1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 39 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan itibaren yaklaşık dokuz yıl Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yaptım.

Faruk Bildirici


 TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
 26 Mayıs 2014, Pazartesi
 

Tekmeleme fotoğrafı, Gezi olaylarındaki "Kırmızılı Kadın" fotoğrafından bu yana en çarpıcı haber fotoğrafıydı. Başbakanlık Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel’i iki polisin yere yatırdığı madenciye tekme atarken görüntüleyen o fotoğrafın, tarihte iz bırakacağı muhakkak.

Peki bu fotoğrafı kim çekti? Merak ettim ama Hürriyet dâhil hiçbir medya kuruluşunda foto muhabirinin imzasını göremedim. Oysa böyle bir fotoğrafı çekebilmek, bir foto muhabirine meslek yaşamı boyunca ya bir kere nasip olur ya da hiç.

Merak ettiğim sorunun yanıtını dün öğrendim. İzmir’den mail gönderen meslektaşımız Mehmet Emin Al, tekmeleme fotoğrafını kendisinin olduğunu belirtiyor; emeğine sahip çıkabilmesi için yardım etmemi istiyordu:

"Günlerdir şaşkınlık içindeyim ve oldukça da kırgınım. The Times, The Guardian, Washington Post başta olmak üzere birçok gazetede imzamı attılar ama kendi ülkemde hiçbir gazete imzamı atmadı.

Soma’ya Başbakan’ın geldiği 14 Mayıs günü İzmir 9 Eylül Gazetesi Foto Muhabiri olarak görevli gittim. Vatandaşların Başbakan Erdoğan’ı protesto ettiği gün aynı yerde haber takibindeydim.

Müşavir Yusuf Yerkel’in vatandaşa attığı iki tekmenin 11 kare fotoğrafını doğru açıdan çektim. Gazeteme gönderdiğim gibi aynı zamanda Depo Photos’a da attım. Buradan da beş dakika gibi kısa bir süre sonra başta Reuters, AP, AFP gibi uluslarası ajanslar servis edince yine The Tımes, The Guardian, Washington Post gibi dünyanın önde gelen birçok gazetesinde benim imzamla Mehmet Emin AL/Depo Photos/Rueters/ şeklinde yayınlandı.

Ancak kendi ülkemdeki gazetelerde imzam yok. Gündemi bu kadar ilgilendiren, etkileyen bu fotoğrafa acaba yazı işlerinde kimse neden ’Bu fotoğrafa imza atılmaz mı?’ demedi? Meslektaşlarımın neden emeğime karşı bu kadar duyarsız kaldıklarını anlayamadım."

İşte o ünlü tekmeleme fotoğrafının öyküsü bu. O gün Soma’da belki onlarca foto muhabiri vardı ama o kareyi sadece M. Emin Al çekebilme başarısını gösterdi. Bize düsen meslektaşımızın hakkını teslim etmek ve başarısından ötürü kutlamak…

 

İkinci tekme fotoğrafının sahibi 

Tekmeleme fotoğrafının sahibinin belli olduğunu yazdım bugün. Ama bir eksiklik olmuş; iki farklı açıdan çekilmiş iki ayrı fotoğraf karesi olduğunu belirtmemişim.

Başbakanlık Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel’i iki polisin yere yatırdığı madenciye tekme atarken görüntüleyen karenin İzmir 9 Eylül Gazetesi foto muhabiri M.Emin Al’ın çektiğini yazdım.

Tekmeleme fotoğrafının öyküsünü yakından izleyen Sebati Karakurt gibi usta foto muhabirleri hemen iki farklı açıdan çekilmiş iki fotoğrafı yan yana koyarak, "Bu fotoğrafın sahibi belli", "Bu fotoğrafın sahibi belli değil" diye yazdı.

Nitekim çok geçmedi, yine İzmir’den ses geldi. Habertürk gazetesinin İzmir Bürosundan Mehmet İnmez aradı:

"Hürriyet’in internet sitesinde yayınlanan tekme fotoğrafı bana aittir. Asıl gazetelerin, medyanın çoğunda kullanılan kare benim çektiğim enstantane. M. Emin Al, farklı acıdan çekti, ben farklı acıdan.

Ayrıca, benim çektiğim fotoğrafın diğer gazete ve ajanslara nasıl gittiğini bilmiyorum. Çünkü ben ne uluslararası ajanslara ne de başkasına sattım fotoğrafımı. Hürriyet ve Zaman dâhil bütün gazeteler benim fotoğrafımı kaynağını göstermeden yayınladı.

Bir kare fotoğraf, foto muhabirinin namusudur. Mehmet Emin arkadaşımızın da çektiği fotoğraf da güzel, ama benim çektiğim ve yayınlanan fotoğrafı Mehmet İnmez çekti diye yazsaydınız, daha çok mutlu olurdum."

Bakar mısınız inceliğe! "Onun çektiği fotoğraf da güzel ama.." diyor. İşte bu yıllardır imzalarının kullanılmamasından dertlenen, bir yandan da meslektaşının da hakkını yememeye özen gösteren bir foto muhabiri davranışı. Doğrusu mutlu oldum onun bu meslek dayanışmasını yansıttığı satırlarını okuyunca.

Şimdi onun da hakkını teslim etmeliyiz Türkiye medyası olarak. 2000’li yıllar Türkiyesinden tarihe not düşen o fotoğrafı M. Emin Al ve Mehmet İnmez çektiler. Hem de onlarca foto muhabirinin arasından sıyrılarak, onlara fark atarak…

Yanlış anlama olmaması için hangi karenin hangi foto muhabirine ait olduğunu da belirteyim. Bu kare M. Emin Al’ın çektiği fotoğraf:

Bu fotoğraf da Mehmet İnmez’in yakaladığı enstantane. Tabii gazete ve medya kuruluşlarının çoğunun da bu kare olduğunun altını çizmekte yarar var:

Keşke Okur Temsilcisi olarak benim devreye girmeme gerek kalmadan Türkiye bu fotoğrafların sahibini ilk yayımlandığı andan itibaren öğrenebilseydi. Doğal olan yöntem oydu...

 

Yazarların mail adresleri

Sağlık ve Turizm eski bakanlarından Bülent Akarcalı, Hürriyet’in eski okurlarından. Zaman zaman eleştirilerini de iletir Akarcalı. Bu kez yazarların mail adresleriyle ilgili olarak karşılaştığı bir sorunu aktardı:

"Gazetenin köşe yazarlarının çoğunun e-mail adresleri çalışmıyor. Gönderilen iletiler, ‘Bu adres geçersiz’ diye geri dönüyor. İsim vererek muhbirlik yapar konuma düşmek istemiyorum. En son ana gazete, magazin ve diğer ekler, spor yazarları olmak üzere 21 yazara gönderttiğim ‘Köşenizde belirttiğiniz e-mail adresinizin çalışıp çalışmadığını belirlemek için bu ileti gönderilmiştir’ bildirimine, otomatik 11 adet olumsuz cevap geldi.

Köşe yazarlarının her iletiye cevap vermeleri tabii ki istenilemez. Ancak köşelerine koydukları adresin geçerli olmaması kabul edilemez; okuru aldatmaya girer ve meslek ahlakına çok ama çok ters düşer. Ya hiç adres koymasınlar, ya da koydukları adresleri, biz onları nasıl günlük okuyorsak, onlar da günlük okuyup takip etsinler veya sekreterlerine ettirsinler."

Akarcalı haklı. Yazarların mail adreslerinin aktif durumda olması gerek. Okurla iletişimin aksamadan sağlanabilmesi ve okurun yanıltıldığı duygusuna kapılmaması açısından bu önemli. 

 

Okurdan kısa kısa:

Cemil Salim Vergel: 16 Mayıs’ta dış basının Soma kazasıyla ilgili haberlerde "mayın kazası"ndan bahsettiğini fark ettim. Önce bunun bir dizgi hatası olduğunu düşündüm. Ama sonra İngilizcedeki "mine" kelimesinin hem mayın hem de maden olduğu aklıma geldi. Hürriyet gibi büyük bir gazetenin böyle bir çeviri hatasını aynı haberde birden fazla kez yapmasını doğrusu garipsedim.

Murat Bilge: 9 Mayıs’ta gazetenizin Kültür-Sanat sayfasında yayımlanan Picasso’nun ’Kurtarma’ isimli tablosunun satışı haberindeki fotoğraf sanatçının bir gün önce satılan "Portrait of Dora Maar" isimli çalışmasına ait.

Saniye Özsan: 13 Mayıs’ta Hürriyet internette yer alan "Rusya’nın Perm kentinde yolun karşısına geçmeye çalışan mini etekli kıza arkadan gelen başka araç çarptı" haberinde "mini etekli kız" tanımlaması çok mu gerekli? Haberin içeriğine hiçbir katkısı yok. Haberde iki kez yazılması seksist bir yaklaşım.

Bahri Ovalı: 12 Mayıs’ta çıkan "Uçan balonlar patladı" başlıklı haberde helyum gazının parladığı belirtiliyor. Doğrusu hidrojen gazı olmalıydı. Helyum asal gaz olduğundan parlamaz; pahalı olduğu için uçan balonlarda kullanılmaz. 

Yavuz Karakoç: 13 Mayıs’ta "Envanter devi" başlıklı yazıda, giriş cümlesinin ifadesi, bir uçak 1.3 milyar dolar gibi anlaşılıyor. Ama aynı yazının sağ tarafında bu uçaklardan 10 adet alınacağı ve toplam maliyetin 1.3 milyar dolar olduğu belirtilmiş. Yani envantere giren uçak 130 milyon dolar.

Suphi Bediz: Hukukta "haciz davası açmak" ve "hacze vermek" diye bir kavram yoktur. 9 Mayıs tarihli haberde "Özkan Sümer 165 bin liralık alacağına karşılık kulübe haciz davası açtı" demişsiniz. Doğrusu "..kulüp aleyhine alacak davası açtı" olmalıydı.

İsmail Büyükakan: Hürriyet internette başlık; "Nizip’te insansız hava uçağı paniği". Eleştiri; "Hava uçağı" ne demek oluyor? Karada giden ya da Nizip okyanusunda giden uçak da mı var? İnsansız uçak sözü yeterliydi.

Talip Aktaş: 10 Mayıs’taki "Yardım TIR’larını füzeyle vurdular" haberini üzüntüyle okudum. Kaynak gösterilen AA’nın Suriye konusundaki yanlı tutumu biliniyor ve Türkiye’den Suriye’deki radikal İslami gruplara "silah gönderildiği" ayyuka çıkmışken, bu haberin kesinlik içeren bir dille verilmesi objektif habercilikle bağdaşmıyor. Hiç değilse iddia olarak verilmeliydi.

Bora Ebussuutoğlu: 11 Mayıs’ta GS Engelsiz basketbol takımının şampiyonluğuna başkanımızın sporcularla çekilen selfisini sadece 2 cm koymanızın değerlendirmesini size bırakıyorum. Spor sayfalarında da objektif olmanızı, güncel bir spor başarısını taraf gözetmeden duyurmanızı beklerim.

Koray Kılınçat: 21 Mayıs tarihinde manşetten verdiğiniz "Hazin İade" başlıklı haberinizde, Soma’da vefat eden maden işçimiz için kullandığınız "ceset" kelimesini bu elim olay özelinde uygun bulmadığımı, 301 gencecik fidanın hiç birisi için bu tabirin kullanılmaması gerektiğini değerlendirmenize sunarım.

Mert Korkmaz: Koç Holding’in Ford fabrikası haberinde (12 Mayıs) "Ford’un Yeniköy fabrikası" deniyor. Fabrikanın açılış haberinde de aynı şekilde yazılmıştı. Yeniköy neresi? Emirgan ile Tarabya arasındaki Yeniköy mü? Herkes bütün Yeniköyler’in yerini bilemez.

Orhan Uğuroğlu: Hürriyet’in foto muhabiri Rıza Özel’in Soma’da polis tarafından darp edilerek yere düşürüldüğü fotoğrafı Google aracılığı ile gördüm.

İki gündür bu haber ve fotoğrafın Hürriyet’te yayınlanmasını bekledim. Maalesef Hürriyet kendi muhabirinin saldırıya uğraması haberine gazetesinde yer vermedi.

Mehmet Çakıroğlu: 29 Nisan’da çıkan Fenerbahçe’nin 13 yıl sonra A2 liginde şampiyon olduğu haberi doğru değil. O zaman teknik direktör olarak başında olduğum Fenerbahçe Paf takımı 2008-2009 sezonunda ligi ikinci bitirmiş ancak TFF, cezalı oyuncu oynatması sebebiyle Antalyaspor’un üç puanını silmiştir. Bu sebeple o sezonun şampiyonu Fenerbahçe Paf takımıdır.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 26 MAYIS 2014


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@hurriyet.com.tr