1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 39 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan itibaren yaklaşık dokuz yıl Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yaptım.

Faruk Bildirici


 MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
 08 Eylül 2014, Pazartesi
 

“101 çıplak sızıntı” ve “Hollywood’da skandal” başlıklı haberleri, Kate Upton ve Jennifer Lawrence gibi ünlü yıldızların fotoğrafları süslüyordu. Oysa Hollywood yıldızlarının bu fotoğrafları, iCloud hesapları hacklenerek çalınmıştı. Buna rağmen ünlülerin çıplak fotoğrafları, hem Hürriyet ve Kelebek’te, hem de Hurriyet.com.tr’de yayımlandı. Hatta ilk gün, internette galeri bile düzenlendi. Hürriyet’in yanı sıra Posta’da ve Milliyet, Habertürk ile Vatan’ın magazin eklerinde de yer aldı bu fotoğraflar.

Doğrusu internette ve gazetede bu fotoğrafları gördüğümde irkildim. Zira tamamen özel hayata ait fotoğraflardı. Mahrem kalacağı düşüncesiyle digital alanda saklanırken bilgisayar korsanları tarafından ortalığa saçılmıştı.

İlk aklıma gelen “Acaba bu olay Türkiye’den ünlülerin başına gelseydi çıplak fotoğrafları bu kadar fütursuzca yayımlanabilir miydi?” sorusuydu. Hayır yayımlanamazdı; hatırlatmaya gerek yok ama geçmişte bu tür örnekleri gördük.

Mağdurların ünlü olmaları bu çalıntı fotoğrafların yayımlanmasını gerektirir mi? Kesinlikle hayır. Daha önce de yazmıştım; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Prenses Caroline’in fotoğrafları nedeniyle açılan davada, “yegane amacı bazı okuyucuların merak duygularını tatmin etmek olan fotoğrafların yayınlanmasının, toplumda genel ilgi uyandıran bir tartışmaya katkıda bulunacak şekilde görülemeyeceği” kararını verdi. Bu fotoğraflar için de aynı gerekçe ileri sürülebilir; sırf bazı okuyucuların merak güdüleri tatmin olsun diye çalıntı çıplak fotoğrafları yayımlanamaz; bunda bir kamu yararı yoktur.

AİHM, resmi görevi olmayan ünlülerin mahremiyet hakkı davalarında bir de o fotoğrafların “yalıtılmış mekânlar”da çekilip çekilmediğine bakıyor. Bu fotoğrafların da kimselerin olmadığı, “yalıtılmış mekânlar”da çekildiği açık.

Nitekim okurlardan da “Sizin Yayın İlkeleri’nize ne oldu?” eleştirileri geldi. Haklıydı bu soruyu yönelten okurlar. Doğan Yayın İlkeleri “özel yaşam” konusundaki sınırı net olarak çizmiş durumda:

“İlgilinin rızası veya kamu yararının gerektirdiği durumlar dışında kişilerin özel yaşamı hiçbir şekilde yayına konu edilemez. Özel yaşamın dokunulmazlığını ihlâl eden gizli görüntü kayıtları ve telefon dinlemeleri yasal yolla elde edilmiş olsa bile kamu yararını gerektiren haller dışında yayınlanamaz.”

Hürriyet Dünyası da bu ilkeyi titizlikle uygulamalı, bu fotoğrafları yayımlamamalıydı. Dikkat ederseniz, Batıda ciddi gazeteler yayımlamadı bu fotoğrafları. Amerikan basınında ender görülen bir konsensüs oluştu yayımlamamak konusunda. Soruşturmayla ilgili gelişmeleri, dijital alandaki veri güvenliğini, sanatçıların tepkilerini haberleştirmekle yetindiler.

Hatta Twitter, Facebook bu fotoğrafların paylaşılmasına izin vermedi; “dedikodu blogger’larından Perez Hilton da fotoğrafları sayfasından kaldırdı ve özür diledi.” Fotoğraflara gazetede yer verilmemesinin gerekçesini İngiliz The Guardian gazetesinden Van Badham, çarpıcı bir dille açıkladı:

“Eğer Jennifer Lawrence’ın çıplak fotoğraflarına tıklarsanız, siz de ona uygulanan tacizi sürdürmüş olursunuz. Oyuncular meslekleri gereği kendi görsellerini toplumsal tüketime sunabiliyorlar. Ama kendi mahremiyetlerini takas etmiyorlar. Sadece bakmak bile cinsel bir ihlaldir.”

Badham’ın alıntıladığım ilk cümlesinin Hürriyet’te, o fotoğrafların yanında yer alması ise ironik bir durumdu doğrusu…

 

Baykal açıklık getirdi

“Muhtar bile olamaz” haberleri hakkındaki yazımın ardından CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal aradı. “Hürriyet açısından böyle bir çalışma yapılması gerekiyordu, iyi olmuş” dedi. Ancak yanlış izlenim doğmaması için kendisiyle ilgili bölüme açıklık getirmek istediğini söyledi:

“Seçimlerden sonra Tayyip Beyi ziyaretimin kendisine getirilen siyasi yasaklar konusuyla ilgisi yoktur. Gazetenizde ‘Vazo mutabakatı’ başlığıyla verilen o ziyaretimin amacı, askeri müdahale heveslerinin önlenmesine yönelikti. Nitekim sonra açılan dava dosyaları bu ziyaretimin ne denli haklı ve yerinde bir girişim olduğunu göstermiştir.

Tayyip Beyin siyasi hakları meselesini o ziyaretimde konuşmadığım gibi daha sonra da hiçbir şekilde müzakere ya da pazarlık konusu yapmadım. Sonraki görüşmelerimizde de ne kendisi teşekkür etti, ne de ben dile getirdim bu konuyu.

Yasağının kaldırılmasına verdiğim destek tamamen demokrasi anlayışımın gereğidir. Bu siyasi yasak, eşyanın tabiatına aykırıydı. Bir anamuhalefet partisi, Meclis’te üçte iki çoğunluğu kazanmış bir partiye ve onun genel başkanına karşı Ceza Kanunu’ndaki 312. maddenin arkasına sığınabilir mi? İktidar olmuş bir partinin genel başkanına 312. madde izin vermiyor diye yasak koymak hangi demokrasi anlayışında var? Böyle bir yasak sürdürülebilir mi? Bu düşünceden hareketle hiçbir pazarlık ya da müzakere yapmadım; haklarının iade edilmesi benim demokrasi anlayışımın gereğiydi. Kayıtlara böyle geçmesini isterim.”

Yazımla ilgili gerek okurlardan gerekse sosyal medya ve medyadan da tepkiler geldi; eleştirenler oldu. Çoğunlukla dönemin siyasi ortamından ve gazetenin genel yayın politikasından dem vuruyor ve önyargıyla yaklaşıyorlardı. Okur Temsilcisi olarak benim açımdan önemli olan yazdığım hukuki ve teknik bilgilerin yanlış olduğu yönünde eleştiri gelmemesiydi.

O yazıda, Hürriyet’in “Muhtar bile seçilemez” haberleriyle okura o gün için doğru hukuki bilgi verdiğini tespit etmiştim. Böylece tespitimin doğruluğu eleştirenler tarafından da teyid edilmiş oldu.

Okurdan kısa kısa

İrem Yalçınkaya: Bugün (28 Ağustos) Julia Roberts’ın Amerikan Instyle röportajında “Dişlerimi soda ile fırçalıyorum” cümlesini okuyunca orijinaline göz attım. Roberts, “Baking soda ile fırçalıyorum” demiş; yani soda ile değil karbonatla. Ha bu hata ömrümüzden ömür mü alır? Hayır. Varsın okuyanlar dişlerini soda ile fırçalasın. Ama insan sinir oluyor. 

Taner Çulam: “Yeşilçam’ın gamzeli güzeli” diye adı Bahar Öztan olan eski bir sinema oyuncusunu bazen ayda bir, bazen iki kez, fakat kısa aralıklarla internette yayınlıyorsunuz. Benzeri şeyler çokça tekrar ediliyor. 50 yıldır takipçisi olduğum gazeteciliğin okulu için uygun değil.

Prof. Dr. Fazilet Öner Dinçbaş: 23 Ağustos’ta hastane ruhsatı ve doktor kadrosu satışı ile ilgili haberi hazırlayanlara teşekkür ederim. Ancak iç sayfada “Doktor bu ne” başlığı altında kullanılan görselden şikâyetçiyim. Bu görsel, satışı yapan da doktorlarmış gibi son derece yanlış bir algı yaratıyor. Böyle güzel haberler yanlış enstrümanlarla gölgelenmemeli.

Oktay Orton: Dayak, tecavüz gibi kötü eyleme maruz kalan mağdurelerin resimlerinde güya tanınmamaları için gözleri buzlanıyor. Ancak o kadar kötü yapılıyor ki mağdureyi tanımamak mümkün değil. Örneğin Hürriyet’in 27 Ağustos nüshasında “Öldü zannedip bıraktı ve serbest” başlıklı yazıdaki resme bakın. İsmini de Sena Ş. diye verince bu hanımın kimliği tamamen ortada.

Deniz C.: Bugünkü (1 Eylül) Hürriyet’in 3. sayfasındaki “Bir cesetle 3 işgünü” haberindeki “Viski verip uyuttu” alt başlığını haberle ilişkilendiremedim. Ofis çalışanları için de cinayetten haberdar deniyor, oysa resim üstü yazıda ise “çalışanların olayı öğrenince şoke oldukları” belirtiliyor.

FARUK BİLDİRİCİ / 8 EYLÜL 2014 / HÜRRİYET


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@hurriyet.com.tr