1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 39 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan itibaren yaklaşık dokuz yıl Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yaptım.

Faruk Bildirici


 İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
 21 Nisan 2014, Pazartesi
 

Anlaşılan yeni bir “Alo Fatih” vakasıyla karşı karşıyayız. Bu kez doğrudan Başbakan Erdoğan değil de avukatları, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Bahçeli haberleri için devrede.

Malum yerel seçimler öncesinde Başbakan Erdoğan’ın Habertürk’ü arayarak, Bahçeli’yle ilgili alt yazının kaldırılmasını istediği ses kayıtları ortaya çıkmış; kendisi de bunu doğrulamıştı. Şimdi de Başbakan Tayyip Erdoğan ve çocukları Bilal ile Sümeyye Erdoğan’ın avukatları, Hürriyet’e, bir Kılıçdaroğlu, iki de Bahçeli haberinin yayından kaldırılması için noter aracılığıyla ihtarname gönderdi.

Avukatların gönderdiği ilk ihtarname, 29 Ocak’ta çıkan “Belgeye belge fotoya foto” başlıklı Kılıçdaroğlu haberini hedef alıyor. Kılıçdaroğlu’nun, CHP Grup toplantısında, Reza Zerrab ile Başbakan Erdoğan’ın bulunduğu bir fotoğrafı göstererek “Başaktör, Başbakan’la aynı safta, oturuyorlar burada” dediği konuşma yer alıyordu bu haberde.

İkinci ihtarname, 9 Şubat’ta “Alo Fatih kalpazanlık” başlığını taşıyan, Bahçeli’nin Ankara Spor Salonunda yaptığı konuşma ile ilgili habere. Bahçeli, bu konuşmasında “Alo Fatih demek milli irade hırsızlığı, milli irade kalpazanlığı değil mi?” diye soruyor, Erdoğan’ın Habertürk’ün haberlerine müdahalesini eleştiriyordu.

Başbakanın avukatlarının üçüncü ihtarnamesi ise, Hürriyet’te 19 Şubat’ta yayımlanan “Kabataş yalan Özür dile” başlıklı haberi hedef alıyor. Bu haberde de Bahçeli, Erdoğan’ın Kabataş’ta türbanlı bir kadının darp edildiği iddialarıyla ilgili olarak “Söylendiği gibi bir saldırının olmadığı anlaşılmıştır. Başbakan çıkıp Türk milletinden özür dileyecek erdemi gösterebilecek midir?” diyordu.

Avukat Ahmet Özel ve Ferah Yıldız, üç haberin de hurriyet.com.tr’den kaldırılmasını ve gönderdikleri cevap metninin hem gazetede hem de internette yayımlanmasını istiyor. Neredeyse matbu hazırlanmış denecek kadar birbirinin tıpkısı ihtarnamelerdeki gerekçeleri de enteresan doğrusu. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin bu sözlerinin “haber niteliği taşımadığı”, bu haberlerle “soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiği”, “gazetecilik ilkelerinin çiğnendiği” ve böylece “hakaret ve iftira niteliği taşıyan yayın yapıldığı” savunuluyor.

Özetlersem, “Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin sözlerini neden yayınladınız, onlar haber değil” diyor avukatlar. Hukuktan dem vurmakla kalmayıp, biz gazetecilere gazetecilik öğretmeye kalkıyorlar. Ne yazık, bunu da doğal hakları olarak görüyorlar…

Okur Temsilcisi olarak kendilerine Anayasadaki basın özgürlüğünden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve medyanın demokrasideki yerinden söz etmeyeceğim. Önemsediklerine emin olmasam da bildiklerini varsayıyorum. Sadece “soruşturmanın gizliliğini ihlal” tezinin mantıklı olmadığını söyleyeyim.

Gazetecilik açısından bakınca da Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin o konuşmalarının haber niteliği taşıdığından hiç mi hiç kuşku duymuyorum doğrusu. Yerel seçimlere giderken muhalefet liderlerinin, iktidara yönelik eleştirilerde bulunması, yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını seçmene anlatmaları, gazetelerin de bu görüşleri yayımlamasından doğal ne olabilir? Bu konuşmaları haber yapmamak hem bir siyasetçi olarak Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin ifade özgürlüğünün hem de kamuoyunun haber alma hakkının engellenmesi ve basın özgürlüğünün kısıtlanması anlamına gelir.

Ne yapacak medya? Sadece Erdoğan’ın konuşmaları yayımlanacak, diğerlerine sayfalar, ekranlar kapatılacak mı? Sanırım istenen bu. Hürriyet’e gönderilen ve bence baskı kurmayı amaçlayan bu ihtarnamelerin başka gazetelere de gönderilmiş olması bunun yeni bir işareti olsa gerek.

 

MİT yasası baskısı

94 basın meslek kuruluşunca oluşturulan “Gazetecilere Özgürlük Platformu”nun dönem başkanı olan Basın Konseyi, MİT yasasındaki düzenlemenin TBMM’deki görüşmeleri sırasında, basın özgürlüğüne yönelik sakıncalara dikkat çekerek, uyarmıştı. Elbette bu uyarılara aldırmadan TBMM’den geçti değişiklikler. Muhtemelen de Köşk’te onaylanıp yasalaşacak.

Bu düzenlemeye göre, bütün kurum ve kuruluşlar, MİT’e istediği tüm bilgi ve belgeleri vermek, elektronik bilgi işlem merkezlerini ve arşivlerini açmak zorunda. Basın Konseyi de haklı olarak Basın Yasası’nın 12 Maddesindeki istisnaya dikkat çekerek “gazetecilerin haber kaynaklarını açıklamaya zorlanamayacağı”na dikkat çekmişti görüşmeler sırasında.

Gazetecilere tanınan bu hak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da kabul edilmiş evrensel bir hukuk ilkesi. Ama maalesef yeni yasada bu istisnaya yer verilmedi, o nedenle de basın mensuplarını önümüzdeki dönemde haber kaynaklarını koruma konusunda zorlu bir sınav bekliyor.

Yeni MİT yasasında basın ve ifade özgürlüğünü tehdit eden başka hükümler de yer alıyor. Bunlardan biri, MİT ile ilgili bilgi ve belge yayımlayanlara 9 yıla kadar hapis cezası öngörülmesi. Düşünün, Uludere (Roboski) tartışmaları bugün olsa o katliamla ilgili belgeleri yayımlayan gazeteciler hapsi boylardı.

Dahası MİT’e iletişimin izlenmesi konusunda mahkeme kararları gerektirmeyen sınırsız yetkiler verilmesi de kişi hak ve özgürlüklerine açık bir saldırı. Yakın geçmişteki “Dinleniyor muyum” korkularının yerini artık, “MİT beni izliyor mu?” korkusu alırsa hiç şaşırmayalım.

 

Hediye edebilirdim

Sanatçı Levent Kırca’nın villasından çalınan resimlerle ilgili dava açıldığı haberi 13 Nisan’da çıkmıştı gazetede. Aynı gün, resimleri çalmakla suçlanan Mehmet Topal’ın eşi Gül Topal arayıp itiraz etti habere. Çok üzgündü, ağlamaklı halde konuşuyordu. Sonra da Kazakistan’da çalışan Mehmet Topal, bir mail gönderdi. İddianameden farklı bir hikâye anlatıyordu:

“2008 yılında çalıştığım firma Etiler’deki bir villanın tadilatı işini aldı. Temizlik yapılırken bodrum katındaki yığıntılar arasında tablolar vardı. Firmamızın müdürüne sordum, ‘Çöpe gideceğine alabilirsin’ dedi. Islanmış küflenmiş resimleri temizleyince altında iki, üç tanesinde Levent Beyin imzası olduğunu gördüm. Çerçeve yaptırıp evime astım. Kardeşim ihbar edince dava açılmış. Hiç düşünemedim çöp olması muhtemel resimleri alıp, duvarı süsleyecek hale getirince kıymete bineceğini.”

Topal’ın bu sözleri üzerine Levent Kırca’yı da arayıp sordum. Meğer polis arayıp haber verene değin o resimlerin “çalındığının” farkında değilmiş:

“Ne şikâyet ettim, ne de haber olmasıyla ilgim var. Polis haber verip, ‘Çalınan resimlerinizi bulduk’ dediğinde haberdar oldum. O resimler, ajans binasındaydı. Benim yaptığım resimleri çekimlerde dekor olarak kullanıyoruz. Sonra da aksesuar katı dediğimiz alt kata konuyor. Çok düzenli bırakılmamış olabilir. Resim hiç atılır mı? Atılmaz ama bu arkadaş da tamir için geldiğinde atılmış diye düşünmüş olabilir. ‘Abi bu resimleri alabilir miyim’ deseydi hediye edebilirdim. Şimdi de davacı değilim. Hiç sorun değil, affettim. Benim resimlerim yüzünden kimsenin üzülmesini, zor durumda kalmasını da istemem.

“4 yıl sonra tablo ihbarı” haberi, iddianamedeki suçlamaları içeriyordu, bu açıdan doğruydu. Fakat iki tarafı dinleyince, olayın iddianamedekinden daha renkli olduğu ortaya çıkıyor. Bu da, her haberde ilgili tarafların görüşünü alıp, cevap hakkı tanımanın ne denli gerekli olduğunu hatırlatıyor biz gazetecilere.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 21 NİSAN 2014


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@hurriyet.com.tr