1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 GAZETECİYE YASAĞI SAVUNMAK
 22 Haziran 2015, Pazartesi
 

    Sekiz yıl önce Başbakanlıkta uygulanan akreditasyon yasakları yeniden gündemde.  Ahmet Sever’in, Başdanışmanlık günlerini anlattığı “Abdullah Gül ile 12 yıl” kitabında, o dönem Başbakanlık Sözcüsü olan Akif Beki’nin, akreditasyon yasağı konulan gazetecilerin, Cumhurbaşkanlığı’na da alınmamasını istediğini yazdı.

    Sever’in iddiası, Hürriyet’i de yakından ilgilendiriyor. Zira o günlerde akreditasyon yasağı getirilen yedi gazeteciden ikisi Hürriyet muhabiriydi. O nedenle bu iddiayı, Akif Beki’ye sordum. Kesin bir dille yalanladı. “Öyle bir girişimde bulunsam Ahmet Sever’i arardım ve o bile bunu iddia edemiyor. Bu haliyle iddiası, yalanlamaya bile değmeyecek kadar anlamsız ve saçma” dedi. İddianın muhatabı bunu söyledikten sonra başkasına yorum yapmak düşmez.

    Ama Beki, hâlâ akreditasyon yasaklarının doğru olduğu kanısında. Gazetedeki yazısında da savundu bunu. “Genelkurmay, kurumsal akreditasyon uyguladı. Her zaman karşı çıktım. Amerikan tarzı, açık ve şeffaf kriterlere dayalı bireysel akreditasyon modelini esas aldım.” Madem Beki, yasağı savunan bir yazı yazdı. Bu yaklaşımı veriler üzerinden tartışmak, zihin açıcı olacak.

     Öncelikle belirteyim, Beki, “kurumsal akreditasyonlar” konusunda haklı. Genelkurmay’ın akreditasyonları, düzenleme değil engelleme amacı taşıyordu.

    Beki’nin savunduğu ve uyguladığı “bireysel akreditasyon modeli”ne bakalım. “Amerikan tarzı”nın zirvesi Beyaz Saray olsa gerek. Beyaz Saray’da akredite olmak isteyen bir muhabirin önce Kongre giriş kartı alması gerekiyor. Kongre’nin Senato kanadındaki Muhabirler Komitesi’nin akredite etmesi için o muhabirin, bağımsız bir yayın kuruluşunda çalıştığını kanıtlaması yeterli.

    Kongre giriş kartı olanlar, Beyaz Saray’a akreditasyon başvurusunda güvenlik incelemesinden geçiriliyor. Gizli Servis, muhabirleri güvenlik kontrolünden geçiriyor ama reddedilme istisnai bir durum. Sadece geçmişinde Başkan’ın güvenliği açısından risk oluşturabilecek eylemler olan gazetecinin isteği reddediliyor. Akreditasyonlar da, her yıl ilave inceleme olmaksızın yenileniyor. İptali de yine sadece güvenlik gerekçesiyle olabiliyor.      

    Haber ya da soru nedeniyle akreditasyon iptali örneği yok. “Yönetim hangi gazetecinin nitelikli olduğuna karar veriyormuş gibi gözükmek istemediği için, bir muhabirin haberciliğinin kalitesi veya davranışları yüzünden akreditasyonunun askıya alınması hiç duyulmamış.”(*) Görüldüğü gibi, Amerika’daki uygulamanın Beki’nin savunduğu model ile ilgisi yok.

     En önemli fark da Beki’nin, “Başbakanlık’taki otorite”nin, “haberinin kalitesi ve gazetecinin etik davranışlarıyla ilgili nedenlerle akreditasyonu iptal etme hakkı ve yetkisi olduğunu” savunması.

     Oysa politikacı ve bürokratlara, bir gazetecinin haberini cezalandırma ya da ödüllendirme hakkı tanımak, gazeteci ile bürokrasi arasında hiyerarşik bir ilişki kurulmasına neden olur. Bu da kötü, yalan ya da yanlış haber değil, “istenmeyen haber” yazanın cezalandırılmasına kapı açar. Nitekim Başbakanlıktaki yasakların nedeni de yanlış değil, istenmeyen haberler ve sorulardı.

    Bazen doğru haberleri bile yalanladıklarını, Beki, bir söyleşide kabul etmişti. (**) Doğru haberleri bile yalanlayan Başbakanlığın, akreditasyonu iptal edilenlerin haberlerinin yanlışlığını gerekçe göstermesi ne kadar güvenilir?

 

(*) foreignpolicy.com/2010/06/07/can-the-white-house-revoke-a-reporters-credentials

(**)http://www.zaman.com.tr/roportaj_akif-beki-gercegi-tamamen-soylememis-olabilirim-ama-asla-yalan-soylemedim-1_822784.html

 

   Açık ve şeffaf kriterler

  “Başbakanlık Akreditasyon Esasları”nı bulamadım. Ama sanırım Beki’nin kastettiği “açık ve şeffaf akreditasyon kriterleri”ni şöyle sıralamak mümkün:

   “En az 3 yıllık sarı basın kartı, devamlılık, çalışma usul ve koşullarına uymak, haberlerinde Basın Meslek İlkeleri ve bu ilkeler çerçevesinde bilgilendirme/ doğrulatma kurallarına riayet etmek.”

   Bir gazeteciye devam zorunluluğu getirmenin, çalışma usulü belirlemenin garipliğini bir yana bırakalım. Bu kriterlerin uygulandığı bile şüpheli.

    Zira akreditasyonu yenilenmeyen yedi gazeteciden biri olan Hürriyet’in deneyimli muhabiri Turan Yılmaz için bir gerekçe söylenmedi. Ne bir haberinin yanlışlığı iddia edilebildi, ne de başkaca bir etik ihlali öne sürülebildi. Yılmaz, Erdoğan’ı Refah Partisi günlerinden beri yakından izleyen bir gazeteciydi. 

   Yasaklanan foto muhabiri Hasan Tüfekçi için ise “İftar vaktinde Allaha emanet” haberinin “yanlış” olduğu gerekçe gösterildi. 3 Ekim 2007’de Hürriyet’in manşetinde yer alan bu haber, 41 kare fotoğrafa dayanıyordu. Başbakanlık önündeki koruma polislerinin iftar vaktinde beş dakika süreyle görev yerlerini bırakıp iftara gittiğini, sadece şeref kapısı önündeki iki resmi polis ile bir sivil polisin yerinde kaldığını gösteriyordu. Aslında Tüfekçi’ye teşekkür edilmesi gerekirdi; zira koruma zafiyetine dikkat çekiyordu.

   Ama öyle olmadı; Başkanlık o zaman bu haberi yalanladı. Güvenlik kamerası görüntüleri dağıtıldı ve o gün görevli polislerin listesi verildi. Oysa zaten sorun da buydu; görevli polislerin yerlerinde olmaması. Ayrıca güvenlik kamerası görüntüsü haberi yalanlamıyordu; gündüzleri onlarca polisle dolu olan Başbakanlığın önünün iftar vaktinde ne denli boş olduğu görülüyordu. (*)

   Kanal D’nin o gün çektiği görüntülerin ham halini de izledim. Tüfekçi’nin fotoğrafları ile örtüşüyordu. Demek ki, akreditasyon yasaklarının gerçek nedeni “açık” olmayan başka kriterlerdi…

 

(*) http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7418512.asp

 

     Okurdan kısa kısa

    Oktay Aksoy: Bugünkü (15 Haziran) Hürriyet'in ekonomi sayfasında “Almanya’ya laminat dampingi” haberini lütfen okuyun. Ne olmuş, kim kime damping yapıyor anlayabiliyorsanız aşkolsun! Bize de sabır demek düşüyor.

     Furkan Kırkıcı: “Ankara’da hayalet tıp fakültesi” başlığıyla yapılan haberde kullanılan okul görseli, Purdue University’ye aittir. Bu okul 1800’lü yılların başından beri ABD’dedir ve Türkiye’ye taşınmaya niyeti yoktur. (12 Haziran)

     Nezih Akkutay: Spordaki “İşte Baba’nın spor vasiyeti” başlıklı yazıya göre, Demirel gizli Beşiktaşlıymış. Aynı gün Beşiktaş Kulübü’nün vefat ilanı vardı. “14683 sicil numaralı kongre üyemiz Süleyman Demirel” diyordu. Gizliliği mi kalmış? (18 Haziran)   

   Başak .: 19 Haziran’da Hürriyet Bursa’nın “Bir tweet attı İznik karıştı” haberi, yazar Dücane Cündioğlu’nun tweetine dayanarak yazılmıştı. Oysa tarihi camiye lale desenli buzlu cam kapı takılmasını @carnafauna adıyla, 15 Haziran’da Twitter’da paylaşmıştım, fotoğraf da medyaya oradan yayıldı.

     Bünyamin Yüksel: Hürriyet internette “Oku” dedirten iki haber başlığı; “Genç kadın böyle bulundu!” Okumak için 22 tık gerek. 2-3 cümlelik bir haber! “Sınırda gergin anlar! Asker ile IŞİD karşı karşıya!” Okumanın bedeli 41 tık.

    Namık Altundağ:  Sanat sayfaları en az spor sayfası kadar yer almalı. Ama hep reklamlarla kuşa dönüyor.

FARUK BİLDİRİCİ/ HÜRRİYET/ 22 HAZİRAN 2015   

 
ÖLÜMDEN KAÇAN ADAMIN PANTOLONU
PHOTOSHOP’SUZ TÜRKİYE
SAVAŞ TAMTAMLARI
ŞİMDİ SIRA OKURLARDA
MEDYADA BÜYÜK UZLAŞMA
ENSESTİ BÖYLE Mİ KONUŞMALIYDIK?
ÖLÜ FOTOĞRAFINDA İKİLİ STANDART
15 TEMMUZ GAZETECİLİĞİ
GAZETECİ MİYİZ, YARGIÇ MI?
FATİH TERİM VE ÜST AKIL
ÖLEN ÜNLÜNÜN ARDINDAN
DUAYENDEN ETİK UYARILAR
GAZETECİLİK VE AKTİVİZM
ASMALIMESCİT'TEKİ STÜDYO
SÖYLEŞİNİN KAYNAĞI EKSİK
KORKU HİPNOZU
YEDİ BİN YILLIK BUĞDAY
GAZETECİNİN KİŞİSEL ÇIKARI
"KÜSTAH" YAZMA ÖZGÜRLÜĞÜ
INSTAGRAMDA ÜRÜN YERLEŞTİRME
KANDIRMAK KOLAYMIŞ
TUTUKLATAN FOTOĞRAF İDDİANAMEDE YOK
ELEKTRİKLİ SCOOTER SORULARI
SÖYLEŞİDE DOĞRULAR SÖYLENMİYORSA
POHPOHLAYAN DA NORMALLEŞTİREN DE BİZİZ
TÜRKÇEYE SAYGI
KOPYA ÇEKME ADABI
AVRUPA FOBİSİ
RONALDO SÖYLEŞİSİ
İNSAN HAKLARI HABERLERİ
"ASKERİ KAYNAKLAR" YANLIŞI
SİLAH KENDİLİĞİNDEN ATEŞ ALIR MI?
TECAVÜZÜ HAFİFLETMEYELİM
GAZETECİLİKTE ÇIKAR ÇATIŞMASI
MEDYANIN ÜLKE ALGISINA KATKISI
BOŞ SÜTUNLAR
MEDYA İKLİM SORUNUNDA ETKİSİZ AKTÖR
"NOBEL ÖDÜLLÜ" DİYORSAN
MÜZİSYEN BERKLEE'DE OKUDUM DERSE
REKLAMIN ETKİLİ VE UCUZ YOLU
ÜRPERTİCİ BİR FOTOĞRAFTI
"HAMİLEYE TEKME"DEN HUKUK DERSİ
"KAYYIM"A DİLİMİZ DÖNMÜYOR
YABANCI MARKALI YERLİ ARAÇLAR
YALANLAMALAR DA YALANLANIR
TEK KAYNAĞA DAYALI HABER
SİYASİ HABERLERDE EŞİTLİK
GAZETECİLİĞİ SAVUNMAK
MASABAŞI HABERCİLİK
JİGOLO KOCALAR VE IŞİD'E KAÇAN KIZLAR
ÜNİVERSİTEDE ATIŞ POLİGONU
ÇEKYA MI?
ANGELİNA JOLİE NEDEN GELMEDİ?
MANTIK VE VİCDAN SÜZGECİ
YANILTAN SANATÇILAR
HABERCİLİK SUÇU
EKONOMİNİN AKTÖRLERİ
İNTİHAR HABERLERİNİN ÇEKİCİLİĞİ
ÖZELEŞTİRİ ZAMANI
İNTİHARLAR, TAHLİYELER VE SORUMLULUĞUMUZ
DARBELERE KARŞI ÇIKARKEN
HABERCİNİN KADERİ
MERAK KONUSU KLASİĞİ
İSTANBUL-İZMİR ARASI KAÇ SAAT?
İKİ TURİZMCİDEN ELEŞTİRİ
SERİ KATİL TEFRİKASI
ŞEHİT CENAZELERİNDEKİ SALDIRGANLIK
BİNALARI KİM YIKTI?
VENEZUELA'DAKİ HAMBURGER
YAZILMAMIŞ HABERE İHTAR
BAKAN HAKLI MIYDI?
HABER NASIL YAZILMAZ?
YARGIÇ DEĞİLİZ
BASKIN HABERİNDEKİ YANLIŞLAR
GAZETECİ ÖRTBAS ETMEZ
KODLAMA VE BUZLAMA KILAVUZU
140 BİN TÜPGAZ MI?
FRİKİK GAZETECİLİĞİ
BİLGİ KİRLİLİĞİNE DİKKAT
GÜNEŞ GÖZLÜKLÜ KADIN
GAZETECİ KİMLİĞİNİ GİZLER Mİ?
BULMACA MERAKLILARINA YANITLAR
GÖRMEZDEN GELİNEMEZDİ
CAN YÜCEL GÖRSE KAHROLURDU
KİŞİSEL VERİLERİN GÜVENLİĞİ
OPERASYON HABERLERİNE DAİR GÖZLEMLER
SUÇLU İLAN ETMEDEN
KADIN AKADEMİSYENİN İTİRAZI
RUS SÖZCÜ HAKLI MI?
İDAMIN YAŞI
HAYVANLAR VE HAKARETLER
SOSYAL MEDYA VE MAHREMİYET
TATLITUĞ FOTOĞRAFINA YORUM
O KOMUTAN ŞEHİT Mİ?
YEREL HABERLERE EDİTORYAL SÜZGEÇ
MAHKEME KARARI YAZARKEN
AZİZ YILDIRIM'DAN MEKTUP
DR.MUCİZE Mİ?
RİVAYETLER ÖLDÜRÜCÜDÜR
GAZETECİ REFLEKSİ
1 - 2 - 3 - 4
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr