1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
 16 Ağustos 2001, Perşembe
 

KIRLANGIÇ YUVASI/37

AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK

Felaketler zinciri başlayana değin ailede herşey yolundaydı. Havlular her zaman yerli yerinde, yemek saatleri midelerde asla çan çaldırmayan titizlikteydi. Yaşam ağırdan da olsa kendi halinde akıp gidiyordu.

Bir gün aniden Methiye'nin elleri uyuşmaya, sık sık tökezleyip düşmeye başladı. Geçer sandılar ama tersine sıklaştı bu rahatsızlıklar. Sonunda doktora gidildi. ``MS'' dedi doktor. ``Maalesef kolayca geçecek bir hastalık değil. Bununla yaşamaya alışmak zorundasınız.''

``MS'', kendini çabuk tanıttı. Methiye'nin tökezlemeleri üç yıl içerisinde o denli arttı ki, koltuk değnekleriyle yürümeye alışmak zorunda kaldı. Doktorlarla, ilaçlarla uğraşmaya fazla vakti de yoktu. Büyük kızı Birkan'ın düğünü yaklaşıyordu. Kendini düğün hazırlıklarına kaptırdı, gitti.

Birkan'ı evlendirip balayına gönderdiğinde hastalığını unutmuştu neredeyse. Alabildiğine mutluydu. Başının üzerinden ayrılmayan kara bulutların farkında değildi.

15 gün kadar geçmişti ki, kocasının keyifsiz dolaştığı dikkatini çekti. Bir iki gün izledi. Üçüncü gün dayanamadı sordu. ``Neden canın sıkılıyor? İşyerinde tatsız birşey mi var?''

Bulaydın, ``Hayır birşey yok'' dedi önce. Methiye ısrar edince asıl sorunu döktü ortaya. ``Ben başka birini seviyorum. Senden boşanmak istiyorum.'' Methiye ne diyeceğini bilemedi. Hızlı hızlı düşünürken işyerindeki kadın avukatı hatırladı. Yurtdışına gittiklerinde eşi ona hediyeler almıştı! Kadının arabası kaza yapınca da eşi ilgilenmişti! Hatta ``Bu kadının başka arkadaşı yok mu hep seni arıyor?'' diye sormuştu Methiye.

- Uzun zamandır böyle birşeyler olduğunu hissediyordum. Ama sana şu kadarını söyleyeyim. Ben senden boşanmayacağım. Çünkü benim sana ihtiyacım var. Hele bu hastalıktan sonra beni çekmek zorundasın.

- Ben boşanmak istiyorum.

- Bak ben hastayım, kızımızı yeni evlendirdik. Yarın damadımız böyle birşey yapsa, Birkan'ı aldatsa biz herkese ne diyeceğiz?

- Erkektir yapabilir.

- Peki tamam. Ama benim sana ihtiyacım var. Bak ben doktorlara gideceğim. Başımda bir erkek olması lazım.

- Zengin kadınsın bir şoför tutarsın, seni her yere götürür..

26 yıllık evliliğin ardından yapılan bir konuşmaydı bu. Her ikisine de ağır geldi, karşılıklı sustular.

Aşkın bittiği yerdeydiler. Aynı evin içinde birbirini tanımayan iki ruh gibi dolaştılar. Kırılıp dökülenleri toplamaya, ne Bulaydın'ın niyeti vardı, ne de Methiye'nin gücü.

Her ikisi de kendi barikatlarını sağlamlaştırdı günden güne. İlk şoku çabuk atlatan Methiye, kendi başına kararlar aldı. Bulaydın'a inat, onun dediğini yaparak şoför tuttu.

Bergama'da hastalığını otlarla tedavi eden bir adam olduğunu duymuştu. Oraya gitmeye karar verdi. Kız kardeşinin evi Söke'deydi. Bergama da Söke'ye yakındı.

Tedavi için hergün Bergama'ya gidip gelirken mahkemeden bir çağrı aldı. Bulaydın, boşanma davası açmıştı! Şoförünü çağırdı, hemen Ankara'ya döndü. Methiye'yi karşısında gören Bulaydın'ın canı sıkıldı. Tartıştılar...

Bulaydın, evden ayrıldı, annesinin yanına yerleşti. Sevgilisiyle evlenme planları yapıyordu. Yıllardır olmadığı kadar neşeliydi. Gençlik günlerine dönmüştü yeniden.

Fakat boşanma isteği daha ilk duruşmada reddedildi. Hakim, hasta bir kadının terkedilmesini vicdani bulmamıştı. Hakim, kararının, evliliğin sürdürülmesine katkıda bulunmasını bekliyor muydu? Hakim olmanın da avantajlı tarafı bu işte. Bu soruya yanıt vermek zorunda değilidi. Kararı verir, dosyayı kapatır, gerisini yaşamın kendisi söylerdi...

Yaşam, bu davada da hakimin kararını dinlemedi. Mahkeme kararı, Bulaydın'ı eve döndürmeye yetmedi. Üstelik ayrılma kararlılığını perçinledi.

Methiye, birkaç ay sonra yazlıktan döndüğünde Bulaydın'ın evdeki tüm özel eşyalarını toplamış olduğunu gördü. Giysilerini, kitaplarını tamamen taşımış, ev eşyalarına hiç dokunmamıştı.

Bulaydın, artık o eve, o yatağa bir daha dönmeyecekti! Methiye, bu kararı kabullenmek zorundaydı. ``Tamam'' dedi, ``Madem istemiyor, onu ben boşayacağım.'' Avukatına kararını bildirdi, ``Boşanma davasını ben açacağım. Ne nafaka, ne mal, hiçbirşey vermesin. Sadece boşanmak istiyorum.''

1993 Şubatında sonuçlandı dava. Bulaydın'ın, ``Boşanmak istiyorum'' demesinin üzerinden bir yıl geçmişti. Mahkeme kararını duyar duymaz, derin bir nefes aldı. Mutluluk okyanusunda ufuk çizgisine kadar kulaç atacak güce sahip olduğunu hissediyordu. Bir nefes daha aldı sulara atlamadan...

Sevdiği kadınla evlenme hazırlıklarına girişti büyük bir hızla. İşlemler sürerken midesinde ağrılar hissetti. İlk gün aldırmasa da ertesi gün doktora gitmek zorunda kaldı...

Yüz çizgileri gülerek gitti doktora. Reçetesini alıp çıkacak sanıyordu. Doktor, öyle konuşmadı. ``Durum ciddi. Hemen ameliyat etmemiz lazım.'' İtiraz etmek istedi:

- Ama doktor, 23 Nisan'da nikahım var. Ameliyat ederseniz nasıl evlenirim?

İkna etmek zorundaydı doktor. ``Düğüne yetişirsiniz merak etmeyin'' dedi, parça alıp biyopsi yapacaklardı. Ancak o zaman kesin teşhis koyabileceklerdi...

6 Nisan'da ameliyat oldu Bulaydın. Elbiseleri odada hazır duruyordu. Doktor, ``Tamam'' dediği an fırlayıp giyecekti onları. Ruhu, nikah masasına oturmuştu çoktan.

Doktor, ruhunu ödüllendirecek bir haber getirmedi. ``Maalesef kanser. Acilen kemoterapiye başlamamız gerek.'' Bulaydın'ın bembeyaz hasta yatağı, duvarlar, odadaki herşey ama herşey karardı.

Kötü haberi, sevdiği kadın da öğrendi. Nikahtan vazgeçmek bir yana destek oldu. Evlenecekler, hastalığı da birlikte yeneceklerdi. Nikah masasına bu inançla oturdular.

Nikah sonrasında başlayan zorlu süreçte Bulaydın'a bir destek daha geldi; büyük kızı Birkan. 19 yaşındaki küçük kızı Erem, hasta olan annesini ve kendisini terketmesini affetmemişti. Ama Birkan, daha büyüktü. Hastalığı duyunca babasının yanına koşmadan edemezdi. Birkan, o konuyu hiç konuşmadı babasıyla. Hastaneye birlikte gidip geldi, moral verdi.

Hastane git-gelleri arasında sevindirici tek haber Birkan'ın hamileliğiydi. Kızının sevincini paylaştı, ona yardımcı olmaya çalıştı.

Birkan'ın hamileliğinin ilerlediği bir dönemde, doktor şekerden şüphelendi. Doktorun istediği tahlilleri yaptırmaya baba kız birlikte gittiler. Tahlili yaptırıp hastaneden çıktıklarında öğle olmuştu. Bulaydın, Birkan'ı annesine bırakacaktı. Evin önüne geldiklerinde, Birkan, ``Sen de gel baba'' dedi. Israr etti. ``Bak baba açsın, gel annemde hiç olmazsa bir çorba iç.'' Mide ameliyatından sonra Bulaydın'ın az ama sık yemek yemesi, aç kalmaması gerekiyordu.

``Gelmeyeyim kızım'' dedi, ``Şimdi annen birşey söyler, hepimizin canı sıkılır.'' Birkan vazgeçmedi ısrarından. ``Sen biraz bekle'' deyip, fırladı. Annesine çıktı; ``Anne bak babam aşağıda. Ben gelmesini çok istiyorum. Lütfen gelince birşey söyleme.'' Sonra yeniden indi aşağıya, babasını alıp döndü.

Bulaydın ve Methiye, boşandıktan sonra ilk kez karşı karşıya geliyorlardı. Aradan bir yıl geçmişti. Methiye, artık tekerlekli sandalyedeydi, onun da hastalığı ilerlemişti.   

Onu öyle görünce üzüldü Bulaydın. ``Arasıra gelebilir miyim?'' diye sordu. Methiye, karşılık vermedi. Ne diyebilirdi ki? Susmayı yeğledi. İkisinin de gözlerinde yaş vardı...

Bir daha hiç görüşmediler. Methiye aldığı darbeye rağmen yaşama sarıldı, kızlarına annelik yaptı. Tekerlekli sandalyesiyle oradan oraya dolaşırken gülücükler saçmaya devam etti. Havullar yine mis kokuyordu evinde.

Bulaydın ise hastalıktan kurtulamadı. Altı ay kadar sonra bir kez daha ameliyat oldu. Doktor, Birkan'a fısıldadı. ``En fazla altı ay ömrü var.'' Öyle de oldu, Bulaydın, 15 Aralık 1995'te öldü.

Methiye, cenaze törenine gitmedi. Evinde yaşadı matemini, üzüntüsünü. Bulaydın'ın dostları, arkadaşları, ona başsağlığına geldiler. Birlikte ağladılar ölüme, birlikte isyan ettiler kadersizliğe...

16-22 Ağustos 2001/Tempo

 


 
FRENLERİMİZİ BOŞALTIP DÜŞLERİMİZİ ORTALIĞA SALSAK
GONCASI RAFYALI GÜLLER
BÜTÜN HÜCRELERİNDE YAŞIYORDU ACIYI
HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
ORADA BİR PARK VARDI
BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
ALÇAKÇA İŞLENMEYEN CİNAYET VAR MIDIR HAYATTA?
EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
GÜVENLİ LİMANLARA SIĞINMAYI YEĞLEYENLER
SIRADAN ÖYKÜLER DE AĞLATIR
BIRAK YANINDAKİ ADAM LAF ETSİN
BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
TEK DOLARLIK KALPAZAN OPERASYONU
SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
NE VOLKANLAR TAŞIRIM İÇİMDE BİLİR MİSİN?
ÇOK ŞÜKÜR BENİM OĞLUM KATİL DEĞİL
DERİNDİ BALIKÇININ GÖZLERİ
ŞAİRİN KOKU ALAMADIĞI VAZİYETTEYİZ
YAHU BİR GÜZEL ÜTÜLÜYOR Kİ DONLARIMI SORMA
KADERİMİN PATRONU, RUHUMUN KAPTANIYIM
TENCERE ELİNDE KELEPÇELEDİLER GENÇ KIZI
DAHA NE KÖTÜLÜKLER GÖRECEK SABRİYE NİNE?
İLKELER NAZİKTİR HER DAİM SULANMAK İSTER
AH O KOCA MEMELİ KADIN!
DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
İKİ DUDAK ARASINA SIKIŞMIŞ KİMLİKLER
ÇIĞLIK ÇIĞLIĞAYDI KUŞLAR
SANA KİRPİKLERİMİ BİRİKTİRDİM ALIR MISIN?
CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?
AMAN POPOSUNU PARMAKLAMAYIN!
AL YÜZÜĞÜM SENDE KALSIN
UÇAN LİDERLER KAÇAN KONGRELER
YES DE EMİNE HANIM
MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
AYI KONSERVE YERSE
DÖNECEKSEN DÖN ARTIK VE GÖR OLACAKLARI
SEVİŞMEK ERKEĞE ÖDÜLSE KADINA CEZA MI?
EN BÜYÜK BAYRAM BİZİM BAYRAM
MEĞER SİLAHLAR NE KADAR GEREKSİZ ZERZEVATMIŞ
MEDET EY TSE, GETİR ŞU İŞE BİR STANDART
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM YENİ KAHRAMANLAR GELİYOR ESKİ YOLDAN
ÇARŞAFA BÜRÜNMÜŞ PARİSLİ KADININ KIVRAK YÜRÜYÜŞÜ
GÜNEŞİN ÜZERİNDE OYNAŞMADIĞI BİNADA OTURAN SİYASETÇİ
TÜRK ASKERİNİN KORE YOLCULUĞUNUN ÖYKÜSÜ
KÖKLERİNİ BU TOPRAKLARA SALANLAR DA KAÇIYORSA
YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
ECEVİT, CALLAGHAN'IN 27 YIL ÖNCEKİ SÖZLERİNİ DE HATIRLASA
ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
DOKUNULAMAYAN KAPILARA SIKIŞMIŞ İNSANLIKLAR
CAMDAN ÖRÜLMÜŞ SINIRLAR KAFAYI VURUNCA ANLAŞILIR ANCAK
DİLERİM AİLE ALBÜMÜM SAHAFLARA DÜŞMEZ
OLAĞANLAŞAN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE KARŞI AĞLAMA SEANSLARI
BİR ERKEĞİN HEDİYELERLE EVRİMİ
İSLAMİYETİN CAMİLERE ÇEKİLME VAKTİ GELDİ ÇATTI
NE AŞKLAR BİLİRİM GÖRKEMLİ İTİRAFLARA KURBAN GİTMİŞ
SANTİMETREKARECİ MEMDUH'UN UYANIK İŞLERİ
ÇIPLAKLIK SEVENLER GERÇEKLERİ DE GİYDİRMESELER YA
HİSSEDİLEN SICAKLIK VARSA HİSSEDİLEN ENFLASYON NİYE OLMASIN?
HANİ ALEVİLER LAİKLİKTEN YANAYDI?
BİR KURU GÜL KALMIŞTI ELİNDE
ŞİVE DİYENLER YARGILANSIN
ESSAH MI YANİ?
HERKES ŞEHİT HERKES KAHRAMAN
ÇETECİLER BAYRAĞI AŞAĞILADILAR
FOTOĞRAF TERÖRDEN GÜÇLÜ OLMASA...
ÖNGÖRÜLERİN BEREKETLİ TARLASI KURUDU
PKK İLE SAVAŞ KAZANILDI MI Kİ?
BAHAR YAĞMURLARINDA YIKANMADAN...
CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
TANRI AŞKINA! BU SİZİN DE ÜLKENİZ!
ERDOĞAN'A ÇOK KONUŞMA CEZASI VERİLMELİ
KANADALILAŞAN TÜRKÜN VİCDAN AZABINA ÖVGÜ
KENDİNİ ÇOĞALTARAK YAŞAMAK YA DA CENAZELER
OSMANLI SEVDASINDA DANSÖZÜN YERİ
EKRANDA SEVİŞEN TÜRK KIZINI TÜRKLER DESTEKLERSE!
KÖTÜLÜKLERİ GÖRMEZDEN GELEREK YOKETME
TANRI BU ÜLKEYİ TESADÜFLERDEN KORUMASIN
KENDİ KENTİNDE KAYBOLMAK
SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK
İNSANA YATIRIM YAPMANIN ALBENİSİ
ÇINARLAR AYAKTA ÖLÜR GAZETELER DE
DEREYATAĞINA EV YAPARSANIZ YIKILIR
HEYECAN DA RUTİNLEŞİR
SEN HASTALIKLI KORUK GİBİSİN
DENİZDEKİ HAYALİ KIRMIZI ÇİZGİ
KAVUN KARPUZ MİSALİ SİYASET
ÖZKÖK: ÜNİFORMANIN ALTINDAKİ KİŞİLİK
NECDET TEKİN: PIRASA PROFESÖRÜ OLUR MU?
HÜSAMETTİN ÖZKAN: İKİLİ TEMASLAR UZMANI
AHMET VEFİK ALP: UÇUK PROJELER BAŞDANIŞMANI
DIŞ GÖREVDEN DÖNEN VEKİL
KOYUNLAR OTORİTEYE ÇAKTIRMADAN KARŞI ÇIKAR
TAHTERAVALLİDEN İNMENİN ZAMANI GELDİ
NABZA GÖRE ŞARKILAR
AKIP GİTMEKTEDİR SESSİZ HAYATLAR
GURKALAR EMRİNİZDE SAM AMCA
TARİHTEN İBRET ALMASI GEREKENLER
1 - 2
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr