1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 38 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan bu yana Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 SENİ OLDUKÇA SEVİYORUM
 12 Mart 2018, Pazartesi
 

Prof. Dr. Baskın Oran, gazete okurken Türkçe hatalarına takılmadan geçemeyen bir bilim insanı. Öyle olunca da gazete okumak kimi zaman onun için eziyet halini alabiliyor. Sadece ’nüans’ yazmak yerine ’nüans farkı’ denilmesine, ’muhatap’ sözcüğünün ’muhattap’ olarak yazılmasına çok kızıyor.

Son günlerde en çok takıldığı da ’şok’ ve ’oldukça’ sözcüklerinin kullanımı. Şöyle uyarıyor Baskın hoca:

"Şok olmak ya da şoke olmak yazılıyor. Doğrusu şok geçirmek, şok yaşamak ya da şoka uğramaktır. ’Oldukça’ sözcüğü ’epey’ ve hatta ’bir miktar’ anlamına gelir. Fakat birçok haber ve yazıda, televizyonlarda ’çok’ anlamında kullanılıyor. ’Seni oldukça seviyorum’ duyacağız böyle giderse. Doğru Türkçe konuşmayı ’60’larda TRT spikerleri öğretmişti, şimdi TRT dâhil bütün radyo ve TV spikerleri tersini yapıyor. Aynen, okul öğretmenlerinin -de / -da eki kullanma konusundaki cehaletlerinin öğrencilere geçmesi gibi."

 

HAKKINIZ VAR MI?

"MEB Müsteşarı: İdari işlemdi, suçsuz bulunmadı" haberine itiraz eden Tuncay Özkut adlı okur, "Artık hayatta olmayan bir kişiyi, bir daha suçlu ilan etmeye hakkınız var mı?" diye soruyordu.

Eleştirdiği haber, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından gözaltına alındığı emniyette şüpheli biçimde yaşamını yitiren öğretmen Gökhan Açıkkolu hakkındaydı. Açıkkolu ile ilgili ’görevden uzaklaştırma kararı’nın kaldırılmasının, ’öldükten sonra masum olduğu anlaşıldı’ biçiminde yorumlanması üzerine Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, bir açıklama yapmıştı. Haberde yer alan açıklama özetle şöyleydi:

"Adı geçen öğretmenin FETÖ ile irtibatlı olduğu yönünde hukuki karineler bakanlığımızda mevcuttur. Kişi, artık devlet memuru olmadığı için yapılması gereken bir idari işlemdi, ’suçsuz’ falan bulunmamıştır."

Okur haklı. Gazetede 1 Mart’ta yayımlanan haberde Müsteşar Tekin’in sözleri dışında bir bilgi olmadığı için ölmüş bir kişi, yeniden suçlu ilan edilmiş oluyor. Çünkü Tekin, "bakanlıkta mevcut hukuki karineler" olduğunu vurguluyor.

Halbuki bir kişinin suçlu ya da suçsuz olduğuna ve neyin "hukuki karine" olup olmadığına ancak mahkemeler karar verebilir. Milli Eğitim Bakanlığı, bir kişinin suçlu ya da suçsuz olduğuna karar verebilecek bir merci değildir.

Öğretmen Gökhan Açıkkolu’nun kendisini savunma imkânı olmadığına göre haberde en azından babası, bir yakını ya da avukatı konuşturulabilir, suçlamalara karşı yanıt alınabilirdi. Böylece hakkında mahkeme kararı olmayan bir kişiyi haberimizle yargılamamış olurduk. Doğan Medya Yayın İlkeleri’nin 10. maddesi, tam da bu tür yaklaşımlara karşı uyarıyor:

"Polis ve savcılık soruşturmaları ile ilgili haberlerde, kişilerin peşinen suçlu ilan edilmemesi ve soruşturmanın olumsuz etkilenmemesi esas alınır, okurun, doğru ve eksiksiz biçimde bilgilendirilmesi amaçlanır. Ancak yönlendirme gibi bir gaye güdülmez. Suçlayan makamların üslubu kesinlikle kullanılmaz."

Hiç aklımızdan çıkarmayalım bu ilkeyi. Muhatap kim olursa olsun...

 

HASTALANAN YAZARLAR

OKURLARIMIZDAN Yavuz Ceylan, yazarlarımız Ertuğrul Özkök ve Ahmet Hakan’ın tedavi için gittikleri hastanelerle ilgili yazılarını eleştirdi. Emekli bir doktor olan ve altı yıldır da İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu üyeliği görevinde bulunan Ceylan, yazarların tedavi oldukları doktor ve hastaneleri övmesinin etik olmadığı kanısında. Bu eleştirinin ardından o yazıya yeniden baktım. Özkök, ayağının kırılmasının öyküsünü anlatırken hastane ve doktorun adını veriyordu. Doktor da o öykünün öznelerinden biri olduğu için yadırgatıcı gelmedi bana. Cengiz Semercioğlu da aynı şekilde kulağını tedavi eden doktorun adını verdi geçen gün.

Ahmet Hakan ise "M..’de bir hafta" başlığıyla doğrudan hastaneyi övüyordu. Hastanenin tam teşekküllü olduğu, ’hasta odaklı üniversite hastane olgusunu yerleştirmeye çalıştıkları, öncü olmayı hedefledikleri’ gibi bilgiler veriyordu.

Bir yazarın, kendi tedavisinin başarılı olduğunu belirtmesiyle, hastanenin iyi olduğunu yazması arasında fark var. Ayrıca yazarlar, tedavi oldukları hastaneye teşekkürlerini başka bir yöntemle de iletebilir. O yöntemi Mehmet Yaşin’de gördük. Yaşin, 23 Temmuz 2017’de Hürriyet’e ilan vererek teşekkür etti, tedavi eden doktorlar ve hastaneye.

Zaten eskiden böyle olurdu bu işler. Yazarlar, köşelerini teşekkür zemini olarak kullanmaz, teşekkür ilanı verirlerdi gazeteye. Teşekkürün nesnel olmayan övgüye dönüşmesinden böyle kaçınılırdı.

 

OKURDAN KISA KISA:

M.Bayer Güven: "Dikkat çöküyor" haberiniz için teşekkür ederiz. Ancak haberin "Bu okulda 400 öğrenci var" başlığı hatalı. Okulda değil, kayma tehlikesi olan D Blok’ta 400 öğrenci bulunuyor. Okulda 4900 küsur öğrenci var.

NOT: Başlık hatalı ama haberde zaten D Blok’ta 400 öğrenci olduğu yazılmış.

A.Ç.Karakul / N.Köken / İ. Küreşir: "’Burayı vurun gerekirse şehit olalım’ demişti" haberinin başında, şehidimiz A. Taha Koç’u "uzman çavuş" diye yazmışsınız. Sonra da "astsubay çavuş" demişsiniz, doğrusu da bu. (6 Mart)

Feyiz Öz: İnternetteki "Camide şaşırtan olay. Tavandan akmaya başladı" başlığındaki "cami" kelimesi haberde hiç yok. Olay bir pasajda yaşanmış. Hürriyet gibi ciddi bir haber kurumu okuyucuya bunu yapmasın. (5 Mart)

Ali Acar: "Sivil öldürecek olsak şu semtlerden başlarız" sözlerini eleştirmek bir tarafa, bunun medyada tekrar ifade edilmemesi gerek. Bu sözlerin başlıklar ve yazılarda aynen yer alması sinir bozucu ve üzüntü kaynağı.(28 Şubat)

M.Şefik Balkanlı: İnternet sayfanızda eski uçak fabrikası arsası ile ilgili haberinizde, "Proje kısa sürede start alacak" diye bir ifade var. "Başlayacak" demek ayıp mı ki, Amerikancaya özeniyorsunuz? (27 Şubat)

 

HAFTANIN ENGELLENENLERİ

BU bölümde geçen hafta, Yeni Şafak’ın bir haberle ilgili erişim engelleme kararı aldırdığını yazmıştım. Yeni Şafak, yazdıklarımın "çarpıtma ve yalan olduğu" yanıtını verdi ve mahkemenin "Hürriyet’e gazetecilik dersi vererek, ’yayının gerçek olması ve özle biçim arasındaki dengenin korunması gerektiğine" hükmettiğini öne sürdü.

 Oysa Yeni Şafak’ın bu alıntısı, Bakırköy 4.Sulh Ceza Hâkimliği kararının basınla ilgili genel değerlendirme bölümünden. Hâkimlik, 2018/1395 sayılı kararında gerekçesini "Erişimin engellenmesi istenilen linkler incelendiğinde haberin üzerinden uzun bir zaman geçtiği, haberin güncelliğini yitirdiği, habere toplumsal ilginin bulunmadığı kamu yararı da bulunmadığı anlaşıldığından talebinin kabulüne" diye açıklıyor. Yani hurriyet.com.tr’deki haber gerçek olmadığı için değil, "güncelliğini yitirdiği ve kamu yararı olmadığı" gerekçesiyle erişim engelleme kararı veriyor.

Aslında erişimi engellenen "Konuşmayı internet sitelerine koydular" haberi, 22 Aralık 2013’te Hürriyet’te yayımlanan "Reza Zarrab’tan şok ifade: Benden 1 milyon dolar istediler" haberinin yanında bir kutuydu. O gün ilk sayfadan "Yeni Şafak yalanladı" diye anons edilmişti. Bu kutuda, Yeni Şafak’ın, Reza Zarrab’ın haber yazmama karşılığında kendisinden rüşvet istendiği iddiasının doğru olmadığını kanıtlamak için internet sitesine ilgili telefon görüşmesinin ses kaydını koyduğu duyuruluyordu.

Sulh Ceza Hâkimliklerinin geçen hafta hurriyet.com.tr’deki içerikle ilgili verdiği erişim engelleme kararları da şöyle sıralanıyor:

- İlk kez bu köşeye de erişim engeli geldi. İşkadını Derya Bozovalı’nın başvurusu üzerine yazdığım "Söyleşide doğrular söylenmiyorsa" başlıklı 27 Nisan 2017 tarihli yazıya erişim engellendi. Bu yazıda Bozovalı’nın Hürriyet’teki söyleşide verdiği kendisiyle ilgili bilgilerin doğru olmadığını aktarmış; Bozovalı ise Colombia Üniversitesi’nden mezun olduğu da dahil olmak üzere söylediklerini kanıtlayamamıştı.

- Bir habere erişim engelleme kararında bağlantı adresinde (URL) sehven tek yerine çift "/" işareti kullanılmıştı. İnternet servis sağlayıcı Turkcell Superonline, kararı uygularken bu hatayı fark etmeyince hurriyet.com.tr ana sayfasına erişim engellendi. Hata daha sonra düzeltildi ama milyonlarca okur bir saati aşkın bir süre hurriyet.com.tr’ye erişememiş oldu.

- Dünya Göz Hastanesi’nin tahvil, anapara ve kupon ödemelerini gerçekleştirememesi üzerine KAP’a geçen yıl yaptığı bildirimin aktarıldığı habere erişim, aynı şirketin Ankara. 3. Sulh Ceza Hâkimliği’ne "kişilik hakları ihlali" iddiasıyla yaptığı başvuru üzerine engellendi.

- Çin malı menteşe ve çekmece raylarını İspanya’da üretilmiş gibi ithal ederek hazineyi zarara uğratmakla suçlanan bir firmanın yetkilileri hakkında dava açılmıştı. Şirket ile yetkililerin isminin kodlanmasına ve şirketin suçlamalara cevabına da yer verilmesine rağmen habere erişim engellendi.

- İnternet üzerinde kurulan yeni bir saadet zinciri Hürriyet’te incelenmiş, vatandaşlar dolandırıcılığa karşı uyarılmıştı. Şirketin başvurusu üzerine bu habere erişim engeli geldi.

- Balıkesir’de ateist bir vatandaşın, vasiyeti gereği dini tören yapılmadan defnedilmesi haberi bir yakınının şikâyeti üzerine kaldırıldı.

- Kırklareli Valisi Orhan Çiftçi ile birlikte Bursa’da, Çiftçi’nin eski sevgilisini darp etmekle suçlanan kişilerden ikisinin gözaltına alındığı haberine erişim engellemesi geldi. Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliği, Çiftçi’nin yayın yasağı talebini ise reddetti.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 12 MART 2018


 
EDİTORYAL STANDARTLAR
GAZETECİLERİN "EN" MERAKI
MEDYAYA YENİ KAYNAK
AMA NE SON DAKİKA
YETERSİZ BİLGİ
ARA GÜLER’E SAYGI
SERVİS GAZETECİLİĞİ
EKSİK HABER YANILTIR
GELENEKSEL HABER DEĞERİ
FUTBOLDA HABER ÜLEŞTİRME
SOSYAL MEDYA OLMASAYDI
KANDIRMACANIN BÖYLESİ
İZLEDİĞİ KURUMLA BÜTÜNLEŞİRSE
KARANLIKTA BIRAKMAMA ROLÜ
DEDİ DEDİ GAZETECİLİĞİ
PORNOGRAFİK AYRINTILAR
YOK SAYILAN ÜNİVERSİTELER
BİR ÖLÜMÜN İŞARET ETTİKLERİ
GAZETECİ KANDIRMAK KOLAY
EVET, SKANDAL AMA
28 ŞUBAT KARARINDA YANLIŞLIK
MÜFTÜNÜN NASİHATI MIYDI?
PARASINI ÖDEYİNCE SERBEST Mİ?
KAÇIRDIĞI KIZI ÖLDÜREN MAĞDURMUŞ
YANLIŞ, YALAN, GAF
EZHEL VE SANATÇININ TUTUKLANMASI
SİNEMA SÖYLEŞİLERİ
"ÇIPLAK ARAMA" MEVZUATI
HAD BİLDİRME İŞİ
99.952 ADRES ENGELLENMİŞ
DOĞRULUĞUNU KANITLAYAMIYORSAK
DOĞRU HAVADİS, DÜRÜST GAZETE
AKLANMA DA HABERDİR
GAZETECİ-SEKTÖR İLİŞKİSİ
KARŞIT GÖRÜŞ
HÜRRİYET’İN ORTAK DEĞERLERİ
İNANMA, ŞÜPHE ET VE SORGULA
DİL DEĞİŞİR, KÖHNE ZİHNİYET SİLİNİR
SENİ OLDUKÇA SEVİYORUM
ÇOCUK İSTİSMARI HABERLERİ
GÖZLERİ MORARMIŞ KADIN
"PERDE ARKASI"NIN ÖLÜMÜ
RAKILI FOTOĞRAF
TIK AVCILIĞI VE GALERİLER
HER ŞEY İNŞAAT MI?
"BUZUL ÇAĞI" TEKRARLARI
HABERCİYİ LİNÇ ETMEK YERİNE
GAZETECİNİN DİLEĞİ
KABAHATİN BÜYÜĞÜ PR'CILARDA
ERİŞİM ENGELLEME REKORU
BUYURUN DÜNYAYA BAKALIM
HAFİYELİK VE GAZETECİLİK
OTOMOTİV GAZETECİLERİ
TEST ARACIYLA TATİL
ÖNEMİNİ AZALTMAZDI
ÜZMEK İSTEMEZDİM
SALDIRIYI GERGİNLİK DİYE SUNMAK
KÜSTAH KÜSTAHÇA KÜSTAHLIK
ÖLÜMDEN KAÇAN ADAMIN PANTOLONU
PHOTOSHOP'SUZ TÜRKİYE
SAVAŞ TAMTAMLARI
ŞİMDİ SIRA OKURLARDA
MEDYADA BÜYÜK UZLAŞMA
ENSESTİ BÖYLE Mİ KONUŞMALIYDIK?
ÖLÜ FOTOĞRAFINDA İKİLİ STANDART
15 TEMMUZ GAZETECİLİĞİ
GAZETECİ MİYİZ, YARGIÇ MI?
FATİH TERİM VE ÜST AKIL
ÖLEN ÜNLÜNÜN ARDINDAN
DUAYENDEN ETİK UYARILAR
GAZETECİLİK VE AKTİVİZM
ASMALIMESCİT'TEKİ STÜDYO
SÖYLEŞİNİN KAYNAĞI EKSİK
KORKU HİPNOZU
YEDİ BİN YILLIK BUĞDAY
GAZETECİNİN KİŞİSEL ÇIKARI
"KÜSTAH" YAZMA ÖZGÜRLÜĞÜ
INSTAGRAMDA ÜRÜN YERLEŞTİRME
KANDIRMAK KOLAYMIŞ
TUTUKLATAN FOTOĞRAF İDDİANAMEDE YOK
ELEKTRİKLİ SCOOTER SORULARI
SÖYLEŞİDE DOĞRULAR SÖYLENMİYORSA
POHPOHLAYAN DA NORMALLEŞTİREN DE BİZİZ
TÜRKÇEYE SAYGI
KOPYA ÇEKME ADABI
AVRUPA FOBİSİ
RONALDO SÖYLEŞİSİ
İNSAN HAKLARI HABERLERİ
"ASKERİ KAYNAKLAR" YANLIŞI
SİLAH KENDİLİĞİNDEN ATEŞ ALIR MI?
TECAVÜZÜ HAFİFLETMEYELİM
GAZETECİLİKTE ÇIKAR ÇATIŞMASI
MEDYANIN ÜLKE ALGISINA KATKISI
BOŞ SÜTUNLAR
MEDYA İKLİM SORUNUNDA ETKİSİZ AKTÖR
"NOBEL ÖDÜLLÜ" DİYORSAN
MÜZİSYEN BERKLEE'DE OKUDUM DERSE
REKLAMIN ETKİLİ VE UCUZ YOLU
ÜRPERTİCİ BİR FOTOĞRAFTI
"HAMİLEYE TEKME"DEN HUKUK DERSİ
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2018   |   fbildirici@hurriyet.com.tr