Tacizci şeyhi hangi medya korudu?

Uşşaki tarikatının lideri Fatih Nurullah Şağban’ın küçük bir çocuğa cinsel istismarda bulunması medyanın hali pür melalini ne de güzel anlatıyor! Onca büyük ajans, gazete, televizyon tarikat liderinin tutuklandığını öğrenip de haber yapamıyor.

Jandarma, 27 Ağustos’ta tarikat şeyhinin Sakarya Akyazı’daki üç katlı villasına baskın yapıyor. Müritleri, şeyhin istismarda bulunduğu öne sürülen kızın babasına saldırıp, dövüyor; jandarma onları yatıştırmak için biber gazı kullanıyor; sonra da şeyhi gözaltına alıyor. “Dergâh” da kapatılıyor.

Şeyh Fatih Nurullah’ın, cinsel istismarda bulunduğu öne sürülen 12 yaşındaki kızın babasına olayı örtbas etmesi için para teklif ettiği telefon konuşması kayıtları, kendisinin ifadesi ve Y.A. adlı küçük kızın uzmanlara verdiği ifade gibi ek kanıtlar da olduğu için 31 Ağustos Pazartesi günü tutuklanıyor bu şahsiyet.

Dört gün boyunca ajanslardan, gazete ve televizyonlardan hiç duyulmuyor bu olay. Tarikat liderinin sapıklığını ve tutuklandığını ilk duyuran, dar bir kadroyla çalışan, yasaklar getirilen ve yöneticileri tutuklanan OdaTV internet sitesi oluyor. Sami Menteş imzalı haberin Oda TV’de 2 Eylül Salı günü yayımlanmasının ardından birçok internet sitesi de alıntılıyor ve tüm Türkiye’nin bilgisi oluyor tarikat şeyhinin sapıklığından.

Ondan sonra da Akyazı Cumhuriyet Savcılığı, “gizliliği ihlal” soruşturması açıyor ve Sulh Ceza Hakimliği eliyle habere erişim engeli getiriyor. Erişim engeli kararında “İleride aynı konu ile ilgili yayınlanacak tüm adreslere yayın yasağının getirilmesi” de denilerek, yazılacak haberlere bile yasak getiriliyordu.

Ama haber öyle hızlı yayılıyor ki, ne erişim engelinin bir anlamı kalıyor, ne de Savcılığın aldığı gizlilik kararının.

Okurlarından gizlediler

Bir kişinin küçük bir kız çocuğuna cinsel taciz iddiasıyla tutuklanması haberdir. Hele de bu kişi, binlerce müridi olan ve büyük bir holdinge dönüşen bir tarikatın lideri ise bu tutuklamanın haber değeri daha da büyür.

Fakat şeyhin, cinsel taciz iddiasıyla tutuklanmasını 3 Eylül’de yayımlanan Cumhuriyet, “Kim bu devlet içindeki müritler”, Hürriyet, “Utanmaz adam” diye manşetten duyurmuştu, Sözcü, Milliyet, Korkusuz, Gazete Pencere ilk sayfadan, Karar, Posta ise iç sayfada haber yapmıştı. O gün yayımlanan Sabah, Akşam, Takvim, Türkiye, Millî Gazete, Yeni Akit ve Yeni Şafak’ta ise tek satır bile haber yoktu bu şeyhin tutuklanması hakkında.

Akşam, bir gün sonra küçük de olsa Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamasıyla şeyhin tutuklanmasını okurlarına duyurdu. Ama Sabah, Takvim, Türkiye, Millî Gazete, Yeni Akit ve Yeni Şafak’ta bugün de bu konuda hiçbir haber yoktu. Hatta Sabah gazetesi, RTÜK’ün Netflix hakkındaki kararını “RTÜK çocuk istismarına geçit vermedi” başlığıyla yayımlamıştı ama tarikat şeyhinin çocuk istismarını okurlarından gizliyordu.

Ayrıca Sabah, Takvim, Türkiye, Millî Gazete, Yeni Akit ve Yeni Şafak gazetelerinin web sayfalarına da baktım. Uşşaki tarikatının lideri Fatih Nurullah hakkında orada da haber göremedim. Anlaşılan bir atlama, fark etmeme değil, düpedüz editöryal bir tercih söz konusu.

Devlette örgütlenmesi de suçtu

15 Temmuz darbe girişimiyle devlet tarafından korunan tarikatların, cemaatlerin faaliyetlerinin nerelere kadar uzandığı ortaya çıkmışken, küçük bir kıza cinsel tacizde bulunduğu gerekçesiyle tutuklanması neden haber yapılmaz?

Üstelik de Uşşaki tarikatının lideri olan Fatih Nurullah, Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesinden hemen sonra bakın neler söylemişti:

“O kisveyi taşıyacağım diye devletten, hizmetten, ticaretten kopmak yok. Biz devleti, makamları bıraktığımız zaman oraya ne idüğü belirsizler geliyor.

Hele İslami devlet olsun, en güzel sarığı biz saracağız, en güzel cübbeleri biz giyeceğiz. Başörtü meselesi çözüldü değil mi? Ayasofya, Tayyip Bey ‘Bekleyin' dedi. Ayasofya açıldı. Sarık ve cübbe de… Vakti gelir. Devletin kontrol mekanizmalarında olalım. Ne idüğü belirsizler karar mekanizmalarına geçince Müslümanlar sıkıntı çekiyor.”

Görüldüğü gibi, “devletin kontrol mekanizmaları”nda olmaktan bahsediyor açık açık. Fetullah Gülen cemaati de bu yoldan geçmiş, devlet içinde örgütlenmişti, AKP iktidarı tarafından uzun süre korunmuş ancak 17-25 Aralık operasyonları ve ardından gelen 15 Temmuz sonrasında “Fetullah Gülen Terör Örgütü” olarak ilan edilip, onlarla mücadeleye girişilmişti.

Şimdi sayısını bilmediğimiz kadar tarikat aynı yollardan geçiyor, devlet içinde örgütleniyor, devleti yönetenler onları koruyup kolluyor. Bu tarikatlar, cemaatler sadece devlet içinde örgütlenmekle kalmıyor; İslama inanan samimi insanların duygularını istismar ediyor, büyük holdinglere dönüşüp milyonlarca liralık servetlere konuyor. Onunla da kalmıyor, tecavüz, küçük çocuklara cinsel istismar gibi olaylar yaşanıyor o karanlık örgütlenmeler içinde.

Böyle bir ortamdayız. Fatih Nurullah ve lideri olduğu Uşşaki tarikatı devlet içinde örgütlenen çok sayıda tarikattan sadece biri. Fatih Nurullah ortaya çıkıp devlette örgütlendiklerini açıkça söylüyor ve tek bir savcı harekete geçip de “Nasıl olur da devlet içinde örgütlenirsin, amacın ne” diye sorma cesaretini gösteremiyor.

“Ak Parti Medyası” üzerini örtüyor

Zira bu şeyh, devlet protokolünde ağırlanan, itibar gören, onurlandırılan bir kişi. Sabah, Takvim, Türkiye, Millî Gazete, Yeni Akit ve Yeni Şafak’ın bu şeyhin küçük çocuğa cinsel tacizden tutuklanmasını görmezden gelmesinin devlet kadında böyle değer verilmesiyle ilgisi olsa gerek.

Çünkü tarikatlara yakın bir çizgisi olan Millî Gazete dışındaki Sabah, Takvim, Türkiye, Yeni Akit ve Yeni Şafak gazeteleri iktidara yakın gazeteler. Türkiye gazetesi yazarı Cem Küçük medyayı, “Ak Parti medyası” ve “muhalif medya” diye ikiye ayırıyor. Küçük’ün yaklaşımıyla söylersek, Şeyh Fatih Nurullah’ın çocuğa cinsel tacizden tutuklanması “muhalif medya”da geniş yer bulurken, “Ak Parti medyası”nın bel kemiği bu gazetelerde hiç görülmedi.

Zaten Şeyh Fatih Nurullah’ın tutuklanması ve çocuk taciziyle ilgili AKP yöneticilerinden ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan da bir açıklama, bir eleştiri gelmedi. En azından bu olayın üzerinin örtülmesine itirazlarının olmadığı anlaşılıyor.

Gazeteciliğin bir çocuk tacizcisini bile savunur hale gelmesi ne kadar üzücü. Ama siyasetle bu kadar içli dışlı olunca kaçınılmaz bir sonuç bu.

Faruk BİLDİRİCİ / 4 Eylül 2020 

 

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).

Takip Edin

Video

Okur Görüşleri