SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK

KIRLANGIÇ YUVASI / 82

SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK

Futbol yazarlarının "bir tür tarihçi" olduklarına kanaat getiren Prof. Tahsin Yücel’in haklılığı, Türkiye-Japonya futbol maçından sonra tam olarak tescillendi.

"Buraya kadar tarih yazdık, artık tarih bitti, geleceğe geçtik" diyen Şenol Güneş’in bu değerli özdeyişinin futbol yazarlarına şaşırtıcı gelmemesi, bunu gösteriyor. Güneş’in sözlerini son derece doğal karşılayıp, hiç itiraz etmemeleri dikkat çekiciydi.

İtiraz edemezlerdi, çünkü esin kaynağı kendileriydi. Her maçtan sonra kendisini tarihe tanıklık etmiş kabul eden ya da o maçta tarih yazıldığına karar veren futbol yazarlarını okumaktan bitap düştüğü, her halinden belli olan Şenol Güneş’in de "tarihçi" kesilmesi kaçınılmazdı.

Elbette futbol yazarları da durdukları yerde "bir tür tarihçi" kesilmediler. Onların beslendikleri kaynak, toplumdaki yaygın söylem,  popüler kültürün geldiği nokta.

Futbol dışında da hemen her alanda bir tarih yazma merakıdır gidiyor. Eskiden her an "destan" yazılırdı, şimdi önüne gelen tarih yazıyor! Hep, "İlk"lerden, "tarihe geçmek"ten, "tarihe tanıklık etmek"ten, "tarih yazmak"tan söz ediliyor. Tarih üzerine ahkâm kesmek günün modası durumunda.

Bari yazmaya bu denli meraklı olduğumuz tarihin ne olup ne olmadığını karıştırmasak, kavramları yerli yerine oturtsak. Hayır, o da yok. Tarih, tıpkı Emel Müftüoğlu’nun şarkısında olduğu gibi geçmişle özdeş tutuluyor:

Say yaşlara yaşanan telaşlara
Yaz hiçe saydığın hatırımın hesabına
Tarih oldun sen biraz önce
Öylesine sildim ki yok tozun bile...

Sanatçı, ayrıldığı sevgilisine "Tarih oldun sen biraz önce" diye seslenirken, yaygın "tarih yazma" söylemine uygun bir anlayış sergiliyor. Kimi gazetecilerin, hatta siyasetçilerin de sandığı gibi, bu şarkıda da bugün yaşananlar geçmişte kalınca hemen tarih olacağı varsayılıyor.

Oysa geçmiş ve tarih kesinlikle aynı şey değil. Geçmiş, olup biten her şeydir. Tarih ise seçicidir, olup biten her şeyi kapsamaz. Tarih,  geçmişin yorumudur. Daha ötesi tarih entelektüel bir tartışmadır. Başka bir deyişle, bugün yaşadıklarımız geçmişte kalınca hemen tarih oluvermez.

Hele bugün yaşadıklarımızdan neyin tarih olup olmayacağına biz karar veremeyiz. Tarih bu denli ucuz ve her zevke uygun bir malzeme olsaydı, parası pulu çok olan herkes, tarihi istediği gibi şekillendirirdi.

Ama öyle olmuyor. Parası bol, mevkii yüksek olan şahsiyetler, tarihe karar veremiyor. Tersine, parası ve mevkii olmasa da iz bırakacak faaliyetlerde bulunanlar tarihe kalıyor.

10-15 yıl kadar önceydi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura, bir demeci nedeniyle bu toprakların yetiştirdiği büyük yazarlardan biri olan Yaşar Kemal’e sinirlenip, çıkışmıştı:

- Ulan sen kimsin? İki tane kıçı kırık roman yazmışsın. Kaç paralık adamsın?

Şimdi bakalım. Özfatura mı bugün ayakta? Yoksa Yaşar Kemal ve "o kıçı kırık romanları" mı? Aradan çok uzun zaman geçmemesine rağmen, bu soruların yanıtının ilk ipuçları, daha şimdiden görülmeye başlandı.

Zaman, ne Özfatura’ya, ne de Kemal’e soracak. Bugün, bir gün geçmişte kalacak ve bizlerin hayatta olmadığı o uzak gelecekte, tarih yazılacak.

Bizim yaşadıklarımızın geleceğe ne bıraktığı, neyin tarih olduğu o zaman anlaşılacak. Belki de o zaman görülecek ki, bugün "Türk belediyecilik tarihine altın bir sayfa koymuş" sandığımız bir politikacı virgül kadar yer alamamış!

Ya da o zaman görülecek ki, bugün tarih yazdıklarını sananlar, tarihin müsveddesini bile yazamadan "geçmiş" olmuşlar...

Faruk Bildirici / Tempo / 27 Haziran - 3 Temmuz 2002

 

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).