Karar gazetesi, Sabah’ı manşetten yalanladı

“Borsada yabancı kontrolü bitiyor” başlıklı haber, müjdeler veriyordu. “Borsa, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın attığı adımlarla yabancı boyunduruğundan kurtuluyor. Borsada yerli ve yabancı oranı neredeyse yarı yarıya geldi.”

Müjde yüklü bu haber, 22 Haziran’da Sabah gazetesinde yayımlandı. Dilek Güngör imzalı haberin başlığını görünce merak ettim, ne olmuş da yabancıların kontrolü bitmiş diye devamını da okudum:

“..faizlerin düşmeye başlaması yerli yatırımcıyı borsaya yönlendirdi. Borsanın ralliye başladığı Ekim 2019’dan bu yana borsada yerli yatırımcının payı 13 puan artarak yüzde 35’ten 48’e yükseldi. Yabancıların payı da yüzde 65’ten 52’ye kadar indi. Buna göre, yerli yatırımcının borsadaki payı son 16 yılın en yüksek seviyesinde. Keza yabancının payı da 16 yılın en düşüğünde.”

Anladığım şuydu, yabancılar çekilmiş, yerine yerli oyuncular gelmiş. Ekonomi uzmanı değilim ama yabancı yatırımcıların borsadan çekilmesinin iyi bir gelişmeye işaret etmediğini düşündüm. Borsadaki yabancı payı son 16 yılın en düşük düzeyine inmiş! AKP iktidarının başladığı yıllara dönmüş durum. Bu da övünülecek bir durum olmasa gerek.

 

Karar: Bu kaçışı durdurun

Sabah gazetesinin “Borsada yabancı kontrolü bitiyor” müjdesini tam unutmuştum ki, Karar gazetesinin dünkü manşetini gördüm. “Bu kaçışı durdurun” başlığı altında şöyle deniliyordu:

“Finans çarkının dönmesi için sürekli yabancı sermaye girişine ihtiyaç duyan Türkiye’de yılbaşından bu yana sadece finansal piyasalardan 10 milyar dolarlık sermaye çıkışı oldu.”

Dünyanın en büyük endeks sağlayıcısı MSCI’nin 2020 sınıflandırma raporuna dayanan haber, Sabah’ta üç gün önce çıkan haberi net biçimde yalanlıyordu. Türkiye ekonomisi ile ilgili olumsuz gelişmelerden söz edilen haberin ayrıntılarını okumak yerine uzman görüşüne başvurmayı düşündüm. Acaba hangi haber doğru, Sabah’ın müjde haberi mi, yoksa Karar’ın kara tablosu mu?

 

Sabah’ınki züğürt tesellisi

Ekonomi yazarları Mustafa Sönmez, Uğur Gürses ve Erdal Sağlam’ın görüşlerine başvurdum. Sabah ve Karar’ın haberlerini göndererek değerlendirmelerini sordum. Aldığım yanıtlar aynen şöyle:

Mustafa Sönmez: Yabancılar pandemi sonrası tüm çevre ülkelerdeki borsalardan çıktılar. Türkiye daha kırılgan, daha hızlı çıktılar. Önü alınamaz. Güven sorunu. Sabah’ınki züğürt tesellisi. Yabancılar satıp çıktıkça borsada payları azaldı. Yerliler TL faizi, gayrimenkul getirisi düşük olduğu için borsada kumara girdiler, o nedenle oran yerliler lehine yükseldi.

Uğur Gürses: Döviz dengesinde açık veren bir ülke için sevinilecek bir durum değil. Buna olsa olsa ‘züğürt tesellisi’ denir. Son üç ayda yaklaşık 25 milyar dolar döviz rezervi kaybı var. Bunun için başka ülkelerin merkez bankalarından swap imkânı sağlayarak döviz rezervi artışı peşinde koşan ülke, üç ayda 7 milyar dolar (yılbaşından bu yana 10 milyar dolar) yabancı yatırımcı çıkışına sevinemez.

Erdal Sağlam: Yabancıların çıkması tercih edilen bir şey değildir. Aslında mümkün olsa borsanın yüzde 100’ünü yabancılara satarlar ama olmuyor. Çünkü şu anda her zamankinden daha fazla dış kaynağa ihtiyaç var o nedenle hazine bonolarına yabancının gelmesini istiyorlar. Şimdi yabancılar çıkınca da biz kendimize yeteriz, borsada yabancı kontrolü bitiyor diye yazıp kötüyü iyi göstermeye çalışıyorlar. Bir yandan da insanlara tasarruflarını borsada değerlendirmeye yönlendiriyorlar. Ama sonuçta bu insanlar zarar görecek. Küçük yatırımcıyı koruyacak mekanizmalar bulunmuyor.

 

Kötüyü iyi gösterme

Görüldüğü gibi, birbirinden habersiz olarak görüştüğüm üç ekonomi yazarı da yabancı sermayenin çıkışını olumlu bir gelişme olarak görmüyor. Mustafa Sönmez ve Uğur Gürses, Sabah’ın haberini “züğürt tesellisi” olarak değerlendirirken Erdal Sağlam da “kötüyü iyi gösterme çalışması” olarak nitelendirdi. Üçü de Karar’ın haberini doğru buluyor.

Ekonomi uzmanları açısından bu kadar açık bir tablo varken Sabah nasıl oluyor da olumsuz bir durumu müjdeli bir haber olarak sunabiliyor? Bunu açıklayabilmek çok zor. Siyasi iktidarın yaratmak istediği tabloya destek olmaktan başka bir neden göremiyorum.

Gazetecilik gerçeği aktarma işidir. Ekonomide kötüye doğru gidiş varsa ekonomi yazarının bu durumu yazarak, eleştirerek ekonomi yönetimini ve toplumu uyarması hem iktidarın hem de ülkenin yararınadır.

Bunu yapmak yerine rakamları tersinden okuyup, bu kadar da olmaz dedirtecek biçimde gerçek üstü tablolar yaratmaya çalışmak ülkeye yarar sağlamaz. En çok da gazeteciliğe zarar verir. Siyasi iktidarın manivelası haline gelen habercilik, propaganda faaliyetine dönüşür.

Faruk BİLDİRİCİ / 26 Haziran 2020

 

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).