1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 OKURLARIN İLK TEMAS NOKTASI
 01 Haziran 2015, Pazartesi
 
The readers’ first point of contact

Sometimes I receive emails full of hatred. The readers who got angry by a news article or a writer’s words, unleash their angers on me. After all, I am the first point of contact in the newspaper for the readers.

I guess they think that they can say whatever they wish to the ombudsmen, the easiest person to reach. I take a deep breath before I read emails from these kind of readers. Then I calmly write my answer. After I write my explanation to their criticism, I finish by saying “But you do not express yourself by insulting.” As far as I can tell, they get surprised by the fact that I do not reply with insults. Most of the time, they reply back with apologies. It gives me pleasure to reach that point.

Of course not all of the readers use insults. Actually, I can say that decently and politely written criticism outweighs the others. Without a doubt, I can come to terms with these kind of readers much faster and easier. Even though the wording of some emails are saddening, I prioritize content. No matter how it is written, through email, website or social media, I see if the criticism or the request is worth being examined.

If I think that a reader message could be right, I send it to the related unit. I also examine the article that was criticized. In the case of an ethical problem, I send my remarks to the reporter or the editor so that we can have a discussion about it. Sometimes these dialogues are enough. Other times, I decide to share the ethical problem with the readers and publish it on the paper.

By watching and writing these mistakes and ethical problems, I operate the self-control mechanism of the newspaper. I also try to convert these mistakes to positive values for journalism. Thus, the ombudsman corner becomes a platform for not only Hürriyet but all Turkish media members to improve the quality of journalism.

We become clean in front of the readers. We undress in front of them and they witness everything. Transparency and sincerity impress the readers, it increases our credibility and our reliability. I guess the readers also learn about journalism. I notice this by their frequent reminders from our Publication Policies.

But essentially I learn from them. Even though I have been a journalist for 35 years, I learn something new from the readers almost every day. Because Hürriyet has attentive, meticulous and knowledgeable readers that are loyal to their newspaper. For example, I reviewed the news about Saudi Arabia mufti Abdul-Aziz bin Abdullah’s fatwa saying “A man can eat his wife or pieces of her wife in a case of starvation.” thanks to the readers. It seems that it was witty blog article from Morocco. After some websites in Lebanon and Iran thought it was real and made news about it, it reached England and then Turkey.

As you can see, sometimes the readers are sharper and more selective than the editors.

Faruk Bildirici / 1 June 2015 (Drehscheibe)

 

http://www.drehscheibe.org/leseranwalt-mit-ehrlichkeit-beeindrucken.html

 

   Okurların ilk temas noktası

    Kimi zaman hakaret dolu mailler alıyorum. Gazetedeki bir habere ya da bir yazarın sözlerine sinirlenen okurlar, kızgınlıklarını benim üzerime boca ediyorlar. Ne de olsa okurların, gazetedeki ilk temas noktası benim.

     En kolay ulaştıkları kişi olarak Okur Temsilcisi’ne, istediklerini, ağızlarına geleni söyleyebileceklerini düşünüyorlar sanırım. Bu tip okurların, maillerini okurken önce derin bir nefes alıyorum. Sonra da sakince yazıyorum yanıtımı.  Eleştirisine ilişkin açıklamamı yazdıktan sonra  “Ama hakaret ederek fikirlerinizi ifade etmiş olmuyorsunuz”  diye noktalıyorum. Anladığım kadarıyla hakaretle karşılık vermiyor olmam, onları şaşırtıyor. Çoğu kez, özür dileyerek karşılık veriyorlar. Bu noktaya ulaşmak keyif veriyor.

  Elbette bütün okurlar, hakaret yağdırmıyor. Hatta son derece düzgün, kibarca yazılmış eleştirilerin çoğunlukta olduğunu söyleyebilirim.  Kuşkusuz bu tip okurlarla daha rahat, daha hızlı anlaşabiliyorum. Ama kimi maillerin üslubu üzücü de olsa, her zaman içeriği önde tutuyorum. Nasıl yazılmış olursa olsun, elektronik posta, web sayfası ya da Twitter/Facebook/Linkedin üzerinden gelen eleştiri ya da isteğin incelemeye değer olup olmadığına bakıyorum.

     Haklı olabileceğini düşündüğüm okur mesajlarını, ilgili birimlere gönderiyorum. Eleştiriye konu olan haber ya da yazıyı ben de inceliyorum. Etik bir sorun görmem halinde vardığım sonucu, ilgili muhabir ya da editöre iletiyorum; tartışıyoruz. Bazen bu diyalog yeterli oluyor. Bazen de etik sorunu okurlarla paylaşmaya karar veriyor, gazetede yazıyorum.

    Hataları ve etik sorunları bu şekilde izleyip yazarak, gazete içinde özdenetim mekanizmasını işletmiş oluyorum. Hem de hataları, gazetecilik açısından artı değere dönüştürmeye çalışıyorum.  Böylece Okur Temsilcisi köşesi, Hürriyet’in yanısıra, Türkiye’deki tüm medya mensupları için daha kaliteli gazetecilik yapılmasına yönelik bir platform haline geliyor.

      Hatalardan, okurların gözü önünde arınıyoruz. Onların önünde soyunuyoruz, her şeye tanık oluyorlar.  Şeffaflık ve samimiyet, okurları etkiliyor; güvenilirliğimiz, kredibilitemiz artıyor.  Sanırım okurlar da biraz gazetecilik öğreniyor, bunu sık sık Yayın İlkeleri’mizi hatırlatmalarından anlıyorum.

   Ama asıl ben onlardan öğreniyorum. 35 yıllık bir gazeteci olmama rağmen hemen her gün, okurlardan yeni bir şey öğreniyorum. Çünkü gerçekten çok dikkatli, titiz, birikimli, gazetesine bağlı okurları var Hürriyet’in.  Örneğin, Suudi Arabistan Müftüsü Abdülaziz bin Abdullah’ın “Erkek şiddetli açlık durumunda karısını ya da karısının bazı parçalarını yiyebilir” şeklinde fetva verdiği haberini okurların eleştirisi sayesinde inceledim. Meğer Fas’taki bir blog yazarının mizah yazısıymış bu. Lübnan ve İran’daki web sayfaları gerçek sanıp haber yapmış, oradan İngiltere’ye ardından da Türkiye’ye uzanmış.

     Gördüğünüz gibi, okurlar kimi zaman editörlerden daha uyanık, daha seçici…

Faruk Bildirici / 1 Haziran 2015


 
OKURLARIN İLK TEMAS NOKTASI
BİLGİ EDİNME VE VERİ GAZETECİLİĞİ
MEDYA VE CEBERRUT DEVLET
KRAVATLI GAZETECİLİK
ÖZEL HAYAT KATİLLERİ
BİANET İLE SÖYLEŞİ
TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜME TANIKLIK
BARIŞ GAZETECİLİĞİ SEMİNERİ
SOSYAL SORUMLULUKTA MEDYA
MEDYA GÜNLÜĞÜ SÖYLEŞİ
ERKEN ÖLÜMLER MESLEĞİ: GAZETECİLİK
KURTHAN FİŞEK
KUTUP YILDIZINA İHTİYAÇ
YENİDÜZEN GAZETESİ
TUTUKLU GAZETE
MUSTAFA BALBAY'IN HAPİSTE BİN GÜNÜ
BEŞİR ATALAY İLE SÖYLEŞİ
MEDYA VE ETİK SÖYLEŞİSİ
BASIN HAYATI DERGİSİ SÖYLEŞİ
KILIÇDAROĞLU KEMAL BEYİ ANLATIYOR
CÖMERT AİLESİNİN ÖYKÜSÜ
KAR VADİSİ DOSYASI
KURAN KURSLARI ARAŞTIRMASI
CAHİT ARAL VE ÇERNOBİL OLAYI
METAL FIRTINA DÖNEMİNDE ÜLKÜCÜLÜK
TRABZON DOSYASI
ORHAN DOĞAN İLE SÖYLEŞİ
ARJANTİN FELSEFE GRUBU
ERMENİ TİYATROCULARA ALKIŞ
ARAŞTIRMACI GAZETECİLİK SEMİNERİ


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr