İŞ KAZALARININ SORUMLULARI

Soma’daki maden ocağı faciası, iş kazaları konusunda duyarlılık yarattı. İnsanlar iş kazalarıyla ilgili haberleri daha yakından izliyor; haklı olarak bu haberlerde sorumluların adlarını da görmek istiyor.

Okurlarımızdan İsmail Güncüoğlu, bir iş kazası haberinde şirket sahip ve yöneticilerinin adlarının verilmemesine itiraz etti. İstanbul Kartal’daki bir inşaatta meydana gelen ve 3 işçinin ölümüne yol açan iş kazasıyla ilgili olarak Hürriyet’te 1 Haziran’da çıkan “16’ncı katta iş kazası” haberini eleştirdi gönderdiği mailde:

“Haberi üzüntü ile birlikte hayretle okudum. Kazada hayatını kaybeden işçilerin isimleri haberde verilmişti. İnşaatın yüklenicisi, ölen işçilerin hangi altyüklenici sorumluluğunda ve istihdamında çalıştığı, sigortası olup olmadığı hakkında gerekli bilgileri içermiyordu. İnternetten araştırdığım diğer kaynaklarda da işveren/ inşaatın yüklenicisi ve benzeri sorumluları hakkında bilgi olmadığını gördüm.

Anladığım kadarıyla, kazanın meydana geldiği adresi bildirirken, işyerinin adını haberin ayrılmaz bir parçası olarak kamu ile paylaşmak, işveren haklarını koruma pahasına vatandaşın haber alma özgürlüğü kısıtlanabiliyor!

Halbuki tedbir almayan sorumluların görüşleri ve hukuki sürecin kamuoyu tarafından takibi bu kazaların tekrarlanmaması için tedbir almakla sorumlu işveren üzerindeki en önemli caydırıcı unsurdur.

Basın kuruluşlarına, işveren kimliğini saklı tutma ile ilgili ( varsa ) hukuki engellere karşı girişimde bulunulmasını öneriyorum. Kişi ve Kurumların hesap verebilirliğinin, kamuoyunda paylaşılabilir, basın yoluyla takip edilebilir olması yoluyla, ülke çapında ilerlememize katkı sağlanacağına inanıyorum. Şeffaf bilgi toplumuna doğru ilerleme sağlanmasında basından öncülük bekliyorum.”

Okur haklıydı. Medya genel olarak iş kazası haberlerinin çoğunda şirketlerin adlarını, sahip ve yöneticilerinin kimliğini duyurmuyor. Hürriyet’teki haberlerde de çoğu kez yer almıyor bu bilgiler. Örneğin Sakarya’nın Arifiye ilçesinde Yüksek Hızlı Tren İstasyonunda 30 Mayıs’ta meydana gelen ve beş işçinin yaralandığı iş kazası haberinde de yoktu bu isimler…

Oysa medyanın görevi, iş kazası haberlerinde sorumluları bulup ortaya çıkarmak ve kazanın nedenlerini araştırmak. Böylece yeni iş kazalarının, insan ölümlerinin önüne geçilmesini sağlamak.

Türkiye’de iş kazalarının birincil nedeni, vahşi kapitalizm kuralları uygulanıp yeterli önlem alınmaması olduğu için objektifleri ilk önce şirket sahip ve yöneticilerine doğrultmak kaçınılmaz. Peşinen suçlamaktan da bahsetmiyorum, en azından şirket sahip ve yöneticilerine sorular sorup, yanıtlarını haberde aktarmaktan söz ediyorum.

Şirket ismi vermek, iş kazası haberlerini üçüncü sayfa haberleri olarak görüp, ölü yaralı bilançosu vermekle yetinme alışkanlığını bırakmaya da zorlar medyayı. Soma’da -gerçi bir kısmı geriden geldi ama- Hürriyet’in de aralarında yer aldığı medya kuruluşları, maden işletmecilerinin adlarını yazdı, sorumluların peşine düştü, fena mı oldu? Hükümet ve medya başta olmak üzere tüm kamuoyu madenlerde uygulanan vahşi kapitalizm koşullarını bu sayede öğrenmedi mi? 

 

Fotoğraflardaki emek

Lice’deki yol kapatma eylemiyle ilgili haberin hemen üzerine bir fotoğraf konulmuştu. Altı askerin, yaralanan bir arkadaşlarını kucaklarında taşımaya çalıştıkları telaş anını yakalamıştı fotoğraf. Olay sırasında asker tarafında yaşananları çarpıcı biçimde özetliyordu.

Bu fotoğrafın 5 Haziran günü Hürriyet internette yayımlanmasının hemen ardından Anadolu Ajansı Fotoğraf editörü Fırat Yurdakul, bana hitaben bir tweet attı. “Günün fotoğrafı olan AA fotoğrafına yine DHA imzası atmışsınız” diyordu. İkinci tweetinde de aynı haberdeki foto galeriye dikkat çekiyor, oradaki imzasız fotoğrafların da AA’ya ait olduğunu vurguluyor; fotoğraflara imza konulmamasını “emeği anonim hale getirmek” olarak nitelendiriyordu.

Yanlış varsa düzeltileceği yanıtını vererek Yurdakul’un eleştirisini Hurriyet.com.tr’ye ilettim. Editör arkadaşlar, haberin girişindeki fotoğrafın AA’ya ait olduğunu doğruladı; foto galerideki fotoğrafların da AA ve DHA’dan seçilmiş karma bir albüm olduğu bilgisini verdi. O fotoğraflara AA mahreci konulmamasının özel bir uygulama olmadığını, haberlerde imza ve mahreç kullandıklarını ama fotoğraflarda “çok özel bir durum söz konusu değilse imza kullanmadıklarını” söylediler. Fakat bence düzeltilmesi gereken bir yanlış vardı orada. Lice haberinin girişine DHA imzası konulmuştu, dolayısıyla AA’nın fotoğraflarının da DHA’nın olduğu izlenimi veriyordu. AA’daki foto muhabirlerinin emeğine karşı açık bir haksızlıktı bu durum.

Kaldı ki, ertesi gün aynı olaydan fotoğraflar basılı gazetede de yer aldı. O fotoğraflardan birinde DHA’nın, diğerinde AA’nın imzası vardı. Zaten basılı gazetede hemen her fotoğrafta mahreç ya da imza konuluyor. İnternette ise sanırım hızdan da kaynaklanan eksik bir uygulama söz konusu. Ama Hürriyet Dünyası’ndaki her mecrada aynı gazetecilik standartlarının geçerli olması gerekli. Evrensel gazetecilik ilkeleri, her fotoğrafta, her haberde kısacası her fikri üründe kaynak göstermeyi, mahreç ve imza kullanmayı zorunlu kılıyor. Neticede emeğe saygı bu…

 

Okurdan kısa kısa

Mehmet Öztürk: Bulmacanızda bazen hatalar oluyor. En sık yapılan hata ise 1 Haziran Pazar günkü bulmacanın ilk sayfasında olduğu gibi, “fotoğraftaki şarkıcı”nın adı soruluyor ama bulmacada herhangi bir fotoğraf falan yok!

Fezaren Varan: “Atomu üç metre öteye ışınladılar” (31 Mayıs) haberiniz yanlış. Science dergisinin sitesi www.sciencemag.org’da “Scientists Crack Quantum Teleportation” başlıklı yazıda bahsedilen “Kuantum Işınlaması”, elektronlar veya diğer parçacıkların ışınlanması değil, iki elektron arasında bilgi aktarımı olduğudur. Elektronların kristal kafeslerde ve aralarında üç metre olduğu doğruysa da bir atomun başka bir yere ışınlanması söz konusu değildir.

Mehmet Çağlayan: “TİB’e baskın” haberi, 4 Haziran’da ekonomi sayfasındaydı. Acaba neden? Olay siyasi değil de ekonomik mi?

Cüneyt Uzun: 7 Haziran’da “Nedeni Suriye” haberinin spotunda kadının “Suriye’ye dönmek istediği” için öldürüldüğü yazıyor. Haberde ise tam tersine öldürülmesinin nedeni “Suriye’ye dönmek istememesi”. Biraz dikkat lütfen.

Hamit Doğulu: Selçuk Üniversitesi’ndeki cinayet haberinde 6 Haziran’da zanlı profesörün bölümünü, görevini verip, soyadını kodlamanıza şaşırmıştım. Bir gün sonra 7 Haziran’da da kodlamadan vazgeçip adını, soyadını yazdınız, fotoğrafını verdiniz. Biri yanlış olsa gerek… Hangisi ilkelerinize uygun?

İsmail Büyükakan: 27 Mayıs’ta “Bir madenci olarak utanç duyuyorum” haberinde EBSO Maden ve Taş Ocakçılığı Sanayi Meslek Komitesi Meclis Üyesi Ahmet Telek, madenlerin de dahil olduğu “çok tehlikeli işler”de yaklaşık 12.3 milyon kişi çalıştığını söylemiş. Bu rakam abartılı. Çalışma Bakanı Çelik, tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde 6 milyon kişinin çalıştığını açıklamıştı.

Tuncay Yazıcı: Çocukluğumda, Tarkan, Hüdaverdi, Güngörmüşler, Fatoş-Basri ve Dedektif Nik çizgi romanları sayesinde gazete okuma alışkınlığı edindim. Bugün 9 yaşında bir çocuğum var. Yaşından beklenilmeyecek kadar çok kitap okuyor ama gazete okumuyor. Sizden ricam, çocukları her gün gazete başına çekebilecek birkaç çizgi romandan başlayarak bu eksikliği gidermeniz.

Mehmet Deniz (Safranbolu Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı): Federasyonun anti demokratik yönetim şekli basına yansıması gerekirken verilen harcırahların cep harçlığı olarak gündeme gelmesi canımı incitti. Asıl sorun delegelerin iki saatte bitirilen kongrede dertlerini dile getirememesidir. Kongreye 5 binin üzerinde delege davet edilir. Her odanın yönetim kurulu doğal delegedir. Bu sistem yanlıştır.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 9 HAZİRAN 2014

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).