1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 39 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan itibaren yaklaşık dokuz yıl Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yaptım.

Faruk Bildirici


 MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
 26 Ağustos 2013, Pazartesi
 

Aslında eleştirmek, iktidarı kamu adına denetlemek medyanın görevidir. Türkiye’de son yıllarda tam tersi bir tablo ortaya çıktı; politikacıların gazeteleri ve gazetecileri hedef alan konuşmalar yapmaları olağan hale geldi. Bu eleştiriler bazen başbakandan, bazen bir bakan ya da muhalefetten geliyor.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın sözleri ise eleştiriden çok suçlama havası taşıyordu. Hürriyet’in Suriye’de kimyasal silah kullanılması olayını “manşete taşımamasına” itiraz ediyor; bunun birilerinin ve hatta Esad yönetiminin baskısıyla olabileceğini iddia ediyordu! Bozdağ gibi hukuk kökenli bir politikacının, bilgi ve belgeye dayanmadan böylesine garip bir suçlamada bulunması demokrasi adına üzücü.

Bozdağ, bırakın belgeyi bilgiyi, Hürriyet’i yeterince incelemeden yapmıştı bu suçlamayı. Önce Hürriyet’in “bu insanlık katliamına ilişkin tek bir satır” bile vermediğini söyledi. Sonra uyarılınca bu hatasını düzeltmek zorunda kaldı.

Hürriyet’in “İleri demokrasilerde gazetelerin hangi haberi hangi ölçüde kullanacağı kararı asla siyasi otoriteye bırakılamaz” yanıtını da karşılıksız bırakmadı. “İleri demokrasilerde; ‘Gazeteler eleştirilmez/eleştirilemez’ kuralı ve eleştiriyi basın özgürlüğüne aykırı gören gazetecilik anlayışı olmaz. Basının siyaseti, siyasetin de basını eleştirisi, ileri demokrasinin bir göstergesidir. “

Okur Temsilcisi olarak Bozdağ’a hak vermem mümkün değil. Elbette gazeteler eleştirilebilir ama siyasetçilerin hele de icra makamında bulunan bakanların sözlerini salt eleştiri olarak kabul edemeyiz. Demokrasilerde medya, yürütmeyi denetleyen güçtür; dolayısıyla icra makamını, bakanları eleştirmek görevidir. Hükümetin medyayı, yayın faaliyetini denetlemeye kalkması ise güçler ayrımı ilkesine aykırıdır; basın özgürlüğüne müdahale olur.

Çünkü bakanların elindeki “hükmetme” gücü, sözlerinin baskıya dönüşmesi potansiyeli taşır. Örneğin bir köşe yazarı ya da bir tv programcısı Başbakandan hatta hükümet çevrelerinden gelen açıklamalar sonunda işinden oluyorsa, o sözleri “eleştiri” olarak kabul edebilir miyiz? Ya da beş altı gazete aynı gün aynı manşetle çıkıyor; Başbakanın konuşmaları 10-15 kanalda birden canlı veriliyorsa bunun hükümetin dayattığı “gazetecilik anlayışı”ndan bağımsız olduğunu düşünebilir miyiz?

Bozdağ’ın Hürriyet’e kızdığı gün de neredeyse tamamı aynı manşetlerle çıkmış, üstelik haberlerin çoğunda iktidarın çizgisiyle uyumlu bir dil kullanılmıştı. Hürriyet ise “koro”ya katılmak yerine iddiaları ve tarafların görüşlerini yansıtan dengeli bir haber oluşturmuş; olayı birinci sayfanın altında görmüş, içerde büyütmüştü. Ben de haberin daha da büyütülmesi gerektiğini söyleyebilirim ama Hürriyet Yazı İşleri’nin “editoryal değerlendirmesi”ne saygı duymak gerek. Doğal süreç böyle işler gazetecilikte. Editoryal mekanizma bütün güçlerden bağımsız olarak oturur karar verir manşetlere. 

Uzağa gitmeye gerek yok, bu tartışmanın özeti, Suriye’deki kimyasal olayının ertesi gün Hürriyet’in manşetine çıkmasında aslında…

 

Kanser hastalarıyla empati

Kanser haberlerinde medyanın kalıpları belli. Birincisi “Müjde kansere yeni ilaç bulundu”, ikincisi de “Kanserden öldü” kalıbı. Ya büyük umutlar veriliyor kanser haberlerinde ya da umutsuzluk.

Hastalar ve yakınlarını çoğu zaman gereksiz yere umutlandıran “müjde” haberlerini daha önce değerlendirmiştim bu köşede. Şimdi de hastaların umutlarını kıran haberlere değinmek istiyorum. Kanseri yenmeyi başaran okurlarımızdan Aziz İpeklioğlu’nun uyarısı medyadaki bu tür kanser haberleriyle ilgili:

“Kanser hastaları zorlu ve uzun bir tedavi süreci geçiriyor. Bu sırada da morallerinin yüksek tutulması gerekiyor. Gazetenizde haberlerde vefat eden kişilerin hastalıkları en ince detayına kadar örneğin, ‘Filanca kişi bağırsak kanserinden vefat etti’ diye yazılıyor. Kanser tedavisi görmüş bir kişi olarak söylüyorum, bağırsak kanseri tedavisi oluyorsanız bu haberi okuduğunuzda tüm umutlarınız tükeniyor, dibe vuruyorsunuz. Haberlerinizde lenf, bağırsak, akciğer, karaciğer gibi ayrıntılara girmeden sadece ‘Kanser hastalığından vefat etti’ demeniz yeterli olmaz mı?”

İpeklioğlu’nun biz gazetecilerden beklediği, kanser hastalarıyla empati kurmamız. Benzer başka mesajlar da gelmesi, bu hastalarla empati konusunda medyada ciddi bir yetersizlik olduğunu kanıtlıyor. Geçtiğimiz günlerde Hürriyet’te çıkan “Eskişehir Emniyet Müdürü Naci Kuru, yakalandığı kanser hastalığına yenik düştü” haberiyle ilgili bir eleştiri gönderen Dr. Zahit Bolaman da gazetecilere hastalarla “empati kurmayı” öneriyor:

“Geçenlerde gazetemizde ‘Eskişehir Emniyet Müdürü Naci Kuru, yakalandığı kanser hastalığına yenik düştü’ haberini okumuştum. Branşım nedeni ile bu hastalara bakıyorum. Hürriyet gibi bir gazetede böyle bir haber çıkması hastalarımızı maalesef olumsuz etkiliyor, onların umudunu kırıyor. Lütfen biraz ihtimam gösterebilir misiniz? Örneğin sadece ‘..hayatını kaybetti’ denilse ne olur? Belki reytingi daha az olur ama hastalar ve yakınlarını rahatsız etmez.”

Bu uyarılara kulak vermek gerek. Hep yazıyorum, gazetecilik insana dair bir meslek. Muhataplarının acısını içinde hissetmeyen, insan hayatını her şeyin üzerinde tutmayan bir gazetecinin ruhu ölmüş demektir…

 

Okurdan kısa kısa:

Okan Saykun: Yalçın Bayer’in 1 Ağustos tarihindeki köşesinde bir okurun “Ankara Sanayi Odası’nda olanları yazmaya utanıyorum. Sesimizi duyan yok mudur?” cümlesi yazılmış. Yazının internetteki devamından konunun Ankara Ticaret Odası ile ilgili olduğu anlaşılıyor. Yazılanın ASO ile ilgisi yok.

Tarık Yoldar: İzzet Çapa gazetenizde söyleşiler yapıyor, bir yandan ticari faaliyet yürütüyor. Sizce bu ikisi arasında çıkar çatışması yok mu? Hadi bunu geçelim, bugün (17 Ağustos) Hürriyet Cumartesi’nde söyleşi diye Çapa’nın yeni projesinin reklamını yapmışsınız. İlkelerinize baksanıza neresine uyuyor?

Özay Şendir: İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın teleferik hattı açıklaması ekonomi sayfanızda kaynak verilmeden yazılmış. Oysa Topbaş, bunu Radyo Viva’da benim programımda açıklamış; DHA da kaynak vererek servis etmişti.

Namık Demiray: Nedir bu, “Muğla’nın Bodrum ilçesi” tabiri? Bugün (21 Ağustos) “Bodrum-İstanbul uçağı” diye manşet atılıyor, 8. sayfada “Muğla’nın Bodrum ilçesinde” deniyor. Hani “Muğla’nın Bodrum ilçesinde falanca hatun sevgilisiyle güneşlenirken..” kabilinden bir magazin görürsek şaşmayacağız.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 26 AĞUSTOS 2013


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@hurriyet.com.tr