KADIN DEMEKTEN UTANILIR MI?

Basketbol Federasyonu’nun yeni sezonda “Bayanlar Ligi” yerine “Kadınlar Ligi” adını kullanacağı haberi tartışmalara yol açmış; kadın yazarlardan destek gelmişti bu karara.

Basketboldaki değişim, maalesef diğer spor dallarına yayılamadı. Hatta kimi federasyonlar, bu gelişmeden rahatsız oldu. Bunlardan biri de Voleybol Federasyonu. “Bayanlar Ligi” demekte ısrar eden Voleybol Federasyonu, daha ileri giderek medya kuruluşlarının da “kadın” demesini engellemek üzere harekete geçti. Federasyon, gazete ve televizyonların spor servislerine bir yazı göndererek “Kadın” sözcüğünü kullanmamalarını istedi. Yazı özetle şöyle:

“Türkiye Voleybol Federasyonu mevzuatında bir değişiklik yapılmadığı sürece liglerimizin ‘BAYANLAR’ ve ‘ERKEKLER’ ligi; Ulusal takımlarımızın ‘BAYAN’ ve ‘ERKEK’ Milli Takımları olarak anılmasının/duyurulmasının teminini saygılarımızla rica ederiz.”

Federasyonun isim vermeden uyardığı medya kuruluşlarından biri de Hürriyet olsa gerek. Çünkü gazetemiz son olarak Ankara’da oynanan maçlarla ilgili haberlerde “Kadınlar Avrupa Ligi” diye yazmıştı.

Spor Servisi Müdürü Mehmet Arslan’a sordum; federasyonun bu yazısı nedeniyle tutumlarını değiştirmeyeceklerini söyledi. “Biz Hürriyet Spor Servisi olarak kadınlara, kadın demeyi tercih ediyoruz. Tıpkı erkeklere erkek dediğimiz gibi” diye açıkladı gerekçesini de.

Hürriyet’in geçmiş yıllarda bu konuda nasıl bir dil kullanıldığını hatırlamak için arşiv taradım. Gördüm ki, önceleri hep “Kız takımı” demişiz voleybol maçlarına ilişkin haberlerde. Örneğin 23 Temmuz 1961 tarihli Hürriyet’teki haber, “Kız voleybol takımımız B.Almanya’yı 3-2 yendi” başlığını taşıyor. 1980’lerin sonuna doğru “kız”ın yerini “bayan” almış. 3 Eylül 1989’da çıkan “Sovyetler’e 3-0 yenildik” haberinde artık “Avrupa Bayanlar Voleybol Şampiyonası” demeye başlamışız.

Kuşkusuz bu değişim, ne voleybola ne de sadece spor sayfalarına özgü. Sanırım Türkiye’de muhafazakârlaşma arttıkça hayatın her alanında “kadın” sözcüğünün kullanımından kaçınılır oldu. Hatta kimi yerlerde “bayan” bile yeterli görülmeyip ”hanım” denilmeye başlandı.

Oysa kadın ile bayan aynı şey değil. Kadın sözcüğü cinsiyeti ifade ediyor; bayan ise kadınlara yönelik bir hitap biçimi. Nitekim Türk Dil Kurumu da “bayan”ı, “kadınların ad veya soyadlarının önüne getirilen saygı sözü” olarak tanımlıyor. Yani Türkçe açısından bayan, kadının yerine kullanılabilecek bir kavram değil. Bu yüzden olsa gerek “Bayanlar ligi” denilmesini isteyenler bile “Erkekler Ligi” yerine “Baylar Ligi” demiyor. Eğer amaç, her iki cinsiyeti saygıyla anmak olsa bay-bayan ayrımı yapmaları gerekirdi.

Hürriyet Spor Servisi’ni kadınlara karşı bu ayrımcı tutumu desteklemeyerek, “Kadın” kavramını kullanma kararından ötürü kutlamak gerek. Zaten gazetenin sadece spor haberlerinde değil, diğer sayfalarındaki haberlerde de çoğunlukla “kadın” denildiği için bir bütünlük de sağlanmış olacak.

 

LANGIRT KUMAR SAYILINCA TEMSİL İŞİ KARIŞTI

Hürriyet Cumartesi’de 18 Temmuz’da yayınlanan “Langırt Oynayacak Kadın Aranıyor” başlıklı habere itiraz geldi. Haberde, kumar kapsamında değerlendirilerek Türkiye’de oynanması 1968’de yasaklanan langırt için Tarkan Yurduneri ve “Langirtciyiz.biz” ekibinin, Almanya’daki gönüllülerden oluşan bir milli takım kurmaya çalıştığı anlatılıyordu.

Bu habere karşı çıkan Murat Mutlu, haberde adı geçen ekibin milli takım kuramayacağını savundu. Mutlu, ITSF’nin (Dünya Langırt Federasyonu) Türkiye’den milli takım çıkarma ve uluslararası şampiyonalara katılma hakkını sadece federasyonun tek üyesi durumundaki www.langirt.org sitesine verdiğini dile getirdi.

Hürriyet Ekler’in Yayın Koordinatörü Savaş Özbey, bu itirazı yanıtlarken iki tarafın da Türkiye’de gayri resmi kuruluşlar olduğuna dikkat çekti:

“Nihayetinde yaptığımız, yurtdışında langırt yarışmalarına katılan bir grup langırtseverin ekiplerine kadın oyuncu aradığını duyurmaktan ibaret. Ne bir grubu, ne diğerini kayırıyor ya da dışlıyoruz. Mesele hiçbirinin resmi olmamasından kaynaklanıyor. Zaten Türkiye’de resmi bir langırt federasyonu kurulabilseydi, Hürriyet olarak elbette onları muhatap alırdık.”

Okur Temsilcisi olarak bu çetrefilli konuyu inceledim. Murat Mutlu’nun ITSF’ye üye oldukları ve federasyonu sadece kendilerinin temsil ettikleri itirazı haklı. Haberde geçen, “Langirtciyiz.biz ekibinin ITSF üyeliği için girişimde bulunacakları” ifadesi gerçeği yansıtmıyor.

Ancak Türkiye’de yasak olan bir spor dalında hiç kimse milli takım kurma hakkının kendisinde olduğunu savunamaz. Böyle bir takım kurulsa da ancak “gayri resmi milli takım” olabilir. Mutlu da milli takım kuramaz, haberimizde adı geçen diğer ekip de. Bu yüzden haberimizde o grubun milli takım kuracağı ifadesi de gerçeği yansıtmıyor.

 

BURÇ ELEŞTİRİSİNE DÜZELTME

Geçen hafta bir okurun, “Başak burcuna ait aynı yorumun iki gün tekrarlandığı” eleştirisini yayınlamıştım. Oysa Kelebek’teki “Burçlar ve rüyalar” köşesinde böyle bir tekrar yapılmamıştı. Okur muhtemelen Hürriyet web sayfasındaki bir tekrardan söz ediyordu. Bu haksız eleştiri nedeniyle özür dilerim.

 

RED Mİ RET Mİ?

“Redd-i hâkime red” başlığını fark etmemi sağlayan okurumuz Taci Kurucu oldu. Kurucu, 7 Ağustos’ta 18.sayfada yayınlanan haberdeki dil yanlışlarına dikkat çekiyordu. İlk sözcüğün tire ile bölünmesine, hâkimin inceltme işareti ile yazılmasına ve ret sözcüğünün “d” ile yazılmasına şaşırmıştı.

Üç sözcüklük başlığın yazımıyla ilgili bu eleştiriyi Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın’a aktararak, görüşüne başvurdum:

“Anlamca karışma olmaması için bu türden Farsça tamlamaları bitişik ve kısa çizgi olmadan yazma kararı aldık. O nedenle ‘reddihâkim’ biçimini daha doğru sayıyoruz. Sözcük tek başına yazılırken de ret biçimi doğru. Dolayısıyla başlığın doğru biçimi ‘Reddihâkime ret’ olmalı.”

Aslında hâkim sözcüğünü de genel olarak a’nın üzerine şapka koymadan yazıyoruz. Her yerde hâkim derken bir başlıkta “hâkim” demek okuru şaşırtır. Yazımda gazetenin sayfalarına, haberlerine göre farklılık olmamalı.

 

HAVA DURUMU HABERİNE UZMAN GÖRÜŞÜ

Özgül Menderes, Skyturk tv’nin hava durumu sunucusu. Aynı zamanda titiz bir Hürriyet okuru. 6 Ağustos’ta “Diyarbakır 55, İstanbul 53 derece” başlığıyla çıkan haberden rahatsız olmuş. Menderes, haberi bir uzman diliyle eleştirdi:

“İstanbul’da sıcaklığın 53 derece, Diyarbakır’da 55 derece hissedileceği yazılmış. Birincisi nem ve sıcaklık birbiriyle ters orantılıdır, nemin yüksek olduğu saatlerde sıcaklık düşük, nemin düşük olduğu saatlerde sıcaklık yüksektir. İstanbul’da o Cuma günü beklenen sıcaklık gölgede 32, öğle saatlerinde nem yüzde 60-65’ti. Hissedilen sıcaklığın 53 dereceye ulaşması mümkün değil. Hissedilen sıcaklık en fazla 37-39 dereceye ulaşabilir. Haber yapılırken bir uzmana görüş sorulmasını beklerdim.”

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 16 AĞUSTOS 2010

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).