1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 39 yıldır bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 19 Nisan 2010’dan itibaren yaklaşık dokuz yıl Hürriyet gazetesinde Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yaptım.

Faruk Bildirici


 GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
 01 Temmuz 2013, Pazartesi
 

Okur Temsilcisi olarak eleştirilerde sakınmasız olduğum kadar övgülerde de cömert davranmam gerektiğinin farkındayım. Fakat bazen kutlama fırsatını kaçırdığım oluyor.

Geçen hafta böylesi bir hata yaptım. Polislerin TOMA’lara bidonlarla sıvı biber gazı boşaltırken çekilen fotoğraflarından söz ederken, hurriyet.com.tr’de yayımlandıklarını vurgulamayı atladım. O gün o fotoğraflar hurriyet.com.tr’de gündeme getirilmeseydi; belki bu denli dikkat çekmeyecekti.

Başarılı bir işti bu. Arada gözaltına alınan beyaz önlüklü kişilerin doktor olduğunu yazmak gibi kimi hatalar olsa da Bülent Mumay yönetimindeki Hürriyet.com.tr, Gezi eylemleri sırasında atak bir gazetecilik sergiledi. Sanırım bu yüzden de bazı çevrelerin tepkilerine hedef oldu. Siyasilerin tepkileri bir yana, kendilerine “gazeteci” diyenlerin yaftalamaya kalkmaları düşündürücüydü. Hele onlardan biri var ki, “CNN International muhabiri bir dallamanın gözüne su kaçtı diye ah-u vah ettiler; Türk polisine ateş edildi görmezden geldiler” diye yazabildi. Bir gazeteciye “dallama” diye yaklaşan bir kişinin olaylara gazetecilik değil politik bir gözlükle baktığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Polise ateş edilmesi görüntülerinin hurriyet.com.tr’de yayımlanmış olması da cabası.

Ne garip, bu kesimler, “Neden yazdınız?” diye suçluyor! Okur ise haber bekliyor; hatta Hürriyet’i zaman zaman “Neden yazmadınız?” diye sıkıştırıyor; hiçbir şeyin görmezden gelinmesini istemiyor. Hiç kuşkusuz gazetecinin velinimeti okurlarıdır. Okurlardan gelen olumlu yankılar, Hürriyet’in Gezi sürecindeki haberciliğinin geçer not aldığını gösteriyor. Daha önce yazmıştım ama eksik kalmasın, tekrarlayayım; internet gibi basılı gazete de bu gelişmeler sırasında habercilik heyecanı ayaktaydı...

 

Sağlıkta çelişen bilgiler

Sağlıklı yaşam çağımız insanının temel düsturlarından biri haline geldi. Öyle olunca da sağlıkla ilgili haber, yazı ve programlara ilgi arttı. Ancak bu konuda yazılanlarda birbiriyle çelişen bilgiler olması, dikkatli izleyenlerde ciddi bir kafa karışıklığına yol açıyor. Ne yenmeli, ne yararlı, ne zararlı sorularına bu yazılarda yanıt arayanlar giderek daha çok zorlanıyor.

Bu karmaşa, Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun da dikkatini çekmiş olacak ki, 24 Haziran’daki yazısına “Sağlık haberleri neden çelişkili?” başlığını atmıştı. Sağlık yazarlarının duayeni durumundaki Prof.Müftüoğlu, okurlardan uzmanların samimiyetine inanmalarını istiyordu:

“Uzmanların sizinle dalga geçtiği, şaşırtmak istediği veya her gün fikir değiştirdiği doğru değil. Onlar da ellerindeki araştırma sonuçlarına bakarak yazıyor ve konuşuyorlar. Araştırma sonuçları bir önceki doğrularla tamamen çelişkili çıksa da neticelerini sizlerle samimiyetle paylaşıyorlar. Bilimsel araştırmalarda elde edilen sonuçların öncekilerden farklı çıkabilmesi kaçınılmazdır. Yapmanız gereken okuduğunuz her şeye hemen inanmamak, her bilgiyi hemen uygulamaya sokmamak ve mümkünse o bilgiyi ilk ve son kullanan olmamaktır. ”

Elbette yeni araştırmalar sağlıkla ilgili bilgileri değiştiriyor, uzmanlık köşeleri de bu gelişmelerden etkileniyor. Müftüoğlu’nun yaklaşımına katılmakla birlikte bazı eklemeler yapmak gerektiğine inanıyorum:

  • Uzmanlar, her zaman yazdığı bilgilerin dayandığı araştırmaları da okura sunmalı. Araştırmanın bulgularını eksi ve artıları ile birlikte vermeli; kişinin durumuna göre oluşacak ihtimalleri ve farklı görüşleri de göz ardı etmemeli.
  • Yeni bir araştırma eski bilgiyi değiştiriyorsa da önceden yazılanlar yok sayılmamalı. Tam tersine eskiler hatırlatılarak yeni araştırmanın eski bilgiyi neden değiştirdiği de okura aktarılmalı.

Ayrıca sağlık bilgilerindeki karmaşanın “yeni bilimsel araştırmalar” dışında nedenleri olduğunu da vurgulamak gerek. Bir kere uzman olarak sunulan yazan, çizen, program yapan insanların bir kısmının ne kadar uzman olduğu tartışılır. Dolayısıyla “uzman” denilen insanların bir kısmının verdiği bilgilerin güvenilirliği şüpheli. Dahası sağlık yazılarının piyasa koşullarından etkilendiği ve kimi zaman ticari kaygıların bazı uzman yazılarına sızdığı da aşikâr. 

 

Okurdan kısa kısa:

Nimet Alca: 24 Haziran’da Kelebek’te, Yılmaz Erdoğan’ın kızı Berfin Erdoğan’ın fotoğrafı basıldı. İnternette de “Babası çok kızacak” diye foto galeri yaptınız. 17 yaşındaki bir kızı böyle haber yapmak yanlış. Babası ünlü diye çocukların özel yaşamına istediğiniz gibi tecavüz edemezsiniz. Babaya ispiyon üslubu da çok ilkel. Hem her haberde kafe adı verirsiniz, bunda niye yoktu ki?

Abdurrahman Göker: İlk sayfadaki haberlerin devam sayfaları hep yanlış. 27 Haziran’da “Fakir akrabaya nafaka yasası” haberi için 8.sayfa deniyordu ama devamı 15.sayfadaydı. Taşra baskısı diye mi dikkat etmiyorsunuz?

Tuncay Hacaloğlu: Aziz Yıldırım’ın sözlerini “Trabzon neler neler teklif etti” diye 29 Haziran’da manşetten verdiniz. Ertesi gün Sadri Şener’in cevabını ise spor sayfalarının birinde en altta verdiniz. Bu hangi gazetecilik ahlakına sığar?

R. Nükhet Demirtaşlı: Hürriyet’i internetten okuyorum. Laik bir kadın olarak beni rahatsız eden iki konu var: İlki kadın çıplaklığının haberlerde sıklıkla öne çıkarılması. Örneğin bugün (27 Haziran) ana sayfada falanca artistin kalçasındaki dövmenin ne olduğu meselesi gibi. İkincisi, ülke sorunları ile ilgisi olmayan magazin konularının ilk başlıklar içinde yer alması.

Mustafa Kanlıoğlu: Çukurova GAP ekinde Gaziantepspor ile ilgili haber okuyamıyoruz. Şehrimizin takımıyla ilgili gelişmeleri öğrenmek için başka gazete mi almalıyız acaba?

Nezih Akkutay: Bugünkü (29 Haziran) spor sayfasında Kadın Voleybol takımımızın Hırvatistan ile oynadığı maçın sonucu başlıkta ve girişte 3-2 olarak verilmiş. Ama yazıyı sonuna kadar okuyunca maçın 3-0 bittiği anlaşılıyor.

Mehmet İnal: 23 Haziran Pazar ekine kapak olarak sarılan ve Ankara alış-veriş festivali reklam sayfasında bariz hatalar yer almıştır. Anıtkabir’in mimarları Emin Onat ve Orhan Arda’dır. Arda soyadı belirtilmemiştir. İlk TBMM binası ile ilgili açıklamanın üstündeki resim 2. TBMM binasına aittir.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 1 TEMMUZ 2013


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@hurriyet.com.tr