1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda.  Haberlerin peşinden koştum; haber trafiği yönettim, söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım. Dokuz yıl boyunca sürdürdüğüm Hürriyet gazetesi Okur Temsilciliği (Ombudsman) görevinden 4 Mart 2019’da ayrıldım. Artık mesleğime "Medya ombudsmanı" olarak katkıda bulunmayı hedefliyorum.  Okurlardan da somut örnekler üzerinden medya eleştirileri bekliyorum.

Faruk Bildirici


 MARDİN’DEKİ TACİZ VAKASI VE GAZETECİLİK
 09 Mayıs 2019, Perşembe
 

“Belediyeye iş başvurusunda bulunan genç kadına skandal teklif” haberi, Mardin’deki bir taciz iddiasını konu alıyordu:

“Mardin Valisi ve kayyumu tarafından KENT A.Ş. adlı belediye şirketine müdür olarak atanan E.U.’nun belediyeye iş başvurusunda bulunan bir kadını işe alma karşılığında taciz ettiği ve fuhuşa zorladığı iddia edildi. Başvuru sırasında kaydedilen ve E.U.’ya ait olduğu ifade edilen ses kaydı da sosyal medya üzerinden paylaşıldı. HDP Mardin Milletvekili Ebrü Günay, konuyu Meclis gündemine taşıyarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.”

Sözcü gazetesinin internet sitesinde yer alan haber, HDP Mardin Milletvekili Ebrü Günay’ın TBMM’ye verdiği soru önergesine dayanıyordu. Haber, internette hızla yayıldı. Cumhuriyet başta olmak üzere birçok sitede Sözcü gazetesi muhabiri Ali Özgür İnan’ın adı verilerek kopyalandı.

Ardından Twitter’da “Bu sizin değil @sedatsurr’un haberi” ve “Herkes haberi kendisi yapmış gibi paylaşım yapıyor. Bu haberde @sedatsurr un özverili çalışması var. Sedat Sur bu tarz haberler yüzünden cezaevinde yattı. Yılmadan haber yapmaya devam etti” itirazları yayıldı. 

Gazeteci Sedat Sur da haberin kendisine ait olduğunu belirterek sorular yöneltti ama Ali Özgür İnan, yanıtlamadı bu iddiaları. Sedat Sur, kendisiyle ilgili olarak yazılanları paylaşırken şu değerlendirmede bulundu:

“Haberi verirken, haberi veren gazeteyi es geçip ‘Bazı gazetelerde çıkan haberlere göre’ demek gazetecilik etiğine ve bilgisine aykırı olduğu gibi, haberi veren sosyal medya hesabını da es geçerek, ‘Bazı sosyal medya hesapları’ demek de etik dışı ve bilgisizliktir.”

Bazı hesaplardan bu konudaki paylaşımlar bana da iletilerek incelemem istendi. Bunun üzerine taciz iddiasının nasıl ortaya çıktığını araştırdım. Gerçekten de olayın kaynağı, Sedat Sur’un Twitter hesabı. 6 Mayıs günü, önce ses kayıtlarının tamamını Scobe yayınında duyurmuş, ardından yedi bölüm halinde tweetlemiş. Bu paylaşımlara şu notu iliştirmiş:

“Mardin valisi ve kayyumu tarafından Kent A.Ş’ye müdür olarak atanan polis E.U’in belediyeye iş başvurusunda bulunan kadınları işe alma karşılığında taciz ve fuhuşa zorladığı anların ses kaydı.”

Ses kayıtlarının bu şekilde açığa çıkması üzerine Mardin’deki kadın dernekleri harekete geçmiş ve Mardin Milletvekili Ebrü Günay da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi vermiş. Olayın öyküsü kısaca böyle.

Sözcü’nün haberinin internette yayılmasının ardından dün Mardin Emniyet Müdürlüğü de yazılı bir açıklama yaparak, söz konusu polis memuruyla ilgili adli ve idari soruşturmanın devam ettiği duyuruldu. Bu gelişme de internet siteleri ve basılı gazetelerde haber oldu.

Öncelikle Sedat Sur’u başarılı “sosyal medya haberciliği” nedeniyle kutlarım. İddiayı, belgesiyle birlikte ortaya koymuş. Gizli ses kayıtlarını kimin yaptığını ve kendisinin nasıl elde ettiğini açıklamamış ama suçlama çok ciddi. Gizli yollarla elde edilmiş olsa da yayımlanmasında kamu yararı olduğu açık. Nitekim Emniyet Müdürlüğü de soruşturma açıldığını duyurarak iddiaların ciddiyetini kabul etmiş durumda.

Sözcü’deki ilk haberi yazan Ali Özgür İnan’ın, Sedat Sur’un adına yer vermemesi konusuna gelince. HDP Milletvekili Günay’ın soru önergesinde adının geçmemesi nedeniyle onun da haberde Sedat Sur’un adına yer vermemesi anlaşılabilir bir durum. Nitekim İnan ile de konuştum, özetle şunları söyledi:

“Amacım bu olayın duyulmasını ve üzerine gidilmesini sağlamaktı. Ben haberi yaptıktan sonra başka yerlerde de yayınlandı. Ondan sonra da Emniyet Müdürlüğü açıklama yaptı. Zaten bu olayı ben ortaya çıkardım, ses kayıtlarını da ben buldum gibi bir iddiada bulunmadım. Ben soru önergesini haber yaptım. Milletvekilinin soru önergesinde Sedat Sur’un adı yoktu. ‘Ses kayıtlarının sosyal medya üzerinden paylaşıldığını’ yazıyordu, o ifadeyi de haberime koydum. Ses kaydının bir bölümünün habere eklenmesi de benim dışımdaki bir gelişme. Ses kayıtlarını ilk kim yayınlamış diye araştırmadım, soru önergesi metniyle yetindim. Bu da benim mesleki eksikliğim.”

Fakat ortada bir yanlış var; sosyal medyada bu kadar itiraz geldikten sonra haberini düzeltmesi, bu taciz vakasını gazeteci Sedat Sur’un ortaya çıkardığını, ses kayıtlarını onun yayınladığını eklemesi gerekirdi. Belli ki, ses kayıtları bin bir emekle elde edilmiş, uğraşılmış, büyük çaba harcanmış. Haberde onun adını vermek harcadığı bu emeğe saygı olduğu kadar meslek içi dayanışmadır da. Bu dayanışmayı birbirimizden esirgememeliyiz.

Tabii bu sözlerim, Sözcü’nün haberini aynen alıp kopyalayan internet siteleri ve basılı gazeteler için de geçerli. Haberi aynen kopyalamakla yetinmek yerine birazcık araştırmalı, konuyla ilgili gelişmeleri takip etmeliydiler.

Unutmayalım, kopyalamak gazetecilik faaliyeti değildir…

Faruk Bildirici / 9 Mayıs 2019

 
MEDYA "EĞİTİM REFORMLARI"NI ALKIŞLAMASAYDI
CUMHURBAŞKANI-TÜSİAD TARTIŞMASI MEDYADA NASIL KARARTILDI?
RABİA NAZ İÇİN SUS EMRİ GEREKİR MİYDİ?
ÖCALAN GÖRÜŞMESİ VE SEÇİM SENARYOLARI
MARDİN’DEKİ TACİZ VAKASI VE GAZETECİLİK
AA’NIN HABERİNİN EKSİK VE YANLIŞLARI
KOVULMUŞ OMBUDSMAN NE YAPAR?


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@gmail.com