YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ

Kimi internet siteleri ve gazetelerde “Hürriyet bu röportajı yaptı ama yayınlayamadı” başlıklarını görünce konuyu araştırdım. Önce olayın Yazı İşleri’nden ve söyleşiyi yapan arkadaştan dinlediğim öyküsünü aktarayım.

Donanma Komutanı iken istifa ederek emekliye ayrılan Oramiral Nusret Güner ile Hürriyet adına Toygun Atilla söyleşi yapmış. Atilla, dört saatlik söyleşiyi deşifre ederek hazırladığı metni “kontrol etmesi” amacıyla Güner’e göndermiş. Atilla, düzeltmeleri yaptıktan sonra söyleşiyi 27 Ekim’de geçmiş.

Yazı İşleri, söyleşiyi ilginç bulup, yayımlamaya karar vermiş. Ama “geniş bir sayfa ayrılabilen bir gün” beklenmiş, sonra da “gündemdeki yoğunluk nedeniyle söyleşi yayımlanamamış”.

Aradan 10 gün geçmesine rağmen söyleşinin çıkmamasına sinirlenen Güner, söyleşinin metnini 6 Kasım’da Twitter’dan açıkladı. Tweetine koyduğu notla da Hürriyet’i suçladı:

“Hürriyet ile yaptığım, ancak yayınlanmayan ‘Deniz Kuvvetlerinin düşürülmüş olduğu durum’ hakkındaki söyleşim 25 Ekim.” https://docs.google.com/document/d/1FIz_VQ9UZQ_RZEFPyt27K5MB2O8i2AlgGCgEudpRB7o/edit?pli=1

İşte bu tweetin ardından “Hürriyet’in yayımlayamadığı söyleşi” haberleri çıktı çeşitli yerlerde. Bu gelişmeler üzerine konuyu Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu’na da sordum; o da Yazı İşleri’nin söyleşiyi yayımlamama kararı olmadığını ifade etti. Sonra da bir noktayı vurguladı:

“Hürriyet, Ergenekon ve Balyoz gibi kamuoyu nezdinde derin tartışmalar yaratan büyük davalarda tutuklu ve hükümlülerin söz hakkına en fazla saygı gösteren gazeteler arasındadır.”

Hürriyet yönetiminin, Nusret Güner söyleşisinin akıbeti ile ilgili editoryal yaklaşımı bu...

 

Cinayet haberi

Haberdeki fotoğrafta kızın gençliği dikkatini çekmiş bir okurun. Telefonla arayıp, “Haberde, öldürülen annenin 54 yaşında olduğunu yazıyor ama fotoğrafta genç bir kız var” dedi.

Bir anne ve iki kızının öldürülmesine ilişkin “Sevgilisi için ailesini katletti” haberinden söz ediyordu. Gerçekten fotoğrafta bir gariplik olduğu ilk bakışta bile anlaşılıyordu.

Hemen diğer gazetelere baktım; haber yazan arkadaş ve editörlerle konuştum. Evet, fotoğraf anneye değil, 20 yaşındaki kızına aitti. Ayrıca haberdeki yanlışlar bu fotoğrafla sınırlı değildi. Annenin adı, haberde yazıldığı gibi Güllücan değil Gülizar Özbir’di; cinayetleri işleyen Ömer Kaya’nın “eski karısı” değil, “imam nikâhlı eşi”ydi. Ömer Kaya da haberde belirtildiği gibi 40 değil 55 yaşındaydı.

Bir cinayet haberinde bu kadar yanlış olması üzerinde durmaya değer. Nedenini araştırdım. İstanbul İstihbarat Servisi’nden Çetin Aydın, 6 Kasım akşamı cinayeti duyar duymaz haberi toplamış; servis şefi Celal Korkut da saat 18.28’de haberi geçerken “haberin ilk bilgilerle yazıldığı, hatalar olabileceği, ayrıntıların sonra geleceği” uyarısında bulunmuş.

Olay yerine giden Fırat Alkaç’ın saat 20.14’te gönderdiği mailde, ilk haberdeki bilgi hataları düzeltilmiş. Fakat Yazı İşleri’ne geçilen bu haber gazeteye konulmamış, yanlışlarla dolu ilk haber gazetede aynen kalmış. 

Gece editörü İzzet Doğan, o akşam haber trafiğinde yaşanan yoğunluktan kaynaklanan bu yanlışlıktan dolayı üzgün. Okurlardan özür diliyor. Gazetecilik her gün maraton koşarcasına hızlı yaşanan bir meslek. Ne kadar titiz davranırsanız davranın bazen böyle yanlışlıklardan kaçınılamayabiliyor. Önemli olan hatayı kabul etmek ve tekrarlanmaması için ders çıkarmak. İzzet Doğan’a açık sözlülüğü için teşekkür ederim.

