1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
 07 Haziran 2010, Pazartesi
 

KIRLANGIÇ YUVASI/27

DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!

Sekreter, ``Biraz bekler misiniz?'' dedi. ``Müsteşar bey, eski bir milletvekili ile görüşüyor.'' Ankara Milli Eğitim Müdürü aldırmadı. ``Benim için mahzuru yok'' deyip, daldı makam odasına.

Müsteşarın konuğunu görünce donakaldı müdür. ``Bu mu milletvekili?'' Müsteşar şaşırmıştı. ``Evet. Demokrat Parti'den. Eski Sivas milletvekili.'' Müdür güldü:

- Olur mu yahu? O benim yardımcım.

Müsteşar, konuğundan bir açıklama bekledi. Konuk kıpkırmızı olmuştu, açıklama yapacak halde değildi. Yakalanmıştı. Öyle hızla fırladı ki, müsteşar ile müdürün kıpırdamasına kalmadan kendini kapının dışına attı. Koşarak kayboldu.

Milli Eğitim Bakanlığı'nda yaşanan bu olaydan sonra soruşturma açıldı. Müfettişler, ``Ankara Milli Eğitim Müdür Yardımcısı''nı karşılarına alıp sordular. ``Sen kimsin?''

Gayet sakindi. Oyun planını hazırlamıştı. ``Adım Haydar Hanoğlu'' deyip anlatmaya başladı:

``Antalya Aksu Köy Enstitüsünden 1950'de mezun oldum. 1951'den beri öğretmenlik yapıyorum. Son olarak Anıttepe Lisesinde felsefe öğretmeniydim. Bir yıl önce Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı'na atandım.''

Müfettişler, diplomasını göstermesini istedi. ``Bende değil'' karşılığını verdi. Ne kadar sıkıştırsalar da daha fazla bilgi alamadılar. Bakanlıktaki olayın ``bir yanlış anlaşılma olduğunu'' söylüyor, kendini savunuyordu:

- Ben Anıttepe Lisesinde yılın öğretmeni seçilmiş şerefli bir devlet memuruyum. Sahtekar değilim.

- Peki kaç yaşındasın?

- 1926 doğumluydum ama yaş tashihi yaptırdığım için doğum tarihim 1940 olarak görünüyor.

- 14 yıllık düzeltme olur mu? Zaten dosyanda bu konuda bir mahkeme kararı yok.

- Mahkemede yaptırmadım...

İkna olmayan müfettişler, belge araştırmasına ağırlık verdiler. Bakanlıktaki, Emekli Sandığı, Nüfus Müdürlüklerindeki dosyaları karıştırdılar. İnanılması güç bir sahtekarlık olayının çözülmesi yolunda adım adım ilerlediler.

Bir kere ne Sivas ne de Çorum Nüfus Müdürlüğü kütüklerinde Haydar Hanoğlu adlı bir kişi yoktu. Başka kentlere de bakıldı. Hayır, Türkiye'de böyle bir kişi doğmamış, yaşamamıştı!

Araştırma bu yönde ilerledi. 1979'daki mahkeme kararı bulundu. Adı Hüseyin Taş'dı. Soyadını Hanoğlu olarak değiştirince nasıl yapmışsa yapmış, 1951 yılında göreve başlayan ve kendisiyle aynı adı taşıyan ''Hüseyin Taş''ın yerine geçmişti.

Artık emekli olan öğretmen ''Hüseyin Taş''ın bakanlıktaki sicil dosyalarını, ``Hüseyin Hanoğlu'' adına değiştirip, ``öğretmen'' olmakla da yetinmemişti. Üç yıl kadar sonra, 1982 yılında, sahte belgelerle  kendisini ölmüş gösterip, karısıyla üç çocuğunun dul ve yetim maaşı almalarını sağlamıştı.

``Ölü'' haline gelince bu kez soyadını değil adını yenilemiş, bakanlıktaki dosyalarını ``Haydar Hanoğlu'' adına düzenleyerek öğretmenliğe devam etmeyi yine başarmıştı!

Müfettişler, bir kez daha ifadesine başvurdular. ``Sen belgelere göre ölmüşsün'' dediler. ``Biliyorum ama gördüğünüz gibi hayattayım'' karşılığını verdi gülerek. ``İlkokulu bile tamamlayamayıp, ikinci sınıfta ayrıldığın doğru mu?'' sorusuna da aynı umursamazlıkla yanıt verdi; ``Olur mu? Ben felsefe öğretmeniyim.'' Çileden çıkan müfettişler, birbirini tutmayan senaryoları dinlemek yerine olayı mahkemeye sevketmeye karar verdiler.

``Sahte öğretmen'' tutuklandı. Aylar sonra mahkeme önüne çıktı. Daha ilk sorudan itibaren hakimi sinirlendirdi:

- Adın?

- Haydar Hüseyin Hanoğlu.

- Bizi uğraştırma. Adını doğru söyle.

- Doğru söylüyorum.

Mahkeme, kimlik tespitinde takıldı kaldı. ``Sahte öğretmen'' adını da, doğum tarihini de bir türlü doğru olarak söylemiyordu. Hakim, ``Hüseyin Hanoğlu'' adına düzenlenen ``ölüm tutanağı''nı imzalayan Alibeyi köyü muhtarını çağırdı.

Muhtar, onu görür görmez tanıdı. ``İşte bu adam samimi arkadaşım olan Tahsin ile birlikte geldi'' dedi. Arkadaşının oyununa gelmiş, aldatılmıştı:

``Hüseyin Hanoğlu'nun Sivas'ta gömüldüğünü ama ailesinin Almanya'dan para alabilmesi için acilen ölüm tutanağına ihtiyaçları olduğunu söyleyince onlara inandım, imzaladım.''

Hakim, ``Sahte öğretmen''e döndü. ``Kendi ölüm tutanağını kendin mi düzenledin?'' Yine reddetti. ``Olur mu öyle şey? Ben Hüseyin Hanoğlu değilim.''

Duruşmalar birbirini izledi. ``Sahte öğretmen'', her duruşmada farklı bir isim, farklı bir doğum tarihi verdi; birbirini tutmayan senaryolar anlattı durdu.

Sonuca ulaşamayacağını gören hakim, karısını ve üç çocuğunu çağırdı. Onlar da aynı senaryonun bir parçasıydılar. ``Benim kocam öldü. Bu adamı tanımıyorum'' dedi karısı. Çocuklar da babalarının öldüğünü söylediler.

Hakim gülmekten kendini alamadı. Haydar Hanoğlu denilen kişi ile Hüseyin Hanoğlu'nun aynı kişiler olduğuna emindi. Dayanamadı, dosyadan belgeleri aldı gösterdi:

- Bak, Milli Eğitim Müdürlüğü'ndeki Haydar Hanoğlu imzalı dilekçelerdeki yazılar ile Hüseyin Hanoğlu imzalı dilekçelerdeki yazılar aynı. Hepsi tek elden çıkmış. Uzmanlar da bunu teyid etti. Bize yalan söyleme, bu kadın senin karın, bunlar da senin çocukların.

``Sahte öğretmen'', tınmadı bile. ``Bunlar benim karım, çocuklarım olamaz. Ben Hüseyin Hanoğlu değilim.'' Aklına sonradan yeni gelmiş gibi ekledi:

- DNA testi yapın hakim bey...

Kendinden emin hali, hakimi de etkiledi. Hakim, ilk kez, söylediklerinin doğru olabileceği endişesine kapıldı. DNA testi gerçekleri ortaya çıkarabilirdi. Mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yazılar yazdı. Böylece uzun bir hukuki süreç başladı.

DNA testi için ilgili kurumlardan yanıtlar beklenirken hakim, bir gerçeği farketti. Davanın zaman aşımı süresi dolmak üzereydi. 1992'de açılan dava altı yıldır sürüyordu!

O zaman anladı hakim, sanığın DNA testi istemesinin nedenini. Zaman aşımı süresinin dolup davanın düşmesi için mahkemeyi oyalamaktan başka amacı yoktu uyanığın!

Mahkeme heyeti, daha fazla gecikip davanın düşmesini önlemek amacıyla hemen toplandı, kararını verdi:

``..bilerek davanın gecikmesine çalışan sanığın, çeşitli el yazıları ve imzaları Hüseyin Hanoğlu olduğunu açık ve kesin olarak ortaya koymuştur. 6 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırılmasına karar verilmiştir.''

Sanık ``Hüseyin Hanoğlu'' adıyla mahkum edildi. Adı ise mahkeme kararına, ``Hüseyin (Haydar) Hanoğlu'' olarak geçirildi. Yani ``hem o olabilir hem de bu'' dendi. Açıkçası, mahkeme, mahkum ettiği sanığın kimliğini bile kesinleştirememişti.

Hakimin bildiği ama kanıtlayamadığı bir gerçek daha vardı. Hazırladığı senaryoyu ``Yılın öğretmeni'' seçilecek kadar başarıyla uygulayan sanık, aslında ilkokul ikinci sınıfa kadar okuyabilmiş bir müstahdemdi...

7-13 Haziran 2001/Tempo

 


 
FRENLERİMİZİ BOŞALTIP DÜŞLERİMİZİ ORTALIĞA SALSAK
GONCASI RAFYALI GÜLLER
BÜTÜN HÜCRELERİNDE YAŞIYORDU ACIYI
HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
ORADA BİR PARK VARDI
BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
ALÇAKÇA İŞLENMEYEN CİNAYET VAR MIDIR HAYATTA?
EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
GÜVENLİ LİMANLARA SIĞINMAYI YEĞLEYENLER
SIRADAN ÖYKÜLER DE AĞLATIR
BIRAK YANINDAKİ ADAM LAF ETSİN
BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
TEK DOLARLIK KALPAZAN OPERASYONU
SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
NE VOLKANLAR TAŞIRIM İÇİMDE BİLİR MİSİN?
ÇOK ŞÜKÜR BENİM OĞLUM KATİL DEĞİL
DERİNDİ BALIKÇININ GÖZLERİ
ŞAİRİN KOKU ALAMADIĞI VAZİYETTEYİZ
YAHU BİR GÜZEL ÜTÜLÜYOR Kİ DONLARIMI SORMA
KADERİMİN PATRONU, RUHUMUN KAPTANIYIM
TENCERE ELİNDE KELEPÇELEDİLER GENÇ KIZI
DAHA NE KÖTÜLÜKLER GÖRECEK SABRİYE NİNE?
İLKELER NAZİKTİR HER DAİM SULANMAK İSTER
AH O KOCA MEMELİ KADIN!
DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
İKİ DUDAK ARASINA SIKIŞMIŞ KİMLİKLER
ÇIĞLIK ÇIĞLIĞAYDI KUŞLAR
SANA KİRPİKLERİMİ BİRİKTİRDİM ALIR MISIN?
CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?
AMAN POPOSUNU PARMAKLAMAYIN!
AL YÜZÜĞÜM SENDE KALSIN
UÇAN LİDERLER KAÇAN KONGRELER
YES DE EMİNE HANIM
MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
AYI KONSERVE YERSE
DÖNECEKSEN DÖN ARTIK VE GÖR OLACAKLARI
SEVİŞMEK ERKEĞE ÖDÜLSE KADINA CEZA MI?
EN BÜYÜK BAYRAM BİZİM BAYRAM
MEĞER SİLAHLAR NE KADAR GEREKSİZ ZERZEVATMIŞ
MEDET EY TSE, GETİR ŞU İŞE BİR STANDART
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM YENİ KAHRAMANLAR GELİYOR ESKİ YOLDAN
ÇARŞAFA BÜRÜNMÜŞ PARİSLİ KADININ KIVRAK YÜRÜYÜŞÜ
GÜNEŞİN ÜZERİNDE OYNAŞMADIĞI BİNADA OTURAN SİYASETÇİ
TÜRK ASKERİNİN KORE YOLCULUĞUNUN ÖYKÜSÜ
KÖKLERİNİ BU TOPRAKLARA SALANLAR DA KAÇIYORSA
YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
ECEVİT, CALLAGHAN'IN 27 YIL ÖNCEKİ SÖZLERİNİ DE HATIRLASA
ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
DOKUNULAMAYAN KAPILARA SIKIŞMIŞ İNSANLIKLAR
CAMDAN ÖRÜLMÜŞ SINIRLAR KAFAYI VURUNCA ANLAŞILIR ANCAK
DİLERİM AİLE ALBÜMÜM SAHAFLARA DÜŞMEZ
OLAĞANLAŞAN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE KARŞI AĞLAMA SEANSLARI
BİR ERKEĞİN HEDİYELERLE EVRİMİ
İSLAMİYETİN CAMİLERE ÇEKİLME VAKTİ GELDİ ÇATTI
NE AŞKLAR BİLİRİM GÖRKEMLİ İTİRAFLARA KURBAN GİTMİŞ
SANTİMETREKARECİ MEMDUH'UN UYANIK İŞLERİ
ÇIPLAKLIK SEVENLER GERÇEKLERİ DE GİYDİRMESELER YA
HİSSEDİLEN SICAKLIK VARSA HİSSEDİLEN ENFLASYON NİYE OLMASIN?
HANİ ALEVİLER LAİKLİKTEN YANAYDI?
BİR KURU GÜL KALMIŞTI ELİNDE
ŞİVE DİYENLER YARGILANSIN
ESSAH MI YANİ?
HERKES ŞEHİT HERKES KAHRAMAN
ÇETECİLER BAYRAĞI AŞAĞILADILAR
FOTOĞRAF TERÖRDEN GÜÇLÜ OLMASA...
ÖNGÖRÜLERİN BEREKETLİ TARLASI KURUDU
PKK İLE SAVAŞ KAZANILDI MI Kİ?
BAHAR YAĞMURLARINDA YIKANMADAN...
CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
TANRI AŞKINA! BU SİZİN DE ÜLKENİZ!
ERDOĞAN'A ÇOK KONUŞMA CEZASI VERİLMELİ
KANADALILAŞAN TÜRKÜN VİCDAN AZABINA ÖVGÜ
KENDİNİ ÇOĞALTARAK YAŞAMAK YA DA CENAZELER
OSMANLI SEVDASINDA DANSÖZÜN YERİ
EKRANDA SEVİŞEN TÜRK KIZINI TÜRKLER DESTEKLERSE!
KÖTÜLÜKLERİ GÖRMEZDEN GELEREK YOKETME
TANRI BU ÜLKEYİ TESADÜFLERDEN KORUMASIN
KENDİ KENTİNDE KAYBOLMAK
SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK
İNSANA YATIRIM YAPMANIN ALBENİSİ
ÇINARLAR AYAKTA ÖLÜR GAZETELER DE
DEREYATAĞINA EV YAPARSANIZ YIKILIR
HEYECAN DA RUTİNLEŞİR
SEN HASTALIKLI KORUK GİBİSİN
DENİZDEKİ HAYALİ KIRMIZI ÇİZGİ
KAVUN KARPUZ MİSALİ SİYASET
ÖZKÖK: ÜNİFORMANIN ALTINDAKİ KİŞİLİK
NECDET TEKİN: PIRASA PROFESÖRÜ OLUR MU?
HÜSAMETTİN ÖZKAN: İKİLİ TEMASLAR UZMANI
AHMET VEFİK ALP: UÇUK PROJELER BAŞDANIŞMANI
DIŞ GÖREVDEN DÖNEN VEKİL
KOYUNLAR OTORİTEYE ÇAKTIRMADAN KARŞI ÇIKAR
TAHTERAVALLİDEN İNMENİN ZAMANI GELDİ
NABZA GÖRE ŞARKILAR
AKIP GİTMEKTEDİR SESSİZ HAYATLAR
GURKALAR EMRİNİZDE SAM AMCA
TARİHTEN İBRET ALMASI GEREKENLER
1 - 2
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr