1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda.  Haberlerin peşinden koştum; haber trafiği yönettim, söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım. Dokuz yıl boyunca sürdürdüğüm Hürriyet gazetesi Okur Temsilciliği (Ombudsman) görevinden 4 Mart 2019’da ayrıldım. Artık mesleğime "Medya ombudsmanı" olarak katkıda bulunmayı hedefliyorum.  Okurlardan da somut örnekler üzerinden medya eleştirileri bekliyorum.

Faruk Bildirici


 ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
 09 Eylül 2013, Pazartesi
 

Medyada zaman zaman yanlış haber yayımlanabiliyor. Bunun örneklerini görüyoruz. Peki yanlış bir haber, hem de aşağı yukarı aynı cümlelerle onlarca yayın organında birden çıkabilir mi? Böyle bir soruya “mümkün değil” yanıtı verebilirdim.

Ancak mümkün olduğunu gördüm; Türkiye spor medyası böyle bir “mucizeyi” gerçekleştirdi! Futbol yorumcusu Ahmet Çakar’ın, bir televizyon programındaki sözleri, Hürriyet, Sabah, Milliyet, Sözcü gibi gazetelerin internet sitelerinin de aralarında bulunduğu 50’ye yakın web sayfasında aynı yanlış başlıkla, sözleri çarpıtılarak yayımlandı.

Bu haberlere bakılırsa, Başbakan Erdoğan, Fatih Terim’in Milli Takımın başına geçmesi için GS Başkanı Ünal Aysal’ı “bizzat” aramıştı! Ahmet Çakar, 25 Ağustos’ta katıldığı “Beyaz Futbol” programında vermişti bu bilgiyi!

Doğrusu okuduğumda haberden şüphe duymamıştım. Beni uyaran Selim Ferit Yıldız adlı okur oldu. Gönderdiği tweetlerde, bu haberi program görüntüsüyle karşılaştırmamı istiyor; “Bu hayali haber için özür dileyin” diyordu.

Spor Servisi’ndeki arkadaşlara sordum; haberin doğru olduğunu düşünüyorlardı ama haberde mahreç olmadığı için yazanı bulup konuşamadım. Muhtemelen DHA’nın haberi kullanılmıştı. Zira diğer sitelerdeki mahreçlerden aynı şablonla yazılmış bu haberin İHA ve DHA kaynaklı olduğu anlaşılıyor.

Doğruyu bulabilmek için oturup programın görüntülerini izledim. İnanamadım, birkaç kez izledim. Ahmet Çakar, “Başbakan, Ünal Aysal’ı aradı” demiyordu; tam tersine “başbakanın adını kullananları” eleştiriyordu:

A. Çakar: Ünal Aysal’a birileri “Sayın başbakanımız Fatih Terim’in Milli Takımın başına gelmesini istiyor. Kardeşim sen izin vereceksin” diyorlar. Ünal Aysal da madem…

Ertem Şener - Göksel Gümüşdağ mı?

A. Çakar: Bilmiyorum Göksel olduğunu. Hani milli dava. Sayın başbakanımız da Fatih Terim’in Milli Takımın başında olmasını arzu ediyor gibi aracılar gelince, Ünal Aysal da Türkiye’deki bu fırıldak ortamını çok iyi bilmediği için “Aman ne yapacağız beyler hadi git” diyor…

Çakar, programda böyle giriyordu konuya. Sonra üç kez daha değiniyor ve “Sayın Başbakanın burada ismi kullanılmıştır”, “Bunlar kesinlikle yalan”, “Ben yalanların altını çizeyim” diyerek, Erdoğan’ın Aysal’ı aramadığını savunuyordu.

Görüntüleri izledikten sonra Ahmet Çakar’ı aradım. “Başbakan Ünal Aysal’ı aradı’ demedim o programda. Arkadaşlarınız yanlış duymuş” diyerek yalanladı haberleri. “Neden bugüne değin yalanlamadınız bu haberleri” diye de sordum. “Farkında değildim” karşılığını verdi. Aslında sadece Çakar değil, ne Başbakanlık ne de Ünal Aysal, bugün değin yalanlamıştı haberi.

Fakat yalanlanmamış olması durumu değiştirmiyor. Programdaki sözler ve haber ortada. İkisi uyuşmuyor. “Futbol medyası” adına vahim bir durumla karşı karşıyayız. Bir televizyon programındaki kayıtlı sözler çarpıtılabiliyor ve onlarca medya kuruluşunda birbirinin kopyası şeklinde haber olabiliyorsa, durup bir düşünmekte fayda var sanırım…

 

Neden türban mı, yurt mu?

Hürriyet’in, ODTÜ’de türbanlı kızlara yönelik protestoyla ilgili haberini yetersiz ve yanlış bulmuştu okurlarımızdan Sehap Önder. Gönderdiği mailde “Biz bu işi şu nedenle yaptık’ diyenlerin kolayca anlaşılabilir açıklamalarından nebze kadar alıntı yapılmamış. Reaksiyonun Ak Gençlik ve cemaatçi yapılanmaları temsil edenlere karşı olduğunu açıklamış sevgili gençler” diyordu.

ODTÜ’de ne yaşanmıştı? Tepki gösterenlere bakılırsa, “Türbanlı kızlar ODTÜ’ye giremez” denilmişti; eylemin nedeni türbandı. Eylemci öğrencilerden İlknur Özcan’a göre ise “o kızlar türbanlı oldukları için değil, ODTÜ yurtlarını karalayarak cemaat yurtlarına öğrenci çekmeye çalıştıkları için” yaşanmıştı olay.

Gazetecinin görevi, iki taraftan bu kadar farklı görünen bir olayı aydınlatarak gerçeği okuyucuya sunmak. Bu yapılamıyorsa en azından iki tarafın yaklaşımını dengeli vermek, suçlanan tarafın görüşünü de yansıtmak gerek.

Hürriyet internette gün boyu hem tepkiler, hem de eylemci öğrenciler ve üniversitenin görüşü yansıtıldı. Fakat ertesi günkü Hürriyet’te haberler tepkiler üzerine kurulmuştu. “ODTÜ’ye soruşturma”, “Yakışmaz” ve “Bedelini öderler” başlıklı üç haberde Cumhurbaşkanı, Başbakan ve YÖK Başkanı’nın tepkileri verilmiş; sadece üniversite yönetiminin “ODTÜ’de başörtülü öğrencilerin sorun yaşamadan okuduğu” açıklaması konulmuştu. Eylemci öğrencinin sözleri hiç yoktu; “cemaat yurtları” tartışmasından söz edilmiyordu.

Böyle olunca da Hürriyet’in haberleri, objektif bir yaklaşım sergilemek yerine okuru eylemin türbana karşı olduğu konusunda koşullandırıyordu. Okurumuz Sehap Önder eleştirisinde haklıydı.

Bu yanlış fark edildiği için olsa gerek, dünkü Hürriyet’te “O kareyi anlattılar” başlıklı bir haber yapıldı. Bu kez olayın iki tarafıyla da konuşulmuş, iki farklı senaryo okura yansıtılmıştı. Hem ilk günkü haberlerdeki eksiklik bir ölçüde giderildi, hem de Hürriyet olaya önyargısız yaklaştığını göstermiş oldu.

 

Okurdan kısa kısa:

Türker Akçay: 1 Eylül’de Pazar ekinde “Neo-Con’lardan Neo-Osmanlılara” haberinde sansürlemeden yayınlanan çocuk cesetleri içeren fotoğraf çok üzücü ve iç parçalayıcı. Çocukların da göreceği düşünülerek bu fotoğrafın gölgelenmesi vs. basın etiği açısından doğru olmaz mıydı?

Engin Elçin: 30 Ağustos günlü Kelebek’te Nazlı Tolga’nın evliliği ile ilgili “Yabancı damat” yazısındaki fotoğraf hatalıydı. Nazlı Tolga’nın fotoğrafının üzerinde Star tv sunucusu Nazlı Öztarhan’ın adı vardı. Kontrol yok mu?

Suzi Adato: Kendimi bildim bileli Hürriyet okuyorum. Merak ediyorum acaba TC vatandaşı olan biz Yahudilerin bayramını baş sayfada ne zaman kutlayacaksınız? Ramazan ve Kurban Bayramı baş sayfada kutlanıyor ise benim de eşit vatandaş olarak Roş Aşana (Yılbaşı) Bayramı haberini 4-5 Eylül’de ilk sayfada görmeye hakkım var sanırım.

Sinan Ark: Cemil Bayık’ın “Çekilmeyi durduruyoruz” sözleri, barış süreci açısından önemli bir gelişme. Ama nedense siz haberi küçük vermekle kalmayıp bu cümlesini aralara gömmüşsünüz. Ne olduğu anlaşılmıyor bile.

Mehmet Canbolat: 2 Eylül günkü Avrupa baskısında Christoph Daum ile söyleşi vardı. Orada şöyle bir ifade yer alıyordu: “Volkan (Şen) arkadaşımız, Trabzonspor kulübünün malıdır. O yüzden...” Bu cümleyi okuyunca ürperdim. Nasıl bir tercüme bu? Volkan bir mal değildir. O kulübün futbolcusudur.

Refik Özdinç: Bütün gazetelerin yaptığı bir yanlışı bari Hürriyet yapmasın. Kişi hayatının en acı anında yazı “oldukça üzgün” ya da en sevinçli günü ise yazı “oldukça mutlu”. Kısacası olmasa da olur düzeyinde bir ifade.

FARUK BİLDİRİCİ / 9 EYLÜL 2013 / HÜRRİYET


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@gmail.com