1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda.  Haberlerin peşinden koştum; haber trafiği yönettim, söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım. Dokuz yıl boyunca sürdürdüğüm Hürriyet gazetesi Okur Temsilciliği (Ombudsman) görevinden 4 Mart 2019’da ayrıldım. Artık mesleğime "Medya ombudsmanı" olarak katkıda bulunmayı hedefliyorum.  Okurlardan da somut örnekler üzerinden medya eleştirileri bekliyorum.

Faruk Bildirici


 GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
 17 Haziran 2013, Pazartesi
 

Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON), 14 Haziran’da tam sayfa bir ilan verdi. Hürriyet ile birlikte Habertürk, Posta, Sabah, Star, Türkiye, Akit, Y.Şafak ve Zaman gazetelerinde de yayımlanan bu ilanda özetle, Gezi Parkındaki eylemlere karşı çıkılıyor; hükümetin yanında oldukları mesajı veriliyordu. Hürriyet’in bu ilanı yayımlamasına 18 okurdan tepki geldi. Bu okurlardan biri olan “Çapulcu” Doç. Dr. Nilhan Sezgin’in eleştirisi şöyle:

“İçinde bulunduğumuz süreçte tam da en kritik noktaya yaklaşıldığı gün, ASKON’un ilanını yayınladığı için adı ‘Hürriyet’ ancak işlevi ‘paraya tapmak’ olan gazetenizi, zihnim, yüreğim ve tüm varlığımla kınıyorum. Lütfen biraz sağduyu.”

Hürriyet, eylemlerle ilgili olarak sadece ASKON’un ilanını yayımlamadı. 5 Haziran’da, Barolar Birliği’nin eylemcilerin orantısız şiddet kullanılarak dağıtılmasını eleştiren ilanı, 13 Haziran’da ODTÜ Öğretim elemanları ve çalışanlarının direnişe destek veren ilanı çıktı. Bu iki ilan da tam sayfaydı. 11 Haziran’da ise İstanbul Serbest Mimarlar Birliği’nin “Birbirimizi dinleme zamanı” başlıklı daha küçük boyuttaki ilanı yayımlandı.

ASKON’un ilanının diğerlerinden temel farkı, sadece görüşlerini ifade etmekle kalmayıp, eylemcilere suçlamalar yöneltmesi. İlanda, demokratik taleplerini dile getiren Gezi Parkı eylemcileri, “hükümete karşı uluslararası komplonun parçası” gibi gösterilmeye çalışılmış. Bir kuruluşun ilan vermek için maddi gücünün olması, diğer kişi ve kuruluşlar hakkında yargıda bulunma, suçlamalar yöneltme hakkı vermez ona. Bu yönüyle ASKON ilanının içeriği tartışılır.

Ancak Hürriyet’in, bu süreçte farklı görüşteki ilanlara sayfalarını açmış olmasına dikkat etmek gerek. İlanların bazılarını alıp bazılarını reddetmek gibi bir yaklaşım içine girilemezdi. Hukuki sorunlar içermediği, ayrımcılık, nefret söylemi, insan haklarına aykırılık gibi temel demokrasi değerleriyle çatışan yaklaşımlar barındırmadığı sürece bu tür görüş bildiren ilanlar yayımlanır.

Hatırlarsanız New York Times editörü, Gezi eylemini destekleyen ilanı yayımlamalarını eleştiren Başbakan Erdoğan’a “düşünceleri duyurma hakkı”na dikkat çekerek yanıt vermişti:

“Gazetemizin ilan ve editoryal bölümleri operasyonel anlamda birbirinden ayrıdır. NYT görüşlerini aktarmak isteyen sivil toplum örgütlerinin ilanlarını kabul etmektedir. Bu tür ilanları yayınlarız çünkü ABD Anayasası’ndaki haber verme hakkı kadar halkın düşüncelerini duyurma hakkına inanmaktayız.”

Doğrusu da bu. Reklam Servisi ile Yazı İşleri birbirinden bağımsız çalışmak durumunda. Araya kırmızı çizgi çekmek, editoryal bağımsızlığın gereklerinden biri. Bu nedenle Hürriyet’in Gezi eylemleri ile ilgili haberciliği, bu süreçte yayımlanan haberler, yazılar, röportajlara bakarak değerlendirilebilir. Reklamlar üzerinden bakmak doğru olmaz.

Okur tepkileri barometresi, Hürriyet’in bu süreçteki haberciliği ile ilgili olarak şunu söylüyor; Evet, eylemi destekleyenlerden Hürriyet’in haberciliğini eleştiren mailler, mesajlar geliyor. Ama az sayıda. Daha çok eyleme karşı çıkanlardan tepki geliyor. Hatta onlar içinde hakaret ve küfürler de hayli ağırlıklı bir yer tutuyor. Okur Temsilcilerinin görevinin ne kadar zor olduğu da ortada. 

 

Eleştiri özgürlüğü olsa

Demokrasilerde herkes iktidara alkış tutmak zorunda değil. Herkese olduğu gibi, iktidara yönelik eleştiriler, yine demokratik çerçevede dile getirilebilir.

Eminim, ifade özgürlüğü kanalları yeterince açık olsaydı, Gezi Parkında başlayan eylemler bu kadar sürmez, hızla bütün ülkeye yayılmazdı. İktidara yönelik bütün rahatsızlıklar, bu eylemlerle kendine akacak bir kanal buldu.

Eylemlerin karakteri, nedenleri daha çok tartışılacak ama iktidara yönelik eleştirilerin dile getirilmesinde bir eşiğin aşıldığı ortada. 20 günlük süreçte medyadan beklenen de ifade özgürlüğünde gelinen yeni aşamanın ruhuna uygun davranmasıydı. Halkın haber alma hakkına saygı göstermesiydi.

Eylemlerin ilk günlerinde medya bu beklentilere uygun refleks gösteremedi. Özellikle haber kanalları ve internet medyası, Twitter karşısında hantal kaldı. Ana akım medya hızla toparlanıp haberleri aktarmaya başlasa da, öncülüğü Halk Tv, Ulusal Kanal, Cem Tv, Artı Bir gibi alternatif televizyon kanalları yaptı.

Bunca tecrübeden sonra haberlerin insanlara ulaşmasının engellenemeyeceğinin anlaşılması beklenirdi. Fakat RTÜK’ün bu kanallardan bazılarına ceza yağdırması ya da kapatmaya kalkması, ifade ve basın özgürlüğünün engellenmesinin hala bir yöntem olarak benimsendiğini gösterdi.

Başbakan Erdoğan da partisinin Sincan ve İstanbul mitinglerinde yine medyanın eylemlerle ilgili tavrını eleştirdi. Oysa medya, toplumun aynasıdır. Medya haberleri gizlerse en büyük kötülüğü siyasetçilere yapmış olur. Rahatsızlıklar ancak bugünlerde yaşandığı gibi sosyal patlamalarla dışa vurulur. O nedenle devlet adamlarına düşen de ifade ve basın özgürlüğüne engel olmamak. Sosyal patlamaları da barış dilini kullanarak çözmek. 

 

Okurdan kısa kısa:

Tosun Benk: Muhtelif haberlerde dikkatimi çekmişti ancak fırsat bulup yazamamıştım. Bugün (7 Haziran) spor sayfanızda Milli boksörümüz Garbis ile ilgili haberde nedense “Ermeni asıllı” diye belirtmişsiniz. Garbis ünlü bir milli sporcumuz ve TC kimliği taşıyor. Böyle bir “asıl” açıklaması çok yadırgatıcı.

Kerem Hakan: İnternette kocaman manşet; “Kapalıçarşı satılıyor”. Altında Kapalıçarşı’nın fotoğrafı. Haber detayı ise marka tescili yaptıranın Kapalıçarşı ismini satışa çıkarması bilmem ne bilmem ne. Şaka yapıyorsunuz herhalde.

İbrahim Uyar: Kim Kardashian adlı yabancı kadına niçin bu kadar sayfalarınızda yer veriyorsunuz? Bıktık artık. Güzel mi? Hayır. Seksi mi? Hayır. Zeki mi? Hayır. Hayır kurumlarında mı faaliyeti var? Kesinlikle hayır. Ne özelliği var anlamadık. Anlayan varsa anlatsın.

Hakan Şahin: Uludere İlçesi Irak sınırında PKK’lıların ateş açmasının ardından BDP’liler (4 Haziran) akşam saatlerinde bölgeye gidip, askerlere kalkan oldu. Halkın araya girmesi üzerine çatışma çıkmadı, PKK’lılar oradan ayrıldı. Bu olayın haber değeri yok muydu da gazetenizde yer vermediniz?

Bora Hatay: Spor sayfanızda (9 Haziran) İlkay Gündoğan söyleşisi var. “İstanbul’a ayak basar basmaz soluğu Gaziantep Mutfağının bir numaralı mutfağı olan S..’da alan..” yazısı hangi etik maddenize uyuyor? 1 numara olduğunu yazarınız hangi bilgisine göre açıklıyor? Bu doğrudan o restoranın tanıtımı olmuş. Sayfadaki altı fotoğrafın altısında da o restoranın sahibi var.

Ahmet Başaran: “Fethiye sahili şenlendi” video ve fotoğraflarında güneşlenen turistlerin nasıl rahatsız olduklarını üzülerek izledik. Kimi yüzünü saklıyor, kimi şaşırmış kaçamıyor. Aferin bunları çekene ve yayınlayan sizlere. Hani Yayın İlkeleriniz? Kendinizi bu kadınların yerine koyun lütfen.

Cihat Ertürk: Gazetedeki bulmacalardaki sorular hep aynı. Böyle olunca bulmaca çözme zevki kalmıyor. Artık farklı, yeni sorular hazırlayın lütfen.

FARUK BİLDİRİCİ / HÜRRİYET / 17 HAZİRAN 2013


 
MATKAP SESİ ALTINDA MUAYENE
KABATAŞ'TAKİ İKİ TWEETİN ÖNEMİ
BAYRAKTAR'IN YATIRIMI VE GAZETECİLİK
GAZETENİN İTİBARI REKLAMIN FİYATI
"KARŞIT GÖRÜŞ" NE DEMEK?
TACİZ HABERİNDE EROTİK ÇAĞRIŞIM
HARDDİSKTEKİ KAYITLAR
ARAP KADIN TURİSTE AYRIMCILIK
ÖRTÜLÜ REKLAMLARA TAKİP
ÖYKÜSÜNÜ ANLATAMAYAN HABER
ŞÜPHECİ EDİTÖRLÜK
HAYALİ MİYDİ?
TELEKULAK HABERCİLİĞİ
İNTİHAR HABERLERİNE SON
SADECE HABERLER SORULUYORSA
"VIP TORPİLLER" HABERİ
"YİNE" DİYORSAK EĞER
GAZETECİLİĞİN YENİ SINAVI
VOLKAN İLE MADENCİLER KIYASLANABİLİR Mİ?
HESABI VALİLİK ÖDEMEMİŞ
ERMENEK'TE ENGELLENEN GAZETECİLİK
PEŞMERGENİN HESABI KAPANDI
İKİ OLUMLU GELİŞME
LANSMAN GAZETECİLİĞİ
O SÖYLEŞİDE NE OLDU?
HACK'LENMİŞ FOTOĞRAF FETİŞİZMİ
NEDEN "İSLAM DEVLETİ" DEMİYORUZ?
GÜVENİLİRLİĞİ REKLAMA TAHVİL ETMEK
NEDEN HÂLÂ GİZLİYORUZ?
EŞ DOST GAZETECİLİĞİ
MAHREMİYETE ALENİ SALDIRI
"MUHTAR BİLE OLAMAZ"DI
ÖZÜR DİLİYORUM
ÇAĞRIYA UYDUM
GAZETECİYE REVA GÖRÜLEN
NEDEN TEŞHİR ETMİYORUZ?
SAHUR DAYAĞI VE HÜRRİYET
TEKZİP VE ADALET DUYGUSU
TAKIR TUKUR HABERLER
GÜL'ÜN YENİ ADRESİ
OTOBÜS FİRMALARINA KORUMA
HAYAT BİZDEN İLERDEYSE
SPOR MEDYASINA ÇAĞRI
BASIN TOPLANTISINDA ROL DEĞİŞİMİ
İŞ KAZALARININ SORUMLULARI
UÇAKTAKİ GAZETECİLER
TEKME FOTOĞRAFININ SAHİBİ
YA MEDYANIN SORUMLULUĞU?
MAĞDURUN YANINDA OLMALIYIZ
BOŞANDIM, DÜĞÜN HABERİMİ SİLİN
MAHKEME KARARIYLA SANSÜR
İHTAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE
TÜRKİYE'NİN KESEB'TEKİ ROLÜ NE?
KAMU YARARI YA DA ORTAK ÇIKAR
ÇOCUĞU KİM VURDU?
TEMAS VE MESAFE MESLEĞİ
İNTERNET MEDYASINA YARGISIZ İNFAZ
FIKRA ÜZERSE
DİJİTAL ARŞİVDE DÜZELTME KILAVUZU
FACEBOOK FOTOĞRAFLARI
LEZZETE KEFİL OLUNURSA
ADALET DUYGUSU EKSİKLİĞİ
FENERBAHÇELİLERİN ÜZÜNTÜSÜ
TIR VAKASINDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
GİZLİ KAYITLARDA ÇİFTE STANDART
PERDELEME NEREDE?
ÖLÜMÜN FOTOĞRAFI
OKURUN RUHUNU YAKALAMAK
BU BAKAN BAŞKA BAKAN
ÇEK DEFTERİ GAZETECİLİĞİ
HÜRRİYET'TE "SEYİRCİSİZ MAÇ" OLMAYACAK
ESRARENGİZ YARATIK KOMİKLİĞİ
GAZETECİLİĞİN KUTSALI
YANLIŞIN ÜZERİNİ ÖRTMEK
YAYIMLANMAYAN SÖYLEŞİNİN ÖYKÜSÜ
KADIN ÇIPLAKLIĞINDAN KORKMAK
RESTORASYON UZMANI HUKUKÇU
OKURA SAYGI ÇAĞRISI
SABAH OKURLARININ BİLME HAKKI
NEFRET SUÇUNDA YANLIŞ
ERMAN TOROĞLU VE REKLAMLAR
CİNAYETE GEREKÇE YAZILIRSA
LSD İLAÇ OLAMAZ
ÇAKAR'IN SÖZLERİ ÇARPITILMIŞ
DOLANDIRILAN KADIN OLUNCA
MANŞETLERE KİM KARAR VERİR?
KALAŞNİKOFLU FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
ÜNLÜLERİ YAFTALAMAK MI?
İZİNSİZ KAYIT ETİK DIŞI
MAHKEME NE DERSE DESİN
KARAKTER SUİKASTİ
İDDİANAMEYLE GELEN TEKZİP
ATALAY HAKLI MIYDI?
GAZETECİNİN VELİNİMETİ OKURUDUR
ÖLÜMCÜL BİR MESLEKİ HASTALIK
GEZİ'Yİ İLANLARDAN OKURSAK
GEZİ'DEN MEDYAYA DERSLER
SOSYAL MEDYAYA ALKIŞLAR
İKİLİ FOTOĞRAF KOMİKLİĞİ
SANSÜR NEYE YARADI?
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2019   |   fbildirici@gmail.com