1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 YALAN BİLE DEĞİL
 21 Eylül 2015, Pazartesi
 

    Teslim alınmış bir yargının, siyasi iktidarın elinde nasıl bir silaha dönüşebildiğinin demokrasi adına üzücü örneklerini yakın geçmişte çok gördük. Fiili saldırı da sindirmeye yetmeyince, yargı silahı şimdi Hürriyet’e çevrildi. Hedef,  doğrudan basın ve ifade özgürlüğü.

   Ne yazık ki, basın ve ifade özgürlüğünün ağır tehdit altına alınmasına zemin hazırlayan, kışkırtan ve yönlendiren de yine siyasi iktidara bağlı medya kuruluşları. Anlaşılan onların basın ve ifade özgürlüğü gibi bir dertleri yok.

    Hürriyet hakkında “terör örgütü propagandası yapma” iddiasıyla soruşturma açılmasının görünürdeki gerekçesi, Sancak grubunun bulvar gazetesi Güneş’in, 10 Eylül’de yayınladığı bir kurgu haberdi. Ama sadece o haberle sınırlı değildi Hürriyet aleyhindeki kampanya. İktidar sözcüsü medyadaki kampanya bir süredir devam ediyordu.

   Suçlama haberlerinden biri de, 12 Eylül’de, “Cizre yalanında birleştiler” başlığıyla Sabah gazetesinde çıktı. Cizre haberleri hakkında bazı okurlardan da eleştiri geldiği için Sabah’ın bu haberini inceleme gereği duydum.

     Sabah’ın haberinde “İçişleri Bakanlığı açıklamalarını görmezden gelen paralel medya ve destekçileri HDP ve PKK’lıların yalanlarının peşinden giderek Cizre manipülasyonlarını manşet yaptı” ve “..örgütün yalanlarına ortak olan gazeteler sayfalarında adeta PKK propagandası yaptı” deniyordu. İmza ve mahreç olmayan haberde, Cumhuriyet ve Meydan ile birlikte Hürriyet’in de “Cizre kilitlendi” manşetinin yeraldığı kupür de  konulmuştu.  

    Bu suçlamanın doğru olup olmadığını anlamak için 11 Eylül tarihli Hürriyet’e baktım. İçişleri Bakanı Selami Altınok’un açıklaması, “Gündem” sayfasında “Cizre’de 30-32 PKK’lı ölü” başlığıyla ve bakanın fotoğrafıyla verilmişti. Yani görmezden gelinmemişti. Suçlamanın gerçekle hiçbir ilgisi yoktu.

    Peki, Cizre haberlerinin toplandığı o sayfada “örgütün yalanlarına ortak olunmuş” muydu? Sayfanın tepesindeki “Cizre kilidi” başlıklı haber, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve beraberindekilerin Cizre’ye yürüme çabasını konu alıyordu. Haberin ortasına Demirtaş’ın küçük bir su birikintisinden atlarken çekilen fotoğrafı konulmuştu.

    Aslına bakarsanız bu haberin, HDP yanlılarının da hoşuna gitmediğini biliyorum. Çünkü Cihat Öztürk adlı bir okur, gönderdiği e-postada haberin “Dereyi geçti Cizre’yi geçemedi” altbaşlığını “ciddiyetsizlik” olarak nitelendirmişti. “Onurlu bir şekilde barış için yürüyüş yapan insanların yolculuğunu magazinleştirerek vermek sorumlu bir gazetecilik anlayışı değildir” görüşünü dile getirmişti.

    Hürriyet’te o suçlamaların emarelerini göremedim ama yine yaklaşımlarını anlayabilmek için Sabah’ın aynı tarihteki “Gündem” sayfasına baktım. Sabah’ın sayfasının üçte ikisini “Oyun bozuldu” başlığıyla İçişleri Bakanı’nın açıklaması kaplamış, diğer haberler küçük küçük etrafına serpiştirilmişti. İki gazete arasındaki fark çok barizdi. Sabah, resmi açıklamalarla yetinmişti.

    Hürriyet ise yaşanan gelişmelerin her boyutunu, ilgili bütün tarafların görüşlerini de yansıtan bir sayfa yapmıştı. Sabah’ın görmediği ve Hürriyet’in okuruna duyurduğu dört haber daha vardı sayfada. “Şehit yakınının dükkanını yakmışlar”, “Dün işyerlerimize saldırdılar Kürdüm diye bugün şehit haberi geldi”, “Kardeşi kardeşe vurdurmayın” ve “Bütün taraflara mesajım: Ölümleri durduralım” haberleri. Leyla Zana’nın “ölümleri durdurma” çağrısı dışındaki üç haberin ortak yönü, Batıda Kürtlere yönelik saldırıların yanlışlığının ve Türk-Kürt kardeşliğinin bozulmaması gerektiğinin altının çizilmesi.

    Aslında bu haberleri sayfaya koyan Hürriyet editörlerini “örgüt propagandası” ile suçlamak değil,  tebrik etmek lazım. Zira olaylar, Türklerle Kürtlerin eşit vatandaşlık ve kardeşlik temelinde birlikte yaşama koşullarının ağır tehdit altında olduğunu gösteriyor. Eğer Türkler ve Kürtler ruh olarak birbirlerinden koparsa bu topraklarda yaşanabilecekleri kimse tahmin bile edemez.

    O nedenle bence medyanın bu dönemde birincil görevi, Türkler ve Kürtler arasında ruhsal bölünmeyi engellemek olmalı... Hürriyet’in Cizre sayfası hazırlanırken de o kaygı gözönüne alınarak doğru bir iş yapılmış. Herhalde bu sayfayı okumadan yazdılar Sabah’taki o suçlamaları…

 

    Depremin büyüklüğü

    Şili’deki depremin hurriyet.com.tr’de “7,9 şiddetinde” olduğunun yazılması üzerine Prof.Dr. Celal Şengör’den itiraz geldi: 

    “İstirham ederim, Şili’deki depremin 7,9 şiddetinde değil, büyüklüğünde olduğunu, o haberi yazana söyleyin onu değiştirsin. 1999’dan beri çenem yoruldu, kalemim bitti bunu anlatmaktan. Bu kadar zor mu bu yahu?”

   İlk deprem haberlerindeki bu yanlış hemen düzeltildi. Çünkü bu işin uzmanı olarak Celal Hoca haklı. Nitekim Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün açıklamalarında ve depremlerle ilgili tablolarda da hep depremlerin “büyüklüğü”nden sözediliyor. Şiddetinden değil.

    Fakat medyada bazen “büyüklük” yerine “şiddet” tanımı kullanılıyor; iki tanım karıştırılıyor. İki tanım arasındaki farkı kısaca açıklayayım; “Şiddet”, insanlar tarafından algılanan göreli bir etkiyi anlatıyor. “Büyüklük” ise depremin gücünün Richter ölçeği üzerinden ifadesi. Bu nedenle de haberlerde “depremin şiddeti”nden sözetmemek gerekli. Doğrusu “depremin büyüklüğü”, unutmayalım; deprem uzmanlarını üzmeyelim.

 

      Okurdan kısa kısa   

     Levent Çağlar: Pazartesi sendromu etkisi olsa gerek. İsim benzerliği yoksa George Orwell İngilizdir.)

     NOT: Okur haklı. Yanlış yazmışım. Düzeltir, özür dilerim.

    Işık Biren: ABD Dışişleri Sözcüsü John Kirby ile o güzel söyleşinin yanında bir de biyografi kutusu var, başlığı da “Gemilerde çalışmış emekli tuğgeneral.” İyi de deniz kuvvetlerinde general olmaz, amiral olur. Kirby de bir tuğamiral. Böyle bir hatayı yayınlanana kadar nasıl kimse farketmez? (18 Eylül)

    Elvan Yarma: (Editor) Geçen hafta “Şehit annesidir bir öf bile demeyiniz” haberinde kaynak belirtilmediğini öne süren bir okur görüşü yayınladınız. Fakat yayına girdiği andan itibaren kaynağın doktorlar sitesi olduğunu yazmıştık. Okurun dikkatinden kaçmış sanırım. Kaynak göstermeye önem veriyoruz.

  Talat Kumcu: Otobüs kazası, TIR kazası biliyorduk da hiç “AK Partili kazası” duymamıştık. Şu başlığa bakın; “AK Partili kazası: 2 ölü”. Lütfen bu başlığı bir daha okuyun. Bakalım Türkçeyle bir ilgisini bulabilecek misiniz? (17 Eylül)

     M.K.Demirci: Bugün gazetesi yazarı Gültekin Avcı, yedi köşe yazısından gözaltına alındı, “paralel” diye yazmanızın sebebi ne? 

    Gökhan Altunkaya: 12 Eylül’de ilk sayfadaki “Hacda vinç faciası” başlığının altındaki cümlede anlatım bozuk. Yoğun yağış ve fırtına nedeniyle mi Kabe çevresi genişletilmektedir? Bu cümlede müphem bir vaziyet mevcut.

  Ahmet Temürtürkan: “Penisini engerek yılanı soktu” haberini görünce defalarca yaptığım uyarıyı yineleme gereği duydum. Yılan sokmaz ısırır, arı sokar. (12 Eylül) 

     Nejat Tekiner: Bugünkü (17 Eylül) spor sayfasında şöyle bir başlık var; “Litvanya yarı finalde.” Haberde “Litvanya uzatmada 98-85 yenmeyi başardı ve yarı finalde Sırbistan  ile eşleşti” diyor. Peki Litvanya kimi yendi?

    Murat Kömürcü: Kelebek’te 14 Eylül manşet haberindeki fotoğraf çok kalitesiz. Tanıdığımız için erkeğin Mahsun Kırmızıgül olduğunu düşünsek bile yanındaki hiç tanınmıyor. Ayrıca soy ismini dahi öğrenemediğiniz bir kişinin ismini yazarak kötü fotoğrafla birlikte haberi manşete taşımanız şık değil.

FARUK BİLDİRİCİ/ HÜRRİYET/ 21 EYLÜL 2015   


 
INSTAGRAMDA ÜRÜN YERLEŞTİRME
KANDIRMAK KOLAYMIŞ
TUTUKLATAN FOTOĞRAF İDDİANAMEDE YOK
ELEKTRİKLİ SCOOTER SORULARI
SÖYLEŞİDE DOĞRULAR SÖYLENMİYORSA
POHPOHLAYAN DA NORMALLEŞTİREN DE BİZİZ
TÜRKÇEYE SAYGI
KOPYA ÇEKME ADABI
AVRUPA FOBİSİ
RONALDO SÖYLEŞİSİ
İNSAN HAKLARI HABERLERİ
"ASKERİ KAYNAKLAR" YANLIŞI
SİLAH KENDİLİĞİNDEN ATEŞ ALIR MI?
TECAVÜZÜ HAFİFLETMEYELİM
GAZETECİLİKTE ÇIKAR ÇATIŞMASI
MEDYANIN ÜLKE ALGISINA KATKISI
BOŞ SÜTUNLAR
MEDYA İKLİM SORUNUNDA ETKİSİZ AKTÖR
"NOBEL ÖDÜLLÜ" DİYORSAN
MÜZİSYEN BERKLEE'DE OKUDUM DERSE
REKLAMIN ETKİLİ VE UCUZ YOLU
ÜRPERTİCİ BİR FOTOĞRAFTI
"HAMİLEYE TEKME"DEN HUKUK DERSİ
"KAYYIM"A DİLİMİZ DÖNMÜYOR
YABANCI MARKALI YERLİ ARAÇLAR
YALANLAMALAR DA YALANLANIR
TEK KAYNAĞA DAYALI HABER
SİYASİ HABERLERDE EŞİTLİK
GAZETECİLİĞİ SAVUNMAK
MASABAŞI HABERCİLİK
JİGOLO KOCALAR VE IŞİD'E KAÇAN KIZLAR
ÜNİVERSİTEDE ATIŞ POLİGONU
ÇEKYA MI?
ANGELİNA JOLİE NEDEN GELMEDİ?
MANTIK VE VİCDAN SÜZGECİ
YANILTAN SANATÇILAR
HABERCİLİK SUÇU
EKONOMİNİN AKTÖRLERİ
İNTİHAR HABERLERİNİN ÇEKİCİLİĞİ
ÖZELEŞTİRİ ZAMANI
İNTİHARLAR, TAHLİYELER VE SORUMLULUĞUMUZ
DARBELERE KARŞI ÇIKARKEN
HABERCİNİN KADERİ
MERAK KONUSU KLASİĞİ
İSTANBUL-İZMİR ARASI KAÇ SAAT?
İKİ TURİZMCİDEN ELEŞTİRİ
SERİ KATİL TEFRİKASI
ŞEHİT CENAZELERİNDEKİ SALDIRGANLIK
BİNALARI KİM YIKTI?
VENEZUELA'DAKİ HAMBURGER
YAZILMAMIŞ HABERE İHTAR
BAKAN HAKLI MIYDI?
HABER NASIL YAZILMAZ?
YARGIÇ DEĞİLİZ
BASKIN HABERİNDEKİ YANLIŞLAR
GAZETECİ ÖRTBAS ETMEZ
KODLAMA VE BUZLAMA KILAVUZU
140 BİN TÜPGAZ MI?
FRİKİK GAZETECİLİĞİ
BİLGİ KİRLİLİĞİNE DİKKAT
GÜNEŞ GÖZLÜKLÜ KADIN
GAZETECİ KİMLİĞİNİ GİZLER Mİ?
BULMACA MERAKLILARINA YANITLAR
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
CAN YÜCEL GÖRSE KAHROLURDU
KİŞİSEL VERİLERİN GÜVENLİĞİ
OPERASYON HABERLERİNE DAİR GÖZLEMLER
SUÇLU İLAN ETMEDEN
KADIN AKADEMİSYENİN İTİRAZI
RUS SÖZCÜ HAKLI MI?
İDAMIN YAŞI
HAYVANLAR VE HAKARETLER
SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYET
TATLITUĞ FOTOĞRAFINA YORUM
O KOMUTAN ŞEHİT Mİ?
YEREL HABERLERE EDİTORYAL SÜZGEÇ
MAHKEME KARARI YAZARKEN
AZİZ YILDIRIM'DAN MEKTUP
DR.MUCİZE Mİ?
RİVAYETLER ÖLDÜRÜCÜDÜR
GAZETECİ REFLEKSİ
GERÇEĞİ SÖYLEMEYEN KINAMALAR
BİR YAZAR TUTUKLANIRSA
YALAN BİLE DEĞİL
HÜRRİYET OKURLARINA ÇAĞRI
HÜRRİYET VE ERDOĞAN'IN "400 VEKİL" SÖZÜ
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
YA SONRA?
NE DERLERSE DESİNLER
GAZETECİ CİNAYETİNİN NEDENİ
HABER AJANSLARINA ÇAĞRI
SÖYLEŞİDE GAZETECİNİN ROLÜ
"ASKERİ KAYNAK" NEDİR?
ASPARAGAS BÖCEĞİ
NEFRET TACİRLERİNE ARACILIK
GÜCÜN SÖYLEME ETKİSİ
HABERLER AKLAMAZ
GAZETECİYE YASAĞI SAVUNMAK
MEDYA DA MUHASEBE YAPMALI
OKURUN ÖĞRETİCİLİĞİ
1 - 2 - 3 - 4
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr