1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 39 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan itibaren yaklaşık dokuz yıl Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yaptım.

Faruk Bildirici


 MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
 12 Mayıs 2014, Pazartesi
 

“Hayat yakan tesadüf” haberinde, eşcinsel bir polisi dövüp cüzdanını alan, çıplak fotoğraflarını çeken, ikisi üniversite öğrencisi olan üç kişinin yakalanıp mahkûm olmalarının öyküsü anlatılıyordu. 

28 Nisan’da yayımlanan bu haberin başlığı ve olaya yaklaşımı, Mahmut Özkan adlı okuru çok kızdırmış. Özkan, üslubunu onaylamamakla birlikte, eleştirisini dikkate değer bulduğum bir mail gönderdi:

“Polis memurunu gasp eden ‘hükümlü’leri neredeyse masum birer melek ilan eden yazınız habercilik ilkenizin ürünü galiba. ‘Habersiz’ diye bahsederek hüküm giyen insanları mahkemenin yargılayamadığını mı iddia ediyorsunuz? Polisin cinsel tercihi sizi neden bu kadar ilgilendiriyor da saldırıyorsunuz?”

Haberin başlığında vurgulandığı gibi bir “tesadüf” var gerçekten olayda. Genç polis, cinsel kimliğinin açığa çıkmaması ve bir kez daha zarar görmemek için kendisine bu eziyeti yapanları şikâyet edememiş. Ama bu üç genç, içlerinden Olcay Tutal’ın benzer bir şiddete maruz bıraktığı bir eşcinselin şikâyeti üzerine yakalanmış; arama yapılırken evlerinde bulunan bir CD’de, eşcinsel polis M.Ç.’nin olay günü çekilen görüntüleri olduğu fark edilmiş. Cinsel kimliği açığa çıkan polis, meslekten atılmış. Başlıktaki “hayat yakan tesadüf” bu aslında. Dolayısıyla bu haberde polisin cinsel yönelimini yazmamak düşünülemezdi.

Fakat maalesef haberin başlığı, spot ve giriş bölümü okununca, o “tesadüf”ün eşcinsel polisle birlikte üç saldırganın da hayatını yaktığı anlamı çıkıyor. Zaten haber de üç saldırganın öyküsü üzerine kurulmuş. Halbuki doğrudan eşcinsel polis memurunun yaşadığı travmatik durum üzerinden bir haber girişi yapılsa ve haber de onun yaşadıkları üzerinden yazılsaydı, okurun “o saldırganların masum gösterildiği” eleştirisine haklılık kazandırılmamış olurdu.

Kaldı ki, spotta “ her şeyden habersiz” olarak nitelenen iki genç, arkadaşları Olcay Tutal ile birlikte genç polisi dövmüş, kimlik kartlarını gasp etmiş, çıplak görüntülerini çekmiş, tehdit etmişler. Dahası mahkeme üçüne de aynı cezayı vermiş. Şimdi bir gazeteci, o saldırganların ikisini masum gösterebilir mi? Sanırım hiçbir gazeteci böyle bir yetkiyi kendinde göremez.

Haberi yazan Eyüp Serbest ve İstanbul Haber Müdürü Celal Korkut ile görüştüm; haberin ilk haline de ulaştım. Meğer Serbest’in yazdığı haberi başlığı ve girişi genç polisin yaşadıkları ve onun mağduriyeti üzerine kurulmuş. Ne yazık ki editör, başlık ve haberin girişini üçüncü sayfaya koyarken epey farklılaştırmış. Oysa bir editörün, üzerinde bu kadar ciddi değişiklik yaptığı haberin son halini gönderip, muhabirin ya da şefinin görüşü alması gerekirdi.

Fakat sorun sadece haberin sunumunda değil. Haberin yazımında da problemler var. Bu üç saldırganın adlarının kodlanarak yazılması da korunmak istendikleri havasını güçlendiriyor. Hemen her haberde yargı sürecinde insanların adını açıkça yazarken bu haberde hüküm giymiş saldırganların isimlerini kodlamanın gerekçesi açıklanmaya muhtaç!

Haberin dili de sorunlu. “..soruşturma sonucu, gayriahlaki yaşantısı nedeniyle M.Ç. meslekten atıldı” diye yazılmış. Böylece eşcinsel ilişki, “gayriahlaki yaşantı” olarak nitelendirilmiş. Eşcinsellik, cinsel bir yönelim ve biz gazetecilerin bunu yargılamaya, ahlaksızlık olarak nitelendirmeye hakkı yok. O cümlede “nedeniyle” yerine “gerekçesiyle” denilse ya da bu cümle tırnak içine alınsa hem bu ifadenin Emniyet’e ait olduğu vurgulanmış olur; hem de gazeteci olarak bu nitelendirmeyle aramıza mesafe koymuş olurduk. 

Keşke bu haberin yanlışları, nadir görülen örnekler olsaydı. Ne yazık ki, Türkiye’de, polisiye haberlerde sık rastlanan temel bir gazetecilik yanlışı ile karşı karşıyayız. Gazeteci, suçluların değil, şiddet görenlerin, mağdurların yanında olmalı; onları korumalı. Her zaman, her koşulda, her haberde…

 

Temizlik kadın işi!

Bülent Çelik adlı erkek okurdan tepki geldiğinde e-gazetenin gece yayına konulduğu ilk saatlerdi. “Bu gazeteye kadınlardan (haklı olarak) çok tepki gelmiştir” diyordu mailinde...

Merakla açıp baktım 3 Mayıs Cumartesi günü gazeteyle birlikte verilen “Bahar Temizliği” ekine. Dört sayfalık gazetede bir tek erkek fotoğrafı yoktu! Bunun karşılığında tam 17 kadın fotoğrafı kullanılmıştı; tümünde de kadınlar evi süpürüyor; bulaşık yıkıyor; cam siliyor; temizlik yapıyordu. Ev temizliği salt kadın işi olarak sunulmakla kalmıyor; ilk sayfanın altına konulan bir notla, kadınlar temizlik yapmanın “faydası” (!) konusunda ikna edilmeye çalışılıyordu:

“Yaptığınız aktivitelere bağlı olarak ev temizliği yaparken saatte 300 kalori yakabilir ve temizlik yaparak da güzel bir vücuda sahip olabilirsiniz.”

Elbette üzerinde “Bu bir ilan gazetesidir” notu bulunan bir eke, ilan verenlerin görüş ve beklentilerinin yansıması doğal. Ancak eğer içinde Kelebek yazarı Yonca Tokbaş’ın da yazısı varsa, böyle bir yayının Hürriyet’in Yayın İlkelerine ve editoryal çizgisine aykırı olmaması gerekir.

Hürriyet, kadın haklarına, kadına yönelik şiddete ve temel olarak da kadına yönelik cinsiyet ayrımcılığına karşı bir gazete. Halbuki bu ekte yapılan düpedüz kadına yönelik cinsiyet ayrımcılığı. Kadının toplumsal rolünü, temizlik ve ev işlerine indirgeyip; erkekleri bu tür işlerden muaf tutuyor.

Ders kitaplarını inceleyen sosyolog Doç. Dr. Firdevs Gümüşoğlu, Cumhuriyet’in ilk yıllarında ders kitaplarında çizilen “kahvaltı masasında evin eşit bireyi olarak oturan anne” figürünün zaman içinde “sürekli turşu-reçel kuran hizmetkâr anneye dönüştüğünü” saptamıştı. Zamanla biraz düzelme olsa da ders kitaplarında kadın hala bilgiyle, üretmekle ilgisi olmayan, ev işleri ve yemek yapmakla ömür tüketen, uysal bir figür. 

Maalesef “Bahar Temizliği” eki de bu anlayışın uzantısı olmuştu. Fakat kadın okurlardan hiç tepki gelmedi. Bilemiyorum, ekin bu niteliği dikkatlerini çekti de yazmaya değer mi bulmadılar yoksa fark etmediler mi? Eğer fark etmedilerse daha da üzücü bir durum bu…

 

Okurdan kısa kısa:

Süleyman İşcanlı: 28 Nisan’da, “Via Amerika” başlıklı yazıda “Türkiye’nin ilk Outlet’inin Via Port” olduğu iddia ediliyor. Normal bir yazı mı yoksa reklam mı bilemem. Ancak Torunlar Grubunun Antalya-Alanya yolu, Havaalanı kavşağında yaptığı Deepo Outlet, Via’dan en az beş yıl önce açıldı.

Not: Evet, Deepo 2004 yılında açılmış; Via ise 2008’de faaliyete geçmiş.

Mehmet Çağlayan: 4 Mayıs’ta Hürriyet’in ilk sayfasında Afganistan’daki heyelanda 2700 kişinin çamur altında kalması haberi sadece iki sütundu. 2700 kişinin feci şekilde can vermesinin haber değeri sadece iki sütun mudur? Ve ilk sayfanın en büyük haberi İstanbul Fikirtepe’de bir vatandaşın evini kentsel dönüşüm için müteahhite vermeyip direnmesi haberi yanında bu kadar önemsiz midir? İnsan hayatından daha değerli bir şey olmayacağı inancıyla soruyorum.

Kemal Karaçalı: Yağmur Atacan’ın arabasını kurşunlayanın yakalanması haberini 7 Mayıs’ta “Kadın kız meselesi dedi ama” başlığıyla verdiniz. Ne demek “kadın kız meselesi”? Hem saldırganın saçma sapan savunmasını meşrulaştırıyor, hem de çağdışı kalmış bir tanımı canlandırıyorsunuz.

Mahmut Karakul: 9 Mayıs’ta Tansu Çiller haberinin başlığı, “Hırsızları adi suçlu”! Adi suçlu ne demek? Suçun adisi, kalitelisi mi olur? Öğretmek bana düşer mi bilmem ama benim bildiğim ona “adi” değil “adli suç” derler.

Erkan Erfidan: İnternette çıkan “Apandisiti patlayan kadın hastaneden kovuldu” gibi haberlerin daha iyi araştırılarak, daha dikkatli hazırlanması gerek. Biz doktorların şiddete maruz kalmasında etkenlerden biri de bu tür haberler.

Suphi Bediz: 6 Mayıs’taki haberinize göre, Stockholm’den havalanan THY uçağına bomba ihbarı yapılmış. Atatürk Havalimanı’na saat 04.55’te acil inen uçakta yapılan aramada ihbarın asılsız olduğu anlaşılmış. Tarifeye göre uçağın zaten 04.55’te Atatürk Havalimanına inmesi gerekiyordu. Bu inişin nesi acil ve zorunlu anlayamadım.

FARUK BİLDİRİCİ / 12 MAYIS 2014 / HÜRRİYET


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@hurriyet.com.tr