Erdoğan’ı eleştiren gençler haber olamadı

    Gençler, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Kültür ve Turizm Bakanı M.Nuri Ersoy’un şirketine tepki gösterirken yaratıcılıklarını bir kez daha sergilediler.  Protestonun binbir yolu olduğunu gösterdiler büyüklerine.   

     Cumhurbaşkanı Erdoğan, YKS’ye girecek adayların sorularını Youtube’da canlı yayında yanıtlıyordu. Sınav tarihini değiştirmeyerek “öğrencilerin gereksiz yere bir ay daha sınav stresi yaşamalarının önüne geçildiğini” söyledi. O andan itibaren “Oy moy yok” ve “Sandıkta görüşürüz” yorumları yağmaya başladı. “Beğenmedim” (dislike) tuşuna basanların sayısı da kısa sürede 200 bini geçti.

     Gençlerin tepkileri üzerine Erdoğan’ın canlı yayını hemen yorumlara kapatıldı. Ama bu kez gençler Twitter’den #OyMoyYok etiketiyle sürdürdüler eylemlerini ve kısa sürede TT oldular, tepkileri birinci sıraya yükseldi.

    Bu kadarla da kalmadı; sınavın ertelenmemesinin nedeni olarak gördükleri Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’un şirket ve otellerine internet üzerinden düşük puan ve kötü yorum protestosu başlattılar. “Düşük puan” eylemi hızlı sonuç verdi ve Bakan Ersoy’un şirketi ETS’nin Google Play’de 4,1 olan puanı bir gecede 1,1’e düştü.

      PR metni yazmışlardı

     Gençlerin bu yaratıcı protesto eylemi, 26 Haziran akşamı Birgün, Cumhuriyet, Evrensel, T24, OdaTV, Gerçek Gündem, Halktv.com.tr, Medyaradar gibi internet sitelerinde haber oldu. 27 Haziran günü çıkan gazetelerde ise bu haberi sadece Cumhuriyet gazetesinde görebildim. “Gençlerden YKS protestosu” başlığıyla iç sayfadan vermişlerdi bu haberi.

   Erdoğan’ın canlı yayınıyla ilgili haber Hürriyet’te “YKS’yi neden ertelemedik”, Milliyet’te “Hedefinize odaklanın”, Sabah’ta “Her gencimize iş alanı sağlamaya kararlıyız”, Akşam’da “Sosyal medyaya değil yalana karşıyız”, Türkiye’de “Gençlere iş kapısı açacağız”, Yeni Şafak’ta “Gençlere YKS morali” başlıklarıyla kullanılmıştı.

    Bu gazetelerin bu canlı yayınla ilgili haberlerinin içeriğine de baktım. Tek satırla, tek cümleyle bile değinmemişlerdi gençlerin protestosuna. Halk TV, Tele 1 , KRT gibi kanallar dışındaki televizyonlar da ilgi göstermedi olaya.

  28 Haziran'da ise Cumhuriyet gazetesi yayın sonrasında "dislike'ların 325 bine,, like'ların da 82 bine yükseldiğini" duyururken  Bugün gazetesi dijital protesto hareketine  manşette "Gençler gelecek siz gideceksiniz" haberiyle yer verdi.  Hürriyet'te de Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan haberini yayımlamadığı protestoyu köşesinde "muhalif çevrelerin kampanyası" olarak nitelendirmeyi tercih etti. 

   Şimdi soralım; nasıl örgütlenmiş olursa olsun binlerce öğrencinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı protesto etmeleri haber değeri taşımaz mı? Neticede gençler, demokratik haklarını kullanmış, YKS sınavını ertelemediği için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı saygısızlık yapmadan, hakaret etmeden, herhangi bir taşkınlığa da yer vermeden protesto etmişler. 

    Dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi ülkede yaşanırsa yaşansın böyle bir olay haberdir, haber değeri taşır. Ama Türkiye’de binlerce gencin protestosu değil, Erdoğan’ın o programda söyledikleri haber oldu. Bu haliyle yayımlanan metinler bir gelişmeyi aktaran, insanları bilgilendiren “haber” olmaktan çıkıp, bir halkla ilişkiler (PR) metni haline gelmişti.

     Peki neden haber yapmadılar gençlerin protestosunu? Haber değeri görmedikleri, tarafgir davrandıkları, gazeteciliği artık halkla ilişkiler mesleğinden ayıramadıkları için mi? Ya da siyasi iktidarın tepkisinden korktukları için mi? Belki bu nedenlerin biri, belki de tümü etkili olmuştur haber vermemelerinde…

     Erdoğan maske takmayınca yazılmıyor

    Sadece gençlerin protestosu haberinde değil, yaygın medyada Cumhurbaşkanı Erdoğan haberlerinin hemen tümünde benzer bir tutum söz konusu. Olumsuz ya da hoşa gitmeyecek gelişmeler haberlere yansımıyor ya da satır aralarından titizlikle ayıklanıyor.

    Corona’dan korunmak için takılan maskeler ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adının yan yana geldiği haberlerde de aynı tutum söz konusu. Dikkat ediyorum, pandemi süreci başladığından beri Erdoğan, toplum önüne çıktığı etkinliklerin büyük bölümünde maske takmıyor ya da çenesine indiriyor maskeyi.

   Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ülkenin yönetiminin zirvesinde yer alan ve milyonlarca insanın oylarıyla o makama seçtiği bir insan. Her davranışıyla topluma örnek olabilecek bir konumda.

   Hekimlerin insanları maske takmanın yararlarına ikna etmeye çalıştığı, bununla da yetinilmeyip birçok ilde maske takmanın zorunlu hale getirildiği düşünülürse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın maske takarak topluma örnek olmasının ne kadar önemli olduğu daha rahat anlaşılır.

    O yüzden gazetecilerin yapması gereken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da eleştirmek, maske takması için uyarmaktır. Toplum sağlığı kaygısıyla hareket etmesi gereken medyanın görevi budur.

    Dünya medyasında benzer eleştiri örnekleri görülüyor. Örneğin ABD’de Başkanı Trump’ın maske takmaması defalarca haber oldu, kamuoyunda tartışıldı. Hatta Brezilya’da mahkeme Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’ya maske takma zorunluluğu kararı aldı; Bulgaristan’da bir kiliseye maske takmadan giren Başbakan Boyko Borisov’a 150 Euro ceza kesildi haberlerini de okuduk.

   Türkiye’de ise Erdoğan’ın maske takmaması bir-iki kez haber oldu: bunlardan biri 10 Mayıs’ta Sancaktepe, Atatürk Havalimanı ve Hadımköy’de yapımı devam eden hastaneleri gezmesi sırasındaydı. Çekilen fotoğraflarda maskeli ve maskesiz işçiler, Erdoğan’a uzaktan el sallıyordu: Erdoğan ise maskesizdi. Oraya giderken helikopterde de maske takmamıştı. Maske takmaması çok az medya kuruluşunda kendine yer bulabildi.

      Erdoğan’ın maske takmaması da haberdi

     Ama Erdoğan maske taktığında ise haber oluyor!  Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 Mayıs’ta Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ni açılış törenine giderken aracında maske takması  haber olurken hastaneyi gezerken doktorlar ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanında maske takmaması haber olamadı..

    Son örnek ise Erdoğan’ın pandemi sürecinde ilk defa cemaatle Cuma namazı kılmasına ilişkin haberler. Erdoğan’ın, Cuma namazını İstanbul’da Kerem Aydınlar Camii'nde kılması namazıyla ilgili haberlerde “Erdoğan'ın maske taktığı görüldü” ya da “Maske takması dikkat çekti” deniliyordu.

      Erdoğan bazen maske takmamayı tercih edebilir, hatta maske takmayı liderliği açısından zayıflık gibi de görebilir. Gazetecilik açısından bakıldığında Erdoğan’ın maske takması değil, takmaması da haberdir.  Sağlık için tavsiye edilen ve bu nedenle doğal kabul edilmesi gereken Erdoğan’ın da maske takmasıdır. Eleştirilip uyarılmasında kamu yararı vardır.

      Öyleyse neden Erdoğan maske takınca yaygın medyada haber yapılıyor da maske takmayınca haber olmuyor? Gençlerin Erdoğan’a canlı yayındaki protestosunda olduğu gibi haber değeri görmedikleri, kendilerini taraf kabul ettikleri veya siyasi iktidarın tepkisinden korktukları için mi böyle davranıyor olabilirler.

    Belki her medya kuruluşu için farklı gerekçeler söz konusudur. Ancak gençlerin protestosu ve maske takmaması gibi onlarca örnek gördük bugüne değin. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı her tür olumsuzluktan azade tutma haberciliği iyice yerleşti.

    Bütün medya hep birlikte karar almadığına göre bunun siyasi iktidar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın çevresinin isteğiyle ya da onları üzmemek, kızdırmamak için başvurulan bir yöntem olduğu söylenebilir.

                                                                             Faruk BİLDİRİCİ / 28 Haziran 2020 

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).