HEM GAZETECİ HEM REKLAMCI OLUNAMAZ

“Gazeteci sadece medyaya değil, halka karşı da sorumludur” hatırlatması yapılıyor Unesco’nun gazetecilikle ilgili evrensel ilkelerinde. Gazetecinin bu sorumluluğu, okurları yanıltmamayı, onlara sadece ve sadece “gerçeği” aktarmayı zorunlu kılar. Gerçeği aktarabilmenin temel koşulu da “her türlü çıkar ve nüfuz ilişkisi”nin dışında çalışabilmekten, bağımsız kalabilmekten geçer. 

Bir gazeteci ve gazete, ancak bağımsız kalabildiği, başka bir deyişle hiçbir maddi ve manevi çıkar gözetmeden işlevini yerine getirdiği ölçüde okurun güvenini kazanır. Üstelik bu temel koşulları yerine getirse bile okurun güvenini sağlamak öyle kolay bir iş değildir, emek ister, sabır ister. Okur, zamanla inanır o gazeteci ve gazetenin okurlarına gerçeği aktarırken başka kaygılar gütmediğine, bilgiyi en yalın haliyle aktardığına.

Okur Temsilcisi olarak çok tanık oldum, “Ben bu reklamın Hürriyet’te çıkmış olmasına güvendim” deyip, reklamı şikâyet eden okurlara. Her defasında da Hürriyet’in bu güveni oluşturmak için ne kadar çok çaba harcadığını hatırladım. Okurların o güvenine saygı duydum.

Hürriyet örneğinden de anlaşılacağı gibi, okurlar bir kere güven duymaya görsün, ondan sonra neredeyse gözü kapalı güvenir o gazetecinin yazdığına, söylediğine. Onun doğru bilgi verdiğinden kuşku duymazlar. Böyle olunca da güvenilirlik gazetecinin elindeki güçlü bir silaha dönüşür.

Reklamcılar da bu silahın gücünün farkında oldukları için şöhretli gazetecileri, yazarları reklamlara çıkarmak isterler. Gazeteci ve gazetesinin “güvenilirliğini” ve “inandırıcılığını” kullanmaya çalışırlar.

Bizim meslekte okuru yanıltmama sorumluluğu vardır ama her reklamcının böyle bir endişesinden söz edilemez. Ayrıca gazetecinin reklamına çıktığı malla ilgili en ufak bir problem hem o gazetecinin, hem de gazetesinin güvenilirliğine darbe vurur. O ürün, mal ya da hizmetin kalitesiz çıkması ya da zamanında teslim edilememesi durumunda gazeteci, yazar ve gazetesi ne yapacaktır? Bırakın olumsuz yazmayı, olumlu haberler bile üzücü yorumlara yol açabilir.

İşte tam da bu yüzden Türkiye Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde gazeteci tanımı yapılırken, “Gazeteci, mesleğini, reklamcılıkla, halkla ilişkilerle veya propagandacılıkla karıştıramaz” deniyor. Oysa reklam yapan gazeteci, çıkar çatışması halinde olan iki alanı birbirine karıştırmış, reklamcı olmuştur.

Hem reklamcı, hem gazeteci olunamaz. O nedenle de başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyada habercilerin, yazarların ve haberle ilgili editoryal kadronun reklam yapmasına izin verilmez.

 

Hürriyet’ten yeni düzenleme

Doğan Yayın Grubu, sosyal medya ile ilgili gelişmeleri de gözeterek Yazılı Medya Yayın İlkeleri’ni kısa süre önce güncellemişti. Hürriyet’te, bu ilkeleri hayata geçirmek ve içselleştirilmesini sağlamak üzere Yazı İşleri yöneticileri ve bölüm şeflerinden oluşan “Ortak Çalışma Grubu” kuruldu. Bu grup, reklamlar-halkla ilişkiler-gazetecilik ilişkisi konusunda yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirledi. Yayın İlkeleri’ne ek olarak hazırlanan Hürriyet’in yeni ilkeleri şöyle:

1- Hürriyet, haberciliğin amaç, işlev ve gerekliliklerinin, reklamcılık ve halkla ilişkiler faaliyetlerinden farklı olduğunun altını çizer. Haber kaynaklarına olduğu gibi reklam ve PR şirketlerine de gazetecilik ilkeleri çerçevesinde adil ve şeffaf şekilde yaklaşılır.

2- Yazar, karikatürist ve muhabirler başta olmak üzere editoryal kadroda görev alanlar, sosyal, bilimsel ve sanatsal amaçlı ücretsiz kampanyalar ve gazetelerinin tanıtımı dışında reklamlara çıkamaz; bu yolla maddi çıkar sağlayamazlar. 

3- Editoryal kadroda görev alanların reklam, tanıtım ve pazarlama amaçlı olmayan etkinliklere ücret karşılığı katılabilmeleri gazete yönetiminin iznine bağlıdır. Ancak bedel aldıkları sosyal etkinlikleri haber ya da yazı konusu yapamazlar.

4- Haber, reklam ve halkla ilişkiler servisleri birbirlerinden bağımsız çalışır. Editoryal kadro haberle ilgili olmadığı sürece, reklam ve halkla ilişkiler faaliyetlerine karışmaz; reklam ve PR servisleri de haber içeriğine, zamanlamasına müdahale edemez.

5- Tanıtıcı reklamlar (advertorial), reklam olduğu okuyucu tarafından rahatlıkla görülebilecek yer ve büyüklükte açıkça belirtilerek yayınlanır. Tanıtıcı reklamları haberciler hazırlamaz. Habercilerin hazırladığı sektör sayfalarının içeriğinde belli bir ürünün satış ve pazarlamasına destek mahiyetinde ifadeler yer alamaz. 

6- Teknoloji, otomotiv sanayi ve diğer sektörlerle ilgili haber ve özel sayfalar hazırlanırken okurun (dolayısıyla tüketicinin) hakları ve bilgilendirilmesi ön planda tutulur. Uzman gazeteciler, ürün, şirket ve markalar hakkında yazarken aralarında ayrım yapmaz.

 

RTÜK: Haberciler reklam yapamaz

RTÜK’ün kuruluş yasasında da habercilerin reklam yapması yasaklanmış durumda. “Yayın Hizmetlerinde Ticari İletişim” başlıklı 9.Maddede “Haber bülteni ve haber programlarını düzenli olarak sunan kişilerin görüntü veya seslerine ticari iletişimlerde yer verilemez” ilkesine yer veriliyor.

Bu maddede “Ticari iletişim ile yayın hizmetinin birbirinden ayrılması” öngörülüyor; “Ticari iletişim, medya hizmet sağlayıcının editoryal bağımsızlığını ve program içeriğini etkileyecek şekilde kullanılamaz” hükmü getiriliyor. “Gizli reklam” da yasaklanıyor.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 7 OCAK 2013

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).