1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 BASIN HAYATI DERGİSİ SÖYLEŞİ
 15 Ocak 2012, Pazar
 

Bildirici: Gazetemi haklı çıkarmaya çalışırsam inandırıcılığımı kaybederim


1- Okurun gazetedeki temsilcisi olmak nasıl bir duygu? Sabahleyin Hürriyet'i elinize aldığınızda haberlere bir Hürriyet çalışanı olarak mı bakıyorsunuz, yoksa bir Hürriyet okuru olarak mı?

-         Zor bir duygu. Eskiden olduğu gibi gazeteyi sadece bir okur ya da gazeteci olarak okuyamıyorum artık. Yani Okur Temsilcisi olarak bir okuduğum her yazıyı, her haberi bir süzgeçten geçirmek zorunda hissediyorum kendimi. Bu haberde bir sorun, bir yanlışlık, bir eksiklik var mı yanlışları diye inceliyorum. Bunu da aslında çok da bilinçli yapmıyorum.  Sanırım görevimi öyle içselleştirdim ki, bunu kendiliğinden yapıyorum. Ama bir gazeteci olarak da ben bir okur gibi okumuyordum gazeteyi. O zaman daha çok ilgi ve görev alanımla ilgili olarak farklı, profesyonel bir gözle bakıyordum. Şimdi asıl farklılık, okurların uyardığı, tepki gösterdiği ve benim fark ettiğim konuların peşine düşüp, onları düzeltmeye, okur görüşünü yansıtmaya çalışıyorum. Yanlışların ortaya çıkmasından ve düzeltilmesinden ayrıca mutluluk duyuyorum; çünkü o yöndeki her deneyimin gazetem ve mesleğim adına artı değere dönüşmesi için çaba harcıyorum.   Tabii bunun için de gelen her eleştiriye, her değerlendirme ya da tepkiye hoşgörü, özen ve anlayışla yaklaşmak zorunlu. Ben de onu yapıyor, mesai arkadaşlarımdan da aynı karşılığı görmeyi bekliyorum.

-        
2- Hürriyet okuru en çok hangi konularda tepkisini veya düşüncesini ortaya koyuyor?

Okurlardan hemen her konuda eleştiri ya da görüş geliyor; bu görüşlerin dağılımı sürekli değişiyor. Ama genel olarak bakıldığında en çok spor (tabii futbol demek daha doğru olabilir) ve ardından siyaset haberleri ile ilgili şikayetlerin geldiğini söyleyebilirim. Yazım hatalarıyla ilgili eleştiriler de çok geliyor.

 
3- Dünyadaki okur temsilciliği ile kıyasladığınızda Türkiye'deki okur temsilciliğini nasıl buluyorsunuz? Türkiye'de bu iş hakkıyla yapılabiliyor mu?

Okur Temsilciliklerinin yaygın olarak bulunduğu batı ülkelerine oranla Türkiye’de okur temsilciliği yapmanın elbette daha zor olduğunu söyleyebiliriz. Ama bu bireysel sorunlardan değil, Türkiye’de gazeteciliğin hem yapısal sorunlarından hem de ülkemizdeki demokrasinin yetersizliklerinden kaynaklanıyor. Okur Temsilciliği’nin, gazeteciliğin sorunlarından arınması ve okurla ilişkilerinin doğru bir zemine oturtulabilmesi açısından önemli bir işlevi olduğuna inanıyorum.  Türkiye’de asıl olarak Hürriyet, Milliyet ve Sabah gazetelerinde Okur Temsilcilikleri var. Geçmişi 10 yıl öncesine uzansa da Türkiye için yeni bir uygulama olduğunu söyleyebiliriz. Ben ve diğer gazetelerdeki Okur Temsilcisi arkadaşlar, bu görevi hakkını vererek yapmaya çalışıyoruz. Kendi adıma konuşayım; ne kadar başarılı olduğumu, bu işi doğru biçimde yapıp yapmadığımı takdir edecek olan elbette ki okurlardır. Ve tabii bir gösterge de gazetemde etik dışı uygulamaların, yanlışların azalmasına yatığım katkılardır.

-         4- Okurun düşüncesine 100'de yüz katılıp gazetenizi haksız bulduğunuz, eleştirdiğiniz haberler, olaylar oldu mu?

Hem de çok. Hatta yazdığım okur eleştirilerinin büyük çoğunluğuna katıldığım bile söylenebilir. Yazdığım okur görüşlerine bakılırsa bu görülecektir. Birincisi zaten ciddi bulduğum okur eleştirilerini kaleme alıyorum. İkincisi de asla gazetemi haklı çıkarma çabası içine girmiyorum. Benim işim bir tür hakemlik gibi. Okur görüşünü ve eleştirdiği haberi, yazıyı inceleyip eleştirinin haklı olup olmadığını söylüyorum. Gazeteyi haklı çıkarma. Okuru atlatma amacıyla hareket edersem inandırıcılığımı kaybetmekle kalmam, gazeteme ve gazeteciliğe katkıda bulunamam Benim temel hareket noktam, gazetecilikte her zaman hatalar olabileceği ama bu hataları önyargısız biçimde kabullenip özeleştiri yapmanın bizi ve mesleğimizi yücelteceğidir.  Ve tabii hiçbir arkadaşımın bilinçli olarak yanlış haber yazmayacağını, bilerek ve de isteyerek etik dışı işler yapmayacağını kabul eder, hep bu varsayımdan hareket ederim. Kasıtlı olarak yanlış yapanlar zaten Okur Temsilcisi’nin değil başka birimlerin görev alanına girer.   Ayrıca gazetemde eleştirdiğim, yaptığını yanlış, eksik ve etik dışı bulduğumu yazdığım arkadaşlar bilirler ki, ben her zaman adil davranırım, yanlışı ifade etmekten başka bir amacım yoktur. Kısacası Okur Temsilcisi olarak gelen her eleştiriyi şeffaf bir süreçten geçiririm; muhataplarımdan da hoşgörü, anlayış, samimiyet beklerim.  Gazeteci arkadaşlarımın başkalarına karşı yönelttikleri eleştiri yeteneklerini kendilerine karşı da kullanmaktan geri durmayacaklarını umarım.

-         5- Çok sayıda ulusal gazete olmasına rağmen sadece Hürriyet, Milliyet, Sabah ve Zaman gibi gazetelerde okur temsilcisi var. Sizce bu yeterli mi?

Tabii ki yeterli değil. Bütün gazetelerde ve medya kuruluşlarında Okur Temsilciliği’nin bulunması gerektiğine inanıyorum. Ama tabii bundan önce her medya kuruluşunun Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluklar Bildirgesi’nde bulunan ilkelere ek olarak kurumsal yayıncılık ilkeleri de belirleyip bu ilkelere uyacakları yolunda okuyucu ya da izleyicilerine karşı taahhütte bulunmaları gerektiğine inanıyorum.   Bir de medya kuruluşlarının Okur Temsilciliği’ne bağımsız ve özgür çalışacağı, eleştirilerinin sınırlandırılmayacağı yolunda güvence vermesi gerekir.

-        
6- Okurun düşünceleri gazetenin olaylara bakışını ve haberlerin sunumunu ne kadar etkiliyor?

Bu konuda bir oran vermek mümkün değil. Fakat okur gazete ilişkisinin eskiye oranla daha interaktif olduğunu, okurun gazeteyi daha çok etkilediğini söyleyebiliriz. Bunun en önemli nedeni de bilgi ve teknoloji çağında olmamız. Hem insanlar bilgiye daha kolay ulaşabiliyor; hem de daha hızlı tepki verebiliyor. Okur görüş ve eleştirilerinin büyük çoğunluğunun internet üzerinden bana gelmesi de sanırım bunu gösteriyor. Ne de olsa elektronik posta göndermek mektup yazmaktan daha kolay ve ucuz. Tabii okur eleştirilerinin gelmesi haberlerin hemen ona göre dizayn edilmesi sonucu vermez. Ama duruma göre okur eleştirisi bir şekilde dikkate alınır; eğerlendirilir.

-         7- Okur Temsilciliği’ne ombudsmanlık diyenler de var. Sizce ikisi aynı şey mi?

Evet, aynı kavramlar. Okur Temsilcisi, “ombudsman”ın Türkçesi aslında. Biz Hürriyet’te bu kavramın Türkçesi olan Okur Temsilcisi’ni kullanmayı tercih ediyoruz.  Ama ben aynı zamanda Dünya Ombudsmanlar Birliği’ne de üyeyim.

(Basın İlan Kurumu’nun Basın Hayatı dergisi için Ocak 2012’de yapılan söyleşi)


 
OKURLARIN İLK TEMAS NOKTASI
BİLGİ EDİNME VE VERİ GAZETECİLİĞİ
MEDYA VE CEBERRUT DEVLET
KRAVATLI GAZETECİLİK
ÖZEL HAYAT KATİLLERİ
BİANET İLE SÖYLEŞİ
TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜME TANIKLIK
BARIŞ GAZETECİLİĞİ SEMİNERİ
SOSYAL SORUMLULUKTA MEDYA
MEDYA GÜNLÜĞÜ SÖYLEŞİ
ERKEN ÖLÜMLER MESLEĞİ: GAZETECİLİK
KURTHAN FİŞEK
KUTUP YILDIZINA İHTİYAÇ
YENİDÜZEN GAZETESİ
TUTUKLU GAZETE
MUSTAFA BALBAY'IN HAPİSTE BİN GÜNÜ
BEŞİR ATALAY İLE SÖYLEŞİ
MEDYA VE ETİK SÖYLEŞİSİ
BASIN HAYATI DERGİSİ SÖYLEŞİ
KILIÇDAROĞLU KEMAL BEYİ ANLATIYOR
CÖMERT AİLESİNİN ÖYKÜSÜ
KAR VADİSİ DOSYASI
KURAN KURSLARI ARAŞTIRMASI
CAHİT ARAL VE ÇERNOBİL OLAYI
METAL FIRTINA DÖNEMİNDE ÜLKÜCÜLÜK
TRABZON DOSYASI
ORHAN DOĞAN İLE SÖYLEŞİ
ARJANTİN FELSEFE GRUBU
ERMENİ TİYATROCULARA ALKIŞ
ARAŞTIRMACI GAZETECİLİK SEMİNERİ


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr