1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
 09 Ağustos 2001, Perşembe
 

KIRLANGIÇ YUVASI/36

MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?

Kütüphanenin havası, Reyhan geldiği gün değişti. ``Reyhan hanım yeni memurumuz. Kendisi kütüphanecilik mezunu'' diyen müdürün ona nadide bir inci tanesi gibi davranması ortalığın karışacağının ilk işaretiydi.

Yüzünün bütün çizgileriyle gülümseyen sevimli bir genç kadındı Reyhan. Omuzlarına sarkan uzun siyah saçları, ince ve uzun dudaklarının kırmızılığını öne çıkarıyordu.

Müdür Kayhan bey, tanıştırdığı erkek memurların hayran bakışlarından kıskandı onu. Kütüphaneyi dolaştırmak bahanesiyle hemen oradan uzaklaştırdı. Dolaştırmakla kalmadı, odasına yerleştirdi, hatta masasını koltuğunu bile buldu.

Abartılı ilgisini Reyhan'ın üzerinden sonraki günlerde de eksik etmedi. Sık sık telefon etmekle yetinmeyip ikide bir odasına geliyordu. Kütüphanecilikten, kitaplardan, işten konuşmuyor, genç kadının yaşamını didikliyor, bir yandan da kendini anlatıp duruyordu.

Odadan her çıkışında, memurunu koruyup kollamak isteyen yönetici havalarında tembihliyordu. ``Sakın'' diyordu, ``Sakın.''

 - Kimseyle yemeğe çıkma, kimseyi de odana alma...

Reyhan, bu sözlere aldırmıyordu. Müdür beyin yaklaşma manevralarının farkındaydı ama henüz yemeğe çıkmayı bile teklif etmemiş biri olarak ziyaretçilerine karışma hakkı da olamazdı tabii ki...

Birkaç gün sonra fakülteden bir erkek arkadaşı, Reyhan'ın ziyaretine geldi. O da başka bir kütüphanede göreve başlamıştı. Oturup sohbet ederlerken, Müdür bey, odaya girdi. Reyhan'ın bir erkek arkadaşıyla oturduğunu görünce gözleri faltaşı gibi açıldı. Hışımla çarptı kapıyı.

Bir iki dakika sonra Reyhan'ın telefon çaldı. Arayan Müdür beydi. Tepesi atmış, bağırıyordu.

- Ben sana odaya kimseyi alma demedim mi? Derhal çıkar o adamı odadan.

Reyhan, kıpkırmızı oldu. Ağlamamak için kendini zor tuttu. Arkadaşına güçlükle açıkladı durumu. ``Müdür, odada ziyaretçi kabul etmeme kızıyor. Danışmaya gidelim.''

O sırada bir kitap almak için odaya giren Müdür Yardımcısı Zühal, sessizce izledi olup bitenleri. Müdürü iyi tanıyor, kadınlara düşkünlüğünü biliyordu. Birkaç kez dışarda buluşup yemeğe çıkmışlardı...

Reyhan, arkadaşını alıp, girişteki danışma bölümüne gitti. Arkadaşı da bozulmuştu. Zor durumda bırakmamak için fazla kalmadı. Reyhan, onu yolcu edip odasına döndü.

Zühal, Reyhan'ı bekliyordu odasında. ``Ne oluyor? Kayhan Bey, neden azarladı seni?'' Reyhan, daha fazla dayanamadı, gözyaşlarını özgür bıraktı:

- Sürekli tepemde bu adam. Yok kimseyle yemeğe çıkma, yok odana kimseyi alma falan. Ne yapacağım ben?

- Neden ona bu cesareti veriyorsun? Ben evli bir kadınım desene.

Reyhan sesini çıkarmadı. Zühal, üstelemesine rağmen karşılık alamayınca sinirlendi. Bilmediği birşeyler dönüyordu. Doğruca müdürün odasına gitti.

- Siz buradaki personelden hangisinin uygun olmayan davranışını gördünüz de yeni gelen bir personelinizi `Buradan kimseyle dışarı çıkma, kimseyle görüşme, odana kimseyi alma' diye uyarma gereği duydunuz?

Zühal, müdür yardımcısı olarak değil, bir kadın olarak soruyordu. Müdür, şaşkınlıkla doğruldu yerinden. ``Asla böyle birşey söylemedim.'' Baktı ki, inkar ediyor, Zühal koşar adımlarla gidip Reyhan'ı çeke çeke odaya getirdi. ``Söyle bakalım. Sana `Kimseyle yemeğe çıkma, odana kimseyi alma' demedi mi?'' Reyhan, böyle yüzleştirilmekten rahatsız olmuştu, kekeledi.

- Evet öyle söyledi.

Zor durumda kalan Müdür bey, ağız değiştirdi. Kendini savunmak için uygun bir kılıf uydurdu:

- Orada burada fazla gezdiğin için biriken işleri yapman açısından `Bir yere çıkma odana da kimseyi alma' dedim. Sen olayı yanlış anlamışsın. Hadi odana git...

Bu olaydan sonra Zühal ile müdürün arası bozuldu. Kütüphanenin tadı kaçtı. Binlerce kitaba, insanlığın onca birikimine inat, her devlet dairesinde görülebilecek türden kısır bir çekişme doğdu.

Müdür bey, yardımcısıyla görüşenleri ``Sen de kara listeye alınacaksın'' diye tehdit ederek tatsızlıkları tırmandırdı. Daha da ileri giderek, ondan kurtulmak için karalamaya başladı. Sonunda İl Kültür Müdürüne giderek, ``Bu kadın falan partiden'' dedi.

Oysa partilerle tanışıklığı olmayan bir kadındı Zühal. Onu tanıyan herkes de bilirdi siyasetle ilgilenmediğini. Ama İl Kültür Müdürü Hasan bey, oradan buradan soruşturmakla kalmayıp, söylenenlere inandı. Her gördüğünde kötü kötü bakmaya başladı.

Zühal, arkadaşlarından, ``Dikkat et, bunlar seninle uğraşıyor'' uyarıları alıyordu. Ama işine devam etmekten başka yapabileceği birşey yoktu. Sorununun kütüphane müdürüylü anlaşmazlık sınırlarını aştığının farkındaydı.

Kütüphane salonunda düzenlenen ``Karacaoğlan Sempozyumuna'' çok istemesine rağmen Kültür Müdürü Hasan beyle karşılaşmamak için gitmedi. Fakat şansı yaver gitmedi. Fuayenin girişinde Hasan beyle karşılaştı. Yanında eski Kültür Müdürü Mehmet bey de vardı. Zühal'i görmekten mutlu olmuştu.

- Sempozyumda gözlerim seni aradı. Senin halk kültürüne düşkünlüğünü biliyorum. Neden yoktun?

- Davet ya da görevlendirme olmadığı için gelemedim.

Onlar konuşurken Hasan bey yanlarından ayrılmıştı bile. Rahatlayan Zühal, eski müdürünü kahve içmeye davet etti. Sohbet ederken, telefonu çaldı. Hasan beyin sesini hemen tanıdı.

- Sen nasıl olur da başkalarının yanında bana selam vermezsin? Gerekeni yapacağım.

Gerçekten de dediğini yaptı. Zühal'in cumartesileri çalışması için valilikten onay çıkarttı. Halbuki o güne kadar cumartesi çalışmaları için nöbet listeleri hazırlanıyordu. Cezalandırma isteği, listelerin askıya alınmasına neden olmuştu. Üstelik operasyon bu kadarla kalmayacaktı.

15 gün kadar sonra kütüphane binasında kurulan el sanatları mağazasının açılış töreni vardı. Zühal yine gitmedi, görevlendirilmemişti. Gitmemesinin aleyhine kullanılabileceğini düşünemedi.

Birkaç gün sonra Kültür Müdürü'nden bir yazı geldi. Savunmasını yedi gün içerisinde vermesi isteniyordu:

- Bakanlığımız mensupları bu açılışa heyecanla gelirken, kasıtlı olarak katılmayıp, bir gün sonra mağazaya giderek, `Kusura bakmayın açılışa gelemedim. Bazı gıcık aldığım kişiler vardı' diyerek çiçek götürdüğünüz gibi anormal davranıştaki mantığınızı ve gayenizi bildirin.

Operasyon giderek ciddileşiyordu. Zühal, oturdu savunmasını yazdı.

- Açılışa çağrılmamıştım. Ertesi gün mağazaya gitmedim, çiçek götürmedim. `Gıcık aldığım kişiler vardı ondan gelmedim' de demedim.

Aradan altı ay geçti. Zühal'in, olayın kapandığını sandığı sırada bu kez bakanlıktan bir yazı geldi. Kapanmak bir yana, olay daha da büyümüş, bakanlık müfettişleri el koymuşlardı. Bu yazıda bir suçlama daha eklenmişti:

- İl Kültür Müdürünün ziyareti sırasında, normal bir vatandaşa dahi gösterilmesi uygun olmayan davranışta bulunduğunuz, size `Günaydın' denildiği halde cevap vermediğiniz gibi oturuşunuzu bile değiştirmediğiniz doğru mu?

Bakanlık işi gücü bırakmış, ``Müdüre neden günaydın demedin?'' diye soruyordu. Ne diyebilirdi Zühal? Sayfalarca savunma yazdı, herşeyi anlattı. Reyhan'ın gelişinden, ilk tartışmadan, Kayhan beyin karalamalarından söz etti uzun uzun.

Sonuç? Bakanlık cezalandırdı onu. ``Kütüphane Müdür Yardımcılığından alınmasına, Kültür Müdürlüğü emrinde görevlendirilmesine...''

Öyle ya, suçu ağırdı. Müdür beye ``Günaydın'' dememişti...

9-15 Ağustos 2001/Tempo

 


 
FRENLERİMİZİ BOŞALTIP DÜŞLERİMİZİ ORTALIĞA SALSAK
GONCASI RAFYALI GÜLLER
BÜTÜN HÜCRELERİNDE YAŞIYORDU ACIYI
HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
ORADA BİR PARK VARDI
BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
ALÇAKÇA İŞLENMEYEN CİNAYET VAR MIDIR HAYATTA?
EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
GÜVENLİ LİMANLARA SIĞINMAYI YEĞLEYENLER
SIRADAN ÖYKÜLER DE AĞLATIR
BIRAK YANINDAKİ ADAM LAF ETSİN
BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
TEK DOLARLIK KALPAZAN OPERASYONU
SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
NE VOLKANLAR TAŞIRIM İÇİMDE BİLİR MİSİN?
ÇOK ŞÜKÜR BENİM OĞLUM KATİL DEĞİL
DERİNDİ BALIKÇININ GÖZLERİ
ŞAİRİN KOKU ALAMADIĞI VAZİYETTEYİZ
YAHU BİR GÜZEL ÜTÜLÜYOR Kİ DONLARIMI SORMA
KADERİMİN PATRONU, RUHUMUN KAPTANIYIM
TENCERE ELİNDE KELEPÇELEDİLER GENÇ KIZI
DAHA NE KÖTÜLÜKLER GÖRECEK SABRİYE NİNE?
İLKELER NAZİKTİR HER DAİM SULANMAK İSTER
AH O KOCA MEMELİ KADIN!
DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
İKİ DUDAK ARASINA SIKIŞMIŞ KİMLİKLER
ÇIĞLIK ÇIĞLIĞAYDI KUŞLAR
SANA KİRPİKLERİMİ BİRİKTİRDİM ALIR MISIN?
CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?
AMAN POPOSUNU PARMAKLAMAYIN!
AL YÜZÜĞÜM SENDE KALSIN
UÇAN LİDERLER KAÇAN KONGRELER
YES DE EMİNE HANIM
MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
AYI KONSERVE YERSE
DÖNECEKSEN DÖN ARTIK VE GÖR OLACAKLARI
SEVİŞMEK ERKEĞE ÖDÜLSE KADINA CEZA MI?
EN BÜYÜK BAYRAM BİZİM BAYRAM
MEĞER SİLAHLAR NE KADAR GEREKSİZ ZERZEVATMIŞ
MEDET EY TSE, GETİR ŞU İŞE BİR STANDART
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM YENİ KAHRAMANLAR GELİYOR ESKİ YOLDAN
ÇARŞAFA BÜRÜNMÜŞ PARİSLİ KADININ KIVRAK YÜRÜYÜŞÜ
GÜNEŞİN ÜZERİNDE OYNAŞMADIĞI BİNADA OTURAN SİYASETÇİ
TÜRK ASKERİNİN KORE YOLCULUĞUNUN ÖYKÜSÜ
KÖKLERİNİ BU TOPRAKLARA SALANLAR DA KAÇIYORSA
YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
ECEVİT, CALLAGHAN'IN 27 YIL ÖNCEKİ SÖZLERİNİ DE HATIRLASA
ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
DOKUNULAMAYAN KAPILARA SIKIŞMIŞ İNSANLIKLAR
CAMDAN ÖRÜLMÜŞ SINIRLAR KAFAYI VURUNCA ANLAŞILIR ANCAK
DİLERİM AİLE ALBÜMÜM SAHAFLARA DÜŞMEZ
OLAĞANLAŞAN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE KARŞI AĞLAMA SEANSLARI
BİR ERKEĞİN HEDİYELERLE EVRİMİ
İSLAMİYETİN CAMİLERE ÇEKİLME VAKTİ GELDİ ÇATTI
NE AŞKLAR BİLİRİM GÖRKEMLİ İTİRAFLARA KURBAN GİTMİŞ
SANTİMETREKARECİ MEMDUH'UN UYANIK İŞLERİ
ÇIPLAKLIK SEVENLER GERÇEKLERİ DE GİYDİRMESELER YA
HİSSEDİLEN SICAKLIK VARSA HİSSEDİLEN ENFLASYON NİYE OLMASIN?
HANİ ALEVİLER LAİKLİKTEN YANAYDI?
BİR KURU GÜL KALMIŞTI ELİNDE
ŞİVE DİYENLER YARGILANSIN
ESSAH MI YANİ?
HERKES ŞEHİT HERKES KAHRAMAN
ÇETECİLER BAYRAĞI AŞAĞILADILAR
FOTOĞRAF TERÖRDEN GÜÇLÜ OLMASA...
ÖNGÖRÜLERİN BEREKETLİ TARLASI KURUDU
PKK İLE SAVAŞ KAZANILDI MI Kİ?
BAHAR YAĞMURLARINDA YIKANMADAN...
CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
TANRI AŞKINA! BU SİZİN DE ÜLKENİZ!
ERDOĞAN'A ÇOK KONUŞMA CEZASI VERİLMELİ
KANADALILAŞAN TÜRKÜN VİCDAN AZABINA ÖVGÜ
KENDİNİ ÇOĞALTARAK YAŞAMAK YA DA CENAZELER
OSMANLI SEVDASINDA DANSÖZÜN YERİ
EKRANDA SEVİŞEN TÜRK KIZINI TÜRKLER DESTEKLERSE!
KÖTÜLÜKLERİ GÖRMEZDEN GELEREK YOKETME
TANRI BU ÜLKEYİ TESADÜFLERDEN KORUMASIN
KENDİ KENTİNDE KAYBOLMAK
SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK
İNSANA YATIRIM YAPMANIN ALBENİSİ
ÇINARLAR AYAKTA ÖLÜR GAZETELER DE
DEREYATAĞINA EV YAPARSANIZ YIKILIR
HEYECAN DA RUTİNLEŞİR
SEN HASTALIKLI KORUK GİBİSİN
DENİZDEKİ HAYALİ KIRMIZI ÇİZGİ
KAVUN KARPUZ MİSALİ SİYASET
ÖZKÖK: ÜNİFORMANIN ALTINDAKİ KİŞİLİK
NECDET TEKİN: PIRASA PROFESÖRÜ OLUR MU?
HÜSAMETTİN ÖZKAN: İKİLİ TEMASLAR UZMANI
AHMET VEFİK ALP: UÇUK PROJELER BAŞDANIŞMANI
DIŞ GÖREVDEN DÖNEN VEKİL
KOYUNLAR OTORİTEYE ÇAKTIRMADAN KARŞI ÇIKAR
TAHTERAVALLİDEN İNMENİN ZAMANI GELDİ
NABZA GÖRE ŞARKILAR
AKIP GİTMEKTEDİR SESSİZ HAYATLAR
GURKALAR EMRİNİZDE SAM AMCA
TARİHTEN İBRET ALMASI GEREKENLER
1 - 2
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr