1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 SÖYLEŞİDE GAZETECİNİN ROLÜ
 03 Ağustos 2015, Pazartesi
 

     Ayşe Arman’ın, Hürriyet Pazar’daki “Yemeksepeti’ni 589 milyon dolara satan Nevzat Aydın” söyleşisini dikkatle okumamın nedeni, bu şirketin satışıyla ilgili daha önceki haberlerde doğrularla yanlışların birbirine karıştırıldığını izlemiş olmamdı.

     Satış hakkındaki ilk haber, birçok medya kuruluşuyla birlikte 6 Mayıs 2015’te Hürriyet’te çıktı. PR şirketinin hazırladığı bültene dayanan haberde, Aydın’ın şirketin tek sahibi olduğu ve satış gelirinin tamamını onun aldığı algısı yaratılıyordu. Okur itirazlarını iletmem üzerine Hürriyet Ekonomi Müdürü Sefer Levent konuyu araştırdı, satışı ayrıntılı olarak yazdı ve yanlışları düzeltti.

   Fakat Ayşe Arman’ın, geçen Pazar yayımlanan söyleşisindeki bilgiler, Sefer Levent’in 7 Mayıs’ta yazdıklarıyla çelişiyordu.  Hangisinde okura yanlış bilgi verdiğimizi anlamak için yazılanları inceledim. Nevzat Aydın’ın çalıştığı PR şirketi Contactplus ile görüştüm. Vardığım sonuçları şöyle sıralayabilirim:

   * Yemeksepeti’nin 589 milyon dolara Delivery Hero’ya satıldığı sırada Nevzat Aydın şirketin ne kadarına sahipti? Satıştan ne kadar pay aldı? Arman’ın söyleşisinde bu konuda bilgi verilmediği için Aydın’ın şirketin tek sahibi olduğu izlenimi doğuyor.

   * Sefer Levent’in Ticaret Sicili kayıtlarına dayanarak kaleme aldığı yazısına göre Aydın’ın hisseleri daha önceki satışlar nedeniyle yüzde 6.07’ye inmişti. Satıştan payına düşen ise 35.7 milyon dolardı. Contactplus, bu oranı kabul etmemekle birlikte, Aydın’ın hisse oranını açıklayamayacağı yanıtını verdi. Bu durumda Levent’in yazdığı oranı doğru kabul ederek, söyleşide Aydın’ın şirketteki ve dolayısıyla başarıdaki payının yanlış sunulduğunu söyleyebilirim.

    * Contactplus, satış öncesinde Yemeksepeti’nde 10’un üzerinde yatırımcı olduğu, General Atlantic’in 44 milyon dolarlık hisse aldığı bilgisini verdi. Demek ki, dört ortakla kurulan Yemeksepeti’nin 10 ortaklı bir şirket haline gelmesi ve Aydın’ın hisselerinin azalmasına değinilmemiş; öykünün bu yanı okura aktarılamamış.

    * Bir diğer nokta, Aydın’ın çalışanlara 27 milyon dolar dağıttığına ilişkin açıklaması. Aydın, “Alan şirket mi veriyor bu parayı?” sorusunu “Kendi kazandığımızı dağıtıyoruz” diye yanıtlıyor. Burada çalışanlara dağıtılan payın sadece Aydın’dan mı, yoksa tüm ortaklardan mı çıktığı belirsiz kalıyor.

     * Ayrıca Nevzat Aydın’ın Yemeksepeti’ndeki yeni pozisyonu yazılmamış. Oysa Aydın, halen CEO olarak göreve devam ediyor şirkette.

    Özetlersem, söyleşide bilgi eksiklikleri vardı. Anlatılan öykü sorgulanmamış, boşlukları dolduracak sorular sorulmamıştı.

    Dahası, ertesi gün (27 Temmuz) Ekonomi Servisi, çalışanlara 27 milyon lira dağıtılmasını önemli görerek, Ayşe Arman’ın söyleşisini “patron isterse” başlığıyla haber yaptı. Ancak aynı eksiklikler tekrarlanarak, hem de Sefer Levent’in 7 Mayıs tarihli yazısındaki bilgiler atlanarak…

   Bu haberin ilk cümlesinde “..589 milyon dolara sattı ve daha sonra bu paranın 27 milyon dolarını çalışanlarına dağıttı” deniliyor. Halbuki yukarıda da anlattım, Aydın şirketin tek sahibi değildi ve 589 milyonun tamamını o almadı. Satış bedelinin tamamını o almış ve 27 milyonunu dağıtmış gibi yazmak yanlış.

    Biz gazeteciyiz, işimiz okurlara doğru bilgi vermek. “Cumhuriyet tarihinin en büyük girişimcilik hikayelerinden biri”ni yarattığını söyleyen bir işadamının öyküsü aktarılırken okurun her noktada doğru bilgilendirilmesi gerekirdi.

 

      Kıyafet şüphelileri

    “Dağ kadrosu kıyafetli 6 PKK’lı karakola girmeden yakalandı” haberinde, “ellerinde tabanca, molotof kokteyl ve havai fişek rampalarıyla İstanbul’da bir karakola girmeye çalışan” altı gencin gözaltına alındığı anlatılıyordu.

     Hürriyet İstanbul Haber Servisi’nin hazırladığı bu habere, 27 Temmuz’da hurriyet.com.tr’de yayımlanmasının ardından okurlardan itirazlar geldi. E-posta gönderen Doğan Emrah Zıraman da sorular sordu:

   “Şimdi el insaf. Bu haberi yaparken hiç kimsenin aklına gelmedi mi? 6 kişi Türkiye’nin teyakkuza geçtiği sırada ‘dağ kadrosu kıyafeti’ ile İstanbul’un göbeğinde geze geze gelecek ve eylem yapacak?”

    Zıraman, bu gençlerin halkoyunları grubu olduğunu belirtiyordu, sözlerini kanıtlamak için de bir düğünde çekilmiş fotoğraf göndermişti. Nitekim mahkemeye sevkedilen gençler de bir düğüne giderken gözaltına alındıkları yönünde ifade verdi. Ellerinde sadece kurusıkı bir tabanca vardı. Mahkeme de hepsini, adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.

    Öncelikle “dağ kadrosu kıyafeti” tanımını düzeltmeliyim. Yöresel giysileri, PKK’lılar da giyiyor diye “dağ kadrosu kıyafeti” olarak adlandıramayız. Her giyene de PKK’lı muamelesi yapamayız. Ayrıca gözaltına alınanların sıraya dizilip basına teşhiri 1980’lerde kalmıştı ama anlaşılan polis, bu yöntemi yeniden devreye sokmuş.

     Aynı haberi AA, DHA ve İHA ajanslarının da geçmesi haberin polis kaynaklarından medyaya yansıdığını gösteriyor. Fakat polisin iddialarına kuşkuyla bakmak yerine haberde hüküm verilmiş; o gençlerin PKK’lı olduğu ve karakolu basacakları kesin bir dille yazılmış. Bu ciddi bir yanlış.

    Ancak okur itirazları geldiği andan itibaren editörler konuyu yakın takibe aldı; gençlerin serbest bırakıldığı, iddiaların doğru çıkmadığı ve gençlerin savunması “Eyleme değil düğüne gidiyorduk” başlığıyla duyuruldu.

   Bu tür haberlerde polis kaynakları doğru bilgi vermek bir yana yanıltıcı olabiliyor. İlk anda yapamasak da mümkün olan en kısa sürede suçlanan tarafa da söz hakkı vermek, gerçeğe ulaşmak için zorunlu.

 

     Okurdan kısa kısa

    Gülpınar Solu: Hürriyet Pazar’da Vedat Milor’un yazısını şaşkınlıkla okudum. Zira Türk kahvesinin köpüklü ve nasıl yapılması gerektiğini yazmış. Ancak köpüksüz kocaman bir fotoğraf konulmuş, rahatsız oldum.(19 Temmuz)

    Zafer Aycan: Cengiz Semercioğlu, Kelebek’teki yazısına “Mal sensin, park da sana girsin” başlığı atmış. Böyle bir ağır küfrü başlıkta görmeye alışık değiliz. Hem o sözün Can Yücel’e ait olduğuna da emin değilim.(31 Temmuz)

    Suat Özkan: Web sayfanızdaki yanıltıcı, tuzak başlıklardan şikâyetçiyim. Şu haber başlığınız cidden öfkelendirdi beni. “Şok şok şok... Pereira bombayı patlattı: “Volkan’ı yanımda istemiyorum.”

    Serkan Aykutoğlu: Yabancı ülkelerdeki bayan öğretmenlerin öğrencilerle cinsel ilişkileri haberlerinin ne kadar zarar verdiği, o haberlerin altına yazılan yorumlardan belli. Lütfen bu haberleri yayınlamayın.

      Y.Halit Akıncı: “İnorganik bağınız var” haberinde cumhurbaşkanının Ataköy’de namaz kıldığı yazıyor. Ancak haberin iç sayfadaki devamında Ataköy değil Ataşehir’deki Mimar Sinan Camii olduğu anlaşılıyor.(18 Temmuz)

     Koray Kılınçat: Bugün (29 Temmuz) gazetede hava sıcaklığını vurgulayan başlığınız; “İşte Bizi Yakan Alçak” idi. Haberi ilgi çekici kılmaya çalıştığınız başlığınızı, Hürriyet’in kurum kültürüne ve haber etiğine yakıştıramadım.

      Erdinç Baştopçu/ Cihan Yeniceli: İnternet sitenizde başına şok, flaş, dünya bunu konuşuyor yazmadan haber vermez oldunuz. Haberi okutabilirsiniz belki ama okuyanın hissettiği aldatılmışlık duygusunu sonra tamir edemezsiniz.

FARUK BİLDİRİCİ/ HÜRRİYET/ 3 AĞUSTOS 2015

 
INSTAGRAMDA ÜRÜN YERLEŞTİRME
KANDIRMAK KOLAYMIŞ
TUTUKLATAN FOTOĞRAF İDDİANAMEDE YOK
ELEKTRİKLİ SCOOTER SORULARI
SÖYLEŞİDE DOĞRULAR SÖYLENMİYORSA
POHPOHLAYAN DA NORMALLEŞTİREN DE BİZİZ
TÜRKÇEYE SAYGI
KOPYA ÇEKME ADABI
AVRUPA FOBİSİ
RONALDO SÖYLEŞİSİ
İNSAN HAKLARI HABERLERİ
"ASKERİ KAYNAKLAR" YANLIŞI
SİLAH KENDİLİĞİNDEN ATEŞ ALIR MI?
TECAVÜZÜ HAFİFLETMEYELİM
GAZETECİLİKTE ÇIKAR ÇATIŞMASI
MEDYANIN ÜLKE ALGISINA KATKISI
BOŞ SÜTUNLAR
MEDYA İKLİM SORUNUNDA ETKİSİZ AKTÖR
"NOBEL ÖDÜLLÜ" DİYORSAN
MÜZİSYEN BERKLEE'DE OKUDUM DERSE
REKLAMIN ETKİLİ VE UCUZ YOLU
ÜRPERTİCİ BİR FOTOĞRAFTI
"HAMİLEYE TEKME"DEN HUKUK DERSİ
"KAYYIM"A DİLİMİZ DÖNMÜYOR
YABANCI MARKALI YERLİ ARAÇLAR
YALANLAMALAR DA YALANLANIR
TEK KAYNAĞA DAYALI HABER
SİYASİ HABERLERDE EŞİTLİK
GAZETECİLİĞİ SAVUNMAK
MASABAŞI HABERCİLİK
JİGOLO KOCALAR VE IŞİD'E KAÇAN KIZLAR
ÜNİVERSİTEDE ATIŞ POLİGONU
ÇEKYA MI?
ANGELİNA JOLİE NEDEN GELMEDİ?
MANTIK VE VİCDAN SÜZGECİ
YANILTAN SANATÇILAR
HABERCİLİK SUÇU
EKONOMİNİN AKTÖRLERİ
İNTİHAR HABERLERİNİN ÇEKİCİLİĞİ
ÖZELEŞTİRİ ZAMANI
İNTİHARLAR, TAHLİYELER VE SORUMLULUĞUMUZ
DARBELERE KARŞI ÇIKARKEN
HABERCİNİN KADERİ
MERAK KONUSU KLASİĞİ
İSTANBUL-İZMİR ARASI KAÇ SAAT?
İKİ TURİZMCİDEN ELEŞTİRİ
SERİ KATİL TEFRİKASI
ŞEHİT CENAZELERİNDEKİ SALDIRGANLIK
BİNALARI KİM YIKTI?
VENEZUELA'DAKİ HAMBURGER
YAZILMAMIŞ HABERE İHTAR
BAKAN HAKLI MIYDI?
HABER NASIL YAZILMAZ?
YARGIÇ DEĞİLİZ
BASKIN HABERİNDEKİ YANLIŞLAR
GAZETECİ ÖRTBAS ETMEZ
KODLAMA VE BUZLAMA KILAVUZU
140 BİN TÜPGAZ MI?
FRİKİK GAZETECİLİĞİ
BİLGİ KİRLİLİĞİNE DİKKAT
GÜNEŞ GÖZLÜKLÜ KADIN
GAZETECİ KİMLİĞİNİ GİZLER Mİ?
BULMACA MERAKLILARINA YANITLAR
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
CAN YÜCEL GÖRSE KAHROLURDU
KİŞİSEL VERİLERİN GÜVENLİĞİ
OPERASYON HABERLERİNE DAİR GÖZLEMLER
SUÇLU İLAN ETMEDEN
KADIN AKADEMİSYENİN İTİRAZI
RUS SÖZCÜ HAKLI MI?
İDAMIN YAŞI
HAYVANLAR VE HAKARETLER
SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYET
TATLITUĞ FOTOĞRAFINA YORUM
O KOMUTAN ŞEHİT Mİ?
YEREL HABERLERE EDİTORYAL SÜZGEÇ
MAHKEME KARARI YAZARKEN
AZİZ YILDIRIM'DAN MEKTUP
DR.MUCİZE Mİ?
RİVAYETLER ÖLDÜRÜCÜDÜR
GAZETECİ REFLEKSİ
GERÇEĞİ SÖYLEMEYEN KINAMALAR
BİR YAZAR TUTUKLANIRSA
YALAN BİLE DEĞİL
HÜRRİYET OKURLARINA ÇAĞRI
HÜRRİYET VE ERDOĞAN'IN "400 VEKİL" SÖZÜ
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
YA SONRA?
NE DERLERSE DESİNLER
GAZETECİ CİNAYETİNİN NEDENİ
HABER AJANSLARINA ÇAĞRI
SÖYLEŞİDE GAZETECİNİN ROLÜ
"ASKERİ KAYNAK" NEDİR?
ASPARAGAS BÖCEĞİ
NEFRET TACİRLERİNE ARACILIK
GÜCÜN SÖYLEME ETKİSİ
HABERLER AKLAMAZ
GAZETECİYE YASAĞI SAVUNMAK
MEDYA DA MUHASEBE YAPMALI
OKURUN ÖĞRETİCİLİĞİ
1 - 2 - 3 - 4
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr