1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 39 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan itibaren yaklaşık dokuz yıl Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yaptım.

Faruk Bildirici


 BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
 16 Haziran 2014, Pazartesi
 

“Sanırım bunu tasvip edemezsiniz” diyen Tarhan Tufan adlı okur uyardı beni. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın 12 Haziran’da Basketbol Ligi play off finalinde Galatasaray ile oynadıkları maçta yaşananlar ile ilgili basın toplantısını o uyarıdan sonra izledim.

Yıldırım, konuşmasının bir yerinde “Bakın size bir tane belge göstereceğim. Tezgâhları öğrenin. Tezgâhları anlatmak için buradayız” dedi. Ardından elindeki belgeyi gösterirken, karşısında oturan gazetecilerden birini yanına çağırdı. Talimat verircesine sertti üslubu:

“İçinizden biri gelsin. Basından bir tanesi gelsin. Sonra İhsan beyden kopyasını alırsınız. Birisi gelsin burada bir şey göstereceğim. Gelin buraya. Gelin yaa basketten anlayan birisi gelsin.”

Gazetecilerden hiçbiri yerinden kalkmaya yeltenmeyince FB’li yöneticilerden biri girdi araya, “Gökhan mökhan yok mu?” Bunun üzerine Yıldırım, ona yanıt vererek devam etti sözlerine:

- Yok. Basketçiler hergün antrenmanda konuşmaktan gelmiyorlar, tabii... Bundan sonra her şey değişecek onu da herkes bilsin yani…

Basketbol muhabiri bulunamayınca bir süre daha beklendi, belli ki salondaki gazeteciler pek de gönüllü değildi Yıldırım ile birlikte kameralar önüne çıkmaya. Hürriyet muhabiri Ahmet Ercanlar, en öndeki sıranın hemen başındaydı; yöneticilerin gözleri onun üzerinde odaklandı. Ercanlar da kürsüye çıkmak zorunda hissetti kendini. Ercanlar’ın yanına gelmesi üzerine Yıldırım, kurşunkalemle yazılmış, hakem raporu olduğunu söylediği belgeyi göstererek, sormaya başladı:

A. Yıldırım- Bak kardeş. Şurada önce C yazmışlar. Neredeydi? Burada. Sonra ne olmuş? Oynamışlar değil mi?

A. Ercanlar- Üzerinde oynamışlar.

A. Yıldırım- Ne yazmışlar? B filan yazmışlar değil mi? Niye? O burada ceza vermemişler. Yaa sorumlusu değil ki, antrenördür diyor. O zaman kime vermeleri lazım cezayı, teknik faulü?

A. Ercanlar- Koça vermeleri lazım.

A. Yıldırım- Koça vermen lazım. Kendileri düzeltmişler. Belge burada. İhsan herkese dağıt, birer kopya ver…

Okurun başta aktardığım sorusuna dönersem, böyle bir tabloyu “tasvip etmek” mümkün değil. Her şeyden önce FB Başkanı Yıldırım’ın gazetecilere karşı kullandığı üslup sorunlu. Gerçi Yıldırım’ın daha önce gazeteci azarladığına da tanık olmuştuk. Ama bu kez oradaki bütün gazetecilerin “amiri” imiş gibi onlara talimat veren bir tarzda konuştu. Hem de kameralar önünde, hiç sakınmadan…

Ayrıca soruları gazeteciler sormalıydı, Yıldırım değil. Çünkü soru sormak gazetecilerin işidir. Soru sormuyor ya da soramıyorlarsa üstelik basın toplantısını organize eden kişi onlara sorular sorup yanıtlar alıyorsa gazetecilerle o kişi rollerini değiştirmiş olur. Orada sorgulayan, gerçeğe ulaşmaya çalışan gazeteciden söz edilemez. Dikte edileni aktaran bir aracı haline gelir gazeteci.

En önemlisi de bir gazeteci, ortada bir belge bile olsa karşısındakinin sözlerini onaylama konumuna girmemeli… Gazeteci izlediği kurumun değil, gazetesinin temsilcisi olduğunu koşullar ne olursa olsun unutmamalı…

 

Bayan X

Polis ve yargı haberlerinde isimlerin kodlanmasında standart bir uygulama olmadığını daha önce birkaç kez yazmıştım. Hatta kodlanmış haberlerin rahat okunabilmesi için de Amerikan medyasında olduğu gibi kadınlar için Jane Doe ve erkekler için de John Doe benzeri takma isim türetmeyi önermiştim.

Zira isim kodlamalarında yerleşik bir standardın olmayışı kimi zaman haberleri isim kodlarıyla kaplı bulmacalara çeviriyor; kimi zaman da mağdurların kimlik bilgileri deşifre ediliyor.

Hürriyet İstihbarat Servisi ve sayfa editörü arkadaşlarımız, bu soruna yeni bir çözüm yolu buldu. Geçen hafta Eyüp Serbest imzasıyla yayımlanan “Porno kâbusunda çifte takipsizlik” haberinde mağdur kadının adı, alışık olduğumuz üzere kodlanmamıştı. Kodlamak yerine “Bayan X” denmişti sadece. Böylece kadının kimliğiyle ilgili hiçbir ipucu verilmemiş, hem de bu yöntem haberi çok rahat okunur bir hale getirmişti. Umarım bu yeni isim kodlama şekli ya da benzer başka bir yöntem diğer medya kuruluşları tarafından da örnek alınır.

Sadece bu kodlama yönteminde, mağdurların kimliği dışındaki somut belge ve bilgilerin yer almasının zorunlu olduğunu hatırlatmak isterim. 5 N 1 K kuralının diğer unsurlarını da görünmez kılmamak gerek. Aksi halde haber, tamamen hayali bir senaryo gibi görünebilir, haberin gerçekliği konusunda okurun zihninde şüphe uyanabilir.

Nitekim Hürriyet’in 10 Haziran’da yayımlanan “Porno kabusu” haberinde bu bilgiler unutulmamış, mahkemenin adı, videonun yayınlandığı ülke, kadının çalıştığı alan ve ifadesi gibi bilgiler ayrıntılı olarak verilmişti . Bu açıdan başarılı bir örnekti doğrusu…

 

Okurdan kısa kısa

Mustafa Sağlamer: 9 Haziran tarihli Hürriyet’te, “Kabataş’ta pilav günü”yle ilgili haberde, Mesut Yılmaz bu okuldan mezunmuş gibi gösterilmiş. Oysa Yılmaz, Avusturya Lisesi’nde başlayıp İstanbul Erkek Lisesi’nden diploma aldı.

Not: Yılmaz, Kabataş Lisesi mezunu değil. Oradaki törende anılan Feyyaz Tokar yakın arkadaşı olduğu için katılmış.

Oğuz Kemal Bulut: Açık Tenis Turnuvası ben bildim bileli hep Fransa saati ile 15.00’de (TSİ 16.00) başlar. Sayfayı oluşturanlar ve spor editörünüz dün itibarı (8 Haziran) ile dünyanın en önemli spor olayı diyebileceğimiz bu konuda saat yazarken gerekli özeni göstermeliydi bence.

Mine Kula: 13 Haziran’da Hürriyet’in ilk baskılarında Dış Haberler sayfasında “IŞİD ile pazarlık” haberinin sonunda cümle yarım kalmıştı, alttaki bant haberin son bölümünü örtmüştü. Ayrıca spotta “Şoförler serbest” diyor, haberde öyle bir bilgi yok.

Koray Kılınçat: 12 Haziran’da “Nuri Bilge Ceylan’ın En Geveze Filmi” başlığını taşıyan haberinizden, Ceylan’ın birçok geveze filmi olduğu, en geveze filminin “Kış Uykusu” olduğu anlaşılmaktadır. Tüm filmlerinde yoğun bir derinlik olan ve Türkiye’nin yüz akı sanatçıları arasında yer alan bir kişinin, bir başyapıtı için “Geveze film” yakıştırması hiç de etik bir habercilik değil.

Musa Tan: 14 Haziran’da, FBI’ın Amerika’daki Gülen cemaati okullarına baskınıyla ilgili haberin spotunda “19 okulun belgelerine el koyuldu” yazmışsınız. Bu sık yapılan bir yanlış. “El konuldu” olması gerekirdi. Koymak ile koyulmak arasındaki farkı unutmayın lütfen.

Ela Aktürkoğlu: Bugünkü (13 Haziran) Hürriyet Ankara ekinde “Evlilik Hediyesi Fayton Turu” başlıklı haberiniz bizi oldukça üzdü. Zavallı bir atın üzerinde üç kişinin olduğu bir arabayı çektiğini görmek ancak üzüntü veriyor. Biz hayvan severler ve hayvan haklarına inanan insanlar bu tür uygulamaları hayvanlarının sömürülmesi ve kötü muamele görmesi olarak değerlendiriyoruz.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 16 HAZİRAN 2014


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@hurriyet.com.tr