1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
 08 Kasım 2001, Perşembe
 

KIRLANGIÇ YUVASI/49

YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ

İki fotoğraf var gözümün önünden gitmeyen. İkisi de ayrı coğrafyalarda, ayrı tarihlerde çekilmiş.

Birincisi, Güneydoğu'dan gelmişti yıllar önce. Minicik bebeğinin ölü bedenini tutuyordu babası avuçlarında. Bebeğin ölüm anında hissettiği acı, yüzünde donup kalmıştı. Gözleri aralıktı, kapanmamıştı dudakları. Karnındaki kocaman, kanlı mermi deliği hiç yakışmıyordu o masum bedene.

İkinci fotoğraf, Afganistan'dan. Önde yanyana yatırılmış 3-4 yaşlarında üç çocuğun cesedi, hemen arkalarında da bir bebeğin ölüsü. Afgan baba, bebeğinin başını ellerinin arasına almış, yüzünü koluna gömmüş hüngür hüngür ağlıyordu.

Güneydoğu'da çekilen fotoğraftaki bebeği öldüren PKK, Afganistan'daki çocukları öldüren ABD. Birinci cinayette kullanılan mermi, ikincisinde kullanılan ``akıllı'' füzeler. Arasında ne kadar teknolojik fark olursa olsun, işlevleri aynı. Her ikisi de insan yaşamına son veriyor, önemli olan da bu.

Eğer her cinayeti her koşulda reddedenlerden değilseniz, bu iki fotoğraftaki cinayetin işlenme gerekçesi ve mantığı arasında fark olduğunu söyleyebilirsiniz.

Dersiniz ki, ``Birisi terördür, diğeri savaş.'' Sonra uzun teorik açıklamalara girersiniz, PKK'yı canilikle suçlarken, ABD'yi savunursunuz:

- Savaşa karşı çıkılırken terörle nasıl mücadele edilebileceğini birisinin bana ve herkese açıklaması lazım. Teröristle masaya oturulamayacağına göre, savaştan başka çıkar yol yok.

Zaten bütün savaş yanlılarının söyledikleri aşağı yukarı bu. Ne de olsa, rüzgar, 11 Eylül'den bu yana Amerika'dan esiyor ve bazı insanların da kendilerini Amerikalıların yerine koyup çare aramak zorunda hissetmeleri son derece doğal.

Kimse Amerika'nın sorunlarına çözüm aramakta Amerikalılardan daha Amerikancı kesilme özgürlüğünüzü elinizden alamaz. Ancak bu özgürlüğünüzü kullanırken, bir noktayı unutmamak zorundasınız. O da kendi içinizde mantıklı olmak, savunduğunuz çizgide tutarlı olmak!

Tutarlılığınızı ölçmek için de öyle çok yorulmanıza, derin felsefik tartışmalara, uzun araştırmalara girmenize hiç gerek yok. Sadece yukarda sözünü ettiğim iki fotoğrafı önünüze alın, yanyana koyup alıcı gözle bir bakın!

PKK terörü ne yapmış? Bebek öldürmüş! Amerika'nın savaşı ne yapmış? Bebek öldürmüş! Şimdi ne diyeceksiniz? Terör bebek öldürürse kötüdür, savaş bebek öldürebilir, iyidir mi diyeceksiniz?

PKK terörünün fotoğrafını kaldırıp, Afgan çocuk cesetlerinin yanına Amerika'da Bin Ladin'in adamlarının ``İkiz kuleler''de öldürdüğü insanların fotoğraflarını koyalım. Ya da dünyanın herhangi bir yerinde öldürülen başka bebeklerin, başka insanların fotoğraflarını alalım. Hiç farketmez.

Hangi gerekçeyle öldürülürlerse öldürülsünler o insanların tümüne üzülmeyecek misiniz? Cinayetlerin hepsini birden lanetlemeyecek misiniz?

``Ama Amerika'da altı bin insan öldü'' demezsiniz umarım; çünkü burada sayıları konuşmuyoruz, öldürülen bir tek kişi bile olsa onun yaşam hakkının başka insanların yaşam hakkına karşılık olarak elinden alınamayacağından sözediyoruz. Üstelik yaşam gibi kutsal bir hakkı, sayıyla ölçme ilkelliğini insanlık önceki yüzyıllarda terketmişti sanırım...

Hem yeryüzündeki cinayetleri lanetlemek gerektiğini savunuyor hem de ``Ama savaşa karşı çıkılırken terörle nasıl mücadele edilebileceğini birisinin açıklaması lazım'' diyorsanız, tutarlı değilsiniz demektir.

Öyle ya, teröre karşı çıkmanızın gerekçesi masum insanların öldürülmesi ise ve sizin teröre karşı mücadele yöntemi diye savunduğunuz savaş da masum insanların öldürülmesine yol açıyorsa siz neyi savunmuş olursunuz? Savunduğunuz tezi, ``Terör öldürmesin savaş öldürsün'' diye basite indirgesem, tutarsızlığınızı yüzünüze yeterince sert vurmuş olur muyum?

Nirengi noktası burası. Cinayetlere, ölümlere her koşulda karşı olup olmamak. Önce burada anlaşmak zorunlu. Bu noktada ortak bir payda bulamıyorsak tartışmaya devam etmek gerçekten zor, çünkü aramızda Amerika ve Türkiye arasındaki kadar uzak mesafeler var demektir.

Yok eğer bütün cinayetlere karşı çıkmak paydasında buluşuyorsak, ``teröre karşı mücadele yöntemi''nden sözederken ilk gündem maddemiz, savaş değil adaletin sağlanması olmalı!

Abdullah Öcalan, Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye getirildiğinde Hürriyet, Güneydoğu'da öldürülen o bebeğin fotoğrafını manşete taşımıştı. 17 Şubat 1999 tarihli Hürriyet'teki o haberin başlığı neydi hatırlıyor musunuz?

``Bebeğim rahat uyu katilin yakalandı''

Suçlunun adalete teslim edildiği, suçun cezasız kalmayacağı müjdeleniyordu bu başlıkla. Nitekim Öcalan yargılanırken, sadece o bebeğin değil binlerce masum insanın ölümüne neden olduğunu inkar etmedi. ``Ama'' dedi, 1 Haziran 1999'da ikinci duruşmada. ``Te Ce de 25 bin kişiyi öldürdü.''

Cinayete karşı cinayeti savundu. Mahkeme, onu idam cezasına çarptırırken geçerli saymadı bu savunmasını. ``Kanı kanla yıkama mantığı''nı Öcalan, İmralı'daki mahkemede değil de Miloseviç'in yargılandığı BM Savaş Suçları Mahkemesinde dile getirseydi de anlatamazdı derdini.

Miloseviç, önemli bir örnek. Hatırlayalım, Miloseviç, nasıl oldu da bu mahkemeye teslim edildi? Miloseviç'i Yugoslavya'dan almak için ABD'nin 3-5 milyon dolarla ödüllendirmesi ve tabii tehditleri yeterli olmuştu.

Ne kadar garip değil mi? Miloseviç'i, uluslararası bir mahkemeye çıkarmak için rüşvet veren ABD, Bin Ladin'i yakalayıp uluslararası mahkemeye teslim etme çabasına girmeye hiç mi hiç tenezzül etmedi! Yugoslavya'da adalet arayan ABD, Afganistan'da adaletin peşine düşmedi!

ABD, bu çelişkinin nedenini açıklamak zorunda. Neden? Bin Ladin'in suçlu olduğundan emin değiller mi? Yoksa bilmediğimiz başka bir neden mi var? Her ne kadar Başbakanımız Ecevit, kanıt dosyasını görmeden inanma eğiliminde olsa da Amerika'nın Bin Ladin konusunda uluslarası bir mahkemeyi o kadar kolay ikna edemeyeceği bir gerçek.

Haydi adaleti de bir yana bırakalım, ``Dünyanın en zengin ülkesi ABD'', isteseydi, ``dünyanın en fakir devleti Afganistan'a'' savaş ilan etmeden de Bin Ladin'i teslim almanın yolunu bulamaz mıydı?

Herşey bir yana, S.Arabistan ve Pakistan gibi Müslüman ülkeler üzerinde yeterli siyasi ve ekonomik baskıyı kurmak bile Bin Ladin'in yakalamasını kolaylaştırırdı.

O da olmadı, müttefiki İsrail'den rica etse - ki onlar başka ülkelerde yakalama, öldürme operasyonlarında tecrübelidirler- Afganistan içlerinde bir yakalama operasyonu düzenler ya da Amerika'ya yardımcı olabilirlerdi.

Diyelim bu girişimler de sonuç vermedi, yüzlerce akıllı füzeye hedef bulmaya uğraşmak yerine en akıllı füzelerini sadece Bin Ladin'in üzerine salamazlar mıydı? Yapmadılar!

Amaçları Bin Ladin değil ki, ABD'nin yıkılan imajını onarmak. Tıpkı gücünden şüpheye düşülen kabadayının ilk bulduğunu pataklaması gibi davranıyor ABD de. Ne de olsa dünyamızın ``dayı''sı. Canı ister bombalar, canı ister kurşunlar!

Dua edelim de, şarbonu gönderenler Amerikalı çıksın!

8-14 Kasım 2001/Tempo


 
FRENLERİMİZİ BOŞALTIP DÜŞLERİMİZİ ORTALIĞA SALSAK
GONCASI RAFYALI GÜLLER
BÜTÜN HÜCRELERİNDE YAŞIYORDU ACIYI
HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
ORADA BİR PARK VARDI
BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
ALÇAKÇA İŞLENMEYEN CİNAYET VAR MIDIR HAYATTA?
EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
GÜVENLİ LİMANLARA SIĞINMAYI YEĞLEYENLER
SIRADAN ÖYKÜLER DE AĞLATIR
BIRAK YANINDAKİ ADAM LAF ETSİN
BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
TEK DOLARLIK KALPAZAN OPERASYONU
SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
NE VOLKANLAR TAŞIRIM İÇİMDE BİLİR MİSİN?
ÇOK ŞÜKÜR BENİM OĞLUM KATİL DEĞİL
DERİNDİ BALIKÇININ GÖZLERİ
ŞAİRİN KOKU ALAMADIĞI VAZİYETTEYİZ
YAHU BİR GÜZEL ÜTÜLÜYOR Kİ DONLARIMI SORMA
KADERİMİN PATRONU, RUHUMUN KAPTANIYIM
TENCERE ELİNDE KELEPÇELEDİLER GENÇ KIZI
DAHA NE KÖTÜLÜKLER GÖRECEK SABRİYE NİNE?
İLKELER NAZİKTİR HER DAİM SULANMAK İSTER
AH O KOCA MEMELİ KADIN!
DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
İKİ DUDAK ARASINA SIKIŞMIŞ KİMLİKLER
ÇIĞLIK ÇIĞLIĞAYDI KUŞLAR
SANA KİRPİKLERİMİ BİRİKTİRDİM ALIR MISIN?
CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?
AMAN POPOSUNU PARMAKLAMAYIN!
AL YÜZÜĞÜM SENDE KALSIN
UÇAN LİDERLER KAÇAN KONGRELER
YES DE EMİNE HANIM
MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
AYI KONSERVE YERSE
DÖNECEKSEN DÖN ARTIK VE GÖR OLACAKLARI
SEVİŞMEK ERKEĞE ÖDÜLSE KADINA CEZA MI?
EN BÜYÜK BAYRAM BİZİM BAYRAM
MEĞER SİLAHLAR NE KADAR GEREKSİZ ZERZEVATMIŞ
MEDET EY TSE, GETİR ŞU İŞE BİR STANDART
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM YENİ KAHRAMANLAR GELİYOR ESKİ YOLDAN
ÇARŞAFA BÜRÜNMÜŞ PARİSLİ KADININ KIVRAK YÜRÜYÜŞÜ
GÜNEŞİN ÜZERİNDE OYNAŞMADIĞI BİNADA OTURAN SİYASETÇİ
TÜRK ASKERİNİN KORE YOLCULUĞUNUN ÖYKÜSÜ
KÖKLERİNİ BU TOPRAKLARA SALANLAR DA KAÇIYORSA
YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
ECEVİT, CALLAGHAN'IN 27 YIL ÖNCEKİ SÖZLERİNİ DE HATIRLASA
ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
DOKUNULAMAYAN KAPILARA SIKIŞMIŞ İNSANLIKLAR
CAMDAN ÖRÜLMÜŞ SINIRLAR KAFAYI VURUNCA ANLAŞILIR ANCAK
DİLERİM AİLE ALBÜMÜM SAHAFLARA DÜŞMEZ
OLAĞANLAŞAN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE KARŞI AĞLAMA SEANSLARI
BİR ERKEĞİN HEDİYELERLE EVRİMİ
İSLAMİYETİN CAMİLERE ÇEKİLME VAKTİ GELDİ ÇATTI
NE AŞKLAR BİLİRİM GÖRKEMLİ İTİRAFLARA KURBAN GİTMİŞ
SANTİMETREKARECİ MEMDUH'UN UYANIK İŞLERİ
ÇIPLAKLIK SEVENLER GERÇEKLERİ DE GİYDİRMESELER YA
HİSSEDİLEN SICAKLIK VARSA HİSSEDİLEN ENFLASYON NİYE OLMASIN?
HANİ ALEVİLER LAİKLİKTEN YANAYDI?
BİR KURU GÜL KALMIŞTI ELİNDE
ŞİVE DİYENLER YARGILANSIN
ESSAH MI YANİ?
HERKES ŞEHİT HERKES KAHRAMAN
ÇETECİLER BAYRAĞI AŞAĞILADILAR
FOTOĞRAF TERÖRDEN GÜÇLÜ OLMASA...
ÖNGÖRÜLERİN BEREKETLİ TARLASI KURUDU
PKK İLE SAVAŞ KAZANILDI MI Kİ?
BAHAR YAĞMURLARINDA YIKANMADAN...
CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
TANRI AŞKINA! BU SİZİN DE ÜLKENİZ!
ERDOĞAN'A ÇOK KONUŞMA CEZASI VERİLMELİ
KANADALILAŞAN TÜRKÜN VİCDAN AZABINA ÖVGÜ
KENDİNİ ÇOĞALTARAK YAŞAMAK YA DA CENAZELER
OSMANLI SEVDASINDA DANSÖZÜN YERİ
EKRANDA SEVİŞEN TÜRK KIZINI TÜRKLER DESTEKLERSE!
KÖTÜLÜKLERİ GÖRMEZDEN GELEREK YOKETME
TANRI BU ÜLKEYİ TESADÜFLERDEN KORUMASIN
KENDİ KENTİNDE KAYBOLMAK
SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK
İNSANA YATIRIM YAPMANIN ALBENİSİ
ÇINARLAR AYAKTA ÖLÜR GAZETELER DE
DEREYATAĞINA EV YAPARSANIZ YIKILIR
HEYECAN DA RUTİNLEŞİR
SEN HASTALIKLI KORUK GİBİSİN
DENİZDEKİ HAYALİ KIRMIZI ÇİZGİ
KAVUN KARPUZ MİSALİ SİYASET
ÖZKÖK: ÜNİFORMANIN ALTINDAKİ KİŞİLİK
NECDET TEKİN: PIRASA PROFESÖRÜ OLUR MU?
HÜSAMETTİN ÖZKAN: İKİLİ TEMASLAR UZMANI
AHMET VEFİK ALP: UÇUK PROJELER BAŞDANIŞMANI
DIŞ GÖREVDEN DÖNEN VEKİL
KOYUNLAR OTORİTEYE ÇAKTIRMADAN KARŞI ÇIKAR
TAHTERAVALLİDEN İNMENİN ZAMANI GELDİ
NABZA GÖRE ŞARKILAR
AKIP GİTMEKTEDİR SESSİZ HAYATLAR
GURKALAR EMRİNİZDE SAM AMCA
TARİHTEN İBRET ALMASI GEREKENLER
1 - 2
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr