1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 39 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan itibaren yaklaşık dokuz yıl Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yaptım.

Faruk Bildirici


 ÇOCUĞU KİM VURDU?
 01 Nisan 2014, Salı
 

10 yaşındaki Mehmet Ezer’in polisin attığı gaz kapsülüyle yaralanması haberinin başlığı, “Gaz kapsülü çocuk vurdu” şeklindeydi. Aynı başlık gazeteden alınarak internette de kullanılmıştı. 26 Mart sabahı erken saatlerde tepkiler geldi bu başlığa.

İlk mesajını gönderen Aybars Karaçalı, “Hadi yaa! Özneye bak” diyordu. Karaçalı’nın mailini hemen İnternet Haber Merkezindeki arkadaşlara ilettim, başlığı önce “Yine gaz kapsülü yine çocuk” olarak değiştirdiler. Sonra da “Bir Berkin de Silvan’da” oldu başlık ve gün içindeki gelişmelere göre de sürekli yenilendi.

Karaçalı, ilk başlığın düzeltildiği bilgisini vermemin ardından yeni bir mail gönderdi:

“Sorun Türkçe sorunu değil, gazetecilik sorunu! Gaz kapsülünü nesneye çekmek ile habercilik olmaz. Eylemi gerçekleştiren özneyi de eklemeniz lazım. Buradaki başlık ‘Polis yine gaz kapsülü ile çocuk vurdu’ vb olmalıydı. Birilerini rahatsız etmemek için yumuşatarak başlık atınca görevinizi tamamlamış olmuyorsunuz. Çok üzücü.”

Evet, Karaçalı’nın vurguladığı gibi, gaz kapsülü kendiliğinden fırlayıp çocuğun başına çarpamayacağına göre, “Gaz kapsülü çocuk vurdu” başlığı yanlış. Ancak haberin o gaz fişeğini polisin attığını gizleme ve birilerini rahatsız etmeme çabasıyla o şekilde sunulduğu eleştirisine katılmıyorum.

Silvan’da 10 yaşındaki o çocuğun yaralanması haberi, 26 Mart’ta sadece altı gazetede birinci sayfaya çıkarılmıştı; Hürriyet de onlardan biriydi. Hürriyet’te, ilk sayfadaki o yanlış başlığın altındaki spotta “Polisin attığı gaz bombası kapsülünün başına isabet ettiği belirtilen 10 yaşındaki Mehmet Ezer yaralandı” denilmişti. Polisin sorumluluğunun üzeri örtülmüyor, okura bu bilgi veriliyordu. Ayrıca internette daha sonra konulan “Bir Berkin de Silvan’da” başlığı, Berkin ile Mehmet arasında bir ayrım yapılmadığını gösterdi.

Doğrusu da bu. Polisin 45 derecelik açıyı gözetmeden çocukları hedef alarak gaz fişeği atması İstanbul’da olsa da haber, Silvan’da da olsa. Bu olaylara haber değeri katan, nerede olduğu değil, her ikisinde de insan hayatının hiçe sayılması. Hem de vatandaşların güvenliğini sağlamakla görevli polisler tarafından…

 

“Umami”si bol bir eleştiri

Sözcü gazetesi yazarı Oray Eğin, aynı zamanda çok dikkatli bir okur. Bir süredir ABD’de yaşamasına rağmen Türkiye’de çıkan gazeteleri, eklerine varana değin satır satır yudumlamadan gün geçirmiyor anlaşılan.

Hürriyet’in Cumartesi ekinde gördüğü bir yanlışı önce Twitter’da yazdı; sonra o tweeti bana gönderdi. “Refika’nın mutfağı” köşesini hazırlayan Refika Birgül’ün, 22 Mart tarihli “O mükemmel hamburger’i evde nasıl yaparız?” yazısını eleştiriyordu. Eğin, “Umami’yi malzeme sanmış; pahalı ve zor bulunurmuş!” diyerek, Birgül’ün yazısındaki şu bölüme işaret ediyordu:

“Hamburger zincirlerinde yapılan hamburgerlerin neredeyse tamamında Worcestershire sos var. Bu sosun temelinde umami kullanılıyor. Gayet pahalı ve zor bulunan bu malzeme yerine memleketimizde olanı kullanmak gayet mantıklı.”

Bu bölümde yanlışlık olduğu açık. “Umami” bir malzeme değil, “tatlı, ekşi, acı ve tuzlu ile birlikte beş temel tattan biri”. Wikipedia’ya göre, “umami” Japonca’da “hoşa giden tat” anlamına gelen ve Profesör Kikunae Ikeda’nın seçtiği bir sözcük.

Ancak Refika Birgül’ün yazısındaki yanlışın kaynağı, yazarın kendisi değil. Eğin’in eleştirisini ilettiğim editör arkadaş, yazının orijinalini kontrol ettikten sonra “bu hatanın yazının sayfaya konulması sırasında meydana geldiği”ni kabul etti. Birgül’ün yazısındaki bir satır, sayfada atlanmış, “Bu sosun temelinde umami kullanılıyor” cümlesinin aslı şöyleymiş:

“Bu sosun temelinde umamisi çok olan ançuvez, pekmez, sirke, soğan, sarımsak ve demirhindi kullanılıyor.”

Zaten Birgül daha önce “umami” ile ilgili iki yazı yazmış. “Umumun çok sevdiği umami” ve “Umami sos ve tavuk” başlıklı yazılarında “umami”nin nasıl bir tat olduğunu anlatıyor. Birgül’ü, “umami”yi bilmeyen bir yemek yazarı konumuna getiren bir editör hatası yani.….

Bu tür editör hatalarını ortadan kaldırmanın yolu, yazarın yazısının sayfadaki son halini kontrol etmesi. Ama çoğu kez zaman darlığından imkân bulunamıyor kontrole…

 

Yeni tip gazetecilik!

Okur Temsilcisi olarak asıl uğraşı alanım, Hürriyet’e yöneltilen eleştirileri değerlendirip, gazetenin hatalardan arınmasına ve gazetecilik standardının yükselmesine katkıda bulunmak.

Gelen eleştirilerin tamamını aynı ölçekle tartmaya, onları artı değere dönüştürmeye çalışıyorum. Fakat bazen önyargıya dayanan, polemik amaçlı ve yapıcı olmayan eleştirilerle karşılaşıyorum. Belki de konu Hürriyet olunca böyle eleştiriler gelmesi doğal. Sadece bu tarz eleştirilerin bazen gazetecilerden gelmesi şaşırtıyor beni. İnsan meslektaşlarının yeterince araştırmadan, ayakları havada kalan eleştiriler (daha doğrusu suçlamalar) yöneltmesini beklemiyor.

Hürriyet’in, Başbakan Erdoğan’ın Yenikapı’daki yeni alanda 23 Mart’ta düzenlediği büyük mitingi haber yapmadığı, okurlarının bu haberi görmediği eleştirisi de işte böyle dayanaksız bir “meslektaş” eleştirisiydi. Hürriyet, aynı gün internette “Son haber: Ne komada ölen çocuk ne Burak” ve “Başbakan Erdoğan Yenikapı’da konuştu” başlıklarıyla görmüştü miting haberini. Ertesi gün de gazetenin birinci sayfasında “Dünya karşıma dikilse kapatırım” ve “İstanbul’da dev miting” başlıklarıyla yayımlandı. Dolayısıyla Hürriyet okurlarının İstanbul mitingi haberini hiç görmediği eleştirisi haksızdı.

Gerçi bu eleştiriyi yönelten meslektaşların beklentisi farklı olabilir. 24 Mart’ta, Erdoğan’ın bu mitingiyle ilgili haber, geniş açılı objektifle çekilmiş aynı meydan fotoğrafıyla Sabah, Akşam, Yeni Şafak, Star ve Türkiye gazetelerinin ilk sayfasının yarıdan fazlasını kaplamıştı. Yetmemiş olacak ki, Star ertesi gün aynı fotoğraf ve haberi, bir daha verdi manşetten. Eleştirenlerin beklentisi miting haberini böyle yayımlamaksa, Hürriyet bunu yapmamıştı.

Nihayetinde editoryal tercih konusu bu. Her gazetenin farklı editoryal tercihi, farklı yayın politikası olması doğal. Garip olan sadece iktidar partisinin mitinglerini haber yapan, diğer partilerin mitinglerini tümüyle görmezden gelen bir gazetede çalışan meslektaşlarımızın kendi gazetesinin adil olmayan tutumunu eleştirmek yerine Hürriyet’e böyle bir eleştiri yöneltmesi.

AKP döneminde ortaya çıkan “yeni tip gazetecilik” tarzı bu. Kimi gazetecilerde özeleştiri sıfır ama başka gazeteleri üst perdeden eleştirmekte sınır yok. Eleştirirken amaçları da medyanın hatalardan arınması değil, kendileri gibi iktidara sırtını yaslamamış gazetecileri hizaya getirmek, iktidara “sevimli” gelecek yayınlar yapılması için baskı altına almak…

Seçimden iki gün önce Sabah, Star, Yeni Şafak, Akşam, Türkiye ve Akit’in de aralarında bulunduğu bazı medya kuruluşlarının “İğrenç ihaneti lanetliyoruz” bildirisi yayımlaması bu tavrın zirvesiydi. Bu medya kuruluşları, “haberciler olarak” iktidarın yanında olduklarını ilan ediyor; bunu da “habercilik” olarak sunuyorlardı!

Dışişleri’ndeki toplantı kaydı ile ilgili haberlerinde de, kaydın içeriğini hiç sorgulamıyorlar, okura bilgi vermiyorlar ama kendileri gibi yayın yapmayan gazeteleri bol keseden suçluyorlardı. İşin içine propaganda karışınca gazetecilik bu hale geliyor işte…

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 1 NİSAN 2014


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@hurriyet.com.tr