1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
 07 Eylül 2015, Pazartesi
 

   Aslında yazmayacaktım. Zira sahile vurmuş üç yaşındaki Suriyeli Aylan Kurdi’nin ölü bedenini gösteren fotoğrafın yayınlanmasının etkileri gözönünde.

Dünyada 187 gazetede manşet olan o fotoğraflar sayesinde insanlığın vicdanı ayağa kalktı. Mültecilerin trajedisi, Avrupa’nın bir numaralı gündemi haline geldi; liderler harekete geçti. Başka hiçbir haber, hiçbir röportaj, dört yıldır devam eden içsavaşın insanlar üzerindeki yıkıcı etkilerini bu fotoğraflar kadar çarpıcı biçimde anlatamazdı.

    Yayınlanmasının sonuçları ortadayken, hala ilk soruya takılıp kalmak, “Yayınlanmalı mıydı?” diye sormaya devam etmek gazeteciliğin doğasına aykırı. Bugün artık olsa olsa “Yayınlanmasaydı ne olurdu?” sorusu sorulabilir ve alınacak yanıt bellidir. Dünya o insanların dramını görmezden gelmeye devam ederdi. Daha önemlisi,  bu denli sarsıcı gerçeğin üzeri örtülmüş olurdu.

   Hürriyet okurlarının da böyle düşüneceğini, fotoğrafların yayınlanmasını destekleyeceğini umuyordum. Hurriyet.com.tr de fotoğrafları yayınlama kararının gerekçesini açıklarken “Sizce yayınlanabilir mi” gibi bir anket yapmış, yüzde 72 oranında “Yayınlanması doğru” sonucu çıkmıştı. Ardından fotoğrafın yayınlanmasını eleştiren 18 e-posta geldi. Gerçi Hürriyet okurları içerisinde fazla değil ama yine de bu eleştirileri karşılıksız bırakmak doğru olmaz.

  “Yayınlamamalıydınız” diyen okurların ortak gerekçesi “rahatsız olduk”.  Çiğdem Salihoğlu adlı okurun “İnternette gazetenizi her açtığımda yüreğim dağlanıyor” demesi, ne kadar samimi olduğunu da gösteriyor.

    Fakat o fotoğrafın yayınlanmasının amacı da okuyanları rahatsız etmekti! Her gün Ege ve Akdeniz’in sularında yaşanan can pazarı, onlarca insanın boğulup ölmesi neredeyse sıradan bir olay halini almıştı ve dünya seyrediyordu.

    Nitekim uzun tartışmalardan sonra bu fotoğrafı yayınlamaya karar veren Hürriyet Yazı İşleri’nin gerekçesi de buydu. “Biz de dünyanın gözünü kapattığı mülteci dramına dikkat çekmenin bir gazetecilik görevi olduğu inancıyla bu sarsıcı fotoğrafı manşetten yayınlıyoruz” açıklaması yapıldı Hürriyet’te.

    Ayrıca gazetecilik etiği açısından da fotoğrafların yayınlanmasını engelleyen bir ilke olduğunu sanmıyorum. En önemlisi bu fotoğrafların yayınlanmasında çok büyük kamu yararı olduğu tartışma götürmeyecek kadar açık.  Sarsıcı bir gerçeği belgelediği de belli. Ölenin anısına saygısızlık yapılmıyor, yakınlarının yaşadığı travmayı artırıcı bir unsur da göze çarpmıyor. Yayınlanması için yeterli gerekçelerdir bunlar. Gazeteci vicdanı bu gerekçeleri yok sayamaz.

     Dolayısıyla Hürriyet’in o fotoğrafları yayınlama kararını doğru buluyorum.  Ama manşete konulan fotoğrafa itirazım var. Bence çocuğun ölü bedenine odaklanmış fotoğraf değil, jandarma ile birlikte gösteren fotoğrafın tercih edilmesi daha doğru olurdu.

   Doğan Yayın İlkeleri’nde, “Cesetleri yakın plan gösteren, kan ve şiddet unsurları içeren fotoğraf ve görüntüler kullanılamaz” deniyor. Evet, burada kan, şiddet yok ama yine de ölü beden, yakın plan çekimle gösteriliyor. Gerçeklik ölü çocuk bedeni üzerinden görselleştiriliyor. Oysa jandarmanın da göründüğü fotoğraflarda jandarmanın çaresizliği, çocuğun boğulduğu deniz ve ölü beden birarada. Gerçeğin bütün unsurları fotoğraf karesine girmiş, yaşananlar o karede belgelenmiş. O fotoğraf, yazıyla açıklamaya gerek bırakmayacak kadar başarılı ve eksiksiz anlatıyor o çocuğun dramını. Nitekim Le Monde, Independent, Washington Post, The Wall Street Journal ve El Pais gibi Batılı gazetelerde de hep jandarmalı fotoğraflar kullanıldı. 

   Bu satırları noktalarken o fotoğrafları çeken DHA muhabiri Nilüfer Demir’i tebrik etmezsem bu yazı eksik kalır. Bir gazetecilik efsanesine imza attı...

 

   Haberde posta adresi     

     Uyuşturucu kullanan arkadaşı, kendisini evlerinde ziyaret ettiğinde henüz lise öğrencisiymiş. Arkadaşı, onun odada olmadığı bir sırada koluna uyuşturucu enjekte ederken ölmüş. Kadıköy’de yedi yıl önce yaşanan bu olay, Hürriyet’in de üçüncü sayfasında yayınlanmış.

     O genç, şimdi üniversite mezunu. İş arıyor. Fakat arkadaşının kendisinin evinde ölmesiyle ilgili haber bir türlü peşini bırakmıyor. O nedenle haberin internet arşivinden kaldırılmasını isteyen bir elektronik posta gönderdi:

   “Haberde adım, soyadım, olayla ilgisi olmayan annemin adı, soyadı, unvanı ve evimizin açık adresi kapı numarasına kadar yazılı. İlgili içerik hayatımı tahmin edemeyeceğiniz kadar olumsuz etkilemekte. Haberi arşivinizden kaldırmanızı rica ediyorum. O olmuyorsa bari isim, soyisim ve açık ev adresimizi silin.”

   Son derece haklı bir talepti bu. Nitekim bu mailin ardından hurriyet.com.tr yöneticileri, haberdeki isim ve ev adresini çıkardılar. Doğrusu da buydu.

    Aslına bakarsanız o adresin habere hiç yazılmaması gerekirdi. Olayın meydana geldiği yeri kapı numarasına kadar yazmak habere birşey katmaz. Bu örnekte olduğu gibi mağdur durumdaki insanlara zarar verir; masum insanları hedef durumuna getirir. Mağdurların orada yaşaması imkansız hale de gelebilir. 

   Okur açısından bakarsak, haberde posta adresi verir gibi açık adres yazılması sadece bilgi kirliliğidir. O haberi, olayın meydana geldiği yerden farklı bir kentte okuyan bir okur için, mahalle ve sokak isimleri, kapı numarası bir anlam taşımaz. Aynı kentte okuyan okurlar için bile o adresi bilmenin bir yararı yoktur.

    Düşünün, Şırnak’ta şehit olan Jandarma Yüzbaşı Ali Alkan’ın Osmaniye’deki cenaze töreninde ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan’ın haykırışıyla ilgili haberde ailenin açık adresini bilmenin hangi okura ne yararı olabilir? Ama habere yazılmıştı bu ayrıntılar. Tayfun Özmen adlı okur uyardı; “Terör eylemlerinin tırmandığı bu günlerde kötü niyetli oluşumlara bu şekilde adres verilmemesi gerekir diye düşünüyorum.” Bu uyarının ardından o adres de haberden silindi.

    Dikkat ediyorum, daha çok polisiye ve yerel haberlerde açık adres yazılıyor. Polis muhabirleri ve yerel muhabirler bunu alışkanlık haline getirmiş durumda. Artık muhabirlerin bu alışkanlığı terketmesi, onlar yazsa bile editörlerin haberlerden bu anlamsız ayrıntıları ayıklaması gerek.

 

      Okurdan kısa kısa   

    Taşkın Şenol/Kadir Okur: Bugünkü (1 Eylül) spor sayfasında “Havuzdan çıkan mülteci şampiyon” haberinde tam üç kez Ukrayna yerine “Ukranya” yazılmış. Bu hata ilk kez de yapılmıyor. Öyle yazıldığını sanıyorlar galiba…

    Okyay Nalbantoğlu: Bulmaca ekindeki Futoshiki (eşit değil) oyununu neden kaldırdınız? Lütfen tekrar koyun. Aynı sayfada bol miktarda Sudoku var. Bunun ikisini kaldırarak yerine iki Futoshiki koyarsanız beni yeniden kazanırsınız.

    Lütfü Türkkan: Bugünkü Hürriyet gazetesinde, sponsorlu inşaat-konut haberlerinin çokluğu rahatsız edici boyutta. Ölçü kaçmış. (30 Ağustos)

    Toygun Çanga: Kuvvet Komutanların protokoldeki yerleri ile ilgili sıralama hatası tekrarlanıyor. 20 Ağustos’ta 21. sayfada “Ziyaret günü” diye yayınlanan resimde duruş sıralamasında üçüncü sırada olduğu görülen Deniz Kuvvetleri Komutanı, fotoğraf altında yine Hava Kuvvetleri Komutanı’ndan sonra yazılmış.

   Asım Boncuk: 3 Eylül’de çıkan “Dandalaz köprüsü onarımda yıkıldı” haberinde köprünün 30 Ocak’ta yıkıldığını yazmışsınız. Aradan yedi ay geçmiş. Hadi eski haberi yazdınız bari sonra ne olduğunu da habere koysaydınız.

FARUK BİLDİRİCİ/ HÜRRİYET/ 7 EYLÜL 2015

 
ÖLÜMDEN KAÇAN ADAMIN PANTOLONU
PHOTOSHOP’SUZ TÜRKİYE
SAVAŞ TAMTAMLARI
ŞİMDİ SIRA OKURLARDA
MEDYADA BÜYÜK UZLAŞMA
ENSESTİ BÖYLE Mİ KONUŞMALIYDIK?
ÖLÜ FOTOĞRAFINDA İKİLİ STANDART
15 TEMMUZ GAZETECİLİĞİ
GAZETECİ MİYİZ, YARGIÇ MI?
FATİH TERİM VE ÜST AKIL
ÖLEN ÜNLÜNÜN ARDINDAN
DUAYENDEN ETİK UYARILAR
GAZETECİLİK VE AKTİVİZM
ASMALIMESCİT'TEKİ STÜDYO
SÖYLEŞİNİN KAYNAĞI EKSİK
KORKU HİPNOZU
YEDİ BİN YILLIK BUĞDAY
GAZETECİNİN KİŞİSEL ÇIKARI
"KÜSTAH" YAZMA ÖZGÜRLÜĞÜ
INSTAGRAMDA ÜRÜN YERLEŞTİRME
KANDIRMAK KOLAYMIŞ
TUTUKLATAN FOTOĞRAF İDDİANAMEDE YOK
ELEKTRİKLİ SCOOTER SORULARI
SÖYLEŞİDE DOĞRULAR SÖYLENMİYORSA
POHPOHLAYAN DA NORMALLEŞTİREN DE BİZİZ
TÜRKÇEYE SAYGI
KOPYA ÇEKME ADABI
AVRUPA FOBİSİ
RONALDO SÖYLEŞİSİ
İNSAN HAKLARI HABERLERİ
"ASKERİ KAYNAKLAR" YANLIŞI
SİLAH KENDİLİĞİNDEN ATEŞ ALIR MI?
TECAVÜZÜ HAFİFLETMEYELİM
GAZETECİLİKTE ÇIKAR ÇATIŞMASI
MEDYANIN ÜLKE ALGISINA KATKISI
BOŞ SÜTUNLAR
MEDYA İKLİM SORUNUNDA ETKİSİZ AKTÖR
"NOBEL ÖDÜLLÜ" DİYORSAN
MÜZİSYEN BERKLEE'DE OKUDUM DERSE
REKLAMIN ETKİLİ VE UCUZ YOLU
ÜRPERTİCİ BİR FOTOĞRAFTI
"HAMİLEYE TEKME"DEN HUKUK DERSİ
"KAYYIM"A DİLİMİZ DÖNMÜYOR
YABANCI MARKALI YERLİ ARAÇLAR
YALANLAMALAR DA YALANLANIR
TEK KAYNAĞA DAYALI HABER
SİYASİ HABERLERDE EŞİTLİK
GAZETECİLİĞİ SAVUNMAK
MASABAŞI HABERCİLİK
JİGOLO KOCALAR VE IŞİD'E KAÇAN KIZLAR
ÜNİVERSİTEDE ATIŞ POLİGONU
ÇEKYA MI?
ANGELİNA JOLİE NEDEN GELMEDİ?
MANTIK VE VİCDAN SÜZGECİ
YANILTAN SANATÇILAR
HABERCİLİK SUÇU
EKONOMİNİN AKTÖRLERİ
İNTİHAR HABERLERİNİN ÇEKİCİLİĞİ
ÖZELEŞTİRİ ZAMANI
İNTİHARLAR, TAHLİYELER VE SORUMLULUĞUMUZ
DARBELERE KARŞI ÇIKARKEN
HABERCİNİN KADERİ
MERAK KONUSU KLASİĞİ
İSTANBUL-İZMİR ARASI KAÇ SAAT?
İKİ TURİZMCİDEN ELEŞTİRİ
SERİ KATİL TEFRİKASI
ŞEHİT CENAZELERİNDEKİ SALDIRGANLIK
BİNALARI KİM YIKTI?
VENEZUELA'DAKİ HAMBURGER
YAZILMAMIŞ HABERE İHTAR
BAKAN HAKLI MIYDI?
HABER NASIL YAZILMAZ?
YARGIÇ DEĞİLİZ
BASKIN HABERİNDEKİ YANLIŞLAR
GAZETECİ ÖRTBAS ETMEZ
KODLAMA VE BUZLAMA KILAVUZU
140 BİN TÜPGAZ MI?
FRİKİK GAZETECİLİĞİ
BİLGİ KİRLİLİĞİNE DİKKAT
GÜNEŞ GÖZLÜKLÜ KADIN
GAZETECİ KİMLİĞİNİ GİZLER Mİ?
BULMACA MERAKLILARINA YANITLAR
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
CAN YÜCEL GÖRSE KAHROLURDU
KİŞİSEL VERİLERİN GÜVENLİĞİ
OPERASYON HABERLERİNE DAİR GÖZLEMLER
SUÇLU İLAN ETMEDEN
KADIN AKADEMİSYENİN İTİRAZI
RUS SÖZCÜ HAKLI MI?
İDAMIN YAŞI
HAYVANLAR VE HAKARETLER
SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYET
TATLITUĞ FOTOĞRAFINA YORUM
O KOMUTAN ŞEHİT Mİ?
YEREL HABERLERE EDİTORYAL SÜZGEÇ
MAHKEME KARARI YAZARKEN
AZİZ YILDIRIM'DAN MEKTUP
DR.MUCİZE Mİ?
RİVAYETLER ÖLDÜRÜCÜDÜR
GAZETECİ REFLEKSİ
1 - 2 - 3 - 4
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr