ATALAY HAKLI MIYDI?

“Dedim dedi” haberleri aslında gazeteciler için en risksiz haberlerdir. Muhataplarını kızdırmayan bu haberler, fazla çaba da gerektirmez. Söyleneni biraz özetler, bir başlık koyar geçersiniz.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın Kırıkkale konuşmasıyla ilgili haber, bilinen “dedim dedi” haberleri gibi olmadı. Hem Musevi Cemaati tepki gösterdi, hem de Atalay haberi yalanladı. Okurlardan da Hurriyet.com.tr’nin konuya ilişkin haberine eleştiriler geldi.

Geriye dönüp sürece baştan bakalım. Atalay, konuşmasında tam olarak ne demişti? “..Yurt dışında yurt içinde Türkiye’nin fazla büyümesinden hasetlik duyanlar var, kıskananlar var. Bunların hepsi bir araya geliyor. Bir yandan Yahudi diasporası. Gezi Parkı olaylarında yurtdışı basının tutumunu gördünüz.”

Cihan Haber Ajansı, 1 Temmuz’da geçtiği haberde Atalay’ın bu sözlerini başlığa taşımadı; “Yahudi diasporası” ara başlığı altında şöyle verdi:

“Türkiye’de yaşanan iç karışıklıklar ile ilgili açıklama yapan Atalay, dış güçlerin ve Yahudi diasporasının bu karışıklıkları tetiklediğini ve bu konuda etkin bir şekilde çalıştığını, Gezi olaylarında dünya basınının bunu iyi yönlendirdiğini bildirdi.”

Hürriyet internet, CİHAN’ın haberini, içeriğini değiştirmeden “Gezi olaylarını Yahudi diasporası tetikledi” başlığıyla yayımladı. Kıyamet işte bu noktada koptu. Musevi Cemaatinin verdiği tepkiyi, Hurriyet.com.tr, “Atalay’ın ‘Gezi olaylarının arkasında Yahudi diasporası var’’ iddialarına Türk Musevi Cemaati’nden yanıt geldi” diye haberleştirdi. Tepkilerin ardından açıklama yapan Atalay, CİHAN’ı eleştirdi:

“..söylediklerim bir ajans tarafından bilinçli olarak çarpıtıldı, üzüldüm. Yahudi lobisi veya Musevilere yönelik itham söz konusu değil.”

Bakanın suçladığı CİHAN da bir açıklamayla haberini savundu. Açıklamada, “Sayın Atalay, iç ve dış karışıklığın sebeplerini sıralarken, ‘Yahudi diasporası’ ifadesini kullanmıştır” denildi, görüntü kayıtları yeniden servise konuldu. Ajansın açıklamasında isim verilmeden Hurriyet.com.tr de eleştirildi:

“Sayın Bakan’ın kullandığı cümleleri aynen yayınlıyoruz. O cümleden haber yapan sitelerin, ‘Gezi Parkı’nın arkasında Yahudi diasporası var’ çıkarımında bulunması ajansımızın sorumluluğunda değildir.”

Ardından okurlardan da Hürriyet’in haberi abartarak verdiği suçlamaları gelince süreci inceleme gereği duydum. Haberlerin akışından da anlaşılacağı gibi, Atalay, “Yahudi diasporası”nı, “Gezi olaylarının arkasında olmak” ya da “Gezi olaylarını tetiklemek” ile açıkça suçlamamış. “Yahudi diasporası”nı Türkiye’yi kıskanan ve Türkiye’ye karşı bir araya gelenler arasında sayıyor, imalarda bulunuyor ama Gezi olayları ile tam bir bağlantı kurmuyor.

CİHAN’ın haberinde geçen “karışıklıkları tetiklediği” ifadesi, muhabirin yorumu. Tırnak içinde yazılmaması da bakanın o sözcükleri telaffuz etmediğine işaret ediyor. Hürriyet internetin de bu cümleyi, doğrudan Atalay’ın ağzından çıkmış gibi tırnak içinde vermemesi gerekirdi. Yanlışa ortak olunuyor böylece.

 

Kahraman ilan etme kolaycılığı

Gezi eylemleri gündemi kaplayınca bazı gelişmeleri yazma fırsatı bulamadım. Prof. Dr. Ömer Özkan’ın, kadavradan rahim naklettiği kadının hamileliğini sona erdirmek zorunda kalması da yazmakta geciktiğim konulardan biriydi.

Rahim naklinin medyada alkışlandığı, yeterince sorgulanmadan yazılıp çizildiği günlerde Dr. Ethem Geçim’den aykırı bir ses yükselmiş; “rahim nakli hayat kurtarmayan, üstelik alternatifi bulunan bir yöntem” diyerek, bağışıklık baskılayıcı ilaçların vücutta yaratacağı tahribata dikkat çekmişti. Türkiye’de rahim naklinin başarısızlıkla noktalanmasının ardından İspanya’da da bacak nakli sonlandırılınca Dr. Geçim dayanamadı, yine mesaj gönderdi: 

“Rahim nakli yapılan zavallı kadın üzerindeki bebek deneyi eski tabirle ‘ıskat-ı cenin’ ile sonuçlandı. Yine şanslılardı, zira o gebeliğin çok daha ileri bir dönemde sonlanması ile annenin hayatı da tehlikeye girebilirdi. Size tekrar yazma nedenim, İspanya’da yapılan dünyanın ilk bacak nakli hastasının bacaklarının kesilmek zorunda kalınması. Cerrah Pedro Cavadas, ‘Bu organlar hayati organlar olmadığı için daha önemli bir hastalığı tedavi etmek adına kesilip atılabilirler’ diyor açıklamasında. Madem hayati organ değildi, bunca riske ve masrafa ne demeye girdin bacak nakline? Zamanında söylediklerime ve sizin yazdıklarınıza bakın, tam bu durumu söylememiş miyiz?”

Kuşkusuz Tıp dünyası, rahim naklinden yeni bilgiler edindi. Medyaya düşen ders de kahraman ilan etme kolaycılığını bırakmak. Sağlık konularında da hemen alkışlamak yerine şeytanın avukatlığını yapmak biz gazetecilerin işi.

 

Okurdan kısa kısa:

Eren Erdoğan: 1 Temmuz’da Kelebek ekinde diyetisyen Taylan Kümeli ile ilgili haberde kullanılan fotoğraflar ne meslek etiğine, ne insanlığa, ne de 45 yıldır takip ettiğim gazetenize yakışmadı. Tanınan insanların haber olması doğal. Ancak insanların en savunmasız ve en rahat olduğu ortamda bu şekilde fotoğraflanıp yayınlanması, işin hukuki tarafını bir yana bırakın vicdansızlık. Aynı haber diğer gazetelerde de var, fakat Hürriyet’teki gibi değil.

Bora Hatay: 4 Temmuz’da Sanat sayfasında haber; “Türkiye’nin en iyi 5.müzesi İstanbul Modern. Dünyanın neresinde 5. haber olur? Zaten yarışma Türkiye müzeleri. 1.’nin haber olmadığı haber yapılır mı? Hürriyet iyi ki bu yıl şampiyon olan Galatasaray yerine ligi 5. bitiren Kayserispor’u haber yapmadı. Ama yapabilirdi. Eğer Kayserispor’un yönetiminde tanıdık isimler olsaydı...

Kamuran Alaca: Şaka yapıyorsunuz herhalde. Haberde hem “ABD’li ajan Snowden’ın, ‘Kızıl ajan’ Anna Chapman’ın ajanlık teklifini kabul ettiği bildirildi” diyorsunuz; hem de “yapılan açıklamada iki hesabın da sahte olduğu belirtildi” yazıyorsunuz. Hesaplar sahteyse bu haberler de koca bir yalan!

Hayal Murathanoğlu: 30 Haziran’da Ekonomi sayfasında Atlas Jet’in Mikonos uçuşları ile ilgili yazıda tam dokuz kez Mikonos kelimesi geçiyor. Beşi doğru şekli ile yani Mikonos olarak yazılmış; diğer dördü ise “a” ile yani Mikanos olarak. Biraz daha özenli olunması gerekmez mi?

Hamdi Küçükyalı: ABD’li Sarai Sierra’yı öldüren Ziya Tasalı’yı neden hala “Laz Ziya” diye yazıyorsunuz? Bu adamın Lazlıkla alakası yok. Böyle birisine Laz diyerek bütün Lazları töhmet altında bırakmaya hakkınız yok.

FARUK BİLDİRİCİ / 8 TEMMUZ 2013 / HÜRRİYET

Diğer Haberler

Okur Görüşleri

Görüş Bildir

Endişelenme! E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar doldurulmalıdır (*).