1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 FRİKİK GAZETECİLİĞİ
 28 Mart 2016, Pazartesi
 

 

   Kadın oyuncu Hande Soral’ın sırttan çekilmiş fotoğrafı cuma günü Kelebek’in birinci sayfasının tam ortasında, en görünür yerinde yayınlanmıştı. Rüzgarda uçuşan eteğinin altından kalçası ve iççamaşırı görünüyordu. 

    Fotoğrafa okurlardan tepki gecikmedi. Ünlü de olsa bir kadının böyle bir fotoğrafının yayınlanmasının yanlış olduğunu savunuyorlardı. Sosyal medyada da eleştiriler birbirini izledi.

    Oyuncu Hande Soral da böyle bir fotoğrafının yayınlanmasına üzülmüştü. Tepkisini Twitter mesajlarıyla duyurdu. “Bu sabah Hürriyet gazetesinde gördüğüm fotoğrafımın şokunu atlatmam mümkün değil” diyen Soral, bu fotoğrafın yayınlanmasını özetle şöyle eleştiriyordu:

  “Tamamen habersiz ve savunmasız bir durumda çekilmiş bir fotoğrafın bir gazetenin manşetinden afişe edilmesinin bana, aileme vereceği üzüntü ve zararı nasıl göremezsiniz? Yazıklar olsun, bu mu habercilik ve magazin anlayışınız? Sırf tanınan biri olduğum için mi bir kadını aşağılama, afişe etme hakkını habercilik gücünün altında kullanıyorsunuz. Bu kesinlikle gazetecilik değildir. Kadına şiddetin başka bir türüdür, istismardır, tacizdir!”

   Soral’ın bu eleştirisi, bizi magazin gazeteciliği ile ilgili olarak geçmişi hayli eski bir tartışmaya götürüyor. Magazin gazetecileri, ünlülerin yaşamlarına istedikleri gibi girebileceklerini, istedikleri fotoğraf çekebilirler mi?

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, paparazzilerin çektiği ve Almanya’da yayınlanan fotoğrafları için açtığı davada Prenses Caroline’i haklı bulmuştu. Mahkeme, özel hayata müdahale edildiğini ve o fotoğrafların “toplumda genel ilgi uyandıran bir tartışmaya katkıda bulunmadığı”na karar verdi.

   Türkiye’de de Sezen Aksu'nun kiraladığı tekneden denize girerken gizlice bikinili fotoğraflarının çekilmesi davasında benzer bir karar çıkmıştı. İki yıl kadar önce sonuçlanan davada, İstanbul 2.Asliye Ceza Mahkemesi, Aksu’nun “özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğine” karar vermişti. Prenses Caroline davasına atıfta bulunulan kararda magazin gazeteciliği eleştiriliyordu:

     “Magazin basınında yer alan fotoğraflar genellikle ilgilisinin zulüm hissi yaşamasına neden olan, sürekli devam etmekte olan bir taciz ortamında çekilmiş olabilir. Basının şöhret sahibi kişilerin bu tür fotoğraflarını yayımlarken bu kişilerin rızalarını da göz önünde bulundurması gerekir. Özel hayata ilişkin görüntülerin yayımlanmasında kamu yararı olmadığı görülmektedir.”

    Bu iki kararı aktardıktan sonra Kelebek’teki Hande Soral fotoğrafına dönelim. Bu fotoğrafın yayınında kamu yararından ya da genel ilgiden bahsedemeyiz. Bu fotoğraf, kadın oyuncunun mahrem alanına apaçık müdahaledir.

   Gazetecilik açısından bakarsak, bir fotoğrafın yayınlanması için “haber değeri” olması gerekir. Bu fotoğrafa haber değeri katan ne? Kamu yararı, genel ilgi vb. olmadığı gibi okuyucuların böyle bir fotoğrafı merakla bekledikleri de söylenemez herhalde. 

  Dünyada başka ülkelerde ve internetin kuralsız evreninde bu tür fotoğrafların yayınlanması da ölçü olamaz. Bu gerekçeyi öne sürmek, Hürriyet’i bir bulvar gazetesi kategorisine sokmaktır. Hürriyet, o medya kuruluşlarıyla aynı kefeye konulamaz. Hem burası Türkiye, bu ülkede gazetecilik yapıyoruz.

    Açıkça söyleyelim, bu fotoğraf Hürriyet’e ve tabii Kelebek’e hiç yakışmadı. Modası geçmiş ve cinsiyetçi “frikik gazeteciliği”nin yeni örneklerini bu gazetede görmemeliyiz.

 

Kadına şiddette şüpheliler

     “Kadına yönelik şiddet haberi nasıl yapılmalı?” Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin, “Kadın Komisyonu ve Kadın Danışma Grubu”nun hazırladığı kılavuzun bu soruya verdiği yanıtı geçen hafta yazmıştım.

   Hürriyet İstanbul İstihbarat Servisi’nden Bülent Ovacık, kılavuzun yaklaşımında eksiklik olduğu görüşünde. Tartışmaya katkıda bulunması bakımından aktarıyorum:

   “Kılavuzda mağdur ve fail unsurları üzerinden hareket edilmiş, ancak şüpheli durumu kesin bir dille belirtilmemiş. Oysa pek çok olayda, polisin aceleyle yakaladığı, kimi zaman yanlış teşhis edilen kişiler henüz şüpheliyken linç kampanyalarına kurban gitmiştir.

   Suçsuzlukları anlaşıldığında ise iş işten geçmiştir. Bu tür haberlerin oluşumu sırasında şüpheli açısından da değerlendirme yapılırsa, mağdurun haklarını korurken yeni kurbanlar üretilmesi engellenebilir. Diğer maddelere kesinlikle katılıyorum.”

  Ovacık’ın dikkat çektiği nokta elbette önemli. Haberlerde şüphelilerin haklarını da gözardı etmemeli, onları peşinen suçlu ilan etmemeliyiz.  Kadın gazetecilerin hazırladığı kılavuza bu ilkeye dikkat çeken bir madde de eklenebilirdi.

    Ancak kılavuzda “Haber fail ifadesine dayanarak yazılmamalı” ve “Haberi yapan kişi, psikolog, yargıç, falcı veya  öykü yazarı değil, haberci olduğunu unutmamalı" uyarısına yer verilmiş. Gazeteciye “yargıç” olmadığı hatırlatması, “şüpheli”lerin peşinen suçlu ilan edilmemesi gerektiğine dolaylı bir atıf aslında.

 

   İyi gazetecilik

   Okur Temsilcisi (ombudsman) olarak gördüğüm yanlışları eleştiriyor, yanlışlardan Hürriyet ve gazetecilik adına artı değer yaratmaya çalışıyorum. Meslektaşlarıma evrensel gazetecilik ilkelerini hatırlatıyorum; kimi zaman da mesleğimizle ilgili sorunlara değiniyorum. Temel amacım gazeteciliğin kalitesinin yükselmesine katkı.

    Bugün bu köşede başarılı bir gazetecilik faaliyetine de yer vermek istiyorum.  Reza Zarrab’ın ABD’de tutuklanması haberi, iyi gazetecilikti. 22 Mart’ta Tolga Tanış imzasıyla sürmanşetten verilen “17 Aralık Büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu’nun baş aktörlerinden Reza Zarrab, ABD’nin Miami kentinde tutuklandı” spotuyla verilen haber, önemli yeni gelişmelere işaret ediyordu.

   Tolga Tanış ve Razi Canikligil, tutuklamanın ardından gelişmeleri tüm yönleriyle irdeleyen başka haberler de yaptılar.  Haberlerinde Zarrab’ın durumunu objektif bir dille aktarıyor; okuyucuyu olayın bütün yönlerinden haberdar etmeye çalışıyordu. Tolga Tanış ve tabii bu haberleri hakkını vererek yayınlayan Hürriyet Yazı İşleri kutlamayı haketti.

   İktidara yakın gazeteler ise Zarrab’ın tutuklanmasını önce hiç görmeyip sonra da Başsavcı Preet Bharara hakkında olumsuz algı yaratacak haberler yayınlamaya giriştiler. Onların bu tarafgir tutumu, objektif haberciliğin değerini bir kez daha gözler önüne serdi.  Zarrab’ı savunmak avukatlarının işidir, gazetecilerin değil…

   

  Okurdan kısa kısa

    Seymur Karakaş: Fenerbahçe-Braga maçıyla ilgili hazırlanan “Portekiz’de neler oldu” kutusunda Mehmet Topal yerine Caner Erkin kırmızı kart almış gibi işaretlenmiş. Caner kırmızı kart almadı; haberde de yazıyor zaten. (18 Mart) 

     Hande Kocabey: İnternette “20 yıl derse girdi kimse farketmedi” haberinde “Trabzon’da bir bayan öğretmen” deniyor. “Bay öğretmen” der miydiniz? Hayır. Kadın kelimesinden bu kadar korkmayın.(20 Mart)

    Bilgen Ayaz: Seyahat ekinde Ayhan Sicimoğlu’nun “Katır sırtında geçmişe yolculuk” yazısında bahsettiği yeri anlayamadım. Ağlasun nerededir? 

Not: Sagalassos antik kentinin bulunduğu Ağlasun, Burdur’a bağlı bir ilçe.

    M.Şükrü Tandoğan: İnternetteki “15’liler Çanakkale yolunda” haberinde bir yanlış var. Çanakkale savaşı'na gönderilen “Onbeşliler”, 15 yaşında olanlar değil, 1315 doğumlulardır. Miladi Takvime göre de bu tarih 1899’dur.

    Tahsin Subaşı: İstanbul’da patlayan canlı bombanın ardından internette yaptığınız “Erken patladı” haberi üzücü. İnsanlara sakinlik vereceğiniz yerde, hedef gösteren bu haberin mantığı ne? Yanlışlıkla sivillere patladı der gibi...

    Cihangir Altan: Spor sayfanızdaki “Bebek isimli katil” manşetini kınıyorum. Bir spor karşılaşmasında hakem hataları olabilir, ancak böyle bir ifade insani anlamda kabul edilemez. (18 Mart)

   Mahmut Pertek: Bulmaca sayfasında slinther, futoshiki, kakuro, mini çengel ve petek de istiyoruz. Bunlar için neden ikinci bir gazete alayım?

FARUK BİLDİRİCİ/ HÜRRİYET/ 28 MART 2016

 
RONALDO SÖYLEŞİSİ
İNSAN HAKLARI HABERLERİ
"ASKERİ KAYNAKLAR" YANLIŞI
SİLAH KENDİLİĞİNDEN ATEŞ ALIR MI?
TECAVÜZÜ HAFİFLETMEYELİM
GAZETECİLİKTE ÇIKAR ÇATIŞMASI
MEDYANIN ÜLKE ALGISINA KATKISI
BOŞ SÜTUNLAR
MEDYA İKLİM SORUNUNDA ETKİSİZ AKTÖR
"NOBEL ÖDÜLLÜ" DİYORSAN
MÜZİSYEN BERKLEE'DE OKUDUM DERSE
REKLAMIN ETKİLİ VE UCUZ YOLU
ÜRPERTİCİ BİR FOTOĞRAFTI
"HAMİLEYE TEKME"DEN HUKUK DERSİ
"KAYYIM"A DİLİMİZ DÖNMÜYOR
YABANCI MARKALI YERLİ ARAÇLAR
YALANLAMALAR DA YALANLANIR
TEK KAYNAĞA DAYALI HABER
SİYASİ HABERLERDE EŞİTLİK
GAZETECİLİĞİ SAVUNMAK
MASABAŞI HABERCİLİK
JİGOLO KOCALAR VE IŞİD'E KAÇAN KIZLAR
ÜNİVERSİTEDE ATIŞ POLİGONU
ÇEKYA MI?
ANGELİNA JOLİE NEDEN GELMEDİ?
MANTIK VE VİCDAN SÜZGECİ
YANILTAN SANATÇILAR
HABERCİLİK SUÇU
EKONOMİNİN AKTÖRLERİ
İNTİHAR HABERLERİNİN ÇEKİCİLİĞİ
ÖZELEŞTİRİ ZAMANI
İNTİHARLAR, TAHLİYELER VE SORUMLULUĞUMUZ
DARBELERE KARŞI ÇIKARKEN
HABERCİNİN KADERİ
MERAK KONUSU KLASİĞİ
İSTANBUL-İZMİR ARASI KAÇ SAAT?
İKİ TURİZMCİDEN ELEŞTİRİ
SERİ KATİL TEFRİKASI
ŞEHİT CENAZELERİNDEKİ SALDIRGANLIK
BİNALARI KİM YIKTI?
VENEZUELA'DAKİ HAMBURGER
YAZILMAMIŞ HABERE İHTAR
BAKAN HAKLI MIYDI?
HABER NASIL YAZILMAZ?
YARGIÇ DEĞİLİZ
BASKIN HABERİNDEKİ YANLIŞLAR
GAZETECİ ÖRTBAS ETMEZ
KODLAMA VE BUZLAMA KILAVUZU
140 BİN TÜPGAZ MI?
FRİKİK GAZETECİLİĞİ
BİLGİ KİRLİLİĞİNE DİKKAT
GÜNEŞ GÖZLÜKLÜ KADIN
GAZETECİ KİMLİĞİNİ GİZLER Mİ?
BULMACA MERAKLILARINA YANITLAR
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
CAN YÜCEL GÖRSE KAHROLURDU
KİŞİSEL VERİLERİN GÜVENLİĞİ
OPERASYON HABERLERİNE DAİR GÖZLEMLER
SUÇLU İLAN ETMEDEN
KADIN AKADEMİSYENİN İTİRAZI
RUS SÖZCÜ HAKLI MI?
İDAMIN YAŞI
HAYVANLAR VE HAKARETLER
SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYET
TATLITUĞ FOTOĞRAFINA YORUM
O KOMUTAN ŞEHİT Mİ?
YEREL HABERLERE EDİTORYAL SÜZGEÇ
MAHKEME KARARI YAZARKEN
AZİZ YILDIRIM'DAN MEKTUP
DR.MUCİZE Mİ?
RİVAYETLER ÖLDÜRÜCÜDÜR
GAZETECİ REFLEKSİ
GERÇEĞİ SÖYLEMEYEN KINAMALAR
BİR YAZAR TUTUKLANIRSA
YALAN BİLE DEĞİL
HÜRRİYET OKURLARINA ÇAĞRI
HÜRRİYET VE ERDOĞAN'IN "400 VEKİL" SÖZÜ
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
YA SONRA?
NE DERLERSE DESİNLER
GAZETECİ CİNAYETİNİN NEDENİ
HABER AJANSLARINA ÇAĞRI
SÖYLEŞİDE GAZETECİNİN ROLÜ
"ASKERİ KAYNAK" NEDİR?
ASPARAGAS BÖCEĞİ
NEFRET TACİRLERİNE ARACILIK
GÜCÜN SÖYLEME ETKİSİ
HABERLER AKLAMAZ
GAZETECİYE YASAĞI SAVUNMAK
MEDYA DA MUHASEBE YAPMALI
OKURUN ÖĞRETİCİLİĞİ
İMA ETME SUÇU
CUMHURBAŞKANI'NA DA EŞİT MESAFE
BAKANLIĞIN SÖYLEYEMEDİĞİ
GÜMRÜKSÜZ PARA SAHASI
NEFRET SÖYLEMİ Mİ?
OTOMOTİV SAYFASINA BİR ELEŞTİRİ
ZAYTUNG ŞAKASI GİBİ
MEDYA MAHALLESİNİN JANDARMALARI
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
1 - 2 - 3 - 4
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr