1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 RUS SÖZCÜ HAKLI MI?
 04 Ocak 2016, Pazartesi
 

 

   Alparslan Çelik, düşürülen Rus uçağının pilotuna ateş açtığını söylediği görüntülerle tanınmıştı. Hürriyet’ten Savaş Özbey, Suriye’de Türkmenler safında savaşan Çelik’i buldu, konuşturdu.

   Anlaşılan 27 Aralık’ta Hürriyet Pazar’da yayınlanan bu söyleşi, Rusya’yı kızdırmış. Rusya Dışişleri Sözcüsü Maria Zaharova yaptığı açıklamada doğrudan bu söyleşiyi hedef aldı:

   “Böyle bir röportajın Türkiye’nin önde gelen merkezi gazetelerinden biri tarafından yayınlanması bizi hayrete düşürdüğü gibi tarafımızdan esefle karşılanmıştır. Gazete resmen, katil ve teröriste kürsü sunmuştur. Röportajın stili ise bu kişinin yaptıklarından gurur duyması. Rusya’ya karşı kin ve Rusya halkına karşı nefret uyandıran milliyetçi tarzda yayınlanması göze çarpıyor.”

   Hemen belirteyim, gazeteci herkesle konuşur, o kişi katil de olsa, bir savaşçı da. Kaldı ki, Alparslan Çelik merak edilen bir isim. Rus uçağın düşürülmesi ve pilotun öldürülmesi sırasında yaşananların, Elazığ’dan oraya gitmesinin nedenlerinin, içsavaştaki pozisyonları ve düşüncelerinin öğrenilmesinde yarar vardı. Bu yüzden Çelik ile söyleşi yapılması ve yayınlanması gazetecilik etiği açısından doğruydu.

   Nitekim Rus sözcü Zaharova da “Özel röportajda Alpaslan Çelik açık ve şüphe götürmeyecek biçimde Rus uçağı pilotunun öldürülmesine iştirak ettiğini kabul ediyor” diyerek, bu söyleşiden kendilerinin de yararlandığını, bilgi aldığını göstermiş oluyor.

    Fakat başlıkta problem var. Çelik, başlığa taşınan “O pilotun attığı bombalarla kardeşlerimiz şehit oldu… Kısasta hayat vardır!”  bu sözleriyle pilotun öldürülmesini haklı göstermeye çalışıyor. Bu sözler tırnak içine de alınmamış. Oysa savaş hukukunu düzenleyen Cenevre Sözleşmesi, “savaş dışı kalan kişilerin yaşamlarına saygı gösterilmesini” öngörüyor.

   Savaş Özbey, söyleşi sırasında “..havada paraşütle savunmasız duran birine ‘düşman askeri bile olsa’ ateş etmek insan vicdanında bir yara açmıyor mu?”  sorusunu yönelterek, “savaş dışı kalmış” pilotun öldürülmesine karşı tavır alıyor. Ancak editörlerin bütün dikkatine rağmen başlıkta ve söyleşinin sunumunda Çelik’in söylediklerine eleştirel yaklaşılamamış, araya yeterince mesafe konulamamış. Gazeteci, savaşların savaşmayan tarafıdır; bu ilke böyle bir söyleşide de tereddüde yer bırakmayacak biçimde vurgulanmak durumundaydı.

 

    Okurdan bilgi saklamak

    Türkiye’de böyledir. Resmi açıklamalar, çoğu kez bilgi vermek değil, gerçeği gizlemek üzere yazılır. Örnek mi? Musul yakınlarındaki Başika kampından Türk askerlerinin çekilmesi meselesi.

     Oradaki askerler çekildi mi, çekiliyor mu? Resmi açıklamalara bakarak bunu anlamak neredeyse imkansız.  Cumhurbaşkanı ve Başbakanın açıklamalarına bakılırsa “Türk askeri orada kalmaya devam edecek”! Dışişleri Bakanlığı da önce “yeni tanzim” açıklaması yaptı; sonra da “intikalin süreceğini” duyurdu. Nasıl bir tanzim, nereye intikal? Yok, söylemiyor.

    Bir sürü sözcük kalabalığı arasına saklansa da, Başika’daki askerler çekilmeye başlandı. Gerçek bu. Çekilme sürecinin sonunda o kampta sadece 80-100 askeri eğitmen kalacak.

   Peki, medya bu bilgiyi okurlarına bu açıklıkta verdi mi? Merak edip inceledim. 15 Aralık’ta gazetelerin çoğunda haberler, resmi açıklamaların diliyle yazılmıştı; “tanzim”den sözediliyordu, “çekilme” sözcüğü yoktu. Hürriyet ise “asker çekilmeye başlandığını” yazan birkaç gazeteden biriydi.

   İkinci grup askerin çekilmesinin ardından 20 Aralık’ta da, birçok gazetede durum yine aynıydı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başkan Obama ile telefon görüşmesinde dile getirdiği “Biz çekilirsek oraya DAEŞ gelir” sözleri manşetlerdeydi. Asker çekilmesi ise iç sayfalarda minik kutulara gizlenmiş, “iletişimsizlik” ya da “intikal” gibi başlıklar tercih edilmişti.

   Hürriyet’te de Erdoğan-Obama görüşmesinin perde arkası manşetteydi ama Dışişleri’nin açıklaması da manşetin hemen altında “Ankara: Çekilme sürecek” başlığıyla verilmişti. BM’deki görüşmeden, Irak Başbakanının sözlerine kadar konuyla ilgili bütün gelişmeler 24.sayfada toplanmıştı.

    Okurun öyküyü rahat ve doğru anlayabilmesi için sürecin birbirine bağlı aşamalarının tek haberde özetlenmesi yararlı olurdu. Ama sorunla ilgili bütün gelişmelere ve farklı görüşlere sayfada yer verilmişti; hem de resmi açıklamaların gerçeği perdeleyen diline sapmadan. Okurun eksiksiz bilgilendirilmesi açısından doğrusu da buydu.

 

    Okurdan kısa kısa

    Çiğdem Genç: İnternette “Vural tecavüz anısını anlattı herkesi gülme krizine soktu” başlığı var. Tecavüz kelimesi insanları gülme krizine sokmaz. Tecavüz mağdurlarına okutun haberi, bakalım gülme krizine girecekler mi? (23 Aralık)

     Cansel Boy: Stil gazetesi Follow’un 22. sayfasındaki fotoda “Kanye West” demişsiniz ama o sanatçı “Puff Daddy”. Düzeltmek istedim.(19 Aralık)

    Metin Altuntağ: Tüm basın gibi siz de ölümünün ardından Oflu İsmail’e güzellemeler yazdınız. Peki gazino sahibi ve şef garsonu öldüren kim? Kimi rol model olarak sunduğunuzun farkında mısınız?

    F.Oya Sevim: Kelebek’te 9. sayfada “Tüyo verdi” haberindeki fotoğraf Batuhan Ardıçoğlu’na ait. Ama üzerinde Selim Küçükarpacı yazıyor.(26 Aralık)

  Umut Erinç: “Aranan savunmacı Ada’da bulundu” haberinde Beşiktaş’ın transfer edeceği bir futbolcu için “Chelsea’nin malı olan genç oyuncu” deniyor. “Mal” kelimesi, futbolcu için uygun olmamış. O bir eşya değil insan. (26 Aralık)

  Murat Ökmener: Kelebek’te Ömür Gedik yazısının başlığında “Bu fotoğrafa uzun uzun bakın” demiş ama fotoğraf nerede bulamadım. (29 Aralık) 

     Ali Tümay: 24 Aralık’ta “Soğuktan Sarayda” başlığıyla yayınlanan Afgan Cumhurbaşkanı ziyareti haberinde atlı süvarilerin kendisine protokol kapısına kadar eşlik ettiği yazıyor. Yaya süvariler görev almadı mı acaba bu karşılamada?

   Halil Özbek: 27 Aralık’ta manşette “Sınavda başkan var” başlığının yanında, “tedbil-i kıyafet” denilmiş. Farsça bu kalıbın doğrusu “tebdil-i kıyafet”. Hürriyet gibi bir gazetenin, üstelik de manşetinde bu tür hataların olmaması beklenir.

     A.Alphan Gündüz: Kayseri’deki üvey annenin çocuğa yaptığı işkence haberini “İşkenceci anne saniye saniye görüntülendi” diyerek videoyu internette karartmadan ve otomatik olarak açtırarak yayınlamanızı kınıyorum.

    Orkun Koparan: “2200 kamyon-40 bin kaplumbağa”. Bu başlıkta verilen çevre katilinin aleni reklamı. Haber diye gazetenize koymanız üzücü. (26 Aralık)

     M.Reşit Alır: 18.sayfadaki “Morgda yer kalmadı” haberinde Osman Baydemir için HDP Şırnak Milletvekili demişsiniz. Ama Baydemir, Ş.Urfa milletvekili. (29 Aralık)

    Alkan Kızıldel: Maalesef gazetenizde maddi hatalar oluyor. Bugün ön sayfada (ve 19.sayfadaki haberde): “Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan 3-4 tabur (yaklaşık 200 kişi)” yazılmış. Yalnızca bir taburun mevcudu en az 300 askerdir. (30 Aralık)

     NOT: Özel Kuvvetler’de bir tabur 35-50 askerden oluşuyor.

     İbrahim Çalışkan:  Muğla’da oturuyorum. Pazar günleri lotoda kazanan rakamları diğer gazeteler yayınlıyor ama Hürriyet’te yok.  Lütfen bunu düzeltin.

    Sırma Bekar:  Ben ve çevrem, online gazetenizdeki aşırı reklamlardan çok rahatsız oluyoruz.   Her fotoğrafta,  her haberde banner’lar çıkıyor. Üstelik bir haber sayfasında iki farklı reklam açılıyor. Haber okumak işkence olmamalı. 

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET/ 4 OCAK 2016

 
POHPOHLAYAN DA NORMALLEŞTİREN DE BİZİZ
TÜRKÇEYE SAYGI
KOPYA ÇEKME ADABI
AVRUPA FOBİSİ
RONALDO SÖYLEŞİSİ
İNSAN HAKLARI HABERLERİ
"ASKERİ KAYNAKLAR" YANLIŞI
SİLAH KENDİLİĞİNDEN ATEŞ ALIR MI?
TECAVÜZÜ HAFİFLETMEYELİM
GAZETECİLİKTE ÇIKAR ÇATIŞMASI
MEDYANIN ÜLKE ALGISINA KATKISI
BOŞ SÜTUNLAR
MEDYA İKLİM SORUNUNDA ETKİSİZ AKTÖR
"NOBEL ÖDÜLLÜ" DİYORSAN
MÜZİSYEN BERKLEE'DE OKUDUM DERSE
REKLAMIN ETKİLİ VE UCUZ YOLU
ÜRPERTİCİ BİR FOTOĞRAFTI
"HAMİLEYE TEKME"DEN HUKUK DERSİ
"KAYYIM"A DİLİMİZ DÖNMÜYOR
YABANCI MARKALI YERLİ ARAÇLAR
YALANLAMALAR DA YALANLANIR
TEK KAYNAĞA DAYALI HABER
SİYASİ HABERLERDE EŞİTLİK
GAZETECİLİĞİ SAVUNMAK
MASABAŞI HABERCİLİK
JİGOLO KOCALAR VE IŞİD'E KAÇAN KIZLAR
ÜNİVERSİTEDE ATIŞ POLİGONU
ÇEKYA MI?
ANGELİNA JOLİE NEDEN GELMEDİ?
MANTIK VE VİCDAN SÜZGECİ
YANILTAN SANATÇILAR
HABERCİLİK SUÇU
EKONOMİNİN AKTÖRLERİ
İNTİHAR HABERLERİNİN ÇEKİCİLİĞİ
ÖZELEŞTİRİ ZAMANI
İNTİHARLAR, TAHLİYELER VE SORUMLULUĞUMUZ
DARBELERE KARŞI ÇIKARKEN
HABERCİNİN KADERİ
MERAK KONUSU KLASİĞİ
İSTANBUL-İZMİR ARASI KAÇ SAAT?
İKİ TURİZMCİDEN ELEŞTİRİ
SERİ KATİL TEFRİKASI
ŞEHİT CENAZELERİNDEKİ SALDIRGANLIK
BİNALARI KİM YIKTI?
VENEZUELA'DAKİ HAMBURGER
YAZILMAMIŞ HABERE İHTAR
BAKAN HAKLI MIYDI?
HABER NASIL YAZILMAZ?
YARGIÇ DEĞİLİZ
BASKIN HABERİNDEKİ YANLIŞLAR
GAZETECİ ÖRTBAS ETMEZ
KODLAMA VE BUZLAMA KILAVUZU
140 BİN TÜPGAZ MI?
FRİKİK GAZETECİLİĞİ
BİLGİ KİRLİLİĞİNE DİKKAT
GÜNEŞ GÖZLÜKLÜ KADIN
GAZETECİ KİMLİĞİNİ GİZLER Mİ?
BULMACA MERAKLILARINA YANITLAR
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
CAN YÜCEL GÖRSE KAHROLURDU
KİŞİSEL VERİLERİN GÜVENLİĞİ
OPERASYON HABERLERİNE DAİR GÖZLEMLER
SUÇLU İLAN ETMEDEN
KADIN AKADEMİSYENİN İTİRAZI
RUS SÖZCÜ HAKLI MI?
İDAMIN YAŞI
HAYVANLAR VE HAKARETLER
SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYET
TATLITUĞ FOTOĞRAFINA YORUM
O KOMUTAN ŞEHİT Mİ?
YEREL HABERLERE EDİTORYAL SÜZGEÇ
MAHKEME KARARI YAZARKEN
AZİZ YILDIRIM'DAN MEKTUP
DR.MUCİZE Mİ?
RİVAYETLER ÖLDÜRÜCÜDÜR
GAZETECİ REFLEKSİ
GERÇEĞİ SÖYLEMEYEN KINAMALAR
BİR YAZAR TUTUKLANIRSA
YALAN BİLE DEĞİL
HÜRRİYET OKURLARINA ÇAĞRI
HÜRRİYET VE ERDOĞAN'IN "400 VEKİL" SÖZÜ
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
YA SONRA?
NE DERLERSE DESİNLER
GAZETECİ CİNAYETİNİN NEDENİ
HABER AJANSLARINA ÇAĞRI
SÖYLEŞİDE GAZETECİNİN ROLÜ
"ASKERİ KAYNAK" NEDİR?
ASPARAGAS BÖCEĞİ
NEFRET TACİRLERİNE ARACILIK
GÜCÜN SÖYLEME ETKİSİ
HABERLER AKLAMAZ
GAZETECİYE YASAĞI SAVUNMAK
MEDYA DA MUHASEBE YAPMALI
OKURUN ÖĞRETİCİLİĞİ
İMA ETME SUÇU
CUMHURBAŞKANI'NA DA EŞİT MESAFE
BAKANLIĞIN SÖYLEYEMEDİĞİ
GÜMRÜKSÜZ PARA SAHASI
NEFRET SÖYLEMİ Mİ?
1 - 2 - 3 - 4
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr