraşüt görevi gördü atladı ölmedi” haberlerini okumasa montun ölmesini engelleyebileceğini nereden bilecek?

İntihar haberlerinin yol göstericiliğinden kastım bu. Hatırlarsınız, bir zamanlar Hizbullah’ın insanları domuz bağıyla nasıl öldürdüğünün çizimlerle anlatıldığı haberlerden sonra bu ülkede domuz bağıyla cinayetler işlenmişti.

Maalesef bazen biz habercilerin iyi niyetle yazdığımız bazı unsurlar psikolojik sorunları olan kimi insanlara ilham verebiliyor ve dahası yöntem öğretebiliyor. O nedenle bütün dünyada netameli olarak görülen intihar haberlerinde dikkatli olmak durumundayız.

Milliyet gazetesi yedi yıl kadar önce Mehmet Y.Yılmaz’ın genel yayın yönetmenliği döneminde intihar haberlerini uzun uzun tartışmış, intihar haberlerinin özendirici olabildiği gerçeğinden hareketle bir de ilke kararı almıştı. Özetle, “Kamuya mal olmuş kişilikler dışında, alelade intihar veya intihar girişimi haberlerinin, bunlarla ilgili tartışmaların gazete sayfalarında yer almaması” benimsenmişti. Elbette bu ilke tartışılabilir, yeterli de görülmeyebilir; ancak intihar haberlerinde kesin bir kırmızı çizgi çekilebilmiş olması açısından önemli bir adımdı.

Fakat son dönemde intihar haberlerinde genel olarak medyada bir artış eğilimi gözleniyor. Medya Takip Merkezi, gazete, dergi ve tv kanallarındaki intihar haberlerinin bu yılın ilk sekiz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26 arttığını saptadı. Bu rakamlar da intihar haberlerinde fren mekanizmasına daha sık başvurmamız gerekliliğini ortaya koyuyor.