1980 Haziranıydı gazeteciliğe başladığımda. 30 yılı aşkın bir süredir bu meslekteyim.  Haberlerin peşinden koştum; söyleşiler yaptım; kitaplar yazdım; haber müdürlüğünde bulundum; bunca yıldır hep gazetecilik faaliyetleri içinde oldum. 1 Nisan 2010'dan bu yana Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi (Ombudsman) olarak görev yapıyorum.

Faruk Bildirici


 SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
 21 Mart 2001, Çarşamba
 

KIRLANGIÇ YUVASI/16

SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ

Açık hava müzesini gezen kadın, üç adım ötesindeki taşın altından çıkan yılanla gözgöze geldi. Gözlerini yılanın soğuk bakışından kurtarması birkaç saniyesini aldı. Sakin bir sesle yanındaki kocasına fısıldadı:

- Bak, yılan var orada...

Adam, karısının elini bıraktığı gibi belindeki silahına sarıldı. ``Dannnn...'' Tek atışta yılanın başını parçaladı! Tabancasını yerine koyarken, kısaca açıkladı. ``Çıngıraklı yılandı, zehirlidir bunlar.''

Kadın, macera filmlerine özgü bu sahnenin yanıbaşında olup bitmesinden şaşkındı. Etkilenmişti. Cemalinin eline sıkıca sarıldı. ``Ne yaman bir polis benim kocam.'' Avucundan yükselen ısı dalga dalga yayıldı vücuduna...

O sıcaklık yıllarca devam etti. Evliliklerinin ilk yıllarında hep elele dolaştılar. Sinemaya, alışverişe, dost ziyaretine giderken el temasını hiç kaybetmediler. İki çocukları oldu.

Önce operasyonlar girdi kocasıyla arasına. Elele gezmeler bitti, parça parça uzaklaştı Cemal. Gece yarıları eve geliyor, tabancası yastığının altında uyuyordu. Mermi hep namludaydı. Telsizi de sürekli açıktı, kodunun söylendiğini uykuda bile duyuyor, ayağa fırlıyordu.

O artık, siyasi suçluların sorgulandığı özel birimin amiriydi. Siyasi şubeye bağlı olmasına karşın ona sadece Emniyet Müdürü karışabiliyordu. Gizemli bir yerdi çalıştığı bölüm. Emniyet'in kapısından değil, arkadaki garaj kapısından giriliyordu. Üst katta Cemal müdürün makam odası ve büro kısmı vardı; alt katlarda ise sorgu salonları ve hücreler...

Özel birimin polisler arasındaki adı, ``Derin Sorgu Laboratuvarı''ydı, kısaca DSL.. Buradaki polislerin ortak özellikleri, alkol ve gece hayatına düşkün olmalarıydı. Eşleri, kocalarının evlerini ihmal etmelerinden yakınıyorlardı. ``Fatma abla, bizimki pavyondan dost tutmuş'' diyenler de çıkıyordu aralarından.

Polis eşlerini dinliyor, onlara sabırlı olmalarını öğütlüyordu. ``Bakın ben de sizinle aynı durumdayım. Onlar vatanımızın düşmanlarını yoketmek için çalışıyor'' deyip kendini örnek veriyordu. Yalan da değildi söyledikleri. Gece geç de gelse, gelmese de aynı sıcaklıkla sarılıyordu ona. Güveni tamdı kocasına.

Kolunda saatinin olmadığını farkettiği gün de şüphelenmedi aslında. Sadece sordu.``Saatin nerede?'' Aldığı yanıta da hemen inandı:

- Bizim memurlardan biriyle Çankaya'da arabada içtik. Sızıp kalmışız, cam da açık kalmış. Ayıldığımda saatim, cüzdanım, kimliğim yoktu üzerimde. Çalmışlar...

``Bir emniyet amirinin cüzdanı da çalınır mıymış?'' demeyi aklına bile getirmedi. Fakat kocasının eve gelmediği geceler giderek arttı. Eve uğradığı günlerde de eski yakınlığı yoktu artık.

Nadiren birlikte çıktıkları akşamlardan birinde lokantaya gittiler. Güzel güzel sohbet ettiler, dansa bile kalktılar. Birbirlerine sarılmış dansederken, lokantanın sahibi başlarından aşağı bir tepsi gül boşalttı. Kocasının gözlerine baktı, mutlu görünüyordu.

``Seninle konuşmak istiyorum'' sözlerine kötü bir anlam vermedi. ``Ne olabilirdi ki?'' Birlikte alt kattaki salona indiler, sakin bir köşeye çekildiler. Cemal, lafı dolandırmadı:

- Senden boşanmak istiyorum...

Aşk sözcükleri bekleyen kadın yıkıldı. Birşey söyleyemedi, gözyaşları boşandı yanaklarından. Cemal de sarıldı ona. Susup kaldılar öylece...

Aradan birkaç gün geçti. Bir yemek sırasında yine aynı konuyu açtı Cemal. ``Ayrılmamız gerekiyor'' dedi. Sonra yine kapattı. Kurtulamadığı bir tedirginlik vardı üzerinde.

Bir hafta sonra İstanbul'a gittiğinde oradan aradı. Telefonda söylemek, yüzyüze konuşmaktan daha kolay gelmişti:

- Ayrılmamız gerek. Zor durumdayım.

- Hayatında başka bir kadın mı var?

- ...

- Ciddi misin? Çok istiyorsan gel boşanalım.

Uçağa atladığı gibi alelacele döndü Cemal. ``Bir imza ver yeter'' dedi. Birlikte, avukat arkadaşlarının bürosuna gittiler. Fatma, vekaletnameyi hiç konuşmadan imzaladı. 

Bürodan çıkarken Cemal, ellerini tuttu. ``Sen benim karımsın, her zaman böyle kalacaksın. Bunu kimseye söyleme.'' Ne olduğunu anlayamadı! Acaba birileri tehdit mi ediyordu kocasını? Yoksa can güvenliği mi tehlikedeydi? Hiçbir sorusuna karşılık alamadı.

Sonraki aylarda herşey yine eskisi gibiydi. Vekaletnameyi yırtıp attığını söyleyen Cemal, her gece olmasa da eve geliyor; ona sarılıp yatıyordu.

Sakin günler uzun sürmedi. Olanları unutmaya yüz tutmuşken bir ziyaret sırasında duyduklarıyla alt üst oldu. Yanında oturan kadın, aniden kulağına eğildi:

- Kocanın bir dansözle ilişkisi var. Ondan çocuğu olacağı için seni boşamış...

Dünyalar başına yıkıldı. Demek vekaletnameyi yırtıp atmamış, habersizce boşamıştı kendisini! İnanamadı duyduklarına...

Hafiyeliğe başladı. Kocasının yakın arkadaşlarına sordu. Ağız birliği etmişcesine yalanladılar. Tatmin olmadı, araştırmayı sürdürdü. Vazgeçmeye hazırlandığı sırada bir telefon geldi. Aradığı ``dansöz kadın'' karşısındaydı:

- Ben Cemal'in karısıyım. Senden boşanıp benimle evlendi. Bir de oğlumuz oldu.

- Peki, benden ne istiyorsun?

- Bunları bilmelisin. Artık aşkımız bitti. Dün akşam eve geldi almadım, komşulara rezil oldu. Hala senin kocan gibi davranıyor ama üç yıl önce hamile kalınca benimle evlenmek zorunda kaldı. Altı yıldır birlikteyiz biz.

Fatma, gerisini dinleyemedi. Dalıp gitti. DSL'de, Cemal'in emrinde çalışan ``Çakal'' lakaplı polisin karısının yakınmalarını hatırladı:

 - Kocamı emniyete girerken gördüm. Arabada sarışın bir kadın vardı.

 Demek, o sarışın kadın ``Çakal''ın değil, Cemal'in sevgilisiydi! Cemal'in ayrılırken DSL'nin yönetimini ``Çakal''a bırakmasının nedeni de bu sırdaşlığıydı! Daha önemlisi dansöz kadının evlenmek için kullandığı tehditlerden biri hamileliği ise diğeri de DSL'de tanık olduğu işkenceler olmuştu anlaşılan...

Dansöz kadın, Cemal'den kurtulmaya karar vermişti. Fatma'ya telefon etmekle kalmadı, ertesi gün Emniyet'e gidip ortalığı birbirine kattı. ``Ben Cemal'in karısıyım.'' Bununla da yetinmeyip gazetelere haber verince Cemal hakkında soruşturma açıldı.

Yardımına koşan yine Fatma oldu. Onu görünce Cemal'in omuzları düştü. ``İşimi kaybettim'' dedi. ``Boşandığımızı neden bana söylemedin?'' sorusunu da aynı mahçup tavırla yanıtladı:

- Seni kaybetmek istemedim...

- Merak etme senin yanındayım. Sana yardım edeceğim.

Güçlü kadındı. Söylediğini yaptı. Emniyet'in üst düzey yöneticilerine gidip, onu affetmeleri için çalıştı. Herkes şaşırdı. Aldatılan, kandırılan kadın nasıl olur da böyle konuşabilirdi? Emniyetçiler, karşılaştıkları bu tablodan etkilendiler; aile yaşamını düzeltmesi koşuluyla soruşturmayı kapattılar.

Cemal, dansöz kadından boşandı, bir kez daha evine döndü. Fatma yeniden evlenmeyi bekliyor, sık sık soruyordu. ``Ne zaman evleneceğiz?'' Her sorduğunda ise ``Beş yıl evlenme yasağım var, biraz sabret'' karşılığını alıyordu.

Aradan aylar geçti. Kocasının eve uğramadığı günler, geceler birbirini izlemeye başladı. İyice alkole batmıştı. Üçüncü sınıf pavyonlarda sabahlıyor, dansözlerle, fahişelerle düşüp kalkıyordu.

Sinirleri alt üst olmuştu, homur homur dolaşıyordu. DSL'de çalışıp da psikolojisi sağlam kalana rastlanmıyordu zaten...

O sevmeyi unutmuştu, Fatma onu evde boşuna bekliyordu...

21-28 Mart 2001/Tempo

 


 
FRENLERİMİZİ BOŞALTIP DÜŞLERİMİZİ ORTALIĞA SALSAK
GONCASI RAFYALI GÜLLER
BÜTÜN HÜCRELERİNDE YAŞIYORDU ACIYI
HERKESİN NOSTALJİSİ KENDİNE GÜZEL
ÇIPLAK BEDENLERİ ŞİİRLE SARMAK
ORADA BİR PARK VARDI
BAK HELE NELER GELDİ ZELİŞ'İN BAŞINA
DOĞURGANLIĞA MI TAPALIM, AFRODİT'E Mİ?
ALÇAKÇA İŞLENMEYEN CİNAYET VAR MIDIR HAYATTA?
EŞİMİ ÖPERİM ÖPMEM SANA NE BE KADIN!
GÜVENLİ LİMANLARA SIĞINMAYI YEĞLEYENLER
SIRADAN ÖYKÜLER DE AĞLATIR
BIRAK YANINDAKİ ADAM LAF ETSİN
BAKKAL DEFTERLERİ NE GÜZELDİ
TEK DOLARLIK KALPAZAN OPERASYONU
SORGU LABORATUVARINDAKİ DANSÖZ
NE VOLKANLAR TAŞIRIM İÇİMDE BİLİR MİSİN?
ÇOK ŞÜKÜR BENİM OĞLUM KATİL DEĞİL
DERİNDİ BALIKÇININ GÖZLERİ
ŞAİRİN KOKU ALAMADIĞI VAZİYETTEYİZ
YAHU BİR GÜZEL ÜTÜLÜYOR Kİ DONLARIMI SORMA
KADERİMİN PATRONU, RUHUMUN KAPTANIYIM
TENCERE ELİNDE KELEPÇELEDİLER GENÇ KIZI
DAHA NE KÖTÜLÜKLER GÖRECEK SABRİYE NİNE?
İLKELER NAZİKTİR HER DAİM SULANMAK İSTER
AH O KOCA MEMELİ KADIN!
DNA TESTİ YAPIN HAKİM BEY!
İKİ DUDAK ARASINA SIKIŞMIŞ KİMLİKLER
ÇIĞLIK ÇIĞLIĞAYDI KUŞLAR
SANA KİRPİKLERİMİ BİRİKTİRDİM ALIR MISIN?
CUMHURBAŞKANLIĞI FORSUNDA 16 YILDIZIN İŞİ NE?
AMAN POPOSUNU PARMAKLAMAYIN!
AL YÜZÜĞÜM SENDE KALSIN
UÇAN LİDERLER KAÇAN KONGRELER
YES DE EMİNE HANIM
MÜDÜR BEYE NEDEN GÜNAYDIN DEMEDİN?
AŞKIN BİTTİĞİ YERDE BAŞLADI HASTALIK
AYI KONSERVE YERSE
DÖNECEKSEN DÖN ARTIK VE GÖR OLACAKLARI
SEVİŞMEK ERKEĞE ÖDÜLSE KADINA CEZA MI?
EN BÜYÜK BAYRAM BİZİM BAYRAM
MEĞER SİLAHLAR NE KADAR GEREKSİZ ZERZEVATMIŞ
MEDET EY TSE, GETİR ŞU İŞE BİR STANDART
SAFLARI SIKLAŞTIRALIM YENİ KAHRAMANLAR GELİYOR ESKİ YOLDAN
ÇARŞAFA BÜRÜNMÜŞ PARİSLİ KADININ KIVRAK YÜRÜYÜŞÜ
GÜNEŞİN ÜZERİNDE OYNAŞMADIĞI BİNADA OTURAN SİYASETÇİ
TÜRK ASKERİNİN KORE YOLCULUĞUNUN ÖYKÜSÜ
KÖKLERİNİ BU TOPRAKLARA SALANLAR DA KAÇIYORSA
YİNE KANI KANLA YIKAMASANIZ
ECEVİT, CALLAGHAN'IN 27 YIL ÖNCEKİ SÖZLERİNİ DE HATIRLASA
ASKERLER SORGULANAMAZ DARBECİLER ASLA
DOKUNULAMAYAN KAPILARA SIKIŞMIŞ İNSANLIKLAR
CAMDAN ÖRÜLMÜŞ SINIRLAR KAFAYI VURUNCA ANLAŞILIR ANCAK
DİLERİM AİLE ALBÜMÜM SAHAFLARA DÜŞMEZ
OLAĞANLAŞAN OLAĞANÜSTÜLÜKLERE KARŞI AĞLAMA SEANSLARI
BİR ERKEĞİN HEDİYELERLE EVRİMİ
İSLAMİYETİN CAMİLERE ÇEKİLME VAKTİ GELDİ ÇATTI
NE AŞKLAR BİLİRİM GÖRKEMLİ İTİRAFLARA KURBAN GİTMİŞ
SANTİMETREKARECİ MEMDUH'UN UYANIK İŞLERİ
ÇIPLAKLIK SEVENLER GERÇEKLERİ DE GİYDİRMESELER YA
HİSSEDİLEN SICAKLIK VARSA HİSSEDİLEN ENFLASYON NİYE OLMASIN?
HANİ ALEVİLER LAİKLİKTEN YANAYDI?
BİR KURU GÜL KALMIŞTI ELİNDE
ŞİVE DİYENLER YARGILANSIN
ESSAH MI YANİ?
HERKES ŞEHİT HERKES KAHRAMAN
ÇETECİLER BAYRAĞI AŞAĞILADILAR
FOTOĞRAF TERÖRDEN GÜÇLÜ OLMASA...
ÖNGÖRÜLERİN BEREKETLİ TARLASI KURUDU
PKK İLE SAVAŞ KAZANILDI MI Kİ?
BAHAR YAĞMURLARINDA YIKANMADAN...
CEP TELEFONU HIRSIZI ÇOCUKLAR KOĞUŞUNDA
TANRI AŞKINA! BU SİZİN DE ÜLKENİZ!
ERDOĞAN'A ÇOK KONUŞMA CEZASI VERİLMELİ
KANADALILAŞAN TÜRKÜN VİCDAN AZABINA ÖVGÜ
KENDİNİ ÇOĞALTARAK YAŞAMAK YA DA CENAZELER
OSMANLI SEVDASINDA DANSÖZÜN YERİ
EKRANDA SEVİŞEN TÜRK KIZINI TÜRKLER DESTEKLERSE!
KÖTÜLÜKLERİ GÖRMEZDEN GELEREK YOKETME
TANRI BU ÜLKEYİ TESADÜFLERDEN KORUMASIN
KENDİ KENTİNDE KAYBOLMAK
SANIRSINIZ TARİH BİR OYUNCAK
İNSANA YATIRIM YAPMANIN ALBENİSİ
ÇINARLAR AYAKTA ÖLÜR GAZETELER DE
DEREYATAĞINA EV YAPARSANIZ YIKILIR
HEYECAN DA RUTİNLEŞİR
SEN HASTALIKLI KORUK GİBİSİN
DENİZDEKİ HAYALİ KIRMIZI ÇİZGİ
KAVUN KARPUZ MİSALİ SİYASET
ÖZKÖK: ÜNİFORMANIN ALTINDAKİ KİŞİLİK
NECDET TEKİN: PIRASA PROFESÖRÜ OLUR MU?
HÜSAMETTİN ÖZKAN: İKİLİ TEMASLAR UZMANI
AHMET VEFİK ALP: UÇUK PROJELER BAŞDANIŞMANI
DIŞ GÖREVDEN DÖNEN VEKİL
KOYUNLAR OTORİTEYE ÇAKTIRMADAN KARŞI ÇIKAR
TAHTERAVALLİDEN İNMENİN ZAMANI GELDİ
NABZA GÖRE ŞARKILAR
AKIP GİTMEKTEDİR SESSİZ HAYATLAR
GURKALAR EMRİNİZDE SAM AMCA
TARİHTEN İBRET ALMASI GEREKENLER
1 - 2
> >>>


© Tüm Hakları Saklıdır. 2017   |   fbildirici@hurriyet.com.tr