1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 KORKU HİPNOZU
 19 Haziran 2017, Pazartesi
 

 

    Medyada yeni bir salgın var. “Yeni bir darbe olacak”,  “.. terör örgütü orada eylem yapacak”, “Son dakika: Ankara’da bomba ihbarı” gibi haber ve yazılar, hemen her medya kuruluşuna yayıldı. Bir terör eylemi ya da saldırı olacağını neredeyse “muştulayan” başlıkları görmediğimiz gün olmuyor.

    Elbette gazeteci, böyle başlık da atabilir, haber de yazabilir. Ama bu tür haber ve yazılar iyice emin olunmadan, somut bir bilgi ve belgeye dayanmadan ya da bir yetkilinin açıklaması olmadan yazılmamalı. Ancak böyle yazılırsa toplum tehlikelere karşı uyarılmış olur, yetkililerin de önlem alması sağlanır.

   Fakat örneğin bir “şüpheli paket” haberine “Ankara’da bomba tehlikesi” başlığı atılmamalı. Ya da kulislerdeki bir söylentiye dayanarak, “Yeni darbe yapılacak” diye yazılmamalı. Bunları yazdıktan sonra yeni darbe girişimi görülmez, bomba dediğiniz paketin bir alışveriş çantası olduğu anlaşılırsa halkı tehlikeye karşı uyarmış olmazsınız. Sadece korkuyu yaymış, insanları boşu boşuna tedirgin etmiş, günlük yaşamı olumsuz etkilemiş olursunuz.

   Hala belleklerdedir, soğuk savaş döneminde sürekli “Bu kış komünizm gelecek” denirdi. Soğuk savaş dönemi bitti, ardından “dış güçler/iç düşmanlar” argümanı çıktı. İktidardaki siyasetçiler, böyle “öcüleri” dillerinden düşürmezken, medya da sürekli olarak onlara ayak uydurdu.  

   Aslında şimdilerde yazılan yeni darbe, yeni terör eylemi gibi haber ve yazılar da o eski “öcü”ler ile aynı işlevi görüyor. Kimi siyasetçilerin söylemlerinden beslenen “yeni darbe”, “yeni saldırı”, “terör örgütünün yeni planı” gibi haber ve yazılar, toplumda korku ve endişe yaratıyor, medyada üretilen bu ruh hali dalgalar halinde her yana yayılıyor. 

    Üstelik teröre karşı çıkma iddiasıyla kaleme alınan bu tür haber ve yazıların, gerçekte terörün amacına hizmet ettiğini de söylemek mümkün. Unutmayalım, terör sözcüğünün Türkçedeki anlamı, “bulunduğu ortamda gerilim yaratmak, yıldırmak, korku salmak.”

   Bilim insanları da terörün amaçlarından birini, “toplumu kan ve şiddet yoluyla korku hipnozuna tabi tutmak” olarak tanımlıyor. Gazeteci de bilgi vermek yerine abartılmış başlıklar atar ve yalan yanlış söylentileri haber yaparsa -farkında olmadan- toplumda “korku hipnozu” yaratılmasına katkıda bulunmuş olur. Örneğin Reina’da katliam yapan saldırganın ifadesinde neden bu saldırıyı düzenlediğine ilişkin sözlerini ayrıntılı olarak yayınlamak da terörün propagandasına aracılık etmekten başka bir şey değildir.

    Nitekim bu tür sorunlar düşünülerek Doğan Medya Yayın İkeleri’nde terör haberlerinde “halkın haber alma hakkı ile terörün propagandasını yapmama ilkesinin birlikte gözetilmesi gerektiği” vurgulanmıştır.

    RTÜK de terörle ilgili haberlerde “izleyicilerde korku, yılgınlık ve paniğe sebep olabilecek altyazılardan kaçınılması”  ilkesini benimsemiştir. RTÜK’ün televizyon yayınları üzerinde içeriğe ilişkin katı düzenlemeler yapmasının yayınlara müdahale anlamına geldiğine inanmakla birlikte bu ilkenin son derece yerinde olduğunu belirtmek durumundayım.

    Toplumda korku ve endişe verici, panik yaratıcı haber ve yazıları hazırlayanlar, yazdıklarının toplum üzerindeki bu etkisini de gözetmek durumunda…

 

     KBB uzmanlarından tepki

      “Doktor Firarda” başlıklı haberde bir Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları uzmanın “tartışmalı estetik ameliyatlar yaptıktan sonra Dubai’ye kaçtığı aktarılıyordu. Hürriyet’te 10 Haziran’da yayınlanan bu haberde geçen “Kulak-burun-boğaz uzmanı olmasına rağmen burun estetik ameliyatları yapan..” ifadesine KBB uzmanlarından itirazlar geldi.

    Türk Kulak-Burun-Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Derneği ile bağlantılı Yüz Plastik Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu adına gönderilen açıklamada da haberdeki bu cümlenin düzeltilmesi istendi:

   “Haberde ‘KBB uzmanı olmasına rağmen burun estetik ameliyatları yapan’ ifadesine yer verilmiştir. Oysa yüz plastik cerrahisi, Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları uzmanlık dalının (5) temel cerrahi alt dalından biridir. Haberde sözü edilen burun estetik ameliyatları da dahil olmak üzere tüm yüz gençleştirme işlemleri KBB uzmanlık eğitim müfredatı içinde yer almaktadır. Özetle, KBB uzmanlarının burun estetik ameliyatı yapma hak ve yetkileri vardır.”

    Ancak Türk Dermatoloji Derneği ile Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği üyesi hekimlerin, bu dernek üyesi KBB uzmanları ile bu konularda aynı görüşte olmadıklarını belirtmeliyim.

 

   Katar Emiri’nin adı

   Katar Emiri’nin adının Hürriyet’te “El-Sani” olarak yazılmasına bir okur itiraz etmiş, doğrusunun “Al-Thani” olduğunu savunmuştu. Ben de bu okura geçen hafta “Arapça ve Farsça kişi adları, Türkçenin ses özelliklerine göre yazılır. İngilizcedeki yazılışı esas alınmaz” yanıtı vermiştim. Nitekim tarihçi Murat Bardakçı’nın köşesi başta olmak üzere birçok yazıda ve medya kuruluşunda Emir’in adı “El-Sani” olarak kullanılıyor.

  Ancak Hürriyet Daily News Genel Yayın Yönetmeni Murat Yetkin de “El-Sani” olarak yazılmasının yanlış olduğunu savundu:

    “Thamim el Thani diye yazınca İngilizceye benzetip yazmış olmuyoruz. Arapça aslına daha uygun yazmış oluyoruz. Çünkü Arap alfabesinde, bizde olmayan ‘peltek se’ diyebileceğimiz ‘t’ ile ‘s’ arası bir ses ve harf bulunuyor.    

     Dolayısıyla Emir’e ‘Samim el Sani’ demek de, ‘Tamim el Tani’ demek de bana doğru gelmiyor. ‘Th’ diye bizde olmayan bir sesi çıkarmaya çalıştığınızda adını daha doğru telaffuz etmiş oluyoruz. Aksi halde, doğrusunu telaffuz etmeye tenezzül etmeyen Batılıların Ankara’ya ‘Enkıra’ demesi gibi bir durum ortaya çıkıyor. “

    Yetkin’in bu görüşleri doğrultusunda Katar Emiri’nin adının yazılışını yeniden tartışmak gerekiyor sanırım.

 

      Okurdan kısa kısa

     Hakan Erdemgil: İnternette ilgi çeksin diye haberle ilgisi olmayan başlıklar atmayı bırakın. Örneğin “Terim kadroyu açıkladı Volkan” diyorsunuz ama haberde Volkan ismi sadece listede geçiyor. Ayrıca aynı haberleri on günde bir tekrar tekrar değiştirerek vermeyin.

     Kemal Göktuğ: “Ben bilmem eşim bilir, ihracatta da ilk sırada” başlıklı haberi okudum.1- “Kanal D'nin fenomenler arasında girmeyi başaran”. Anlamadım ne dendiğini. 2- “ülkeler de çok sevildi”. Buradaki “de” ayrı yazılmaz. 3- “yurt dışında ki izleyicilerden”. Buradaki “ki” ayrı yazılmaz (15 Haziran)

      Melih Oğul: Seyahat ekinde Ayhan Sicimoğlu’nun yazısında Mısır Çarşısının pazar günleri kapalı olduğunu yazıyor ama Mısır Çarşısı pazar günleri kapalı değil. Kapalı Çarşı pazar günleri kapalı.(4 Haziran)

    Cenk Özmen/Sezgin Irmak: Sırf okutmak için bu tür manşetler atılmaz. Bu ne? “Buffon şoku. İtalya yasta”. Sanırsın adam ölmüş!

    Hakan Cibelik: hurriyet.com.tr’de “Beşiktaş'ta bir ayrılık, iki imza” haberine tıklıyorum. 9 sayfalık bir galeri açılıyor. İlk 6 sayfa Marcelo'nun Lyon’a gitmesi konusunda yönetimin direncinin kırıldığını iddia ediyor, yani kesin bir bilgi yok. Ayrılık kalan sayfalarda da yok. Daha da hazin olan hani iki imza?

   Mükremin Özenç: Ölüm ilanlarında ısrarla  “öğle namazına müteakip” yazılıyor. Namazına değil namazını olacak. Ayrıca birinin sözünü tırnak içine aldıktan sonra “dedi” demek dururken tercüme kokan “şeklinde konuştu”  veya “diye konuştu” sözleri tercih ediliyor.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 19 HAZİRAN 2017

 
PHOTOSHOP’SUZ TÜRKİYE
SAVAŞ TAMTAMLARI
ŞİMDİ SIRA OKURLARDA
MEDYADA BÜYÜK UZLAŞMA
ENSESTİ BÖYLE Mİ KONUŞMALIYDIK?
ÖLÜ FOTOĞRAFINDA İKİLİ STANDART
15 TEMMUZ GAZETECİLİĞİ
GAZETECİ MİYİZ, YARGIÇ MI?
FATİH TERİM VE ÜST AKIL
ÖLEN ÜNLÜNÜN ARDINDAN
DUAYENDEN ETİK UYARILAR
GAZETECİLİK VE AKTİVİZM
ASMALIMESCİT'TEKİ STÜDYO
SÖYLEŞİNİN KAYNAĞI EKSİK
KORKU HİPNOZU
YEDİ BİN YILLIK BUĞDAY
GAZETECİNİN KİŞİSEL ÇIKARI
"KÜSTAH" YAZMA ÖZGÜRLÜĞÜ
INSTAGRAMDA ÜRÜN YERLEŞTİRME
KANDIRMAK KOLAYMIŞ
TUTUKLATAN FOTOĞRAF İDDİANAMEDE YOK
ELEKTRİKLİ SCOOTER SORULARI
SÖYLEŞİDE DOĞRULAR SÖYLENMİYORSA
POHPOHLAYAN DA NORMALLEŞTİREN DE BİZİZ
TÜRKÇEYE SAYGI
KOPYA ÇEKME ADABI
AVRUPA FOBİSİ
RONALDO SÖYLEŞİSİ
İNSAN HAKLARI HABERLERİ
"ASKERİ KAYNAKLAR" YANLIŞI
SİLAH KENDİLİĞİNDEN ATEŞ ALIR MI?
TECAVÜZÜ HAFİFLETMEYELİM
GAZETECİLİKTE ÇIKAR ÇATIŞMASI
MEDYANIN ÜLKE ALGISINA KATKISI
BOŞ SÜTUNLAR
MEDYA İKLİM SORUNUNDA ETKİSİZ AKTÖR
"NOBEL ÖDÜLLÜ" DİYORSAN
MÜZİSYEN BERKLEE'DE OKUDUM DERSE
REKLAMIN ETKİLİ VE UCUZ YOLU
ÜRPERTİCİ BİR FOTOĞRAFTI
"HAMİLEYE TEKME"DEN HUKUK DERSİ
"KAYYIM"A DİLİMİZ DÖNMÜYOR
YABANCI MARKALI YERLİ ARAÇLAR
YALANLAMALAR DA YALANLANIR
TEK KAYNAĞA DAYALI HABER
SİYASİ HABERLERDE EŞİTLİK
GAZETECİLİĞİ SAVUNMAK
MASABAŞI HABERCİLİK
JİGOLO KOCALAR VE IŞİD'E KAÇAN KIZLAR
ÜNİVERSİTEDE ATIŞ POLİGONU
ÇEKYA MI?
ANGELİNA JOLİE NEDEN GELMEDİ?
MANTIK VE VİCDAN SÜZGECİ
YANILTAN SANATÇILAR
HABERCİLİK SUÇU
EKONOMİNİN AKTÖRLERİ
İNTİHAR HABERLERİNİN ÇEKİCİLİĞİ
ÖZELEŞTİRİ ZAMANI
İNTİHARLAR, TAHLİYELER VE SORUMLULUĞUMUZ
DARBELERE KARŞI ÇIKARKEN
HABERCİNİN KADERİ
MERAK KONUSU KLASİĞİ
İSTANBUL-İZMİR ARASI KAÇ SAAT?
İKİ TURİZMCİDEN ELEŞTİRİ
SERİ KATİL TEFRİKASI
ŞEHİT CENAZELERİNDEKİ SALDIRGANLIK
BİNALARI KİM YIKTI?
VENEZUELA'DAKİ HAMBURGER
YAZILMAMIŞ HABERE İHTAR
BAKAN HAKLI MIYDI?
HABER NASIL YAZILMAZ?
YARGIÇ DEĞİLİZ
BASKIN HABERİNDEKİ YANLIŞLAR
GAZETECİ ÖRTBAS ETMEZ
KODLAMA VE BUZLAMA KILAVUZU
140 BİN TÜPGAZ MI?
FRİKİK GAZETECİLİĞİ
BİLGİ KİRLİLİĞİNE DİKKAT
GÜNEŞ GÖZLÜKLÜ KADIN
GAZETECİ KİMLİĞİNİ GİZLER Mİ?
BULMACA MERAKLILARINA YANITLAR
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
CAN YÜCEL GÖRSE KAHROLURDU
KİŞİSEL VERİLERİN GÜVENLİĞİ
OPERASYON HABERLERİNE DAİR GÖZLEMLER
SUÇLU İLAN ETMEDEN
KADIN AKADEMİSYENİN İTİRAZI
RUS SÖZCÜ HAKLI MI?
İDAMIN YAŞI
HAYVANLAR VE HAKARETLER
SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYET
TATLITUĞ FOTOĞRAFINA YORUM
O KOMUTAN ŞEHİT Mİ?
YEREL HABERLERE EDİTORYAL SÜZGEÇ
MAHKEME KARARI YAZARKEN
AZİZ YILDIRIM'DAN MEKTUP
DR.MUCİZE Mİ?
RİVAYETLER ÖLDÜRÜCÜDÜR
GAZETECİ REFLEKSİ
GERÇEĞİ SÖYLEMEYEN KINAMALAR
1 - 2 - 3 - 4
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr