1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 39 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan itibaren yaklaşık dokuz yıl Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yaptım.

Faruk Bildirici


 ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
 30 Eylül 2013, Pazartesi
 

Hürriyet’in, spor yazarı Erman Toroğlu ile son günlerin moda deyimiyle “yollarını ayırması”ndan sonra buna gerekçe arayan kimi internet siteleri, “Hem gazeteci hem reklamcı olunamaz” başlıklı yazıma atıfta bulundular.

Doğruydu internet sitelerinin bu saptamaları. Zira 7 Ocak 2013’teki o yazımda gazetecilerin reklam yıldızı olmalarının sakıncalarına değinmiş, Hürriyet’in “yazar, karikatürist ve muhabirler başta olmak üzere editoryal kadroda görev alanların reklamlara çıkamayacağı, bu yolla maddi çıkar sağlayamayacağı” yolundaki yeni ilkesini duyurmuştum.

Hürriyet yazarları Ayşe Arman, Osman Müftüoğlu ve Erman Toroğlu’nun rol aldığı reklamlar o yazımdan, daha doğrusu yeni ilkelerin açıklanmasından sonra da devam edince bu konuda bir yazı daha yazarak hatırlatmada bulunmuştum.

Gazete yönetimi ile görüşen Arman ve Müftüoğlu’nun reklamları bir süre sonra durmuş; Hürriyet İnsan Kaynakları Direktörlüğü, reklamlara çıkmanın Yayın İlkeleri’ne aykırı olduğunu Toroğlu’na yazıyla bildirmişti. Ancak bir inşaat firması reklamında oynayan Toroğlu o dönem geri adım atmadığı gibi, geçtiğimiz günlerde firmanın yeni reklamlarında rol aldı. Hürriyet’in, Toroğlu hakkındaki kararı da yeni reklamın yayınlanmaya başlamasının ardından geldi.

Toroğlu ile ilgili haberleri okuyan Bülent Uğurses adlı okur, Hürriyet’i “ilkeler konusunda çifte standart uygulamakla” eleştirdi. “Nil Karaibrahimgil de hem yazıyor hem oynuyor. Ya ilke koymayacaksınız ya da arkasında sapasağlam duracaksınız” diyordu. Uğurses sadece Kelebek’te yazan Nil Karaibrahimgil’i örnek vermiş ama ben Hürriyet Pazar’da yazan Gülse Birsel’i de ekleyebilirim.

Onlar da Erman Toroğlu gibi sadece gazetecilik yapan, mesleği yazarlık olan isimler değiller. Gazeteye dışarıdan yazıyorlar. Fakat yine de yanlış kıyaslama bu. Toroğlu, hakemliği bırakmasının ardından 2 Ekim 2002’de Hürriyet’te yazmaya başlamış; yıllar içinde ismi gazete ile bütünleşmişti. O yüzden Toroğlu’nun televizyon programlarında yaptığı konuşmalarla ilgili görüş ve tepkiler de Okur Temsilcisi olarak bana geliyordu.

Gülse Birsel ve Nil Karaibrahimgil, Hürriyet ile bütünleşmiş isimler değiller. Her iki sanatçının da kimliğinde gazete yazarlığı çok gerilerde. Onları ekranda görenlerin aklına ilk gelen Hürriyet’te yazdıkları olmaz. Dolayısıyla bir reklamda oynadıklarında gazeteci güvenilirliğinin o firma lehine kullanılması da sözkonusu olamaz. Zarar görmemesi için üzerine titrediğimiz de işte bu gazeteci güvenilirliği, yansızlığı ve tabii bağımsızlığı zaten…

 

Açıklama gazeteciliği

Yanılmıyorsam, Hurriyet.com.tr’nin, “Polis biber gazı sıktı / Ortalık karıştı” başlığına itiraz önce AKP’li Süleyman Soylu’dan geldi. Ardından Gezi eylemleri sonrasında Twitter’a giren timler yaydı Soylu’nun tweetini.

Doğrusu şaşırmadım bu suçlamanın sanal ortamda çığ gibi büyümesine. Ne de olsa son zamanlarda bu tarz önü arkası araştırılmadan yapılan suçlamalara sık rastlanıyor. Hele konu Hürriyet olunca frenler iyiden iyiye salınabiliyor.

Web Koordinatörü Bülent Mumay ile görüştüm, “polisin Beşiktaşlı taraftarlara biber gazı sıktığı” bilgisi ilk olarak Doğan Haber Ajansı’ndan gelmiş, sahadaki Hürriyet muhabiri Ali Naci Küçük de bu bilgiyi doğrulamış. CHA ve İHA da aynı bilgiyi geçince habere emin olup sayfaya girmişler.

Zaten “biber gazı” haberini veren tek internet sitesi Hürriyet değildi; Milliyet, Sabah, Takvim, Today’s Zaman ve hatta TRTTürk de aynı şekilde kullandı.

Dahası, Lig Tv ekranlarında görünüyordu polisin bazı taraftarlara ellerindeki tüplerden biber gazı sıktıkları. Nitekim ertesi günkü Hürriyet’te de bu fotoğraflar, “Polis gazı böyle sıktı” başlığıyla yayımlandı. Takvim, Sabah ve Star gazeteleri de gaz sıkıldığını yazdılar aynı gün.

Fotoğraflar yeterince açıklayıcıydı. Buna rağmen bazı bakanların, Emniyet Müdürü’nün açıklamalarına dayananlar “polisin taraftarlara biber gazı sıkmadığını” savunabildiler. Türkiye’de bir süredir yetkililerin açıklamalarını tamamen doğru kabul eden bir gazetecilik tarzı egemen hale gelmiş olabilir. Oysa evrensel gazetecilik, sadece açıklamalara değil gazeteci aklına, vicdanına, verilere, araştırmalara itibar eder. Gazeteci sorgular, araştırır öyle yazar. Dikte ettirilenle, demeçlerle, açıklamalarla yetinen gazeteci değil aktarıcı olur sadece.

 

Çin asparagasları!

Çin’den gelen ekstrem haberlerdeki artış, Yiğit Şahin adlı okurun dikkatini çekmiş. Şahin, “asparagas” olarak nitelendirdiği bu haberlerde isim, yer, tarih gibi somut bilgiler verilmediğini savunuyor:

“Benim Çin ile hiçbir ilgim yok. Fakat habercilik açısından doğruluğu teyit edilmemiş böyle haberleri sürekli gazetenizde okumak, bir okur olarak hoşuma gitmiyor. Bu belki yabancı haber ajanslarının kasıtlı bir uygulaması olabilir.”

Şahin, örnek olarak, son bir ay içerisinde gördüğü Çin haberlerinden on tanesinin başlıklarını da sıralıyor: “Çin’de bu kez maymun insan yedi, Çin’in korkunç yüzü ortaya çıktı, Küçük kızı aslanın dişleri arasından kurtardılar, Akıllara zarar kurtarma hikâyesi, kalbini karnından çıkardılar, Bir akıllı telefon patlama vakası daha, Park ücretini ödemeyip çekiçle saldırdı, Organ tacirleri çocuğu kaçırıp gözlerini oydu, Dayakçı kocasını kesip yahni yaptı.”

Dış Haberlerden arkadaşlarla konuştum, o haberlere de baktım. Okurun dediği gibi bazılarında mahreç ve isimler belirtilmemiş; gerçekliği konusunda insanın aklında soru işaretleri yaratıyor. Bunlar kimi internet sitelerinden alınmış. Ama bazıları da uluslararası ajanslardan geçen, isim ve yer bilgisi olan haberler. O nedenle okurun örneklediği haberlerin tümünü “asparagas” olarak nitelendirmek mümkün değil.

Çin haberlerinde artış olduğu doğru. Sanırım nedeni de, hem Çin’e yönelik ilginin artması, hem de bu ülkeyle iletişimin gelişmesi. Uluslararası ajanslar (ve hatta Türkiye’den haber ajansları) artık Pekin dışındaki bölgelerden de haber alabiliyor; bu da milyarlık ülkeden gelen haberleri salt siyasi içerikli olmaktan çıkarıyor.

 

Okurdan kısa kısa:

Ali Tan: 22 Eylül’de spor sayfasında Fenerbahçe’nin galibiyeti haberinde “Sow’un hat-trick yaptığı” yazıyor. Sow’un üç golü hat trick olamaz. Hat trick üst üste üç gol atma olayı. Ama Sow’un golleri arasında Kuyt’un golü var.

Not: Bu deyim, günümüzde peşpeşe olmasına bakılmaksızın da kullanılıyor.

E. Erdemiroğlu: Bugün (27 Eylül) Hürriyet’in baş sayfasının yukarıdan aşağı yan tarafı boylu boyunca İstanbul Belediye Başkanı’nın icraatlarına ayrılmış. Reklam mı, ilan mı, haber mi anlayamadım. Bir köşesinde ’Bu bir reklamdır’ ibaresi yok. Baş sayfaya bu reklam veya neyse yakışmamış, şık durmamış.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 30 EYLÜL 2013


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@hurriyet.com.tr