1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 "KAYYIM"A DİLİMİZ DÖNMÜYOR
 12 Aralık 2016, Pazartesi
 

 

    Dildeki yanlışlara ilk karşı çıkılması gereken cephedir medya. Dil, biz gazetecilerin olmazsa olmazımız, en önemli aracımızdır. Kendimizi doğru ifade etmek istiyorsak, dile özen göstermeliyiz.

   “Kayyum”, son aylarda haberlerde en sık gündeme gelen sözcüklerden biri. Şirketlere atanan görevlilerin “kayyım” olarak yazılması gerektiği eleştirileri daha önce de gelmişti, yazmıştım. Bir itiraz da Prof.Dr. Baskın Oran’dan geldi. Baskın Hoca, gönderdiği iletide “Kayyum yanlış. ‘Öncesi ve sonrası olmayan’ demek. Yani Allah’ın sıfatı. ‘Kayyım’ ise, bir işin yapılması için tayin edilen kişi demek” diye hatırlattı.

    Bu sözcükle ilgili tartışmanın tarihi hayli eski. Tanıl Bora, 28 Eylül’de Birikim dergisindeki yazısında “kayyum”un Allah’ın sıfatlarından biri olduğunu, hukuki terimin ise “kayyım” olduğunu vurgulamıştı. 38 gündür hapiste tutulan sevgili dostum ve Cumhuriyet Gazetesi Okur Temsilcisi Güray Öz de bu görüşteydi. Gazetesinde “kayyum” yazılmasına karşı çıkıyor, doğru hukuki terimin “kayyım” olduğunu savunuyordu. Öz, farklı anlamlar içeren iki sözcüğün eşanlamlı olarak tek sözcükte birleştirilmesinin dili yoksullaştıracağı görüşünü dile getiriyordu.

    Gerçekten hukuki metinlerde hep “kayyım” olarak geçiyor. Türk Ceza Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda “kayyım” deniyor. Mahkeme kararlarında da öyle…

    Sözlükler ise hukuki metinlerden farklı. Türk Dil Kurumu’nun 1980 önceki baskılarında “kayyım” sözcüğü ayrı bir madde ama sonraki yıllarda “kayyum” ve “kayyım” eşanlamlı olarak tek maddede birleştirilmiş. Ali Püsküllüoğlu’nün hazırladığı sözlükte de “kayyım” ve “kayyum” eşanlamlı olarak verilmiş.

   Fakat dijital TDK sözlüğünde ise artık “kayyım” maddesi yok. Aynı şekilde Dil Derneği’nin dijital sözlüğünde de sadece “kayyum” sözcüğü yer alıyor. Anlamı da “Belli bir malın yönetilmesi ya da belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimse” olarak veriliyor. Sözcüğün Arapça orijinalindeki anlamının Türkçede kaydığı kabul ediliyor anlaşılan. Dilbilimcilerin üstadı Ömer Asım Aksoy başkanlığında hazırlanan “Ana Yazım Kılavuzu”nda ve halen hapiste tutulan Necmiye Alpay’ın “Türkçe sorunları Kılavuzu”nda “kayyım” diye bir sözcük yok; “kayyum” var sadece. Bunun nedenini Dil Derneği Başkanı ve dil uzmanı Sevgi Özel ile konuştum:

     “Evet, bu sözcüğün Arapçası kayyım. Fakat burada ünlü uyumu sözkonusu. Kayyım sözcüğünü öyle telaffuz edemediğimiz için zamanla dilimizde kayyuma dönüşmüş. Tıpkı Arapçadaki ‘mudir’ sözcüğünü ‘müdür’ olarak okuyup yazdığımız gibi. Böyle pek çok sözcük var dilimize uydurduğumuz.”

   Görüldüğü gibi bir tarafta hukuki metinlerdeki “kayyım”, diğer tarafta dil bilimcilerin kullandığı “kayyum” sözcüğü. Günlük dilde de kayyum yaygın. Hangisi doğru?

      Evet tartışılan hukuki bir terim ama sonuçta bu bir dil sorunu. Dilbilimciler arasında görüş birliği var, hepsi “kayyum” diye yazılıp söylenmesinden yana. Uzmanlar olarak onlar “kayyum” derken, bir gazeteci olarak onların görüşüne itiraz edemem. Zaten bu noktadan sonra günlük hayatta “kayyım”a dönmek mümkün görünmüyor; “ünlü uyumu” kuralı baskın çıkmış durumda. Yasaların geriden gelmesi de doğal...

 

    “Pizzagate”ten “masongate”e

   ABD’deki “Pizzagate” vakasının kaynağı facebook. İnternetteki bir sitede çıkan “Comet Ping Pong adlı pizza restoranında çocuklara tecavüz ve işkence eden bir çete bulunduğu” iddiası facebookta ortaya atılmıştı. Bu söylenti o kadar yayıldı ki, buna inanan silahlı bir kişi, restoranı basıp, çocukların saklandığı öne sürülen tünelleri aradı.

    Pizzatage vakası, facebook başta olmak üzere sosyal medyanın nasıl bir bilgi kaynağı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Facebook kullanıcıları, kaynağı şüpheli kimi söylentilere inanıp, hiçbir doğrulama ihtiyacı duymadan yayabiliyorlar.

   Türkiye’de de sosyal medyadaki “bilgi kirliliği” ABD’den geri kalmıyor. “Bilgi kirliliği” kimi zaman bazı şiirlerin Can Yücel’e aitmiş gibi yazılmasıyla kendini gösteriyor; bazen de siyasetçilerle ilgili olmadık uydurmalarla.

  Bir süre önce medyada “Masonik bağa mimari önlem” başlıklı bir haber yer almıştı. Habere göre, Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Bağ, havadan bakıldığında “masonik işaret olan 1 doların arkasındaki ışık saçan piramide benzediği” iddia edilen bir binanın yapımından vazgeçmiş, yine “masonik işaretlerden biri olduğu” söylenen boğa heykelinin de yerini değiştirmişti.

    Haberde rektörü harekete geçiren söylentilerin kaynağı belirtilmiyor, sadece “yorumlar” ve “iddialar”dan sözediliyordu. Haberi yazan DHA Denizli muhabiri O.Nuri Boyacı ile konuşunca durum anlaşıldı. Meğer üniversitede “masonik simgeler” olduğu söylentileri facebooktan çıkmış, oradan yerel medyaya sıçramış.

    Basın toplantısında da sorulup, rektör, bu söylentileri ciddiye aldığını gösterince bir facebook vıdıvıdısı bütün Türkiye’ye yansıyan bir habere dönüşmüş. Üniversitedeki masonik işaretler olayının pek bilinmeyen trajikomik öyküsü işte böyle. Umarım facebook kullanıcıları Türkiye’deki diğer boğa heykellerini ve piramit şeklindeki yapıları dillerine dolamazlar.

 

   Yıldırım ve Kılıçdaroğlu

   Başbakan Binali Yıldırım, Bilişim Kurultayı’nda yaptığı konuşmada, MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye teşekkür ederken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirmişti:

   “Bahçeli'ye ilkeli tutumundan dolayı teşekkür ediyorum. Ana muhalefet partisinden de başlangıçtaki duruşunu muhafaza etmesi, toplumun beklentisiydi.”

    Hürriyet’te yayınlanan “15 Temmuz direnişinin gizli kahramanı medyadır” başlıklı haberde Yıldırım’ın sadece bu sözlerinin yayınlanması CHP’lileri üzmüş. Yıldırım’ın önceki bölümde Bahçeli ile birlikte Kılıçdaroğlu’na da teşekkür ettiğini hatırlattılar. Baktım konuşma metnine. Yıldırım, orada şöyle demişti:

   “..doğrusu MHP Genel Başkanı'nın, Sayın Kılıçdaroğlu'nun o gün (15 Temmuz) tercihini milletten yana, milletin geleceğinden yana, demokrasiden yana ortaya koyması ve her türlü desteği açık bir şekilde o gece bize göstermeleri, Türkiye demokrasi tarihinde altın harflerle yazılacak bir konudur. Bu hakkı teslim etmemiz lazım.”

   Bu sözlerle Yıldırım, Kılıçdaroğlu’nun darbe girişimi gecesi demokrasiden yana tavır aldığını teyid ediyor. Üstelik bu cümleler, darbe sonrası tutumunu eleştirdiği cümlesiyle de bağlantılı. Haberde eksik kalmış...  

 

     Okurdan kısa kısa

    Birgül Ergev: Üçüncü sayfada habere “Tamir patladı: 1 ölü 2 yaralı” başlığı atılmış. Belli ki kafalar ve kelimeler karışmış. “Tamir patladı” da gazetecinin iş kazası olsa gerek! (3 Aralık)

     Deniz Durmaz: İnternet sitenizde her hafta yenilenmesi gereken Astroloji bölümündeki Niobe’nin yazısı halen 24 Kasım tarihinde. Yıldızlar mı birşey söylemiyor, yoksa Niobe mi duymuyor? (9 Aralık)

      Ebru Dicle: Erdal Tosun kıymetli ve seveni çok bir sanatçıydı. Ancak Hürriyet , kendi cenaze haberinin öznesi olmasına müsaade etmemiş, çok daha medyatik olan Cem Yılmaz'ın gözyaşlarını manşete çıkarmayı tercih etmiş.  Merhuma hak ettiği değer verilmemiş. (2 Aralık)  

FARUK BİLDİRİCİ/ HÜRRİYET / 12 ARALIK 2016

 
BUYURUN DÜNYAYA BAKALIM
HAFİYELİK VE GAZETECİLİK
OTOMOTİV GAZETECİLERİ
TEST ARACIYLA TATİL
ÖNEMİNİ AZALTMAZDI
ÜZMEK İSTEMEZDİM
SALDIRIYI GERGİNLİK DİYE SUNMAK
KÜSTAH KÜSTAHÇA KÜSTAHLIK
ÖLÜMDEN KAÇAN ADAMIN PANTOLONU
PHOTOSHOP’SUZ TÜRKİYE
SAVAŞ TAMTAMLARI
ŞİMDİ SIRA OKURLARDA
MEDYADA BÜYÜK UZLAŞMA
ENSESTİ BÖYLE Mİ KONUŞMALIYDIK?
ÖLÜ FOTOĞRAFINDA İKİLİ STANDART
15 TEMMUZ GAZETECİLİĞİ
GAZETECİ MİYİZ, YARGIÇ MI?
FATİH TERİM VE ÜST AKIL
ÖLEN ÜNLÜNÜN ARDINDAN
DUAYENDEN ETİK UYARILAR
GAZETECİLİK VE AKTİVİZM
ASMALIMESCİT'TEKİ STÜDYO
SÖYLEŞİNİN KAYNAĞI EKSİK
KORKU HİPNOZU
YEDİ BİN YILLIK BUĞDAY
GAZETECİNİN KİŞİSEL ÇIKARI
"KÜSTAH" YAZMA ÖZGÜRLÜĞÜ
INSTAGRAMDA ÜRÜN YERLEŞTİRME
KANDIRMAK KOLAYMIŞ
TUTUKLATAN FOTOĞRAF İDDİANAMEDE YOK
ELEKTRİKLİ SCOOTER SORULARI
SÖYLEŞİDE DOĞRULAR SÖYLENMİYORSA
POHPOHLAYAN DA NORMALLEŞTİREN DE BİZİZ
TÜRKÇEYE SAYGI
KOPYA ÇEKME ADABI
AVRUPA FOBİSİ
RONALDO SÖYLEŞİSİ
İNSAN HAKLARI HABERLERİ
"ASKERİ KAYNAKLAR" YANLIŞI
SİLAH KENDİLİĞİNDEN ATEŞ ALIR MI?
TECAVÜZÜ HAFİFLETMEYELİM
GAZETECİLİKTE ÇIKAR ÇATIŞMASI
MEDYANIN ÜLKE ALGISINA KATKISI
BOŞ SÜTUNLAR
MEDYA İKLİM SORUNUNDA ETKİSİZ AKTÖR
"NOBEL ÖDÜLLÜ" DİYORSAN
MÜZİSYEN BERKLEE'DE OKUDUM DERSE
REKLAMIN ETKİLİ VE UCUZ YOLU
ÜRPERTİCİ BİR FOTOĞRAFTI
"HAMİLEYE TEKME"DEN HUKUK DERSİ
"KAYYIM"A DİLİMİZ DÖNMÜYOR
YABANCI MARKALI YERLİ ARAÇLAR
YALANLAMALAR DA YALANLANIR
TEK KAYNAĞA DAYALI HABER
SİYASİ HABERLERDE EŞİTLİK
GAZETECİLİĞİ SAVUNMAK
MASABAŞI HABERCİLİK
JİGOLO KOCALAR VE IŞİD'E KAÇAN KIZLAR
ÜNİVERSİTEDE ATIŞ POLİGONU
ÇEKYA MI?
ANGELİNA JOLİE NEDEN GELMEDİ?
MANTIK VE VİCDAN SÜZGECİ
YANILTAN SANATÇILAR
HABERCİLİK SUÇU
EKONOMİNİN AKTÖRLERİ
İNTİHAR HABERLERİNİN ÇEKİCİLİĞİ
ÖZELEŞTİRİ ZAMANI
İNTİHARLAR, TAHLİYELER VE SORUMLULUĞUMUZ
DARBELERE KARŞI ÇIKARKEN
HABERCİNİN KADERİ
MERAK KONUSU KLASİĞİ
İSTANBUL-İZMİR ARASI KAÇ SAAT?
İKİ TURİZMCİDEN ELEŞTİRİ
SERİ KATİL TEFRİKASI
ŞEHİT CENAZELERİNDEKİ SALDIRGANLIK
BİNALARI KİM YIKTI?
VENEZUELA'DAKİ HAMBURGER
YAZILMAMIŞ HABERE İHTAR
BAKAN HAKLI MIYDI?
HABER NASIL YAZILMAZ?
YARGIÇ DEĞİLİZ
BASKIN HABERİNDEKİ YANLIŞLAR
GAZETECİ ÖRTBAS ETMEZ
KODLAMA VE BUZLAMA KILAVUZU
140 BİN TÜPGAZ MI?
FRİKİK GAZETECİLİĞİ
BİLGİ KİRLİLİĞİNE DİKKAT
GÜNEŞ GÖZLÜKLÜ KADIN
GAZETECİ KİMLİĞİNİ GİZLER Mİ?
BULMACA MERAKLILARINA YANITLAR
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
CAN YÜCEL GÖRSE KAHROLURDU
KİŞİSEL VERİLERİN GÜVENLİĞİ
OPERASYON HABERLERİNE DAİR GÖZLEMLER
SUÇLU İLAN ETMEDEN
KADIN AKADEMİSYENİN İTİRAZI
RUS SÖZCÜ HAKLI MI?
İDAMIN YAŞI
HAYVANLAR VE HAKARETLER
SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYET
1 - 2 - 3 - 4
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr