HÜRRİYET HAKSIZLIK MI YAPMIŞTI?

Bir zamanlar “Zakkumcu doktor” diye anılan Dr. Ziya Özel, yıllar sonra yeniden gündeme geldi. Bu kez geçmişteki haberlerden farklı olarak Dr. Özel’e neredeyse övgüler düzülüyordu.

Kimi gazeteler, “Zakkum mucizeye gidiyor ama ‘Zakkumcu Dr.’ hâlâ küskün” ve “Zakkumcu doktor’a ABD’den ilk onay” başlıkları attı. Özetle, “Türkiye’nin kıymetini bilmediği Dr. Özel’in haklı çıktığı” görüşü aktarılmıştı bu haberlerde.

Merak ettim. Acaba “zakkumdan yaptığı ilaçla kanseri iyileştirdiği”ni açıkladığı zaman Dr. Ziya Özel’e nasıl bir haksızlık yapılmıştı? Hürriyet de ona haksızlık yapan yayın kuruluşlarından biri miydi? Bu sorunun yanıtını bulabilmek için arşive girdim. Dr. Özel ile ilgili ilk haber, Hürriyet’te 13 Şubat 1988 tarihinde çıkmıştı. O günkü haberi ve başlıklarını özetleyeyim:

Zakkum rezaleti: TRT’nin ekran şovu ile açıkladığı kanser ilacı umut kargaşası yarattı. TV haberlerinde Dr. Ziya Özel ve mucize kanser ilacını gören hastalarla yakınları önce doktorun evine, sonra da basın toplantısı yaptığı AKM’ye hücum ettiler. Çok sayıda hasta, yattığı hastaneleri terk edip ‘zakkum mucizesi’ne koşmak için hazırlığa başladı. Dr. Özel, Avukat Burhan Apaydın ile birlikte düzenlediği basın toplantısında ilacını tanıttı. Türk Tabipler Birliği’nden TRT ve doktora sert tepki: Şarlatanlık”

Hürriyet, izleyen günlerde “Zakkumcu doktora hasta hücumu”, “Zakkumda geri adım” “Zakkumla oynamayın” başlıklı haberler yapmıştı. 17 Şubat 1988 tarihli Hürriyet’in manşetinde “Zakkumda ilk cinayet: İyileşeceğini sanan astımlı hasta suyunu içti ve öldü” haberi yer alıyordu. Bu gelişmenin ardından “Zakkumcu doktora soruşturma” haberi çıkmış, sonra da Dr.Özel ortalardan kaybolmuştu. Birkaç yıl önce Özel’in ABD’de olduğu haberleri çıktı.

Peki 23 yıl aradan sonra ne oldu da Dr. Ziya Özel’e “itibarı” iade edildi? Gazetelerdeki haberlere bakılırsa “ABD Onkoloji Birliği patenti Dr. Özel’e ait olan zakkum ekstreli kanser ilacının Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından yapılan Faz 1 deneme çalışmasının başarıyla sonuçlandığını” açıkladı. Bu ne anlama geliyor? “Ekstrenin kullanıldığı 46 denekten 7’sinde kanser ilerleme süreci” durdurulabildi. Ama ekstrenin ilaç olarak piyasaya sürülebilmesi için “üç aşama”yı daha geçmesi gerekiyor.

Neymiş? Dr. Özel’in, Türkiye’de 23 yıl önce kendi kendine ilaç yapıp insanlara içirdiği “zakkum”, üzerinde 23 yıl çalışılmasına rağmen Amerika’da ancak birinci aşamayı geçebilmiş, ilaç olarak insanlara verilebilmesine hâlâ izin çıkmamış! Demek ki, Dr. Özel’in değil, “zakkum”un o şekilde kullanılmasına karşı çıkanların haklılığı kanıtlanmış durumda.

Çünkü sağlık ciddi bir konudur. Önüne gelen “Ben bir ilaç buldum” diye ortaya çıkamaz. Hele bir tıp adamı, tedavi edici özelliği bilimsel deneylerle kanıtlanmamış bir ürünü, ilaç diye sunamaz.

Bu açıdan bakınca görülüyor ki, zaman Dr. Özel’in değil, Hürriyet’in haklılığını kanıtlıyor. Zakkum, 23 yıl sonra ilaç haline getirilme yolunda bir adım ilerlese de Dr. Özel’in geçmişte yaptığı yanlıştı.

 

SARIKAMIŞ’TAKİ AV KÖŞKÜ

“Katerina’dan Sarıkız’a” başlıklı haber, Sarıkamış’taki tarihi av köşkünün ahır haline gelmesini konu alıyordu. 23 Temmuz’da yayımlanan bu haberde köşkü, Rus Çarı II. Nikolay’ın karısı Katerina için yaptırdığı belirtilmişti. Fotoğrafa Anadolu Ajansı’nın imzası konulmuştu ama haberde mahreç yoktu.

Araştırmacı Semih Kalkanoğlu, gönderdiği mailde, bu haberde iki yanlış olduğunu yazdı:

“Sarıkamış’taki av köşkünü 1897’de Rus Çarı II. Nikolay yaptırdı deniyor. Bu yanlış. Karısı da Katerina değil, Aleksandra Fyodorovna’dır. Bir de haberde resmi basılan Büyük Katerina’dır, II. Yekaterina. Bir haber ancak bu kadar komik olabilir.”

