1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 GÜCÜN SÖYLEME ETKİSİ
 06 Temmuz 2015, Pazartesi
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak Şam İslam Devleti” örgütünün kısaltmasını “DEAŞ” diye kullanana kadar hiçbir görüş ayrılığı yoktu. Medya, siyasetçiler ve uzmanlar, bu örgütün adını “IŞİD” diye kısaltıyorlardı. Doğrusu da buydu.

   Erdoğan’ın geçen yılki Fransa ziyareti sırasında “DEAŞ” kısaltmasını kullanmasının ardından bir karmaşa başlamıştı. Kimileri IŞİD demeye devam ederken, özellikle hükümete yakın medya IŞİD’i bırakıp “DEAŞ” diye yazmayı tercih etmişti.

    Erdoğan’a en hızlı şekilde ayak uyduranlar Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’ydı; bu iki kurum hemen IŞİD’den DEAŞ’a dönmüştü. Dışişleri, “Türkçe yazışmalarda ‘DEAŞ’, İngilizce yazışmalarda ‘DEASH’ kısaltmasına yer verilmesi” talimatını içeren genelge bile göndermişti. Tabii Başbakan Davutoğlu, bakanlar, bürokratlar, kimi uzmanlar ve medyanın bir bölümü de hemen IŞİD kısaltmasını terketmişlerdi. 

   Fakat Erdoğan’ın tercihi problemliydi. Birincisi, Türkçe yerine Arapça ismin kısaltmasını tercih etmesinin nedenini açıklamadı. İkincisi, Arapça bilenler “Devlet'ül İslâmiyye fi'l Irak ve'ş Şam”ın kısaltmasını DEAŞ değil, DAEŞ diye yazıyor. Fransa başta olmak üzere çoğu Avrupa ülkesinde de DAEŞ kullanılıyor.

    Bu nedenlerle Erdoğan’ın yanlış söylemine uyum öyle kolay değildi. Nitekim bakıyorum son zamanlarda, hükümete yakın medya kuruluşları bile Erdoğan’ın söylemine ayak uydurma çabasından vazgeçti. IŞİD demeyi bırakan iktidara yakın medyada DAEŞ kısaltması baskın duruma geçti. Anadolu Ajansı, Sabah, Akşam ve Akit gazeteleri ile A Haber ve TGRT televizyonları, haberlerinde artık DAEŞ’i tercih ediyor. TRT ise yayınlarında daha çok DAİŞ kısaltmasına yer veriyor. Erdoğan’ın istediği gibi DEAŞ kısaltmasını kullanan sadece Star gazetesi kaldı.

   Hürriyet, Erdoğan’ın konuşmalarında DEAŞ ifadesini metinde korumakla birlikte yanına parantez içerisinde “IŞİD”i de ekliyor; diğer bütün haberlerde IŞİD diye yazıyor. Medyanın büyük çoğunluğu da öyle.  Hürriyet’in yanısıra Milliyet, Zaman, Habertürk, Cumhuriyet, Birgün, Bugün, Yeni Şafak, Taraf, Türkiye, Vatan, NTV ve CnnTürk de IŞİD’i kullanıyor.

  DEAŞ’ın kullanımındaki bu gerileme iktidar gücündeki erozyonun sonucu olsa gerek. Oysa Erdoğan, iktidarının ilk yıllarında, AKP yerine AK Parti kısaltmasını medyanın büyük çoğunluğunun diline yerleştirmeyi başarmıştı. Türkçe dil kurallarına rağmen medyada Erdoğan’ın söyleminin uygulanması, gücün söylem üzerindeki müthiş etkisinin göstergesiydi.

   Peki, medya kendi dilini, karşısındakinin gücüne bakarak değiştirmeli mi? Sanırım tek bir gazeteci bile bu soruya evet yanıtı veremez.

 

Köşkteki gazetecilik pratiği

       Ahmet Sever’in, “Abdullah Gül ile 12 yıl” kitabında Başbakanlıktaki akreditasyon yasağı hakkında yazdıklarına bu köşede değinmiştim. Sever’in kitabında, Gül döneminde Cumhurbaşkanlığı’nda yaşanan gazetecilik pratiğini gözler önüne seren öyle somut bilgiler var ki, değinmeden geçmek hem eksiklik ve hem de haksızlık olacak.

    Sever, bir gazeteciyle yaptığı söyleşinin metnini, yayımlanmadan önce almış, Gül’e okutup onaylatmış. Ayrıca Milliyet’te 28 Şubat 2003’te çıkan “Asker rahatsız” manşetinin kaynağını öğrenip, Gül’e aktarmış.  Umarım haberin kaynağını Sever’e, yani Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanına söyleyen bir gazeteci değildir.

   En çok dikkatimi çeken de Sever’in, bir basın toplantısı öncesinde Gül ile görüşmesini anlattığı bölüm oldu:

   “12 Ocak 2012’de Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev Türkiye’yi ziyaret ediyordu ve o gün Gül ile ortak basın toplantısı vardı. Beni çağırdı: ‘Ahmet, İlker Paşa hakkında konuşmak istiyorum. Bana, Başbuğ’un Yüce Divan’da mı, yoksa özel yetkili mahkemelerde mi yargılanması gerektiğine dair ne düşündüğümü sorsunlar.’ Gereğini yaptım. O soru soruldu.”

   Açıkçası, Gül soru sipariş etmiş,  Sever de siparişi bir gazeteciye iletip sordurmuş. Bu yöntemin Sever’e doğal gelmesi anlaşılabilir. Neticede bürokrat kimliğiyle yapıyor bunu. Zaten AKP döneminde sipariş soru sordurma epey yaygınlaştı. Hatta bir keresinde TRT muhabiri, sipariş soruyu yanlışlıkla Erdoğan yerine konuk başbakana yöneltince ortaya komik bir görüntü çıkmıştı.

    Bir gazetecinin, sipariş soru sorması kabul edilemez. Kulağına fısıldanan ya da eline tutuşturulan soruyu soran kişiye gazeteci bile denemez. Olsa olsa “gönüllü basın müşaviri” konumundadır artık.

 

     Okurdan kısa kısa

     Sevgi Özkan: 27 Haziran’da “Doçent cinayetinde karar 25 yıl” haberi kafa karıştırıyor. Mahkemede, sanık Ahmet Gülce yerine öldürülen Doç. Dr. Celalettin Özdemir konuşuyor gibi yazılmış. Göze batan bir hata.

     Nezih Akkutay: 28 Haziran tarihli Ege ilavesinden; “Cece Kulüp, 27 Haziran Cumartesi gecesi Serdar Ortaç’ı yeni albümü.... ile ilk kez ağırlayacak.”

    Bülent Özel: Sporda haber başlığında Serena Williams’ın çeyrek finale çıktığı yazıyor. Haberde ise ilk maçında rakibini yenerek ikinci tura yükseldiği yer alıyor. Ne zamandır ilk maç sonrası çeyrek finale yükseliniyor?(30 Haziran)

   Rasim Ökten: “Mardin’den Brad Pitt’e kehribar tespih” haberindeki Brad Pitt’in kaç yaşındaki fotoğrafı? Pitt şimdi 50 yaşlarında. Çocuk benziyor olabilir ama o zaman Pitt’in 20’li yaşlarındaki benzerliği deseydiniz. (21 Haziran)

   Rafet Eşit: “TRT yöneticisinin tweetlerini CHP yargıya taşıyor” haberinde, TRT Dış Haberler Müdürü olarak yazılan Serdar Aydın, TRT Dış Yayınlar Dairesi Başkanlığı’na bağlı Yabancı Dil Yayınları Müdürüdür. (25 Haziran)

    Muharrem Kantaş: Dünya sayfasında “Nusaybin-Kamışlı arasına hendek” haberi, “(Hendeğin… yasadışı geçişlerin önlenmesinin de önüne geçmek olduğu öğrenildi” diye bitiyor. Önlenmesinin önüne geçilecekmiş!(23 Haziran) 

  Yusuf Yıldırım: 27 Haziran’da Kelebek ekindeki “Şezlongda oyun” adlı haberinizde kullanılan fotoğrafa çok üzüldüm ve insan olarak utandım. Bir bayanın çamaşırını düzeltme fotoğrafı büyük bir maharetmiş gibi kullanılmış.

  Koray Kılınçat: “Kârdan Fedakârlık” haberinizde hazırladığınız tablonun “Net Gelirler” sütununun “Net Satışlar” olarak düzeltilmesi gerekmektedir. Verdiğiniz rakamlar, şirketlerin net gelirleri değil, net satışlarıdır.(1 Temmuz)

    Remzi Önder: “Otobüs patladı” haberinin spotuna dikkat. Meğer otobüs değil, sürücü çarpmış üstgeçide. Bir de “Mucize eseri ne kül olan otobüste ne de yolda kimse ölmedi” tümcesine ne demeli? (22 Haziran)

FARUK BİLDİRİCİ/ HÜRRİYET/ 6 TEMMUZ 2015

 
INSTAGRAMDA ÜRÜN YERLEŞTİRME
KANDIRMAK KOLAYMIŞ
TUTUKLATAN FOTOĞRAF İDDİANAMEDE YOK
ELEKTRİKLİ SCOOTER SORULARI
SÖYLEŞİDE DOĞRULAR SÖYLENMİYORSA
POHPOHLAYAN DA NORMALLEŞTİREN DE BİZİZ
TÜRKÇEYE SAYGI
KOPYA ÇEKME ADABI
AVRUPA FOBİSİ
RONALDO SÖYLEŞİSİ
İNSAN HAKLARI HABERLERİ
"ASKERİ KAYNAKLAR" YANLIŞI
SİLAH KENDİLİĞİNDEN ATEŞ ALIR MI?
TECAVÜZÜ HAFİFLETMEYELİM
GAZETECİLİKTE ÇIKAR ÇATIŞMASI
MEDYANIN ÜLKE ALGISINA KATKISI
BOŞ SÜTUNLAR
MEDYA İKLİM SORUNUNDA ETKİSİZ AKTÖR
"NOBEL ÖDÜLLÜ" DİYORSAN
MÜZİSYEN BERKLEE'DE OKUDUM DERSE
REKLAMIN ETKİLİ VE UCUZ YOLU
ÜRPERTİCİ BİR FOTOĞRAFTI
"HAMİLEYE TEKME"DEN HUKUK DERSİ
"KAYYIM"A DİLİMİZ DÖNMÜYOR
YABANCI MARKALI YERLİ ARAÇLAR
YALANLAMALAR DA YALANLANIR
TEK KAYNAĞA DAYALI HABER
SİYASİ HABERLERDE EŞİTLİK
GAZETECİLİĞİ SAVUNMAK
MASABAŞI HABERCİLİK
JİGOLO KOCALAR VE IŞİD'E KAÇAN KIZLAR
ÜNİVERSİTEDE ATIŞ POLİGONU
ÇEKYA MI?
ANGELİNA JOLİE NEDEN GELMEDİ?
MANTIK VE VİCDAN SÜZGECİ
YANILTAN SANATÇILAR
HABERCİLİK SUÇU
EKONOMİNİN AKTÖRLERİ
İNTİHAR HABERLERİNİN ÇEKİCİLİĞİ
ÖZELEŞTİRİ ZAMANI
İNTİHARLAR, TAHLİYELER VE SORUMLULUĞUMUZ
DARBELERE KARŞI ÇIKARKEN
HABERCİNİN KADERİ
MERAK KONUSU KLASİĞİ
İSTANBUL-İZMİR ARASI KAÇ SAAT?
İKİ TURİZMCİDEN ELEŞTİRİ
SERİ KATİL TEFRİKASI
ŞEHİT CENAZELERİNDEKİ SALDIRGANLIK
BİNALARI KİM YIKTI?
VENEZUELA'DAKİ HAMBURGER
YAZILMAMIŞ HABERE İHTAR
BAKAN HAKLI MIYDI?
HABER NASIL YAZILMAZ?
YARGIÇ DEĞİLİZ
BASKIN HABERİNDEKİ YANLIŞLAR
GAZETECİ ÖRTBAS ETMEZ
KODLAMA VE BUZLAMA KILAVUZU
140 BİN TÜPGAZ MI?
FRİKİK GAZETECİLİĞİ
BİLGİ KİRLİLİĞİNE DİKKAT
GÜNEŞ GÖZLÜKLÜ KADIN
GAZETECİ KİMLİĞİNİ GİZLER Mİ?
BULMACA MERAKLILARINA YANITLAR
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
CAN YÜCEL GÖRSE KAHROLURDU
KİŞİSEL VERİLERİN GÜVENLİĞİ
OPERASYON HABERLERİNE DAİR GÖZLEMLER
SUÇLU İLAN ETMEDEN
KADIN AKADEMİSYENİN İTİRAZI
RUS SÖZCÜ HAKLI MI?
İDAMIN YAŞI
HAYVANLAR VE HAKARETLER
SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYET
TATLITUĞ FOTOĞRAFINA YORUM
O KOMUTAN ŞEHİT Mİ?
YEREL HABERLERE EDİTORYAL SÜZGEÇ
MAHKEME KARARI YAZARKEN
AZİZ YILDIRIM'DAN MEKTUP
DR.MUCİZE Mİ?
RİVAYETLER ÖLDÜRÜCÜDÜR
GAZETECİ REFLEKSİ
GERÇEĞİ SÖYLEMEYEN KINAMALAR
BİR YAZAR TUTUKLANIRSA
YALAN BİLE DEĞİL
HÜRRİYET OKURLARINA ÇAĞRI
HÜRRİYET VE ERDOĞAN'IN "400 VEKİL" SÖZÜ
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
YA SONRA?
NE DERLERSE DESİNLER
GAZETECİ CİNAYETİNİN NEDENİ
HABER AJANSLARINA ÇAĞRI
SÖYLEŞİDE GAZETECİNİN ROLÜ
"ASKERİ KAYNAK" NEDİR?
ASPARAGAS BÖCEĞİ
NEFRET TACİRLERİNE ARACILIK
GÜCÜN SÖYLEME ETKİSİ
HABERLER AKLAMAZ
GAZETECİYE YASAĞI SAVUNMAK
MEDYA DA MUHASEBE YAPMALI
OKURUN ÖĞRETİCİLİĞİ
1 - 2 - 3 - 4
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr