CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?

KIRLANGIÇ YUVASI / 31

CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?

"Resmi tarih, okullarda okutulan tarihtir" dedi bilim adamı. Televizyon ekranlarında saatlerce süren tarih tartışmalarında duyduğum en berrak tanımdı bu.

Her kafadan farklı bir ses çıkan, kimsenin karşısındakini dinlemediği televizyon programı sürüyordu. Ben ise tanıma takılmıştım. Baktım olmuyor, ekranı karartıp, tanım üzerinde kendi başıma yol almaya çalıştım.

Resmi tarih, okullarda okutulan tarih ise demek ki, her şeyden önce devletin ya da onun adına birilerinin oturup, "resmi tarih tezleri" oluşturması gerekli. Onunla da kalmayıp, oluşturulan resmi tarih tezleri ders kitaplarına aktarılmalı, ders kitaplarının işbaşına gelen hükümete göre her yıl değiştirilmemesi de sağlanmalı.

Ülkemizde süreç bu şekilde işledi mi, şöyle bir geriye uzanalım. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında gerçekten bu yönde büyük çaba harcandı. Bu toprakların tarihinin yeniden yazılması, "Resmi tarih görüşü" oluşturulması, o yıllarda doğaldı.

Ne de olsa Cumhuriyet, Osmanlı’dan farklı olarak bir "ulus devlet"ti. Nasıl Yunanlılar, Bulgarlar ya da Araplar, Osmanlı’ya başkaldırarak kendi "ulus devlet"lerini kurmuşlarsa, Türkler de kendi devletlerini kurmaya çalışıyorlardı.

"Osmanlılık" yerine "Türklük bilinci"ni yerleştirmeyi hedefleyen Mustafa Kemal, 1930 yılında düzenlenen Tarih Kurultayı’nda konuşurken, "Ne mutlu Türküm diyene" fikriyatını dile getiriyordu:

- İnsanlığın en yüksek ve uygar kavmi, vatanı Altaylar ve Orta Asya olan Türklerdir. Türk uygarlıktır. Türk tarihtir.

Kurultay sonrasında çalışmalar hız kazandı, Türk Tarih Kurumu kuruldu. Mustafa Kemal’in isteğiyle bir araya gelen bilim adamları, "Türk tarihinin ana hatları" adlı bir kitap hazırladılar. (*) Kitabın temel tezi basitti:

- Uygarlık Tarihi, Türklerle başlar. Türkler, Orta Asya’dan yayılırken uygarlığı da dünyaya yaymıştır.

İzleyen yıllarda yazılan ders kitapları da aynı tezlere dayandı. Bu tezleri benimseyen "Cumhuriyet kuşakları" yetiştirildi.

Ancak ders kitaplarındaki "tarih" tezlerinde zamanla iki önemli fark oluştu. Birincisi "Türklük" kavramı, Cumhuriyet sağlam temellere oturdukça "silikleşmesi" gerekirken, giderek daha da yüceltildi. Öyle ki, başlangıçtaki "Uygarlık tarihi Türklerle başlar" yaklaşımı, ders kitaplarında "Aslında dünyadaki tek uygarlık Türklerdir"e dönüştü.

Geçmişten Türk devleti çıkarma yönündeki "bilimsel çabalar" da aşama kaydetti. Eski Türk devletlerinin bazıları listeden çıkarılsa, bazılarının isimleri değiştirilse bile Cumhurbaşkanlığı forsundaki, eski Türk devletlerini simgeleyen 16 yıldızın sayısı sabit kaldı:

 

Atatürk döneminde fors

Bugünkü Cumhurbaşkanlığı forsu

1- Türk-Hun İmparatorluğu

1- Büyük Hun İmparatorluğu

2- İskit İmparatorluğu

2- Batı Hun İmparatorluğu

3- Batı Hun İmparatorluğu

3- Avrupa Hun İmparatorluğu

4- Avrupa Hun İmparatorluğu

4- Ak Hun İmparatorluğu

5- Avar İmparatorluğu

5- Göktürk İmparatorluğu

6- Tukyu ve Kutluk Devleti

6- Avar İmparatorluğu

7- Karadeniz Şimalinde

7- Hazar İmparatorluğu

Muhtelif Türk Devletleri


8- Asya Türk İmp.dan sonra

8- Uygur Devleti

Orta Asya’da muhtelif isimlerde Türk devletleri


9- Samanoğulları Devleti

9- Karahanlılar Devleti

10- Gazneliler Devleti

10- Gazneliler Devleti

11- Karahanlılar ve

11- Büyük Selçuklu İmparatorluğu

Kara Hatalar Devleti


12- Selçuklular Devleti

12- Harzemşahlar Devleti

13- Harzemşahlar Devleti

13- Altınordu Devleti

14- Timur İmparatorluğu

14- Timur İmparatorluğu

15- Babur İmparatorluğu

15- Babur İmparatorluğu

16- Türk-Osmanlı İmparatorluğu

16- Osmanlı İmparatorluğu (*)

16. yıldızın simgelediği "Türk devleti" eskiden "Türk-Osmanlı İmparatorluğu" olarak yazılırken, bugün artık "Osmanlı İmparatorluğu" haline dönüştürüldü. "Türk" sözcüğünün çıkarılması "Osmanlı ve Türk" özdeşleşmesinin ulaştığı noktanın yansıması.

Ders kitaplarındaki "tarih" anlayışındaki ikinci değişim de bu noktada yatıyor. İlk ders kitapları, geçmişteki tüm "Türk devlet"lerini kutsarken, Osmanlı’ya cephe alıyordu. Bu kitapları yazanlar, Cumhuriyet’in, Osmanlı’yı yıktığının farkındaydılar, amaçları Osmanlı devletinin belleklerdeki "izlerini" silmekti. Onun için de yer yer Osmanlı’yı aşağılamaktan kaçınmadılar.

Osmanlı’nın itibarı zaman içinde yavaş yavaş yükseldi. Osmanlı’ya ilişkin reddiyeci yaklaşım ders kitaplarında terk edildi ve bir zamanlar "Ümmetçilik" diye aşağılanan "Osmanlıcılık" bu kez devlet eliyle baş tacı edilir oldu.

Onunla da kalmadı. Osmanlıcılık, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında filizlendirmeye çalıştığı "Türklük" fikriyatıyla iyice örtüştü. "Türk-İslam sentezcileri"nin, "İslamcılar"ın istediği oldu; Osmanlı’yı savunmak Türklüğü savunmakmış gibi sunuldu.

Garip şekilde, Osmanlı’dan nefret eden, Osmanlıcı olmayan Türkçülerin nesli, 1980’lere gelindiğinde neredeyse tükendi. Daha kötüsü, Cumhuriyet’in imparatorluğu yıkarak onun yerine kurulduğu atlanarak, Osmanlı’nın devamı gibi gösterildi.

Bence bu noktaya gelinmesinin temelinde Cumhuriyet’in, Türkçülük ideolojisini "resmi tez" haline getirdiği kadar kendi tarihine ve demokrasi kültürüne önem vermemesi yatıyor.

Bir demokratik Cumhuriyet düşünün ki, ders kitaplarında kendi tarihini okutamıyor. İşte o eşine az rastlanır ülkenin adı Türkiye!

Ders kitaplarında "Milli Tarih" diye Osmanlı tarihi okutuluyor; "İnkılap Tarihi" denilen derslerde de tarih, Atatürk’ün ölümüne kadar uzanıyor. Kurucusu ölünce, Cumhuriyet’in tarihi bitti mi?

Hayır. Cumhuriyet yoluna devam etti. Tek partili rejim aşıldı, üç askeri darbe oldu, partiler geldi partiler gitti, demokrasi mücadeleleri verildi.

Ne yazık ki, gençler doğup büyüdükleri ülkelerinde Cumhuriyet’in kurulduğundan bu yana olup bitenleri ders kitaplarından öğrenme fırsatı bulamadılar. Bulamıyorlar.

"Resmi tarih"in doğruluğunu, yanlışlığını tartışabilmek için önce var olması lazım. Oysa "Cumhuriyet tarihi"nin kitapları yok, yazılmadı, yazılamadı. Daha doğrusu demokrasi kültürü o denli gelişemedi.

Cumhuriyet’in tarih kitapları yazılabilseydi, Cumhurbaşkanlığı forsunda 16 yıldız kalır mıydı? Bence hayır.

 

(*) Türkiye’nin Tarih Ders kitapları ve Müfredat Programları, Eğitim-Sen’in araştırması, İsmail Aydın.

Faruk Bildirici / Tempo / 5-11 Temmuz 2001

 

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).