1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 39 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan itibaren yaklaşık dokuz yıl Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yaptım.

Faruk Bildirici


 MAHKEME NE DERSE DESİN
 29 Temmuz 2013, Pazartesi
 

A. Metin Akkaya adlı okur 11 Temmuz’da gönderdiği iletide “Fenerbahçe’nin tarihi savunmasında son anlar” haberinde “Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, yönetim kurulu üyesi İlhan Ekşioğlu” yazıldığına dikkat çekmişti:

“Mahkeme kararı ile Aziz Yıldırım, Fenerbahçe Kulübü Başkanı ve İlhan Ekşioğlu da yöneticisi değildir. Bundan önceki haberlerde de bu ibare geçiyor. Hürriyet mahkeme kararlarına mı saygı duymuyor yoksa acemice mi davranıyor, anlayamadım. Aziz Yıldırım şu anda Fenerbahçe A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı. Lütfen insanların tarafsız ve doğru bilgi alma hakkına saygı duyunuz.”

Kabul etmeliyim ki, ben de bu maili aldıktan sonra hatalı davrandım. Konuyu yeterince incelemeden, bütün gazetelerin bu unvanı kullandığı yanıtını verdim. Okur görüşünde ısrar etse de üzerinde durmadım.

Fakat 20 Temmuz’da Hürriyet’in birinci sayfasında Aziz Yıldırım’ın fotoğrafı üzerinde “Yeniden başkan” yazıldığını görünce okurun o mailini hatırladım. Nasıl yani? Hürriyet’in haberlerinde zaten başkan değil miydi Aziz Yıldırım?

Yanlışlığın kaynağını bulabilmek için Hürriyet arşivine girdim; konuyla ilgili haberleri inceledim. 26 Haziran’da “Yıldırım çarpması” başlıklı haberde mahkemenin Aziz Yıldırım ile yöneticiler İlhan Ekşioğlu ve Şekip Mosturoğlu’nu kulüpteki görevlerinden uzaklaştırdığı bilgisi yer alıyordu. Aziz Yıldırım, mahkeme kararının tebliğinden sonra düzenlediği basın toplantısında “Futbol A.Ş.Yönetim Kurulu Başkanı” olarak konuşmuş, bu gelişme Hürriyet’in 28 Haziran’daki haberinde “Unvanı değişti” başlığıyla verilmişti. Hatta masaya konulan yeni unvanın yazılı olduğu kartın fotoğrafı da vardı sayfada. Ama aynı sayfadaki haberin içinde “Fenerbahçe Başkanı” unvanı kullanılmıştı.

Ondan sonraki günlerde de yaklaşım değişmedi. Sadece 2 Temmuz’daki bir haberde “Fenerbahçe Futbol AŞ. Başkanı Yıldırım” diye yazıldı. Yine de mahkemenin tedbir kararını kaldırması, 20 Temmuz’da “Yeniden başkan” başlığıyla verildi. Sanki bir gün önce “başkan” yazılmıyormuş gibi.

Oysa “Yeniden Başkan” yazabilmek için o güne kadar mahkeme kararını dikkate alarak “Futbol AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı” olarak yazmak gerekiyordu. Mahkeme kararına uymadan günlerce ”Fenerbahçe Başkanı” yazıp, tedbir kalkınca da yeni karara uyuyormuş gibi yapmak komik oldu.

Yanlış anlaşılmasın, sadece Hürriyet’te değil Posta, Zaman, Sözcü, Milliyet, Habertürk, Vatan, Taraf, Cumhuriyet, Bugün, Star, Radikal gazeteleri ve internette de mahkeme kararına rağmen “Fenerbahçe Başkanı Yıldırım” yazıldı o süreçte. Bu olayı, futbol haberciliğinin içinde bulunduğu durumu gösteren çarpıcı bir örnek olay olarak değerlendirmek yanlış olmaz sanırım. Aynı zamanda güç odaklarıyla medya ilişkisini de yansıtan bir örnek…

 

Gazeteciyi yanlış yönlendirenler

“Alevilere ölüm’ yazısına iki gözaltı” haberinde gözaltına alınan iki gencin Emniyet’teki sorgularında “bu yazıları yazdıklarını kabul ettikleri” belirtiliyordu. Ayrıca polisin zanlılara “çevredeki güvenlik kameraları ve Mobese görüntüleri”ni inceleyerek ulaştığı bilgisi yer alıyordu.

Başbakan Erdoğan da Ankara Mamak’ta Alevilerin kapısına yazı yazılmasını “kirli bir oyun” olarak nitelendirerek, “Bu yazıyı yazanların kanlı bir terör örgütünün mensupları oldukları, daha da ilginci ölümle tehdit ettikleri o mezhebin mensubu oldukları ortaya çıkıyor” değerlendirmesi yapmıştı.

Fakat suçlanan iki genç serbest bırakıldı; basın toplantısı düzenleyerek suçlamaları reddetti. Halkevleri Genel Başkan Yardımcısı Samut Karabulut da gönderdiği açıklamada, Hürriyet internet’in yanı sıra Zaman, Star gibi bazı gazetelerde de yayımlanan haberi eleştirdi:

“Gençler polisteki ifadelerinde suçlamayı reddetmiş. Kimi operasyonel basın, işi gençleri Halkevleri yöneticisi yapmaya, Gezi eylemleri ile irtibatlandırmaya kadar vardırmıştır. Oysa suçlanan gençler Halkevleri üyesi değil.”

İki gencin ifade metnini inceledim. Gerçekten ikisi de suçlamaları reddetmişler. Ayrıca olay yerinde Mobese kayıtları yok, sadece apartmanın güvenlik kamerası kaydı var; onda da gençler binaya girip çıkarken görülüyor.

Polis kaynaklı haberler, her zamankinden daha fazla dikkati, başka kaynaktan kontrolü (double check) ve belgeli çalışmayı gerektiriyor. Yönlendiren, yanlış bilgi veren kaynaklara karşı kendimizi ve okuru korumak için zorunlu bu.

Sadece Emniyet değil, diğer kaynaklardan gelen “fısıltılara” dayanarak haber yazmamak gerekiyor. Çünkü gazeteciye bilgi vermek istemeyen resmi kaynaklar, en fazla “Bilmiyorum” ya da “Yorum yok” gibi yanıtlar vermeli. Ama bunu yapmayıp, hem gazeteciyi yanlışa aracı kılmak hem de okuru yanıltmaya çalışmak bu dönemin bürokrasisinde yaygınlaştı maalesef. 

 

Basın bayramı mıydı?

Söz ustalıklarıyla bezeli kutlama mesajlarının anlamsızlığı “Basın Bayramı” vesilesiyle bir kez daha arzı endam etti fırtınalı gündemimizde. “Sansürün kaldırılışı”nı yıldönümünü kutlayan resmi açıklamaları müstehzi bir edayla dinlemek için medyanın Gezi protestosu sırasındaki halini hatırlamak yeterliydi.

Gezi protestoları, siyasi ve sosyal etkileri bir yana, medya açısından ciddi bir turnusol kâğıdı işlevi gördü. Geçen hafta ikinci kez toplanan Gazetecilere Özgürlük Kongresi sonuç bildirisinde eylemlerin bu yanına dikkat çekiliyordu:

“Gezi Parkı gösterileri, hükümetin, bazı medya patronlarıyla yaptığı işbirliği ve diğer bazı medya patronları üzerindeki baskısının yayın organlarını habercilik yapamaz hale getirdiğini bir kez daha göstermiştir. Kongre, bu durumun Türkiye’de gazeteciliği kemiren otosansürün en önemli nedeni haline geldiğine dikkati çekti ve hükümeti ve patronları editoryal bağımsızlığın güvence altına alınması için gerekli adımları atmaya çağırdı.”

Bildiride, okur temsilcileri ile ilgili de bir çağrı vardı; “Kongrede, Türkiye’de merkez medyada üç okur temsilcisi (ombudsman) olduğundan hareketle, medyada iç denetim ve gazetecilik ilkelerinin önemine vurgu yapan okur temsilciliği kurumunun geliştirilmesinin önemi hatırlatıldı.”

Okur Temsilciliği’nin geliştirilmesini geçtik, Sabah gazetesi Okur Temsilcisi Yavuz Baydar’ın işine son verdi. Hem de müthiş bir zamanlamayla “sansürün kaldırılışı”nın yıldönümünde!

Baydar’ın kovulma sürecini tetikleyen de Gezi eylemleriyle ilgili yazısıydı. Gazetesi, eleştirisini hoşgörüyle karşılanmak yerine cezalandırdı. Oysa Okur Temsilcisi’nin işi eleştirmek, yanlışları açıkça dile getirip, buradan artı değer üretmek. Açıkçası, gazetenin vicdanı olmak Okur Temsilcisi’nin asli görevi. Demek ki, ihtiyaç duyulmayan bir noktaya gelinmiş…

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 29 TEMMUZ 2013


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@hurriyet.com.tr