1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 39 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan itibaren yaklaşık dokuz yıl Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yaptım.

Faruk Bildirici


 LSD İLAÇ OLAMAZ
 16 Eylül 2013, Pazartesi
 

Belli ki, çok kızmıştı. “Bu röportaj sorunlu. Kötülüğe platform sunulmuş” diyor, LSD’yi “yasal olmayan ilaç” olarak tanımlayan sözlerin doğruymuş gibi yayımlanmasının etik olmadığını vurguluyordu uzun mesajında.

Almanya’da yaşayan Dr. S. Tan Yetgin adlı bu okurun eleştirdiği söyleşi, “Başbakanın odasında böcek olduğunu aylar önce biliyorduk” başlığıyla 9 Eylül’de çıkmıştı Hürriyet Pazar’da. Aynur Tartan, söyleşiyi “Öngörüsü olduğunu söyleyen insanlarla ‘Evrenin dili’ adlı bir grup oluşturan nöroloji uzmanı Doç. Dr. Sultan Tarlacı’yla duyular dışı algılamayı, gelecek öngörülerini ve uzaktan görüyü konuştuk” başlığıyla sunuyordu.

Doç. Dr. Tarlacı, Münevver Karabulut cinayetinin sanığının saklandığı yeri, Başbakan Erdoğan’ın odasına konulan dinleme aletini önceden bilebildiklerini savunuyor; bu “öngörü”nün kaynağını şöyle açıklıyordu:

“Beş duyumuz var. Ancak belli bir mesafenin dışına çıktığımızda bu beş duyumuz yetersiz kalıyor. Duyular dışı algı rüyada, hipnozla ya da LSD gibi yasal olmayan bazı ilaçlar alındığında ortaya çıkıyor. Öngörüyse elinizdeki pozitif verilerden hiçbir çıkarım yapmadan olmamış bir olayı önceden algılayabilmektir.”

Okurumuz Yetgin’in karşı çıktığı bölüm tam da burasıydı. Yetgin, “Bir uyuşturucu ve zehir olduğu apaçık olan LSD, röportaj yapılan kişinin ağzından ilaç gibi sunulmuş. LSD’yi övmek, zararından başka faydaları olabileceğini söylemek özellikle gençliği zehire teşvik etmek demektir” itirazında bulunuyordu.

Yetgin, çok haklı. Söyleşilerde karşımızdaki kişinin söyledikleri elbette onu bağlar ama biz gazeteciler yanlışları da aynen yansıtmak konumunda değiliz. Tersine yanlış olduğunu vurgulamak, sakıncalı olacağı bariz olan sözleri ise yayımlamamakla yükümlüyüz. Diyelim söyleşi yaptığımız kişi birine küfretti! Yayımlayabilir miyiz? Hayır. Öyleyse söyleşilerde doğru olmadığı bariz konuları ayıklayabiliriz.

Söyleşi yapılan kişi ne derse desin, zararlı bir uyuşturucu olduğu bilinen, yasaklanmış bir madde olan LSD’yi “yasal olmayan ilaç” olarak yazamayız. LSD, 1947’de ilk üretildiğinde bir süre psikiyatrik vakalarda ilaç olarak kullanılmıştı ama sonra zararları tespit edildiği için yasaklandı.

Tarlacı’nın, LSD’nin “duyular dışı algı” yarattığından söz etmesi de doğal. Çünkü LSD (Lizerjik asit dietilamidi), “en kuvvetli halüsinojen” olarak tanımlanıyor. LSD alan biri, halüsinasyon görür, gördüklerini de gerçek sanır.   Doğal olmayan onun gördüğü halüsinasyonları biz gazetecilerin gerçek gibi sunması. Hele polise yardım ettikleri, katilin yerini buldukları gibi hiçbir kanıtı, hiçbir somut dayanağı olmayan halüsinasyonları sorgulamaya tabi tutmadan aktarmak anlaşılır gibi değil…

 

Bizim grubun dizileri

Televizyonlarda yeni sezon başlıyor; her kanal yeni dizilerini tanıtmaya çalışıyor. Televizyonlarda, gazetelerde, internet sitelerinde hatta sosyal medyada yeni dizilerin ne denli muhteşem olduğunu anlatan haberlerden geçilmiyor.

Dikkatimi çeken, her grubun televizyon kanalının dizilerinin tanıtımını yapan haber ve söyleşilerin o grubun gazetesinde öne çıkması. Muhtemelen bu yayınlar, o dizilerin reytinginin artmasına yardımcı oluyordur.

Gazeteler bu yayınlardan yarar sağlıyor mu? Hayır, tam tersine gazetelerin inandırıcılıkları, güvenilirlikleri darbe alıyor. Zira bu tür kayırmacı yayınlar, okurda gazetenin diğer haberlerinin nesnelliği konusunda da şüphe uyandırabilir. Reklam ile haber ve söyleşi arasındaki sınırları belirsizleştirir.

Yeni dizi haberlerini yaparken, hangi kanalda yayınlanacağına bakmadan “haber değeri” ölçütünü kullanmak gerek. Bu ölçüt tavizsiz uygulanırsa, dizi haberleri daha etkili olur. Aksi halde okur, bir grubun televizyonundaki diziyle ilgili haberi o grubun gazetesinde gördüğünde dudak büküp geçebilir.

Unutmayalım, haber narin bir ürün, okur da kırılgan bir tüketicidir.

 

Okurdan kısa kısa:

Mert Sulta: 8 Eylül’de “Ah İstanbul” manşetinizdeki fotoğrafta “Atlet Gizem Girişmen” yazdınız. Ama engelli sporcumuz Gizem Girişmen, atlet değil okçu.

Şükriye Ruhi: 5 Eylül’de Japonya’nın yaşadığı çevre felaketi sonucunu Olimpiyata bağlayıp sözde esprili bir başlık atmıştınız: “Abe işin çok zor”. Affedilir bir vicdan eksikliği değildi bu ve sizin adınıza Japonlardan ben utandım. 7 Eylül gecesi, bu başlığı hatırlayan gazeteciler oldu mu aranızda acaba? Spor, sportmenlik, öncelikle insanlıktır, vicdandır.

Fatma Kılıç: Dünkü Türkiye-Hollanda bayanlar voleybol milli maçını heyecanla izledim. Ne yazık ki bu sabah (7 Eylül) Hürriyet’in spor sayfalarında bu konuda bir fotoğraf ve yazıya rastlayamadım. Sporsever bir bayan olarak futbol dışı branşlara daha fazla yer ayrılmasını bekliyorum. Özellikle bayanların voleybol ve basketbol başarılarının bu ilgiyi fazlasıyla hak ettiği kanısındayım.

Murat Yıldırımoğlu: Balıkesir’de bir işadamının bor madenini saflaştırmayı başararak çimentoyu sertleştirdiği ve bu buluşun patentini aldığı haberi, yerel kanallarda yayınlanan reklamlar gibi olmuş. Akıl var, izan var. Bor’un betonu güçlendirici ya da radyasyon emici bir özelliği mi var? Bu iddia doğru olamaz.

Not: Hürriyet internette kullanılan bu haber İHA’dan alınmıştı; işadamının bu buluşu için patent aldığı bilgisi yanlıştı. Patent başvurusu yeni yapılmış.

Hüseyin Karagür: 9 Eylül’de “Arabada uyuşturucu çıkınca gurbetçi karısı isyan etti” başlıklı haberinizde polisin, Hollanda’ya giden bir ailenin aracında uyuşturucu yakaladığını yazdınız. “Gurbetçi karısı” söyleminiz eminim Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türkü rencide etmiştir. Bir özür borcunuz var.

Faruk Engin: Bizler üretimi durduran Feniş Alüminyum’un 420 işçisiyiz. Bayram geliyor insanların cebinde beş kuruş yok. Neden haberlerde bizden bahsedilmiyor? Ricam bizlerin sesini de kamuoyuna duyurmanız.

 

Çalışan memnuniyetsizliği

Marmaris Devlet Hastanesi başhekimliğinden alınan Dr. Tolga Çakmak, kendisi hakkında 30 Ağustos’ta çıkan haberle ilgili açıklama gönderdi:
“Gazetenizde Marmaris Devlet Hastanesindeki görevimden alınma nedeni olarak, hastanede başhekim odaklı olarak yapılan yolsuzluklar ve bir doktoru raporlu olmasına rağmen zorla çalıştırmam olarak gösterilmiş ise de bu yazılanlar doğruyu yansıtmamakta olup, Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu tarafından benim Başhekimlik görevinden alınma nedenim, çalışanların memnuniyetini zedelemek olarak gösterilmiştir.”

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 16 EYLÜL 2013


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@hurriyet.com.tr