1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 39 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan itibaren yaklaşık dokuz yıl Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yaptım.

Faruk Bildirici


 SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
 14 Ekim 2013, Pazartesi
 

Vicdani sorumluluk esastır gazetecilikte. Sorumluluk sıralamasında önce gerçekler gelir. Sonra okura, en sonunda da editöre karşı sorumludur gazeteci. Bu üçlemenin yerini patrona karşı sorumluluk alırsa gazetecilik güdükleşir.

Maalesef 1990’larda yaşanan “Medya savaşları”nda öyle bir tablo vardı. Eğer bugün ilkelere, meslek etiğine bağlılık gazeteciliğin düsturu haline geldiyse biraz da o günlerin getirdiği deneyimlerin sonucu.

Artık gerilerde kalmış olan “Medya savaşları” kavramını, 11 Ekim’de Hürriyet’in manşetinde gören okurlar, nedenini kavrayamamış olabilir. O nedenle “Medya savaşı tuzağına düşmeyiz” açıklamasına nasıl gelindiğini okurlara aktarma ve meslek etiği açısından değerlendirme zorunluluğu doğdu.

“Dekolte krizi”, AKP sözcüsü Hüseyin Çelik’in, 6 Ekim Pazar günü Beyaz Tv’de katıldığı bir programda “Dün bir kanaldaki, yarışma programında sunucu öyle bir kıyafet giymiş ki olmaz bu yani. Kimseye karıştığımız yok ama çok aşırı” sözleriyle başladı. Cumartesi akşamı sadece ATV’de kadın sunucu vardı, o da Veliaht programını göğüs dekoltesi olan bir elbiseyle sunan Gözde Kansu! Çelik isim vermese de onu kastettiği açıktı.

İlk haber, 7 Ekim Pazartesi günü Hürriyet internette, “Gözde Kansu işten çıkarılacak mı?” başlığıyla girdi. Bu haberde yapımcı Caner Erdem’in görüşleri de yer almıştı. Aynı gün birçok internet sitesi de kullandı bu haberi.

8 Ekim Salı günü, haber Milliyet, Posta, Radikal, Vatan, Taraf ve Cumhuriyet gazetelerinde çıktı. Hürriyet’in basılı versiyonunda ise tek satır yoktu; Hürriyet internet Çelik’in açıklamasını ve ATV yöneticilerinin sözlerini haberleştirmişti.

9 Ekim Çarşamba günü ilk kez bu konuyu haberleştirdi Hürriyet. “Dekolte krizi büyüyor” başlıklı haberde Kansu’nun işten atılması ve Çelik’in açıklaması yer alıyordu. Hürriyet.com.tr’nin yanı sıra Posta, Radikal, Taraf, Cumhuriyet ve Birgün gazetelerinde de konuyla ilgili haberler vardı.

En çok yankı uyandıran ise Ayşe Arman’ın, Kansu ile yaptığı söyleşiydi. Söyleşinin Hürriyet’te yayımlandığı gün olan 10 Ekim’de, Sabah’ın sürmanşetinde “Bayat oyunları millet yutmuyor” başlığının altında “ATV’nin eğlence programı Veliaht’taki yayımcılık tasarrufunu siyasi gündemle harmanlayıp bel altı vurmak isteyen Hürriyet yine açığa düştü” deniliyordu. Sonraki iki gün de Sabah’ın sürmanşeti Hürriyet’e yönelik suçlamalara ayrıldı. Perşembe günü üç, Cuma günü dört yazarın köşelerinden Hürriyet’i suçlaması, 90’lardaki “Medya savaşları”nı çağrıştırıyordu.

Hemen söyleyeyim, Hürriyet’in haberlerinde üslup ve yaklaşım sorunu göremedim. Çelik’in sözleri ile Kansu’nun işten çıkarılmasına odaklanmış, ATV’yi hedef almayan duru haber metinleriydi. Ancak Sabah’ın “ATV’nin ya da yapımcı kuruluşun görüşünü yansıttınız mı?” eleştirisinde haklılık payı var. ATV yöneticileri üç gün boyunca aranmalarına rağmen yanıt vermemişler; yapım şirketinin açıklamasına Hurriyet.com.tr’de yer verilmiş ama bu açıklama basılı gazetede de olmalıydı. Söyleşideki dolaylı aktarım yetmez.

Sabah’ın “Hani etik, hani yayın ilkeleri” başlığı, Hürriyet’in yaptığı gibi “Yayın İlkeleri” hazırlayacağının işareti mi acaba?

 

“Işığı sönen habercilik”

Okur Temsilcisi olarak yanıt aradığım ilk soru, “Dekolte krizi haber mi” sorusuydu. Evet yanıtı vermekte tereddüt etmedim; bağımsız hiçbir gazeteci de etmez. Bir kadın sunucunun “iktidar partisi sözcüsünün dekoltesine müdahalesinin ardından işten çıkarılması” haberdir. Kamuda başörtüsü yasağının kaldıran iktidarın kadının kıyafet özgürlüğüne bakışını ortaya koyan bir gelişmeydi bu kriz. Öğrenilmesinde kamu yararı olduğu çok açık.

