1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
 18 Nisan 2002, Perşembe
 

KIRLANGIÇ YUVASI/72

CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA

``Abi benim suçum ne bakar mısın?'' dedi, savcılıktan eline tutuşturulan tek sayfalık kağıdı gösterdi. Bir ay olmuştu tutuklanalı ama hala anlayamamıştı neden Elmadağ Çocuk Tutukevine girdiğini.

- Yağmacılık suçunu işlemişsin, öyle yazıyor.

- Yağmacılık ne demek?

- Bir bakkalın deposuna girip, orada ne bulduysan darmadağın etmişsin.

- Biz çok eğlenmiştik. Birşeyler yemiş, biraz da oynamıştık.

Yine o günü hatırlamış olsa gerek, içinde bulunduğu durumun karanlığını unuttu. Gözlerinde minicik bir kıvılcım çaktı, dudaklarında hafiften bir gülümseme belirdi, boynunu büktü.

Parça parça anlattı. Ortaokul ikinci sınıf öğrencisiymiş, o gün üç arkadaşıyla birlikte okuldan kaçmış. Sincan'daki bir bakkalın deposunun kapağının açık olduğunu farkedip, gizlice girmişler.

Bisküvüleri, çikolataları yemiş, yiyemediklerini dağıtmış, zeytinyağı şişelerini kırmış, deterjan kutularını darmadağın etmişler. Orada kısacık yaşamlarının en mutlu saatlerini geçirmişler.

Komşunun ağacından erik çalmakla karıştırmışlar yaptıklarını. Polis yakaladığında da azarlayıp bırakacak sanmışlar. Çok çok bir iki tokat, kulak çekme falan beklemişler.

Öyle olmamış, polis amcalar sıkı çıkmış. Azarla kalmamış, sert tokatlar atmışlar. ``Biz çok eğlendik'' deyip, depoya nasıl girdiklerini, orayı nasıl darmaduman ettiklerini anlatmışlar korkuyla.

Ve tabii apar topar savcının hakimin önüne çıkarılmışlar, oradan da tutukevine konmuşlar. Mahkemeye çıkacakları günü beklerken kavramışlar işin ciddiyetini. Gelene gidene soruyorlar; ``Mahkemede hakim bizi bırakır mı?''

Elmadağ Çocuk Tutukevi'ne gittiğimde tanıştım ``bakkal yağmacısı'' bu çocuklarla. İçlerinde en küçüğüydü tutuklama kararını gösterip, ``Abi benim suçum ne bakar mısın?'' diyen.

Sorusu da masumdu, yüzü de. Gerçekten inanıyordu orada eğlendiğine, bir  suçu olmadığına. Oyun oynarken, istemeden kötü bir kazaya uğramıştı da nasıl affedileceğini bekliyor gibiydi.

Şaşırtıcı olsa da tutukevindeki çocukların çoğunda hakimdi aynı hava. Dışardan bakanların, tinerci, kapkaççı, hırsız, serseri, cani olarak gördüğü bu çocuklar, kendi içlerinde masumlaştırmışlardı eylemlerini.

Ortak özellikleri, tamamının gecekondu semtlerinden gelmiş yoksul çocuklar olmaları ve eylemlerinin sonuçlarını önceden kestirememeleriydi. Yağmalama, kavga, kapkaç, yaralama gibi suçlardan giren çok azdı. Büyük çoğunluğu, hatta yüzde 70-80'i, cep telefonu hırsızlığından girmişti tutukevine. Onlardan birine sordum, 16 yaşındaydı, gülümsedi konuşurken.

- Neden çaldın cep telefonunu?

- Özenti işte...

Başka birine sordum. ``Sattık, arkadaşlarla kiraladığımız arabaya benzin aldık, gezdik'' dedi. Bir gecekondu semtinde büyümüş üç arkadaş, kendi yaşlarında birinin elinden cep telefonunu almışlardı. Zorla aldıkları için de hırsızlıktan değil, ``gasp''tan yatıyorlardı, suçları hayli ağırdı.

Hayatın gerçekleriyle ilk karşılaştıkları yer karakollardı. Parmaklarına tel dolanması, elektrik verilmesi, tazyikli suyla ıslatma, dayak, coplama, penseyle sıkma gibi işkence yöntemleriyle anıyorlardı karakolları.

Eğlencenin bittiğinin hatırlatıldığı yerdi karakollar. Tutukevi ise suçlular dünyasına katılmadan önceki ara istasyon. Belki bir kısmı oradan çıkıp anne babalarının sıcaklığına sığınacak, geri dönmemeye çalışacak. Ancak çoğu da kaçınılmaz olanı tercih edecek, suç makinası haline gelecek, burası kesin. Seçme şansları çok az...

Çinçinli Fuat Aramaz, dönüşü olmayan bir yola girdiğinin farkındaydı. 17 yaşını bitirmek üzereydi fakat erken yaşlanmış bir ruh yansımıştı şiirine.

Ben yılların delikanlısı/ Senelerin maçosuyum

Bir baktım mı yakarım / İkincide sıkarım

Ömrüm cezaevinde / Hayatım meçhullerde

Sevdiğim ellerde / Ben ise mapus damında

İnsan, onlarla tanışınca ayırdetmekte zorlanıyor. Hangi pencereden bakacaksın? Onlar suçlu mu, yoksa kurban mı?

18-24 Nisan 2002/Tempo


 
FRENLERİMİZİ BOŞALTIP DÜŞLERİMİZİ ORTALIĞA SALSAK
GONCASI RAFYALI GÜLLER
BÜTÜN HÜCRELERİNDE YAŞIYORDU ACIYI
HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
ORADA BİR PARK VARDI
BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
ALÇAKÇA İŞLENMEYEN CİNAYET VAR MIDIR HAYATTA?
EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
GÜVENLİ LİMANLARA SIĞINMAYI YEĞLEYENLER
SIRADAN ÖYKÜLER DE AĞLATIR
BIRAK YANINDAKİ ADAM LAF ETSİN
BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
TEK DOLARLIK KALPAZAN OPERASYONU
SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
NE VOLKANLAR TAŞIRIM İÇİMDE BİLİR MİSİN?
ÇOK ŞÜKÜR BENİM OĞLUM KATİL DEĞİL
DERİNDİ BALIKÇININ GÖZLERİ
ŞAİRİN KOKU ALAMADIĞI VAZİYETTEYİZ
YAHU BİR GÜZEL ÜTÜLÜYOR Kİ DONLARIMI SORMA
KADERİMİN PATRONU, RUHUMUN KAPTANIYIM
TENCERE ELİNDE KELEPÇELEDİLER GENÇ KIZI
DAHA NE KÖTÜLÜKLER GÖRECEK SABRİYE NİNE?
İLKELER NAZİKTİR HER DAİM SULANMAK İSTER
AH O KOCA MEMELİ KADIN!
DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
İKİ DUDAK ARASINA SIKIŞMIŞ KİMLİKLER
ÇIĞLIK ÇIĞLIĞAYDI KUŞLAR
SANA KİRPİKLERİMİ BİRİKTİRDİM ALIR MISIN?
CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?
AMAN POPOSUNU PARMAKLAMAYIN!
AL YÜZÜĞÜM SENDE KALSIN
UÇAN LİDERLER KAÇAN KONGRELER
YES DE EMİNE HANIM
MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
AYI KONSERVE YERSE
DÖNECEKSEN DÖN ARTIK VE GÖR OLACAKLARI
SEVİŞMEK ERKEĞE ÖDÜLSE KADINA CEZA MI?
EN BÜYÜK BAYRAM BİZİM BAYRAM
MEĞER SİLAHLAR NE KADAR GEREKSİZ ZERZEVATMIŞ
MEDET EY TSE, GETİR ŞU İŞE BİR STANDART
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM YENİ KAHRAMANLAR GELİYOR ESKİ YOLDAN
ÇARŞAFA BÜRÜNMÜŞ PARİSLİ KADININ KIVRAK YÜRÜYÜŞÜ
GÜNEŞİN ÜZERİNDE OYNAŞMADIĞI BİNADA OTURAN SİYASETÇİ
TÜRK ASKERİNİN KORE YOLCULUĞUNUN ÖYKÜSÜ
KÖKLERİNİ BU TOPRAKLARA SALANLAR DA KAÇIYORSA
YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
ECEVİT, CALLAGHAN'IN 27 YIL ÖNCEKİ SÖZLERİNİ DE HATIRLASA
ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
DOKUNULAMAYAN KAPILARA SIKIŞMIŞ İNSANLIKLAR
CAMDAN ÖRÜLMÜŞ SINIRLAR KAFAYI VURUNCA ANLAŞILIR ANCAK
DİLERİM AİLE ALBÜMÜM SAHAFLARA DÜŞMEZ
OLAĞANLAŞAN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE KARŞI AĞLAMA SEANSLARI
BİR ERKEĞİN HEDİYELERLE EVRİMİ
İSLAMİYETİN CAMİLERE ÇEKİLME VAKTİ GELDİ ÇATTI
NE AŞKLAR BİLİRİM GÖRKEMLİ İTİRAFLARA KURBAN GİTMİŞ
SANTİMETREKARECİ MEMDUH'UN UYANIK İŞLERİ
ÇIPLAKLIK SEVENLER GERÇEKLERİ DE GİYDİRMESELER YA
HİSSEDİLEN SICAKLIK VARSA HİSSEDİLEN ENFLASYON NİYE OLMASIN?
HANİ ALEVİLER LAİKLİKTEN YANAYDI?
BİR KURU GÜL KALMIŞTI ELİNDE
ŞİVE DİYENLER YARGILANSIN
ESSAH MI YANİ?
HERKES ŞEHİT HERKES KAHRAMAN
ÇETECİLER BAYRAĞI AŞAĞILADILAR
FOTOĞRAF TERÖRDEN GÜÇLÜ OLMASA...
ÖNGÖRÜLERİN BEREKETLİ TARLASI KURUDU
PKK İLE SAVAŞ KAZANILDI MI Kİ?
BAHAR YAĞMURLARINDA YIKANMADAN...
CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
TANRI AŞKINA! BU SİZİN DE ÜLKENİZ!
ERDOĞAN'A ÇOK KONUŞMA CEZASI VERİLMELİ
KANADALILAŞAN TÜRKÜN VİCDAN AZABINA ÖVGÜ
KENDİNİ ÇOĞALTARAK YAŞAMAK YA DA CENAZELER
OSMANLI SEVDASINDA DANSÖZÜN YERİ
EKRANDA SEVİŞEN TÜRK KIZINI TÜRKLER DESTEKLERSE!
KÖTÜLÜKLERİ GÖRMEZDEN GELEREK YOKETME
TANRI BU ÜLKEYİ TESADÜFLERDEN KORUMASIN
KENDİ KENTİNDE KAYBOLMAK
SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK
İNSANA YATIRIM YAPMANIN ALBENİSİ
ÇINARLAR AYAKTA ÖLÜR GAZETELER DE
DEREYATAĞINA EV YAPARSANIZ YIKILIR
HEYECAN DA RUTİNLEŞİR
SEN HASTALIKLI KORUK GİBİSİN
DENİZDEKİ HAYALİ KIRMIZI ÇİZGİ
KAVUN KARPUZ MİSALİ SİYASET
ÖZKÖK: ÜNİFORMANIN ALTINDAKİ KİŞİLİK
NECDET TEKİN: PIRASA PROFESÖRÜ OLUR MU?
HÜSAMETTİN ÖZKAN: İKİLİ TEMASLAR UZMANI
AHMET VEFİK ALP: UÇUK PROJELER BAŞDANIŞMANI
DIŞ GÖREVDEN DÖNEN VEKİL
KOYUNLAR OTORİTEYE ÇAKTIRMADAN KARŞI ÇIKAR
TAHTERAVALLİDEN İNMENİN ZAMANI GELDİ
NABZA GÖRE ŞARKILAR
AKIP GİTMEKTEDİR SESSİZ HAYATLAR
GURKALAR EMRİNİZDE SAM AMCA
TARİHTEN İBRET ALMASI GEREKENLER
1 - 2
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr