KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ

Gerçeği fotoğrafla bile anlatmak bazen çok zor olabiliyor. İnsanlar, fotoğrafın gösterdiği o yalın gerçeği bile reddedebiliyor.

“Kalaşnikoflu karşılık” fotoğrafı da maalesef böyle bir kaderi paylaştı. Milliyet ve Hürriyet internet siteleri ile Hürriyet’te yayımlandığı andan itibaren önce sosyal medya ve kimi haber sitelerinde itirazlarla karşılandı. Sonra okurlar ve politikacılardan eleştiriler geldi.

Halbuki Kahire’de asker ve polislerin katliama giriştiği meydanda, Mursi yanlılarının da tüfekle karşılık verip, çatıştığı bilgisi AFP’nin (Agence France Press) fotoğrafına dayanıyordu. AFP’nin fotoaltında şu bilgi yer alıyordu:

“Mısır’ın devrik cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi destekleyen Müslüman Kardeşler taraftarları, güvenlik güçleri 14 Ağustos 2013 tarihinde Mursi destekçilerini dağıttıktan sonra, Kahire’deki Mustafa Mahmut Meydanı’nda polisle çatışırken AK47 ve polis kalkanları taşıdı.”

Yine de “Kalaşnikoflu karşılık” fotoğrafını çeken Halid Kamil’den fotoğrafın öyküsünü öğrenmek istedik. Hürriyet Paris Temsilcisi Arzu Çakır Morin, AFP yöneticileri aracılığıyla Kamil’den şu yanıtı aldı:

“Fotoğraf, Müslüman Kardeşler grubunun içinden çekildi. Bu kişiler sivil giyimli ve maskeliydi; silah taşıyorlardı. Mohandissine mahallesi Ahmed Abdel Aziz sokağında, güvenlik güçleri ile çatışma sırasında, Müslüman Kardeşler grubunun ön saflarında duruyorlardı. Taş ve kum torbalarından barikat kurmuşlardı. Ellerindeki kalkanlar ise polise ait bir mühimmat kamyonuna göstericiler tarafından yapılan saldırıda çalındı. Kamyon ateşe verildi.”

AFP yöneticileri de fotoğrafı savundu. Kaldı ki, fotoğrafı çeken Halid Kamil, sadece ateş eden Mursi taraftarlarının fotoğraflarını çeken bir gazeteci değil. Askerlerin öldürdüğü, yaraladığı protestocuların fotoğraflarını da çekmişti aynı gün. “Kahire’deki en cesur foto muhabirleri”nden biri o...

Ayrıca ateş eden Mursi yandaşlarının fotoğraflarını çeken başka gazeteciler de vardı. EPA’dan (European Pressphoto Agency) Ali Seba ve AP’den (Associated Press) Roger Anis de o gün benzer fotoğraflar geçmişlerdi. Ali Seba çektiği bir fotoğrafa “Mursi’yi destekleyen protestocularla güvenlik güçleri arasındaki çatışmalarda iki protestocu silahlarını tutarken, diğerleri de siper alıyor” notu düşmüştü. Roger Anis de aynı saatlerde çektiği bir karede “Orta yaşlı bir Mursi destekçisi, ağacın arkasında siper alıyor” bilgisi veriyordu.

Fotoğraflardaki gerçek politikacılar için can sıkıcı olabilir ama gazeteci gördüğünü yansıtmak zorunda. Gazeteci siyasi bir gözlükle bakıp, izlediği olayın hoşa gitmeyen taraflarını görmezden gelemez. Kaldı ki, darbeye direnen binlerce protestocunun güvenlik güçleri tarafından katledildiği olaylardan söz ediyoruz. Böylesi bir katliama karşı kendilerini korumak isteyen bazı göstericilerin silaha sarılması desteklenmese de anlaşılabilir bir tutum. Elbette az sayıdaki göstericinin silah kullanması, protestoların ana karakterinin barışçıl olduğu gerçeğini de değiştirmez.

 

Kıbrıs’ta feminist vekil

“KKTC’de yemin krizi” haberi, “CTP’den milletvekili seçilen feminist Doğuş Derya, Meclis’te KKTC’nin bağımsızlığı ve bütünlüğünü öne çıkartan yemin yerine, ‘Rumlarla federal Kıbrıs kurma ülküsünden vazgeçmeyeceğine’ yönelik ant içince kriz çıktı” cümlesiyle başlıyordu.

Bu habere yöneltilen eleştiriler içerisinde en dikkat çekeni, Kıbrıslı Türk gazeteci Özgül Gürkut’tan gelendi. Gürkut, Hürriyet’teki haberin “yanlış ve eksik olduğunu” savunuyordu:

“Kıbrıs’ta federal çözüm resmi politikadır ve Kıbrıslı Rumlarla federasyon kurulması hedeftir. Ancak haberinizde Rumları ötekileştirerek, Doğuş Derya’nın direkt ağzından çıkmadığı halde ‘Rumlarla federal Kıbrıs kurma ülküsünden vazgeçmeyeceğine ant içince kriz çıktı’ denilerek kamuoyunu yanlış yönlendirme niyeti sergilendiğini düşünüyorum.”

Öncelikle bir haberi değerlendirirken, “niyet sorgulama”yı doğru bulmadığımı vurgulamalıyım. Ben gazeteci arkadaşlarımın iyi niyetle davrandığına, haberleri sırf gerçeği aktarmak için yazdığına inanırım. Tersini söylemek kanıt gerektirir.

Yemin krizi haberini inceledim; ilgili arkadaşlarla konuştum. Haberde iki sorun olduğu sonucuna vardım. Birincisi, gerçekten Doğuş Derya’nın okuduğu metinde “Rumlarla” sözcüğü geçmiyor. Nitekim Ömer Bilge’nin, 12 Ağustos’ta Hurriyet.com.tr’de çıkan haberinde böyle yazılmış. Fakat ertesi gün gazetedeki haberde, “Rumlarla” sözcüğü tırnak içine alınarak, Derya öyle söylemiş gibi sunulmuş. Bu yanlışın “editoryal düzeltme” sırasında meydana gelmesi üzücü.

İkincisi, haberde olayla ilgili bilgiler eksik. Örneğin Derya’nın “feminist” olduğu yazılmış ama milletvekilinin feminist bu özelliği ile okuduğu yemin metni arasında bağ kuracak bilgi verilmiyor haberde. Oysa okuduğu metinde “cinsiyet ayrımcılığı”na karşı çalışacağı yönünde ifadeler yer alıyor.

Metnin tamamı verilememiş olsa da yemindeki unsurlar haberde özetlenebilirdi. Bu bilgiler eksik olunca Doğuş Derya, sadece “Rumlarla federal Kıbrıs kurma ülküsü” peşindeki bir siyasetçiye indirgenmiş oluyor. Haberin ilk cümlesindeki tavır alan yaklaşım da haberdeki bu temayı pekiştiriyor.

Ancak Doğuş ile yine aynı arkadaşımızın yaptığı ve gazetede dün yayımlanan “Doğuştan feminist ve federalistim” başlıklı söyleşi, kriz haberindeki eksiklikleri önemli ölçüde giderdi.

 

Okurdan kısa kısa:

Çiğdem Fakılı: Haberinizde “Nadide Sultan’ın orkestrasında yer alan erkeklerin görünmemesi için sahneye çarşaftan paravan kondu” diyordu. Yanlış! O çarşaf, erkek müzisyenlerin kadınları görmemesi için konur. Anadolu’nun bazı yörelerinde eskiden yapılan “Avrat düğünleri”ni hiç duymadınız galiba.

Suphi Bediz: “Kask, Can’ı kurtaramadı”. 8 Ağustos’ta çıkan bu habere göre Can Zarb çarpma anında önce otomobilin ön camına göğsünü çarpmış, ardından da yere düşmüş. Düşme anında kaskın görevini yapıp yapmadığı haberden anlaşılamıyor. Başlık yanlış. Kaskın kazalarda işe yaramadığını çağrıştırıyor. Özellikle bilinçsiz ve yeni motosiklet kullanıcılarının kafasını karıştırabilir.

Ferit Akyol: Dün (5 Ağustos) bir Türk çocuğu dünya çapında bir başarıya daha imza attı. Kenan Sofuoğlu, Silverstone pistinde söke söke bir birincilik daha aldı. Spor sayfalarınıza bir bakın lütfen. Futbolcuların her adımı haber oluyor ve bu genç görmezden geliniyor.

Kamil Ilgın: 15 Ağustos’ta Mısır’daki katliam haberinde fotoğrafın üzerine “Darbeci General Muhammed Sisi halkına ateş açtırdı” yazdınız. Bildiğiniz ve hp yazdığınız gibi o generalin adı Muhammed değil, Abdülfettah. 

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 19 AĞUSTOS 2013

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).