Kalkanoğlu’nun önerdiği gibi internette kısa bir tur, Çar II.Nikolay’ın eşinin Katerina olmadığını anlamaya yetiyordu. Ancak Sarıkamış Kaymakamlığı’nın sitesinde de bu yapının “halk arasında ‘Katerina Köşkü’ olarak bilindiği” vurgulanıyordu. Peki neden Katerina Köşkü? Kaymakamlık, sadece “Çar II. Nikolay ve eşinin 1914’te bu köşkte kaldıkları” ipucunu veriyordu. Katerina ile köşk arasındaki bağ açıklanmıyordu.

Bunun üzerine “Nikolay’ın av köşkü” adlı bir öykü kitabı bulunan yazar Cazım Gürbüz’e başvurdum. Gürbüz de köşkün Çar II. Nikolay ile ilgisi olmadığını savunuyordu:

“Ne birinci, ne de ikinci Katerina Sarıkamış’a gelmemiştir, onların yaşadıkları dönemde Sarıkamış Ruslarda değildi zaten. Fakat bana göre Rus Çarı II. Nikolay ile de köşkün ilgisi yok. Bu köşkü Çar Nikolay değil, kuzeni Grandük Nikolay Nikolayeviç yaptırmıştır.

Çar, öyle Petersburg’tan gelecek, taa Sarıkamış’a av köşkü yaptırıp av partileri düzenleyecek, bu olacak iş değil, tamamen yakıştırma. Grandük Nikolay, Alman Ludendorf karşısında batı cephesinde yenilgiye uğrayınca Çar bu kuzenini Kafkasya Valisi yapmış, o da bu vesile ile Sarıkamış’a gelmiş ve bu ahşap av köşkünü yaptırmış. Benim asıl üzüntüm, tarihçilerin (özellikle o çevrede bulunan üniversite öğretim üyelerinin) bu konuda gıkının çıkmaması.”

Bunca tarih bilgisinden sonra şunu söyleyebiliriz; haberde sadece “Halk arasında ‘Katerina Köşkü’ olarak adlandırılan köşk” denilse sorun yoktu. Ama “II.Çar Nikolay’ın, bu köşkü karısı Katerina için yaptırdığı” gibi bir bilgi verilmeye kalkınca doğru olmamış. Konu tarih olunca kulaktan dolma bilgilerle yetinmemek lazım.

 

OKURDAN KISA KISA:

Hüseyin Aydın Turan: 29 Temmuz günlü Hürriyet’in 40. sayfasındaki “Şikeden küme düştü Avrupa’da maça çıktı” başlıklı haberin son cümlesinde Avrupa para biriminden hem “avro” hem de “euro” olarak bahsediliyor. Aynı gazete içinde bile standardizasyon yok iken aynı cümle içinde olmaması karikatür gibi ders verici bir örnek olmuş.

Selim Alpay: Askeri Şura ile ilgili bazı haberleriniz doğru çıkmadı. 5 Ağustos günü “TSK’da 4 yıldızlı sayısı 13’e düştü” diye bir haber çıktı. Oysa 4 yıldızlı sayısı düşmedi yine 14 or var. Sadece bir makam Korgeneral seviyesine geldi. 6 Ağustos günü “Albay H.Nevzat Taşdeler, tuğgeneral oldu. Nevzat Taşdeler’in internet andıcı nedeniyle savcının hakkında yakalama kararı çıkarılmasını talep ettiği Orgeneral Nusret Taşdeler’le akrabalığı yok’’ yazdınız. Halbuki bu iki isim kardeş. Haberlerinizde Orgeneral Aslan Güner’in Kara Kuvvetleri Komutanlığına atanabileceği de yazıldı. Oysa Güner ordu komutanlığı yapmadığı için bu atama mümkün değildi.

M. Murat Cennetoğlu : 3 Ağustos’taki “Danıştay’dan delil kararı” haberinizde Danıştay’ın “telefon dinlemelerinden elde edilen delillerin disiplin soruşturmasında kullanılabilmesi”ne karar verdiğini yazıyorsunuz. Gündemde şike soruşturması olmasa mesele yoktu. Bence sorumlu gazetecilik, bu kararın Türkiye Futbol Federasyonu ile ilgisinin olmadığının yazılmasını gerektirirdi. Çünkü TFF yargılaması, adli bir yargılamadır ve telefon konuşmaları tek başına delil olarak kullanılamaz. Zaten Danıştay kararında disiplin soruşturmasının bir yargılama değil idari bir tasarruf olduğu bu nedenle telefon konuşmaları dikkate alınarak karar verilebileceği açıkça yazıyor.

Nurten Başoğlu: “Malkoçoğlu olacak” başlıklı haberde genç oyuncu Burak Özçivit’in “Muhteşem Yüzyıl” dizisinde Malkoçoğlu’nu canlandıracağını yazmışsınız. Ama gözlerim haberde Malkoçoğlu’nun yaratıcısı olan eşim Ayhan Başoğlu’nun adını aradı. Onu da anmanızı beklerdim.

Kazım Kocadağ: 9 Ağustos’ta çıkan haberde “YÖK’e talimat: İhtiyacım olan öğretmeni yetiştir” demişsiniz. Ne zamandan beri Milli Eğitim Bakanları, YÖK’e talimat verir oldu? Zaten Bakan Ömer Dinçer de haberde talimattan bahsetmiyor, “YÖK’le konuşacağım” diyor.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 15 AĞUSTOS 2011

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).