1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 39 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan itibaren yaklaşık dokuz yıl Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yaptım.

Faruk Bildirici


 CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
 23 Eylül 2013, Pazartesi
 

İki genç kızın annelerini öldürmesiyle ilgili haber, “Annemizi öldürdük çünkü” diye başlıyor, “ Cinayetin ardından kan donduran hikâye çıktı. Kızların sorgusunda anlattıklarından yılların dedektifleri bile etkilendi” diye devam ediyordu. Haber, baştan aşağı iki genç kızın annelerini öldürme “gerekçeleri”ne yer veriyor, ölen kadının “kötü bir anne” ve de “erkeklerle düşüp kalkan bir kadın” olduğunu anlatıyordu.

Ne yalan söyleyeyim, 15 Eylül’de gazetede çıkan bu haberi okuduğumda irkildim. İnsan öldürmenin hiçbir haklı gerekçesi olamaz ama bu haber, neredeyse öldürülen annenin bu ölümü “hak ettiği” havası veriyordu.

Ozan Ertuğrul adlı bir gençten gelen mail, haberle ilgili kaygılarımın ne denli yerinde olduğunu gösterdi. Bu genç, haberde kızlardan küçük olanın adı gizlenip yüzü flu olarak verilirken, büyük olanın adının ve fotoğrafının açıkça verilmesini eleştiriyordu. Asıl dikkatimi çeken eleştirisinin gerekçesiydi:

“18 yaşından küçüklerin kimliklerinin gizlenmesi yasa gereği. Peki 18 yaşından büyük olan zanlının kimliği neden apaçık yayınlanıyor? Sonuçta haberin içeriğinden de anlaşıldığı üzere bu insanlar zor bir hayat neticesinde böyle bir suç işlemişler. Bu gençlerin önünde bir hayat var belki hafifletici sebeplerle az bir ceza alacaklar ve yaşamlarına kaldıkları yerden devam edecekler. Haberi yazarken vicdanlarımız sizce nerede olmalı?”

Görüldüğü gibi, haber bu okurda kızların masum olduğu izlenimi uyandırmış! Kızların fazla ceza almayacaklarına inanmış ve buna dayanarak haberde “vicdan”ın unutulmamasını istiyor.

Vicdan konusunda çok haklı. Ama vicdan, öldürülen kadın için de sorumluluk yükler biz gazetecilere. Vicdan, artık hayatta olmayan bir kadının anısını lekelememeyi, öldürülmesini mazur göstermemeyi gerektirir. Gazeteci hiçbir haberde olaya mağdurun cephesinden bakmayı ihmal etmemeli.

Nitekim başka bir gazetede öldürülen kadının kız kardeşiyle konuşulmuştu; o da farklı konuşuyor, cinayeti kızların ergenlik sıkıntılarına bağlıyordu. Hürriyet’in haberinde de cinayet işleyen iki genç kızın savunmalarını doğru kabul ederek yargı oluşturmak yerine öldürülen annenin cephesinden de bakılabilse denge bu denli bozulmazdı.

Büyük kızın adının ve fotoğrafının verilmesine gelince. Bu konudaki görüşlerimi daha önce de yazmıştım. Kimliklerin gizlenmesi konusunda gazetede bir karışıklık var. Örneğin 14 Eylül’deki haberde bu kızların ikisinin de isimleri ve fotoğrafları gizliydi; ertesi gün büyük olanın kimliği açıkça verildi! Birçok cinayette isimler kodlanıyor, hatta Amerikalı turist kadını öldüren Ziya Tasalı’nın soyadı uzun süre kodlandı ama Kapadokya’daki Japon turist cinayetinde ilk tutuklanan M.Volkan Dilaver’in adı açıkça yazılmıştı. Ertesi gün gerçek katil bulundu ve Dilaver serbest bırakıldı! Bu da gösteriyor ki, gazetenin bir standart oluşturması gerekli.

 

Hani savaşmayan taraftık?

“Gazeteci, savaşların savaşmayan tarafıdır” denir ama Suriye helikopterinin düşürülmesinin ertesi günü gazete manşetleri “tarafı”nı seçmişti:

“Habertürk: Esad’a korsan tokadı; Hürriyet: Vurduk; Milliyet: Sınır ihlaline jet yanıt; Posta: Misilleme; Radikal: 2 kez uyarıldı 2 dk’da vuruldu; Sabah: Esad al sana misilleme; Star: Sınırı ihlal etti düşürdük; Sözcü: F16’larımız Suriye’nin helikopterini düşürdü; Taraf: Türk jetler Suriye helikopterini vurdu; Vatan; Uyardık dinlemedi; Yeni Şafak: Önce uyarı sonra füze.”

17 Eylül sabahı bu manşetlerin doğru ve eksiksiz bilgi içerdiğinden nasıl emin olabiliriz? Bence olamayız. Çünkü haberlerin başlıkları, taraf olunduğunu ilan ediyor. Oysa helikopter düşürülmesi gibi ciddi bir olayın Türkiye’yi önümüzdeki günlerde nereye sürükleyeceğini bilmiyoruz. O nedenle biz gazetecilerin işi, sevinç çığlıkları atıp, “İntikam alındı” diye sevinmek değil, doğru karar verebilmeleri, doğru yorumlayabilmeleri için insanlara bilgi sunmak. Gazeteci ülkesine böyle hizmet eder.

Kaldı ki, yakın zamana kadar dilerden düşürülmeyen “Barış gazeteciliği” sadece Kürt sorunu için uygulanması gereken bir reçete değil. “Barış gazeteciliği” ilkeleri, Suriye sorununda da biz gazetecilerin rehberi olmalı. Taraf tutarak barış gazeteciliği yapamayacağımız aşikar.

 

Okurdan kısa kısa:

A. Şabuh Reisyan: 15 Eylül’de “Ayrı koca yedi kurşunla ölüm saçtı” başlıklı yazıda eşini ve arkadaşını öldüren kişinin Muğla Avcılar ve Atıcılar İhtisas Kulübü üyesi olduğu belirtilmiş. Bugüne kadar cinayet haberlerinde bir katilin hangi derneğe üye olduğuna dair bilgiye rastlamadım. Avcılara katil imajı vermeye çalışan bu yazıyı şahsım ve avcılar adına kınıyorum.

Tarık Yoldar: İzzet Çapa hem gazetenizde söyleşiler yapıyor. Hem de onun restoranlarının, yaptığı projelerin reklamını yapıyorsunuz. Bari bunu haber kılığına sokulmuş reklam metinleriyle yapmayın. 16 Eylül’de Kelebek’te çıkan “2 yeni limonata” başlıklı “haber”i bir daha okuyun. Haksız mıyım?

Mert Korkmaz: Tekrar yüzdürülmeye çalışılan ve uzunluğu 300 metrenin üzerinde olan Costa Concordia gemisini günlerce 114 ton diye yazdınız. Hata bir kere yapılınca “bin” kelimesi unutulmuş olabilir diye düşünüyor insan ama günlerce 114 ton diye yazılmasına diyecek kelime bulunamıyor maalesef.

Gökhan Özkut: Bugün (18 Eylül) gazetenizin manşet haberinde öldürülen gencin babası için üst başlıkta “Tuğgeneral”, altında ve haberde ise “Tümgeneral” yazıyor. Maddi hata yapılmış.

Adnan Çelik: 20 Eylül’de "Tecavüze iyi hal indirimi" başlıklı haberde sanık Sonay Balcı’nın halen İstanbul Hâkimevinde çalıştığını belirtmişsiniz. Ancak bu kişi o olaydan sonra işten çıkarılmıştı.

FARUK BİLDİRİCİ / 23 EYLÜL 2013 / HÜRRİYET


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@hurriyet.com.tr