 

Seçim anketleri

Yerel seçimler yaklaşırken yine partiler ve adaylar, hatta aday adayları ile ilgili kamuoyu araştırmaları sıklıkla yayımlanmaya başladı medyada. Okurların dikkatini çekmiştir, Hürriyet Dünyası uzak duruyor bu araştırmalara.

Zira kimi zaman bu araştırmalar, kamuoyundaki eğilimleri araştırmak yerine kamuoyunu yönlendirmeyi de amaçlayabiliyor. Aralarındaki farkı ayırt etmek de titiz bir editoryal çalışma gerektiriyor. Bu kaygıdan hareketle Doğan Grubu Yayın İlkeleri’nde kamuoyu araştırmalarının yayımı konusunda özel sınırlandırmalara da yer veriliyor:

“Kamuoyu araştırmalarıyla ilgili bütün haberlerde, yapan kuruluşun adı, kimin talebi ve finansmanı ile yapıldığı, tarihi, görüşülen kişi sayısı ve araştırma yöntemi açık olarak belirtilir.”

Bu çerçeveye uysa da siyasi partilerin yaptırdıkları araştırmaların medyaya duyurulmasında hedefin seçmeni etkilemek olduğu açık. Artık anket sonuçları açıklamak partilerin propaganda çalışmalarının bir parçası halini aldı.

Medya bu propaganda çabalarının parçası olmamalı. Medyanın görevi -her zaman olduğu gibi- seçim döneminde de doğru, tarafsız, nesnel bilgiler aktararak seçmenin karar verme sürecine yardımcı olmak…

 

Okurdan kısa kısa:

Ahmet Feridun Gündoğdu: 31 Ekim’de “Mahmutbey’e özel mahkeme” haberinde, özel yetkili mahkemelerin kullanacağı bina ibaresi geçiyor. Bildiğim kadarıyla davaların sonuna kadar açık kalacaklar (Silivri ve Ankara) hariç özel yetkili mahkemeler kaldırıldı. Hala bu şekilde bahsetmek ne derece doğru?

Not: Haklısınız, haberde kastedilen de kaldırılan özel yetkili mahkemeler değil, TMK ile yetkilendirilen yeni mahkemeler. Tabii bunlar da bir tür özel mahkeme.

Ahmet Kuru: 5 Kasım’da Mursi’nin Mısır’da mahkemeye çıkarılması haberinin başlığı “Duruşmaya Türk malı ceketle geldi”! Bravo, size göre seçilmiş bir cumhurbaşkanının yargılanması ve sözleri değil, ceketi önemli. Türk malı olsa ne olur olmasa ne olur? Bununla övünmenin ne anlamı var? 

Tuncay Hacaloğlu: Dün gece (7 Kasım) Trabzonspor Legia’yı Varşova’da 2-0 yendi. Gazeteler bu sonucu ilk sayfalarından verirken Hürriyet’in bunu es geçmesi ne ile izah edilebilir? Böyle bir sonucu Fenerbahçe alsaydı gene birinci sayfadan verilmeyecek miydi? Bu tutumu kınıyorum.

Uğur Erman: 2 Kasım’da ekonomide çıkan “3 günde 900 bin kişi” haberinin giriş cümlesinde “Karaman, dün bugün itibariyle Marmaray’da yaklaşık 900 bin kişinin taşındığını belirterek..” diyordu. Dün mü bugün mü, anlamadım.

Umut Özen: “Claudia Rogge sergisi İstanbul’da” haberinde sanat fotoğraflarına yaptığınız sansür çirkin. Arşivinizde erotik fotoğraflar varken sanat eserine bunu yapmamalıydınız.(4 Kasım)

Şebnem Özay: Tam soracaktım, (geçen hafta) siz de bu konuda yazmışsınız. Kadın çıplaklığından korkmak mı? Haberlerinizi açtığımızda “Bana şaplak at” gibi bir sloganla kadın poposu resmi. Türkiye’nin saygın gazetelerinden birini okuyorum sanıyordum. Bunun korkuyla değil ahlak ve kültürle alakası var.

Taner Dora / Ayhan Sındar: 7 Kasım’da “Masraf hukuk dışı” haberinde “Geri iade talep edildiği” belirtiliyor. İade kelimesi zaten geri kelimesini de içerir. Böyle bir hata nasıl gözden kaçıyor?

Zati Ünal: Ankara’nın merkezinde oturan bir okurunuzum. 1 Kasım’da, sabah saat 07.00’de evime gelen gazetenizde ne yazık ki FB-CSKA ve GS-Malaga Euroleague maçlarıyla ilgili haber göremedim.

Not: Gazetenin daha geç basıldığı yerlerde bu maçla ilgili haber vardı.

 

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 11 KASIM 2013

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).