1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
 22 Kasım 2001, Perşembe
 

KIRLANGIÇ YUVASI/51

ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA

Alışmışızdır, ``Gündem ne kadar çabuk değişiyor ülkemizde'' der dururuz. Gerçekten de içinde yaşarken gündem sık değişiyormuş gibi gelir. İlk sıradaki ``gündem maddesi'' saat başı yenilenir, her skandalı, her felaketi, her garabeti bir başkası izler.     

Öyle hızlı değişir ki ``gündem'', biraz dikkatli izlemeye kalktığınızda başınız döner, kim nereden ne kadar götürmüştü, kim ne zaman ne demişti, hangi milletvekili hangi partideydi, herşey birbirine karışır.

Fakat bir hafta, bir ay, hatta bir yıl bile Türkiye'den ayrılıp uzak diyarlara gittiğinizde gerçekle yüzyüze gelirsiniz. Döndüğünüzde bir de bakarsınız, hiçbirşey değişmemiştir, gündem yine aynıdır!

Sanki siz sadece birkaç gün önce gitmişsiniz de gündem, çarkını çevirebilmek için dönüşünüzü beklemiştir. Aynı sorunlar, aynı skandallar, aynı felaketler konuşulup gitmektedir. Sadece birkaç isim, birkaç ayrıntı değişmiştir o kadar. İntibak etmekte zorluk çekmezsiniz memleket gündemine.

İçinde yaşarken değişiyormuş gibi hissettiğiniz aslında gündem değil, gündemin köpüğüdür. Memleketin gerçek gündemi yerini hep korumaktadır. Çözülmeyen sorunlar, hesabı görülmeyen yolsuzluklar, halledilemeyen anlaşmazlıklardır asıl gündem.

Gazete ya da televizyonların haber merkezlerini yönetenlerin istedikleri gibi değiştirebilecekleri bir şey değildir gündem. Haber başlıklarını istediğiniz gibi seçebilir, tüm Türkiye'nin haberlerinizle çalkalandığını varsayabilirsiniz.

Bir üçgen oluşturursunuz; gazeteci-siyasetçi-işadamı. Siz yazarsınız siyaset ve iş dünyası konuşur; onlar anlatır siz yazarsınız. Aynı kavanozda yaşayınca sanırsınız gündem sizin konuşup yazdıklarınız.

Oysa asıl gündem siz görmeyince, konuşmayınca yokolmaz. Hayat size rağmen devam eder, sorunlar varolmaya devam eder. Aylarca, yıllarca görmezden geldiğiniz, haber yapmadığınız bir sorun gelir kendini dayatır. Öyle bir dayatır ki, gündemin ilk sırasına oturtmak zorunda kalırsınız.

Bir yıl öncesine gidelim, o büyük ``Şubat krizi'' öncesine. Yeni yıla girerken ne kadar umutluyduk! Ekonomimiz düzeliyor, enflasyon düşüyordu. Ne oldu? ``Şubat krizi'' geldi, hani görmek istemediğimiz, belki de moral gazıyla düzeleceğini sandığımız ``ekonomik iflas'' kendini gösterdi. Son 20-30, hatta 50 yıldır gündemin tepesine kurulmuş olduğunu anımsattı.

Yaklaşık iki yıl önce Helsinki bildirisine imza koyup, Avrupa Birliği'ne aday ülke olunca herşey çözüldü sandık. ``Ulusal program'' yapıp üstüne yattık, bir tek Anayasa'da değişiklikler yapınca Avrupalıları kandırırız sandık. Ne Kıbrıs ve Ege sorununda, ne demokratikleşme, ne insan hakları, ne de sayabileceğimiz yüzlerce problemli alanda dönüşüm peşinde koştuk! Sonuç? Avrupa Komisyonu 2001 İlerleme raporu gerçeği yüzümüze çarptı; ``AB müktesebatına uyumda aşama kaydedemediniz.'' İlerleme raporunda yazılanlar aslında Türkiye'den istenen ``koşullar'' değil, ``Türkiye'nin gerçek gündem maddeleri''. O maddelerin varlığını anımsamamız için raporun açıklanması gerekiyormuş maalesef.

Bir de başka birileri ya da sorunların bizzat kendisi tarafından henüz anımsatılmamış ``asli gündem maddeleri'' var. Bunlardan en önemlisi Kürt sorunu. Son 15 yılımız terörle geçti, Güneydoğu'da kanlı bir savaş yaşandı. Savaş sürerken çözüm için yapılması gerekenler söylendiğinde devleti yönetenler hep, ``Önce terör dursun, sonra gereken yapılır'' derdi. Öcalan yakalanıp İmralı'ya tıkıldı, PKK ateşkes ilan edip dağlardan çekildi, Güneydoğu'da silahlar sustu. Hemen unutuldu terör, unutuldu söylenenler. Sorunun kaynağına inilmedi, siyasi ve ekonomik çözümler aranmadı.

Şimdi adına ne derseniz deyin, ister Kürt sorunu, ister Güneydoğu sorunu; bu ülkenin böyle bir gündem maddesi var mı, yok mu? Gazete ve televizyonlara, politikacılarımıza bakarsanız böyle bir gündem maddesi yok.

Bir gün birileri çıkıp anımsatana kadar da yaşam, memlekette böyle bir gündem yokmuş gibi devam edecek. Dilerim geçmişte yaşananların tekrarlanmasına benzer, herkesi üzecek, kötü bir anımsatma olmaz, yine Güneydoğu'da kan akmaz.

Eski darbecilerden Tahsin Şahinkaya hakkındaki yolsuzluk iddialarının anımsatılması güzel bir yolla oldu; emekli büyükelçi Yalım Eralp, gazeteci arkadaşımız Yener Süsoy'a demeç verdi. F-16 ya da F-18 uçaklarının seçiminde dönen rüşvet iddialarının resmi kanallardan da Ankara'ya ulaştırdıklarını anlattı.

Birden Türkiye uyandı, 12 Eylül darbesini yapan ``beşibiryerde generaller''den Şahinkaya'nın bir zamanlar ``Dünyanın en zengin hava kuvvetleri komutanı'' diye anıldığı anımsandı. Olayı şurasından bilenler, eteklerindeki taşları dökmeye, bidiklerini anlatmaya başladı.

Yazık ki, anlatılanların çoğunun ana hatları biliniyordu, gizli saklı birşey yoktu. Tıpkı F-16/F-18 olayından önce Lockheed skandalında olduğu gibi Türkiye'de aralarında üniformalıların da bulunduğu bazı kişilere rüşvet verildiği iddiaları herkesin malumuydu.

Komediye bakın! Aradan 20 yıl geçmiş hala Şahinkaya gündemde. Şimdi söyleyebilir misiniz, bu ülkede gündem çabuk değişiyor? Eğer bir yolsuzluk olayı 20 yıldır gündemde kalabiliyorsa bu ne biçim değişikliktir?

Gündemin değişebilmesi için Şahinkaya'nın yargılanması gerekirdi. Aklansa da mahkum da olsa bu olay gündemden çıkıp giderdi. Ne Yalım Eralp anılarını anlatırdı, ne de anlatınca manşet olurdu.

Türkiye, Anayasa'nın 12 Eylül darbecilerini koruyan, Şahinkaya'nın yargı önüne çıkarılmasını engelleyen 15.maddesini hala değiştirememişse AB Komisyonunun İlerleme Raporundaki şu ifade son derece haklıdır:

``Hükümet silahlı kuvvetlerin tamamen sivil denetim altına alınması konusunda ciddi bir ilerleme kaydedemedi.''

Bu da gösteriyor ki, sadece Şahinkaya olayı değil, askeri yargının konumu da konuşulabilmeli. Asker kişilerle ilgili suç iddialarının yargıya yansıtılmasındaki sorunların da gündemimizin asli maddelerinden biri olduğu anımsanmalı.

Geçenlerde, uzun yıllar askeri yargıda görev almış, son olarak Askeri Yargıtay Genel Sekreterliği görevini yürütmüş Hava Hakim Albay Ali Fahir Kayacan ile konuştum. Kayacan artık emekli. Askeri Yargıtay'ın 87 yıllık geçmişinin ``kimlik ve bağımsızlık mücadelesi'' ile dolu olduğunu söyledi. Askeri hakimler yasasının 12 Eylül döneminde değiştirilmesinden sonra askeri yargıda hukukçu kimliklerinin ``ikinci plana'' atıldığını vurguladı, örnek verdi:

``Herşeyden önce askeri savcı, ağır cezalı veya gecikmesinde sakınca umulan haller dışında kendiliğinden soruşturma yapamaz. Askeri savcı, bir asker kişinin suçuyla ilgili olarak, hukuk tahsili yapmamış bir komutanın suç evrakını kendisine göndermesini beklemek durumundadır. 

Bazı kişiler hakkında Askeri Mahkemelerce yapılan suç duyuruları ile ilgili olarak, keza bir toplantıda televizyon kameraları önünde söylenen sözlerin sahibi hakkında soruşturma emri verilmemesine karşın, bazı dava ve soruşturmalarda görevli askeri hakim ve savcıların yaptıkları soruşturmalar ve verdikleri kararlardan sonra maruz kaldıkları Askeri Yüksek İdare Mahkemesince de tescil edilen hukuka aykırı işlemler, bu durumun çarpıklığını ortaya koymaktadır.''

Demek ki, durumun vehameti Şahinkaya olayıyla sınırlı değil. 12 Eylül'de komutan Evren'di, izin vermedi Şahinkaya ile ilgili iddialar sorgulanamadı. Bugün de kimbilir kimler, nelerin soruşturulmasına izin vermiyor!

20 yıl sonra birileri çıkıp da bugün sorgulanmasına izin verilmeyen iddiaları anımsatsa ne diyeceğiz? Gündem hızla değişiyor mu, yoksa asıl gündemimiz kapanmayan dosyalar mı?

22-28 Kasım 2001/Tempo


 
FRENLERİMİZİ BOŞALTIP DÜŞLERİMİZİ ORTALIĞA SALSAK
GONCASI RAFYALI GÜLLER
BÜTÜN HÜCRELERİNDE YAŞIYORDU ACIYI
HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
ORADA BİR PARK VARDI
BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
ALÇAKÇA İŞLENMEYEN CİNAYET VAR MIDIR HAYATTA?
EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
GÜVENLİ LİMANLARA SIĞINMAYI YEĞLEYENLER
SIRADAN ÖYKÜLER DE AĞLATIR
BIRAK YANINDAKİ ADAM LAF ETSİN
BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
TEK DOLARLIK KALPAZAN OPERASYONU
SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
NE VOLKANLAR TAŞIRIM İÇİMDE BİLİR MİSİN?
ÇOK ŞÜKÜR BENİM OĞLUM KATİL DEĞİL
DERİNDİ BALIKÇININ GÖZLERİ
ŞAİRİN KOKU ALAMADIĞI VAZİYETTEYİZ
YAHU BİR GÜZEL ÜTÜLÜYOR Kİ DONLARIMI SORMA
KADERİMİN PATRONU, RUHUMUN KAPTANIYIM
TENCERE ELİNDE KELEPÇELEDİLER GENÇ KIZI
DAHA NE KÖTÜLÜKLER GÖRECEK SABRİYE NİNE?
İLKELER NAZİKTİR HER DAİM SULANMAK İSTER
AH O KOCA MEMELİ KADIN!
DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
İKİ DUDAK ARASINA SIKIŞMIŞ KİMLİKLER
ÇIĞLIK ÇIĞLIĞAYDI KUŞLAR
SANA KİRPİKLERİMİ BİRİKTİRDİM ALIR MISIN?
CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?
AMAN POPOSUNU PARMAKLAMAYIN!
AL YÜZÜĞÜM SENDE KALSIN
UÇAN LİDERLER KAÇAN KONGRELER
YES DE EMİNE HANIM
MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
AYI KONSERVE YERSE
DÖNECEKSEN DÖN ARTIK VE GÖR OLACAKLARI
SEVİŞMEK ERKEĞE ÖDÜLSE KADINA CEZA MI?
EN BÜYÜK BAYRAM BİZİM BAYRAM
MEĞER SİLAHLAR NE KADAR GEREKSİZ ZERZEVATMIŞ
MEDET EY TSE, GETİR ŞU İŞE BİR STANDART
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM YENİ KAHRAMANLAR GELİYOR ESKİ YOLDAN
ÇARŞAFA BÜRÜNMÜŞ PARİSLİ KADININ KIVRAK YÜRÜYÜŞÜ
GÜNEŞİN ÜZERİNDE OYNAŞMADIĞI BİNADA OTURAN SİYASETÇİ
TÜRK ASKERİNİN KORE YOLCULUĞUNUN ÖYKÜSÜ
KÖKLERİNİ BU TOPRAKLARA SALANLAR DA KAÇIYORSA
YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
ECEVİT, CALLAGHAN'IN 27 YIL ÖNCEKİ SÖZLERİNİ DE HATIRLASA
ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
DOKUNULAMAYAN KAPILARA SIKIŞMIŞ İNSANLIKLAR
CAMDAN ÖRÜLMÜŞ SINIRLAR KAFAYI VURUNCA ANLAŞILIR ANCAK
DİLERİM AİLE ALBÜMÜM SAHAFLARA DÜŞMEZ
OLAĞANLAŞAN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE KARŞI AĞLAMA SEANSLARI
BİR ERKEĞİN HEDİYELERLE EVRİMİ
İSLAMİYETİN CAMİLERE ÇEKİLME VAKTİ GELDİ ÇATTI
NE AŞKLAR BİLİRİM GÖRKEMLİ İTİRAFLARA KURBAN GİTMİŞ
SANTİMETREKARECİ MEMDUH'UN UYANIK İŞLERİ
ÇIPLAKLIK SEVENLER GERÇEKLERİ DE GİYDİRMESELER YA
HİSSEDİLEN SICAKLIK VARSA HİSSEDİLEN ENFLASYON NİYE OLMASIN?
HANİ ALEVİLER LAİKLİKTEN YANAYDI?
BİR KURU GÜL KALMIŞTI ELİNDE
ŞİVE DİYENLER YARGILANSIN
ESSAH MI YANİ?
HERKES ŞEHİT HERKES KAHRAMAN
ÇETECİLER BAYRAĞI AŞAĞILADILAR
FOTOĞRAF TERÖRDEN GÜÇLÜ OLMASA...
ÖNGÖRÜLERİN BEREKETLİ TARLASI KURUDU
PKK İLE SAVAŞ KAZANILDI MI Kİ?
BAHAR YAĞMURLARINDA YIKANMADAN...
CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
TANRI AŞKINA! BU SİZİN DE ÜLKENİZ!
ERDOĞAN'A ÇOK KONUŞMA CEZASI VERİLMELİ
KANADALILAŞAN TÜRKÜN VİCDAN AZABINA ÖVGÜ
KENDİNİ ÇOĞALTARAK YAŞAMAK YA DA CENAZELER
OSMANLI SEVDASINDA DANSÖZÜN YERİ
EKRANDA SEVİŞEN TÜRK KIZINI TÜRKLER DESTEKLERSE!
KÖTÜLÜKLERİ GÖRMEZDEN GELEREK YOKETME
TANRI BU ÜLKEYİ TESADÜFLERDEN KORUMASIN
KENDİ KENTİNDE KAYBOLMAK
SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK
İNSANA YATIRIM YAPMANIN ALBENİSİ
ÇINARLAR AYAKTA ÖLÜR GAZETELER DE
DEREYATAĞINA EV YAPARSANIZ YIKILIR
HEYECAN DA RUTİNLEŞİR
SEN HASTALIKLI KORUK GİBİSİN
DENİZDEKİ HAYALİ KIRMIZI ÇİZGİ
KAVUN KARPUZ MİSALİ SİYASET
ÖZKÖK: ÜNİFORMANIN ALTINDAKİ KİŞİLİK
NECDET TEKİN: PIRASA PROFESÖRÜ OLUR MU?
HÜSAMETTİN ÖZKAN: İKİLİ TEMASLAR UZMANI
AHMET VEFİK ALP: UÇUK PROJELER BAŞDANIŞMANI
DIŞ GÖREVDEN DÖNEN VEKİL
KOYUNLAR OTORİTEYE ÇAKTIRMADAN KARŞI ÇIKAR
TAHTERAVALLİDEN İNMENİN ZAMANI GELDİ
NABZA GÖRE ŞARKILAR
AKIP GİTMEKTEDİR SESSİZ HAYATLAR
GURKALAR EMRİNİZDE SAM AMCA
TARİHTEN İBRET ALMASI GEREKENLER
1 - 2
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr