1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 SERİ KATİL TEFRİKASI
 20 Haziran 2016, Pazartesi
 

    Üç cinayetin zanlısı olarak aranan Atalay Filiz’i yakalatan dolmuş şoförleri ödül almak için heyecanla bekliyor. Ama bence bir ödül verilecekse bu asıl olarak medyanın hakkı.

   Emniyet teşkilatını ayağa kaldıran, yakalanması için “seri katil” diye 16 gün boyunca manşetlerden yayın yapan, katilin bütün ülkede tanınmasını sağlayan medya. İzmir Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya, Filiz’in medya sayesinde yakalandığını söyledi açıkça. Fakat Uzunkaya bile medyada “seri katil” diye yazılmasına karşı çıktı:

   “Atalay Filiz, seri katil diye televizyon ve gazetelerde boy boy, manşet olarak geçti. Olayımız literatürde ‘seri katil’ diye tanımlanan bir tanıma hiçbir şekilde uymuyor. Ama nedense kamuoyuna cazip geldiği ya da ürkütücü olduğu için seri katil diye manşet yapıldı.

    Seri katil vurgusuyla vatandaşların tedirginliği, duyarlılığı üst perdeye çıkarıldı. Bu duyarlılık ihbarları artırdı, şahsın kısa sürede yakalanmasına katkısı oldu. Bu yanlıştan böyle bir doğrunun çıktığını söyleyebiliriz.”

    Okurlarımızdan Meliha Yurdakul da aynı yönde bir eleştiride bulundu. “Atalay Filiz için lütfen ‘seri’ başlığı kullanmayın. Adam katil olabilir ama ‘seri’ olmadığı kesin” diye yazdı. Polisiye yazarı Ahmet Ümit’in de “Filiz’in seri katil olmadığını” söylediğine dikkat çekti Norveç’ten yazan okurumuz.

    Okur elbette haklı. Görüldüğü gibi uzmanlarına göre, Atalay Filiz bir “seri katil” değil. Çünkü kriminal literatürde birden fazla kişiyi öldüren her katil “seri katil” olarak tanımlanmıyor.  Kaba tanımı, “aynı profildeki en az üç kişiyi belirli aralıklarla ve aynı yöntemlerle öldüren kişi”. Genellikle problemli çocukluk geçmişleri, psikolojik travmaları ve psikolojik bozuklukları olan “seri katiller”in işlediği cinayetlerin ortak özellikleri de şöyle:

   * Hep aynı yaş grubu, cinsiyet, meslek ya da görünümdeki kişileri hedef alır.

  * Cinayetlerini hep aynı suç aleti ve aynı yöntemlerle işler.

  * Her cinayeti önceden planlar; cinayetlerle bir mesaj vermeye çalışır.

  * Cinayetlerden sonra polisi peşinden koşturmak için özel işaret ya iz bırakır.

  * Düzenli aralıklarla cinayet işler, durdurulana kadar da devam ederler.

     Atalay Filiz ise Ankara'da iki arkadaşını silahla öldürüp kaçıyor; yaklaşık üç yıl sonra da İstanbul’da kendisini yakalatacağından kuşkulandığı öğretmeni bıçaklayarak öldürüyor. Ne yöntemler aynı, ne mağdur profilleri. Ne de cinayetlerin psikolojik motivasyonları aynı. Dolayısıyla Filiz, bir seri katil değil.

   Hürriyet ve bütün medyanın onu 27 Mayıs’ta İstanbul’dan kaçışından itibaren “seri katil” olarak adlandırması yanlıştı. Zaten öteden beri medyada Türkiye’deki katilleri batıdaki “seri katil”lere benzeştirme, cinayetler üzerinden çarpıcı öyküler üretme gayreti var. Daha önce de bazı cinayetlerde “seri katil” yakıştırmaları yapılmıştı. Böyle cinayetler ortaya çıkınca “zanlı” demek bile unutularak hemen “seri katil” yaftası yapıştırılıyor. Ardından neredeyse “seri katil şehveti” diyebileceğim bir tefrika başlıyor. Maalesef bu olayda da aynı anlayış devreye girdi. Gazeteciliğin doğasında var olan çok okutma, ilgi çekme kaygısı yanlış yazmanın gerekçesi olmamalı.

 

     O uçaktaki sorular

     Cumhurbaşkanı Erdoğan, her gezi dönüşünde uçaktaki gazetecilerle sohbet ediyor; sorularını yanıtlıyor.  Gezilerin rutini haline gelen bu sohbet, ABD’den dönerken de tekrarlandı.

    Hürriyet adına uçağa davet edilen Spor Müdürü Mehmet Arslan da toplu sohbeti 12 Haziran’da gazeteye iki bölüm halinde yazdı. Ancak sosyal medya üzerinden Arslan’a gelen eleştiriler şaşırtıcıydı.

    Erdoğan’a yöneltilen soruları eleştirirken, bütün soruları Arslan’ın sorduğunu varsayımından hareket ediyorlardı. Oysa bu doğru değildi; davetli bütün gazeteciler birlikte konuşmuştu; her gazeteci bir soru yöneltmişti. Arslan ile de konuştum; bu eleştirilere üzülmüştü.  “Haksız yere suçlandığını, kendisinin sadece sporla ilgili bir soru sorduğunu” söyledi.

  Zaten hem spor, hem de gündem sayfasında Erdoğan’ın “uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladığı” yazılmıştı. Gündem sayfasında toplu fotoğraf vardı. Spor sayfasındaki fotoğrafta ise sadece Arslan ile Erdoğan görünüyordu. Fotoğrafın üzerinde ise “Erdoğan, Arslan’a açıklamalarda bulundu” deniyordu; belki de bazı okurların yanlış anlaması bu nottan kaynaklandı.

   Arslan’ın ilgisi bu kadar ama gazetecilerin sorularının eleştirilmesini, yetersiz bulunmasını da doğal karşılamak gerek. Zira gündemin ilk sıralarındaki birçok konu, örneğin ABD’deki Reza Zarrab davası ile ilgili tek soru yöneltilmemiş. Sorulan konular ve yanıtlar da gerektiği gibi irdelenmemişti.

    Bir de ilk soruda isim vermeden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yargı belirten ve suçlayan ifadeler kullanılmıştı. Üstelik soru da “Türkiye’de bazı siyasi partilerin terör örgütleriyle aleni yakın görüntü vermesi bir cumhurbaşkanı olarak sizi rahatsız ediyordur sanırım” diye bitiyordu. Karşısındaki Cumhurbaşkanının düşüncesini merak eden bir gazeteci böyle soru sormaz. Bu soru değil daha çok kendi düşüncesini onaylatma çabası.

   Arslan’ın yanıtlarla birlikte soruları da kısaltmadan tam metin olarak yayınlaması ise uçaktaki sohbet atmosferinin okur tarafından anlaşılabilmesi açısından çok yerinde olmuş.

 

     Okurdan kısa kısa

      Bora B./ Azat Atashov: 14 Haziran tarihli gazetenizin, kapak sayfasının sağ üst köşesinde yer  alan Euro 2016 fikstüründe maç saatlerini belirtirken kullanılan bütün ülke bayrakları hatalı. 13 Haziran’da oynanan maçlara ait bayraklar aynı şekilde kopyalanarak bir gün sonraki baskıda kullanılmış.

    Mükremin Özenç: Bugünkü Hürriyet 8. sayfadan bir haber başlığı: “Büyük sinagogda üç din iftar açtı”. İftar açılmaz, oruç açılır. Misallerle anlatalım;

“Henüz iftar etmedim”. “Oruçlarını zeytinle açtılar.” (11 Haziran)

   İbrahim Güdüm/ Çağlayan Kökkılınç: Spor sayfasında “İyi ki doğdun Gözgöz” başlıklı yazısında Onur Atış, “İzmir’in PTT 1.Lig’deki tek temsilcisi Göztepe” ifadesini kullanmıştır. Oysa 1923’ten beri birçok şampiyonluklar ve başarılar kazanmış Altınordu da İzmir'in 1. Ligteki temsilcisi. (15 Haziran)

      Gizem Bayram: “Komiser yardımcılarının mezuniyeti” haberinde bayan komiserin fotoğrafını photoshop ile oynayarak dudaklarını dolgunlaştırıp bayan memuru sex objesi olarak gösteren yayın politikanızı bayan olarak kınıyorum.

   NOT: Kadın okurun itirazı haksız. Fotoğraflarda photoshop yoktu; Anadolu Ajansı’ndan aynen alınmıştı.

  Mehmet Göktürk: İnternette “Kadın öğretmene herkesin ortasında dayak” haberinde mağdurların adları verilmesine karşın dayak atanların soyadları gizlenmiş. Bunu niçin yapıyorsunuz? Niye isimleri vermiyorsunuz?

   Mete Durdağ/ Mustafa Boz: Türkiye-Belçika Milli Kadın Voleybol karşılaşmasının sonucunu dahi gazetede ve internette vermediniz. Kızlarımız her seti müthiş bir mücadele ile geçen karşılaşmayı 3-0 kazandı. Bilhassa kadın sporcularımızın başarılarının görmezden gelinmesi üzücü. (11 Haziran)

     Dağhan Irak:Türkiye’de yabancı-gayrimüslüm olmanın zorluğunu, internette “Saldırıya uğrayan plakçı Koreli çıktı” başlığı konulmasının hedef gösterme yerine geçebileceğini bilmiyor musunuz? Neden saldırgan yerine mağdur kurcalanıyor?

NOT: Saldırganların araştırılması gerek ama mağdurun Koreli olması da haber. Ancak haber, basılı gazetedeki gibi mağduru koruyan ve şiddete karşı çıkan bir dille yazılmalıydı.

    Ahmet Kanık: Datça’da ikamet ediyorum. Hürriyet oldukça geç geliyor. Hal böyle iken “Bil Bul Özel” ekinizde ödüller ilk çözen 10-20 kişiye veriliyor. Bu da Datça'dan kimsenin ödül kazanmaya niyet bile etmemesi anlamına geliyor.

  NOT: Yaz sezonu nedeniyle ek hat açıldı; gazete Datça’ya daha erken gidecek.   

   Selçuk Arman: Her gün Gökhan Gönül haberi görmekten bıktım. Geçen yıl da Emenike’ye sarmıştınız. Bu habercilik konusunda sizden beni soğutan bir neden olacak böyle giderse. Diğer sitelerde bu kadar abartmıyorlar. 

FARUK BİLDİRİCİ/ HÜRRİYET/ 20 HAZİRAN 2016

 
RONALDO SÖYLEŞİSİ
İNSAN HAKLARI HABERLERİ
"ASKERİ KAYNAKLAR" YANLIŞI
SİLAH KENDİLİĞİNDEN ATEŞ ALIR MI?
TECAVÜZÜ HAFİFLETMEYELİM
GAZETECİLİKTE ÇIKAR ÇATIŞMASI
MEDYANIN ÜLKE ALGISINA KATKISI
BOŞ SÜTUNLAR
MEDYA İKLİM SORUNUNDA ETKİSİZ AKTÖR
"NOBEL ÖDÜLLÜ" DİYORSAN
MÜZİSYEN BERKLEE'DE OKUDUM DERSE
REKLAMIN ETKİLİ VE UCUZ YOLU
ÜRPERTİCİ BİR FOTOĞRAFTI
"HAMİLEYE TEKME"DEN HUKUK DERSİ
"KAYYIM"A DİLİMİZ DÖNMÜYOR
YABANCI MARKALI YERLİ ARAÇLAR
YALANLAMALAR DA YALANLANIR
TEK KAYNAĞA DAYALI HABER
SİYASİ HABERLERDE EŞİTLİK
GAZETECİLİĞİ SAVUNMAK
MASABAŞI HABERCİLİK
JİGOLO KOCALAR VE IŞİD'E KAÇAN KIZLAR
ÜNİVERSİTEDE ATIŞ POLİGONU
ÇEKYA MI?
ANGELİNA JOLİE NEDEN GELMEDİ?
MANTIK VE VİCDAN SÜZGECİ
YANILTAN SANATÇILAR
HABERCİLİK SUÇU
EKONOMİNİN AKTÖRLERİ
İNTİHAR HABERLERİNİN ÇEKİCİLİĞİ
ÖZELEŞTİRİ ZAMANI
İNTİHARLAR, TAHLİYELER VE SORUMLULUĞUMUZ
DARBELERE KARŞI ÇIKARKEN
HABERCİNİN KADERİ
MERAK KONUSU KLASİĞİ
İSTANBUL-İZMİR ARASI KAÇ SAAT?
İKİ TURİZMCİDEN ELEŞTİRİ
SERİ KATİL TEFRİKASI
ŞEHİT CENAZELERİNDEKİ SALDIRGANLIK
BİNALARI KİM YIKTI?
VENEZUELA'DAKİ HAMBURGER
YAZILMAMIŞ HABERE İHTAR
BAKAN HAKLI MIYDI?
HABER NASIL YAZILMAZ?
YARGIÇ DEĞİLİZ
BASKIN HABERİNDEKİ YANLIŞLAR
GAZETECİ ÖRTBAS ETMEZ
KODLAMA VE BUZLAMA KILAVUZU
140 BİN TÜPGAZ MI?
FRİKİK GAZETECİLİĞİ
BİLGİ KİRLİLİĞİNE DİKKAT
GÜNEŞ GÖZLÜKLÜ KADIN
GAZETECİ KİMLİĞİNİ GİZLER Mİ?
BULMACA MERAKLILARINA YANITLAR
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
CAN YÜCEL GÖRSE KAHROLURDU
KİŞİSEL VERİLERİN GÜVENLİĞİ
OPERASYON HABERLERİNE DAİR GÖZLEMLER
SUÇLU İLAN ETMEDEN
KADIN AKADEMİSYENİN İTİRAZI
RUS SÖZCÜ HAKLI MI?
İDAMIN YAŞI
HAYVANLAR VE HAKARETLER
SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYET
TATLITUĞ FOTOĞRAFINA YORUM
O KOMUTAN ŞEHİT Mİ?
YEREL HABERLERE EDİTORYAL SÜZGEÇ
MAHKEME KARARI YAZARKEN
AZİZ YILDIRIM'DAN MEKTUP
DR.MUCİZE Mİ?
RİVAYETLER ÖLDÜRÜCÜDÜR
GAZETECİ REFLEKSİ
GERÇEĞİ SÖYLEMEYEN KINAMALAR
BİR YAZAR TUTUKLANIRSA
YALAN BİLE DEĞİL
HÜRRİYET OKURLARINA ÇAĞRI
HÜRRİYET VE ERDOĞAN'IN "400 VEKİL" SÖZÜ
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
YA SONRA?
NE DERLERSE DESİNLER
GAZETECİ CİNAYETİNİN NEDENİ
HABER AJANSLARINA ÇAĞRI
SÖYLEŞİDE GAZETECİNİN ROLÜ
"ASKERİ KAYNAK" NEDİR?
ASPARAGAS BÖCEĞİ
NEFRET TACİRLERİNE ARACILIK
GÜCÜN SÖYLEME ETKİSİ
HABERLER AKLAMAZ
GAZETECİYE YASAĞI SAVUNMAK
MEDYA DA MUHASEBE YAPMALI
OKURUN ÖĞRETİCİLİĞİ
İMA ETME SUÇU
CUMHURBAŞKANI'NA DA EŞİT MESAFE
BAKANLIĞIN SÖYLEYEMEDİĞİ
GÜMRÜKSÜZ PARA SAHASI
NEFRET SÖYLEMİ Mİ?
OTOMOTİV SAYFASINA BİR ELEŞTİRİ
ZAYTUNG ŞAKASI GİBİ
MEDYA MAHALLESİNİN JANDARMALARI
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
1 - 2 - 3 - 4
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr