YÜZEYSEL HABERCİLİK

...

Yüzeysel habercilik

Gazeteci, sadece görüneni ya da söyleneni aktaran kişi değildir. Görünenin nedenini araştırır, söyleneni sorgular; her olguya eleştirel yaklaşır. Haber de okuyanın ya da izleyenin kafasında soru işaretleri bırakmamalıdır. Gazeteci, akla gelen her soruyu sormuş ve yanıtlarını habere koymuş olmalıdır.

Fakat günümüzde “yüzeysel habercilik” iyiden iyiye yaygınlaştı. Bir yerde olay mı çıktı, görünenler derleniyor; bir siyasetçinin söylediği söz, önüne ardına bakmadan, hiçbir analize tabi tutulmadan, bilgi eklemeden haberleştiriliyor.

Bu tür yüzeysel haberlere geçen haftadan iki örnek vereyim. Birincisi, Ordu kentindeki protokol kavgası haberi. 24 Temmuz’da Hürriyet’te yayınlanan haberde, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz’ın,  Ordu Emniyet Müdürü Suat Çelik’in protokol tribününde oturmasına müdahale ettiği, bunun üzerine korumalar ile zabıta ekipleri arasında kavga çıktığı belirtiliyordu.

Oysa Belediye Başkanı ve Emniyet Müdürü arasındaki gerginliğin bir geçmişi vardı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan,  nisan ayında Ordu’da düzenlediği mitingin ardından Büyükşehir Belediyesi ziyaretini iptal etmiş; kentten ayrılırken belediyede “böcek” aranması talimatı vermişti. Emniyet Müdürlüğü ekipleri de belediye binasını boşaltarak, dinleme cihazı aramışlardı. Belediye Başkanı bu arama nedeniyle Emniyet Müdürü’ne kızmıştı.

“Protokol kavgası”nın asıl nedeni bu olay ve son bir yıldır başkana yöneltilen çeşitli iddialardı. Ama Hürriyet’in yanısıra birçok gazetede “protokol kavgası” haberi yazan gazeteciler, tribünde görünenin ardına bakmamış, gerginliğin geçmişini ve nedenini sorgulamamış, habere bu bilgileri eklememişti. Haberler eksikti; yaşananları okura gerektiği gibi aktarmıyordu.

Yüzeysel haberlere ikinci örnek de Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın açıkladığı yeni müfredata “cihat” kavramının da eklenmesiydi. 19 Temmuz’da yayınlanan haberde sadece Bakan Yılmaz’ın “cihat” hakkındaki sözleri yer alıyordu. Bu tartışmalı dini kavramla ilgili başkaca bilgi verilmemişti.

O nedenle de Yahya Özal adlı okur, 24 Temmuz’da gönderdiği e-postada “Cihat sözcüğü, Türk Dil Kurumu’nda ‘din uğruna savaş’ olarak tanımlanıyor. Bu bilgi haberlerinize neden konulmadı?” diye soruyordu.

Okur haklıydı. Yeni eğitim programıyla ilgili haberlerde “cihat” kavramıyla ilgili bilgi olmalıydı. Hem TDK’daki tanım, hem de bu konudaki uzmanların açıklamaları ve tabii karşı görüşlerin haberlerde olmaması ciddi bir eksiklikti…