Şaşırtıcı olan, Sabah’ın bu olayda haber değeri görmemesi bence. Dahası krizin AKP ile ilişkisinin üzerini örtme çabası içine girip, Hürriyet’i suçladıkları metinlerde bile Çelik’in sözleri yok saymaları. Ne yazık ki, Sabah okurları, bu krizin Hürriyet’in haberleriyle değil, Çelik’in sözleriyle başladığını öğrenemedi; onun sözlerini okuyamadı.

Yazılanlar kadar yazılmayanlar da gazeteciliğin niteliğini gösterir. Sabah’ın iktidara değen kimi haberleri görmezden gelmesi yeni değil. Hatırlarsınız, Okur Temsilcisi Yavuz Baydar ’ın işten çıkarılmadan önce Sabah’a yönelttiği son eleştirisi “Gezi parkı olaylarında haber değeri” görülmemesiydi. Baydar bugün o köşede yazabilseydi, “..ışığı sönen habercilik” başlığını tekrarlaması gerekecekti.

 

Savunmada ölçü kaçınca

Dekolte krizi, gazetelerin o medya grubunun televizyonlarının tanıtım bülteni haline gelmesinin yanlışlığını bir kez daha gösterdi. Sabah gazetesi, ATV’nin (hatta yapım şirketinin) savunma bülteni gibi çıkıyor. Grup televizyonunun yaşadığı krize, dışarıdan bir göz olarak gibi yaklaşamıyor.

16 Eylül’de bu köşede yayımlanan “Bizim grubun dizileri” başlıklı yazıda, gazetelerin kendi gruplarındaki televizyonların dizilerinin tanıtımını yapmasını eleştirmiştim. Gazetelerin grup televizyonlarıyla ilgili kayırmacı yayınlarının güvenilirliklerine darbe vurduğunu anlatmaya çalışmıştım. 

Editoryal olarak grup televizyonlarından bağımsız davranamayan gazetelerin onların yaşadığı olumsuzluklardan zarar görmeleri kaçınılmaz. Zira taraf olarak bakılınca savunma adına nesnellik kayboluyor, kimi zaman da ölçü kaçıyor; çelişkili yazılar çıkabiliyor. Örneğin Sabah Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak, “Biz kadın bedeni üzerinden gazetecilik yapmayı özgürlük ambalajına sarılmış gayri ahlaki zihniyet olarak algılıyoruz” diye yazdı. Gerçi bu krizde mesele “kadın bedeni üzerinden gazetecilik” değil “kadın bedeni üzerinden siyaset” ama hadi onu bırakalım! Sabah’ın Günaydın ekinde Yüksel Aytuğ, aynı gün “Göğüsleri başrolde” başlıklı yazısında Gözde Kansu’yu bedeni üzerinden aşağılıyordu. O yazı “kadın bedeni üzerinden gazetecilik” değil miydi?

 

Hürriyet Dünyası’nın görüşü

Sabah gazetesinin eleştiri ve suçlamalarını Hürriyet Gazete Koordinatörü Emre Oral ve WEB Koordinatörü Bülent Mumay’a sordum. Şöyle yanıtladılar:

“Türkiye’de gazeteciliğin üzerindeki baskılara son dönemde yeni bir boyut daha eklendi. Çeşitli baskı ve sermaye grupları, kendilerini ilgilendiren haberler nesnel biçimde yapıldığında bile, basın yayın organlarını baskı altına almaya, karalamaya başladılar. İstanbul’da çekilmez bir hâl alan trafik sorunu işlendiğinde bile ‘Geziciler yine iş başında’ söylemiyle yayın organlarını eleştirmeye çalışıyorlar.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in açıklamalarıyla başlayan ve bir sunucunun işten çıkarılmasıyla sona eren süreçte de benzer bir tutuma tanık olduk. İktidar partisinin önemli bir isminin bu sözleri ve eleştirdiği sunucunun işinden atılması, dünyanın her yerinde haberdir. Zaten dünya medyasında da haber oldu. Buradan bir medya savaşı söylemiyle savunma üretmek, gerçekten bu ülkede yaşayanların zekâsına hakarettir.

Hürriyet Dünyası olarak, gazetede ve internet sitemizde sürecin tüm aşamalarını, bütün aktörleriyle konuşarak okuyucularımızla paylaştık. ATV yetkililerinin hiçbiri, sorularımıza yanıt vermedi. Bunun dışında yapımcı firmadan, mağdur edilen sunucuya kadar sürecin tüm unsurlarıyla görüşüp, yaşananları en nesnel haliyle haberleştirdik. Bu süreç boyunca haber karartması yapan ve süreç sona erdiğinde ‘Medya savaşı başlatıyorlar’ diyerek ilk kez okurlarını durumdan haberdar eden bir gazetenin, yayıncılık ilkelerini hatırlatması oldukça manidardır. Bu durumun takdirini okurlarımıza bırakıyoruz.”

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 14 EKİM 2013


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@hurriyet.com.tr